şükela:  tümü | bugün
  • akp kurulurken refah partisi, dyp ve anap'ın yetişmiş kadrolarıyla yola çıktı. devlet kurumlarında ise yetişmiş ve belli bir liyakat sisteminde mevkilerine yükselmiş bürokratlar vardı.

    türkiye, krizle boğuşuyordu. cem uzan'ın kaykılarıyla akp 2002'de sadece %34 oyla meclis'te 365 vekil kazanarak çoğunluğu sağlayıp tek başına iktidar olmuştu.

    akp; uzun seneler süren koalisyonların ardından tek başına iktidar olmasının verdiği güç ve kemal derviş'in hazırladığı yol haritasını kılavuz belleyip yola çıktığı hazır kadrolarla 2002-2006 arasında çok hızlı yükseldi. kriz aşıldı, ülke ileri doğru yol alıyordu.

    2007'de gül'ün adaylığı, e-muhtıra*, 367 krizi derken akp mağduriyeti keşfetti. 2007'de tüm bunların gölgesinde genel seçimlerde desteğini arttırıp %46 oy aldı. desteği arkasında hissetmeye başladı. ardından anayasa referandumunu da kazandı.

    2008'de desteği hisseden erdoğan cemaatle el ele tutuşup tasfiye sürecini başlattı. balyoz, ergenekon derken devlet kadrolarının içi boşaltılmaya başlandı. cemaat kadroları devlete yerleşti. kim ne derse desin; cemaat kadroları her ne kadar hain, kötü, öcü olsa da yine de vasıflı, eğitimli adamlardı.

    2011'de erdoğan da %49 oy aldı. buraya gelirken bir referandum daha kazandı. halkı istediği gibi idare edebiliyordu. en azından yarısını.

    2013'te gezi oldu. 17-25 aralık oldu. bunlar erdoğan'ı paranoyaklaştırdı. 2014'te cumhurbaşkanı oldu. tasfiye süreci hızlandı. eski dostlarına bile güvenmiyordu. idare edebileceği kadrolar ile ülkeyi cumhurbaşkanlığı sistemine sürükledi.

    2015'te "400 vekil istiyorum" diyordu. 400 olmadı 335 oldu; o da olumluydu. 2002'de 365 vekili; 2007'de 341 vekili varken istese yapacağı şeyleri o yeni istiyordu. korkuyordu. yaptıklarının bedeli olabileceğinin farkındaydı. ülkedi tüm yetkinin kendisinde olmasını arzuluyordu. başkası güçlenirse başına gelebilecekleri kendi de biliyordu.

    2015'te %49 oyla yeter sayıya ulaşamayınca 2016'da15 temmuz oldu. ardından ohal ve arzuladığı sınırsız yetkiye ulaştı.

    devlet kadroları tamamen boşaltıldı. her yere maşalar yerleştirildi. devletçi, cumhuriyetçi, demokrat, sağcı, solcu, cemaatçi, ocu, bucu herkes gitti. yeni moda reisçi olmak.

    aynı şey akp için de geçerli. tek vasfı erdoğan'a koşulsuz bağlılık olan maşalar bakan oldu, parti sözcüsü oldu, vekil oldu; ülkeyi idare ediyorlar. 3 dönem kuralıyla partiden uzaklaştırdığı yetkin kişiler yok. kardeşi gül yok. arınç yok. abdüllatif şener yok. ali babacan yok. sadece erdoğan'a "tapan"lar var.

    önümüzde seçim var. erdoğan, bahçeli sayesinde cumhurbaşkanlığı sistemini referanduma götürdü ve referandumda da "atı alan üsküdar'ı geçti". geldiğimiz noktadaysa ekonomi patladı; dış borç patladı; sınır güvenliği patladı, eğitim patladı, sağlık patladı. yıllardır erdoğan'ın kurduğu ve yaptığı için gurur duyduğu tüm sistem p a t l a d ı. muhalif kesmin sabrı kalmadı. ülke 50/50 olarak tamamen kutuplaştı, kimsenin ötekine tahammülü kalmadı.

    yukarıda verdiğim tarihlere göre en önemli ve en basit ekonomik gösterge usd kurları; (yıl boyu ortalama kur değeri)

    2002: 1.506.431,76 tl

    2007: 1,3015 tl

    2008: 1,2930 tl

    2011: 1,6708 tl

    2013: 1,9020 tl

    2015: 2,7209 tl

    2016: 3,0223 tl

    2018: 3,9043 tl

    bugün: 4,3347

    aslında anlatmaya gerek yok, görüyorsunuz.

    tanım: akp kadrolarının "reisçi" olmasıyla ülkenin serbest düşüşe geçmesi.
  • (bkz: parti devlet)