şükela:  tümü | bugün
  • 31 mayıs 2013 tarihinde de facto olarak ilan edilmiş faşizmdir.
  • hala, bunun olmadığını iddia edecek kadar körseniz, şunu izlemenizi öneririm.
    https://www.youtube.com/watch?v=_ne2n4dj-44
  • her geçen gün türkiye'nin hücrelerine daha fazla nüfuz eden zehir.

    örnek
  • beni sık sık belirtme ihtiyacı hissettiğim bazı şeyleri tekrarlamaya itmiştir. arkadaşlar, ota boka faşizm demeyiniz, öyle herkese faşist diye sallamayınız, bu faşizmi normalize etmek, anlamını kaybetmesine sebep olmak demektir. faşizmi adlandırmanın bazı kriterleri vardır siyaset biliminde. faşizm olağanüstü bir şeydir, sıklıkla kapitalist sistemin kötüye gittiği, problemlerin derinleştiği, olağanüstü durumların sonucunda olağan üstü ortaya çıkar. almanya, italya yahut ispanya, faşizmi tanımlayabilmek açısından önemli örnekler. faşizm mevcut radikal olmayan gruplardan medet umulmadığı dönemlerde toplumsal bir radikalizmin de etkisiyle ortaya çıkar. krizler içinde olan yunanistan'daki altın şafak hareketinin son günlerde hızla güç kazanması, yahut ukrayna'daki hemen hemen aynı özellikleri taşıyan faşist hareketler güzel örnekler olabilir. faşizm sıklıkla küçük burjuvadan beslenerek, sonra da büyük burjuvayla ilişkilere girerek ilerler. mesela almanya'da, fakirliğin diz boyul olduğu, enflasyonun ezip geçtiği, insanların un süt yumurta almak için el arabalarıyla kağıt paralar taşıdıkları bu zamanlarda, sosyalistlerin, komünistlerin, spd'nin falan toplam oyu 13. milyon, nasyonal sosyalistlerin 11. milyon gibi bir şeydi. toplumsal radikalizmi anlamanız açısından söylüyorum. faşistlerin burjuvayla da bariz bir organik bağı olur, hitler döneminde satışları oldukça artan siemens, bosch falan filan şirketler örnek olabilir. şimdi bunlara sorsanız 'ah vah, ne kötü dönemlerdi, insanlık ayıbı' derler ama yine böyle bir durum olsa gayet de işlerine gelir. ayrıca bizim dillendire dillendire bitiremediğimiz bir sürü yollar, binalar, köprüler de hitler döneminden kalmaktadır, asfalt onun zamanında dökülen asfalttır, kapitalist gelişim de gerçekleşmektedir, burada anlamamız gereken şey bunların; özgürlük, eşitlik, hak, insanlık adına hiç bir şey ifade etmediğidir. faşizm asla mağdur edebiyatı yapmaz ayrıca, bir akp'ye bakın, bir de mhp'ye, siz bir kere bile bahçeli'nin mağdur edebiyatı yaptığını duydunuz mu? ama akp yapar. ayrıca, evde duran yüzde elli muhabbetlerine bakmayın, böyle bir kitle yoktur. ne merkez sağın, ne milli görüş çizgisinin, ne muhafazakarların sokağa çıkmak, yakmak, yıkmak, kesmek öldürmek gibi adetleri yoktur, hatta solcuları bile bu yüzden eleştirirler. bir de mhp'ye bakın, hele yetmişlerde falan ülkücülere adam dövmenin, satır bıçak silah kullanılmanın öğretildiği kamplar kuruldu, solun önüne geçmek için her şeyi yaptılar, devlet polisleri bile sıklıkla bu adamlardan seçerdi. bu halk menderes'i tayyip'ten iki kat daha fazla severdi mesela, idam edildi, n'oldu? hiç bir şey, kimse sokağa falan çıkmadı. faşizm ilk başlarda küçük burjuvazinin, esnafın desteğini alır, bu büyük kriz dönemlerinde kepenk kapatanların, kimi zaman antikapitalist, antiemperyalist söylemler de kullanır. oysaki akp en başından beri gerek amerika, gerek kapitalistlerle gayet iyi ilişkiler içerisindedir. hatta en çok tüsiad'a yaramış bildiğim kadarıyla bu dönem, bir dolu ihale almışlar. faşizmin laik, muhafazakar yahut ırkçı bir karakteri olabilir. mussolini katolik mezhebini ve geleneklerini öne çıkarmıştı, franco bugün özerk olan bask ve navarre bölgesinde adamlara kendi dillerini konuşturtmayarak, tonlarca insanı, solcuyu öldürerek büyük bir baskı yapmıştı, diğer yandan almanya'daki faşizmin dine dayanan hiçbir söylemi yoktu. neyse, bunlar uzun konular, demem o ki, her baskıcı rejime, diktatörlüğe kaçan tutuma faşist diyemezsiniz. bu yüzden akp faşist değildir.
  • faşizm en temel anlatımla "otoriter devlet tabanı" üzerine kurulmuş radikal "milliyetçi" yönetim biçimi olarak tanımlanır. teknik olarak çok yaşlı bir sistem olmamakla birlikte (kökeni mussolini italya'sı olarak kabul edilir), aslında isminin konduğu partiye/zamana takılmazsak neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir.

    hitler'in nasyonel sosyalizmi (sosyalizmden bahsetmesine rağmen) faşist yönetimlerin en somut örneklerinden biridir. o yüzden sözlük tanımı ne olursa olsun "faşizm" mutlaka milliyetçiliğe entegre edilemez. faşizm bir dünya görüşüdür ve türkiye cumhuriyeti özellikle akp iktidarı boyunca faşist bir devlet olmuştur.
  • bir kez daha 24 haziran seçimlerinde ve öncesinde ortaya çıkan faşizmdir.

    ellerinde yasama gücü, kolluk kuvveti gücü, basın gücü, interneti kısıtlama erişime engellme gücü bulunan akp'nin seçim öncesindeki zorbalıklarını defalarca gördük.
    muhalefet adaylarının;
    miting alanına giden yolların belediye kamyonlarıyla kapatılması,
    miting sırasında elektriğinin kesilmesi,
    miting alanı tahsis edilirken zorluk çıkarılması,
    daha küçük meydanlara mecbur bırakılması,
    medyada eşit şartlarda yer almamaları,
    taraflı ve yalan cümlelerle haber yapılması,
    kullanılan dilin hep muhalefeti yeren, yalancı çıkaran tavırları olması,
    sahte broşürler ile halkın kandırılmaya çalışması,
    sahte veya gerçek ses kayıtlarının seçim öncesi servis edilmesi,
    akp mitinglerinde, bizzat rte tarafından defalarca yalan söylenmesi, muhalefete iftira atılması gibi olayları gördük, yaşadık.

    bugün oy kullanma esnasında da yurdun bir çok bölümünden zorbalık habeleri ve görüntüleri geliyor, müşahitler dövülüyor, sandık başkanları tehtit ediliyor, toplu/sıralı oy kullandırılıyor, araçlarda oy pusulaları yakalanıyor, otobüslerden çuval çuval oylar çıkıyor, yine plakasız araçlarda bir takım insanlar taşınıyor, mühürsüz pusulalar ortalıkta dolanıyor, ne idüğü belirsiz bir millet vekili ve yakınları okul okul gezip zorbalık yapıyor, partisine gönül vermenin ötesi geçmiş artık partizanlık/holiganlık yapan tipler, kendilerine "bu sandıktan sadece akpye oy çıkar" vazifesi edinip hukuksuzluğu, adaletsizliği, şerefsizliği yapıyorlar.

    sözde müslüman olan bu güruh, haram yer, başkasının hakkına girer, günahın bin türlüsünü işler duruma gelmiştir.

    cumhurbaşkanına hakaret elbetteki hatadır ve cezası olmalıdır ama ağızdan çıkan küfür/hakaret ne kimsenin canını yakar, ne de hayatını olumsuz etkiler. faşizmleri gereği izmir'de 6 kişi direk hapse atılmıştır. küfürün, hakaretin cezası elbet olmalıdır lakin bu hapis değildir.

    elini vicdanına koyan herkes, son 1 aydır yaşananları şöyle akıl süzgecinden geçirdiğinde, sosyal medyada ve havuz medyasında dolaşan haberleri gördüğünde, akp faşizminin vardığı noktayı görebilir. her türlü alavere dalavereyi yapan, iftira atan, yalan söyleyen, pişkin pişkin bunları kabul etmeyen ve yaptıkları yanına kar kalan tek bir grup vardır, o da akp'dir, akp'lilerdir, akp faşizmidir.