şükela:  tümü | bugün
  • pisbihis adli kullanicidan caldim

    https://twitter.com/…ihis/status/476081874104627204

    reklamlarini bile gercege donusturmeyi bilen hukumet...
  • birinci akp hükümetini (no. 58 oluyormuş), hani abdullah gül'ün başbakan ve ahmet necdet sezer'in cumbaba olduğu hükümeti bir kenara koyarsak (ki o da bir nebze) cepheli, mutabakatlı, milletvekili transferli, nihat erim hükümeti falan da dahil, tüm hükümetler arasında, daha kötüsü yoktur.

    akp hükümetleri ülkenin utancıdır demek isterdim ama değildir, çünkü ülkenin genel vaziyeti neyse hükümeti de o eksende olur. bir bütün halinde daha iyisini hak etmiyoruz. görgüsüzlüğün, çiğliğin, sığlığın, şiddetin, saldırganlığın, yalanın, sahtekârlığın, cehaletin, baskının, bencilliğin, fırsatçılığın ve geri kalan bilumum melanetin paçalardan aktığı bir toplum burası. kırk yılda nüfus neredeyse ikiye katlanmış, son elli yılda önce köy ve ilçelerden, doğudan batıya il ve ilçelere, son 20-25 yılda da illerin gecekondu semtlerinden ve ilçelerden, il ve ilçe merkezlerine nüfus hareketi var. sonucu bu oldu. şehirde köy adetleriyle yaşanmaz. şehir adetleri de benimsenmez. ikisinin ortası da zamanla bulunur anca. güçsüz bir devlet yapısının olduğu yerde iş "su kar yolunu bulur"a havale edilince akp gelir gele gele kim gelecek. bazı bazı gözlemlenen bu pişkinlik, bu mal mülk arsızlığı, bu "işim olsun yeter" kafası, saymakla bitmeyen çürümüşlük alametleri durulup oturamamış, oturup hazmedememiş, hazmedip işleyememiş, dünya görüşü bile olmayan genç yığınların yaşadığı, kaotik bir toplumun genel karakteristiği. hak ediyorduk, oldu.

    ileride akp hükümetleri siyasi tarihe, ülkenin kendine gelmesi gerektiğini anlamasını sağlayan musibet olarak da geçebilir, ülkenin yok olmasını başlatan süreci (gerileme devri) tetikleyen güç olarak da. hiç mi iyi bir şey yapmadı bunlar? güven duygusu yok edildikten sonra, ne yaptığının hiç önemi yok. bu hükümetler güven duygusunu yok etti. önceki hükümetleri de kimse sevmezdi, çok daha şiddetli muhalefet edilirdi (hakikaten edilebilirdi) ancak alttan alta herzaman işlerin daha iyi olacağına dair bir güven duygusu olurdu. özal döneminde bile, çiller döneminde bile bunlardan kurtulursak daha iyi günlerimizin olacağına dair güven duygusu sarsılmamıştı. şimdi o gitti. parayla pulla, duble yolla, köprüyle tamir edemezsin.
  • özellikle de 12 eylül 2010 anayasa değişikliği referandumundan sonra malumunuz memleket sirke döndü. gizli diktatörlükten ayan beyan işletilen diktatörlüğe geçtik. islami sosa bulanmış muhafazakâr, vahşi kapitalist dönemde emekleyen liberal görünümlü ama dış kapının mandalının bile bir diktatör tarafından belirlendiği merkeziyetçi, yani ne idüğü belirsiz bok gibi bir ekonomi politikası var.

    hak ve özgürlükler desen dediğinle kalıyorsun. tek özgürlük sabahtan akşama kadar proraganda yapma özgürlüğü, ama iktidarı destekliyorsa. yerli tv kanallarına bakıyorum. irili ufaklı onlarca kanal. büyük çoğunluğu sabahtan akşama islami lakırdılarla, kalan zamanda da iktidar övgüsü ve uydurulmuş muhalefet sövgüsüyle dolu. bu hoşuma giden bir şey aslında. kafaları basmadığı için kuru propagandanın ve kara propagandanın orta ve uzun vadede kafa ütüleyen anlamsız laf salatası olacağını göremiyorlar. aynı lafları geviş getirir gibi getirdikleri için sözlerin içi boşalıyor, anlam yitiyor ve konuştukları şeyler dinlenmez ve haliyle anlaşılmaz hale geliyor. zaten kapasiteleri sınırlı, onu da boş konuşmalarla dolduruyorlar iyi oluyor. bu kanallarda birkaç dakikadan uzun süre kalan kişi zaten umutsuz derecede fanatik eğilimleri olan uç kesimde yer alanlardır.

    neyse lafı dolandırdım ama geleceğim yer şurası. akp hükümeti, tüm sıfırlama uzmanları, kasa koleksiyonerleri ve saat meraklıları dahil, özellikle de 2010 sonrasında hızla kadrolaşıp yeni bir orta sınıf yaratmak için bir taraflarını yırttılar ama sadece ihale ve avantayla semiren ahlaksız muhafazakârlar sınıfı yaratabildiler. yaratıcılık isteyen, yenilikçilik isteyen, hızlı tepki isteyen, üretkenlik isteyen, verim isteyen yerlerde hâlâ laik cumhuriyet etkisiyle yetişmiş insanlar var, olmaya da devam edecek gibi duruyor çünkü dini eğitim doğası gereği kabullenip boyun eğmeyi, başkasının yorumunu itirazsız kabullenmeyi ve sorgulamamayı belletir. uzun vadede, petrol vs gibi geliri olmadan, üreterek ayakta kalmak zorunda olan bir ülkede bu tür insanların yaşama şansı yok. ancak toplumun neredeyse tamamını bunlardan oluşturarak, yani ucuz ve niteliksiz insan yığınlarından oluşan bir ülke oluşturarak ayakta kalabilirsiniz. türkiye böyle bir ülke olamaz. coğrafyası müsait değil, insan yapısındaki çeşitlilik el vermez. denersiniz beceremezsiniz ülkeyi mahvedersiniz, iç savaş mı çıkar ne olursa olur, elinize yüzünüze bulaştırırsınız falan. yapıp yapabilecekleri en fazla budur. ama bu kadar kolay olmaz bu iş. çok uyduruk bir ülke olmaya doğru gidiyoruz ama yine de bölgede iç savaş çıkmasına izin verilecek son ülke türkiye olur herhalde.

    özetle akp hükümeti amacına ulaşamadan dağılmış olacak sanırım. yani ülkenin belkemiğini oluşturan, üretim araçlarını elinde tutan, kârlılığı yüksek şirketlerin sahibi olan islami liberal bir üst orta sınıf yaratıp bunlarla topluma yön veremeyecek. çünkü bu insanların aldıkları dandik kültürel formasyonla olmak istedikleri yerin gerektiği açık fikirlilik ve değişime ayak uydurma becerisi aynı yerde barınmaz. bugün insanları iş ve aş korkusuyla bastırıyorlar ama şartlar iyi ya da kötü değiştiği an tüm dengeler de değişecek. kafası basan insanlar da tarihsel olarak beğenmedikleri laik kültürel gruptan çıkacak. genetik olarak daha iyi oldukları için değil. akp'nin her yaptığı insanları aptallaştırmak üzerine olduğu ve destekçileri de bu yolun yolcusu olduğu için. belki de tek faydaları, islami muhafazakârlığın ne kadar berbat olduğunu bir daha unutmamak üzere kafası çalışan insanların kafasına kazımak olacaktır.