şükela:  tümü | bugün
  • https://www.youtube.com/watch?v=6ghnrdmrg_i

    evet ekonomisti selim kötil'den çarpıcı bir ekonomi değerlendirmesi. kendi hayatımdan da lale devrinin kesitlerini ve etkisini isterseniz okuyabilirsiniz.

    istanbul'da yaşarken şöyle bir etrafıma bakıyorum, koca koca gökdelenler, her yer şantiye, ülke sanki şahlanmış, yollarda fütursuzca duvarlara çiçekler ekiliyor, hem de toprağı örttükleri beton duvarlara, laleler çiçekler parklarda taşıyor, her yer beton mikserleri, inşaat araçları, boş yer kalmıyor ama bir yandan dolar fırlamış 4.5 lira oldu olacak, bu inşaatlarda mesela bir bakıyorsun ağaoğlu gibi koca inşaat firmalarında hiç görmediğimiz oranda indirimler başlamış hem de %20.

    ama bir bakıyorum 21 senedir çalıştığı iş yerinden bir anda çıkartılmış bir arkadaşım, hem de bu ay en iyi ciroyu yaptırmışken, bir başka 20 yıldan fazla çalışan eski müdürüm 1.5 senedir iş arıyor, kariyerde başvuruları yüzü aşmış, bir iki hariç dönen yok, bu adam koca koca üniversitelerde bilgi işlem müdürülüğü yapmış, bir başka arkadaşım, 2 sene işsizlik sonrası 2 bin tl'ye razı olup işe giriyor, iş garantisi yok en fazla iki sene deniyor, bu arada bir kaç ay öncesi de eşi 5 sene çalıştığı firmadan pata küte çıkarılıyor, bir de dünya tatlısı küçücük kızları var, daha büyüyecek okuyacak, yeğenim heykeltıraş dördüncü seneye girecek doğru düzgün iş bulamadı, bunalımda, beşeri ilişkileri sıfıra inmek üzere, bir ara bir dükkan açtılar dayımla o da tutmadı, dayımın emekli parası ile yaşamaya çalışıyorlar, bir tiyatrocu seslendirmeci arkadaşım bir iş buluyor bir bulamıyor, o da üç kuruşa talim yaşıyor, sanatın sanatçının halini zaten biliyoruz, bir başka arkadaşım ise iki üniversite ve şu an yüksek lisans yapıyor, kitap yazıyor ama bu ülkedekilerin anlamayacağı düzeyde işler yapmaya çalışıp, buraları çok sevip gitmek istemediğinden şimdi resmen sürünüyor, depresyon içinde yüzüyor,yaptıkları içinde muhalif çizgisini ayan beyan göstermesinin etkisi de çok büyük. yine bir başka arkadaşım müzisyenlik aşkı ile tutuşurken şimdi baya baya psikolojik hasta, malulen de emekli edildi, sebebi zaten belli hiç mutlu olamadığı, müziğini yeteneğini sunamadığı bir ülkede yaşamak, bana göre bir virtüoz sönüp gitti. daha çok örnek sayabilirim etrafımdan, bunların içinde yurt dışına gidenler de o kadar fazla ki, tanıdığım insan sayısı her geçen gün azalıyor.

    bendeniz onca yıl üniversitede okudum, yurt dışına gittim ama ülkemin hayatını seviyorum diye geri döndüm, kurumsal ve özel yerlerde çalıştım, önemli projelerde de çalışma imkanı buldum ama gün geldi hem yaş hem ekonomiden dolayı artık iş bulamaz, arayamaz hale geldim, aile ile birlikte çalışmak daha mantıklı geldi, üniversiteli bir esnaf oldum çünkü girdiğim işlerin hiçbir garantisini göremedim, zaten yukarıda bahsettim 20 seneden fazla çalışanların hali ortada, neyse yani yandaş değil aksine muhalifim, bu zaten beni baştan eksi skorla hayata başlatıyor.

    benim yapacağım işler ve hayaller için tam tersi bir ülkede yaşamak bile bütün üretkenliğini yok ediyor, artık sadece günü kurtarmaya ekmeğimi kazanmaya çalışıyorum, aile bile kurmak istemiyorum bu ülkede ve artık durumda bunu gösteriyor, böyle kafaların olduğu bir ülkede çocuğumu nasıl yetiştirebilirim korkusu yaşayıp artık baba olma hayallerime güle güle dedim.
  • kpss için dershaneye gidiyorum ve tarih dersinde işlediğimiz osmanlı'nın gerileme,yıkılış dönemleri ile günümüz türkiye'si gerçekten çok fazla benzerliğe sahip..
  • borçlanma, varlık fonu, kutuplaşma, faiz, israf.
  • akp döneminde bu batış 2x hızla oluyor yalnız.

    yoksa bu batışı sadece akp'ye mal edemeyiz. adnan menderes zamanından başlayan bir batış bu.
  • türkiye cumhuriyeti herkesin dilindeki ekonomik krizden ziyade bir çöküşe sürüklenmekte, tüketilmektedir.

    ülkenin her geçen gün fakirleştirilmekte olan sessiz halkı yeni düyun-ı umumiyelere, torunlarının çocuklarına değin mevcut hükümetin sırtına yüklediği borcu ödemeye mahkum edilmiştir.
    asıl sorun ise ülkenin kendisi dışında satacak makul bir şeyin kalmaması.

    akp hükümeti, türkiye'nin dışa bağımlılığını artırarak dış şoklara dayanıksız, zayıf ve taşeronlaştırılmış bir ekonomi yaratma projesidir.

    "1735-1826 yılları arasında yaşayan john adams: "bir ulusu fethetmenin ve köleleştirmenin iki yolu vardır. birisi silahla, diğeri borçla." demişti.

    biz, ekonomik tetikçiler, küresel imparatorluğun yaratılmasında gerçekten sorumlu olanlarız ve birçok farklı şekilde çalışırız.

    belki de en sık kullanılanı, öncelikle şirketlerimize uygun kaynakları olan ülkeleri bulur ve gözümüzü üstlerine dikeriz. ardından dünya bankası veya onun kardeşi başka bir organizasyondan o ülkeye büyük bir kredi ayarlarız, fakat para asla gerçekte o ülkeye gitmez. ülke yerine o ülkede projeler yapan kendi şirketlerimize gider. enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar... bizim şirketlere ilaveten, o ülkedeki birkaç zengin insanın kar sağlayacağı şeyler. bu krediler toplumun çoğunluğuna yaramaz. yine de o insanlar, yani bütün ülke bu borcun altına sokulur. bu borç ödeyemeyecekleri kadar büyüktür ve bu da planın bir parçasıdır; asla geri ödeyemezler. ardından, biz ekonomik tetikçiler gidip onlara şunu söyleriz:

    ´dinleyin, bize bir sürü borcunuz var. borcu ödeyemiyorsunuz; o zaman petrolünüzü petrol şirketlerimiz için oldukça ucuza satın; ülkenizde askeri üs kurmamıza izin verin veya askerlerimizi desteklemek için dünyanın bir yerine asker gönderin veya bir sonraki bm seçiminde bizimle oy verin.´

    elektrik şirketlerini özelleştiririz. sularını ve kanalizasyon sistemlerini özelleştiririz ve abd şirketleri veya diğer çok uluslu şirketlere satarız. bu mantar gibi biten bir şey ve çok tipik. ımf ve dünya bankası bu şekilde çalışır. ülkeyi borca sokarlar ve bu öyle büyük bir borçtur ki ödenemez. ardından yeniden borç teklif edersiniz ve daha fazla faiz alırlar. koşullara bağlı veya iyi yönetim talep edersiniz. aslında bu onların kendi kaynaklarını satmalarını sağlar. buna sosyal hizmetleri, teknik şirketleri, bazen eğitim sistemleri de dahildir. adli sistemlerini, sigorta sistemlerini yabancı şirketlere satarız. aslında bu, ikili-üçlü-dörtlü bir darbedir!"

    (bkz: john perkins)

    (bkz: bir ekonomik tetikçinin itirafları)

    (bkz: #76831953)
  • arkadaşlar ayıp ediyorsunuz şu an durumumuz zor olabilir fakat allah bizi sınıyor allah’ın izniyle 5 yıla soyulmadık yer kalmayacak öhöm öhöm pardon hizmet götürülmeyen yer kalmayacak dünya lideri ülke olacağız asrın lideriyle
  • sonuçta osmanlı isteyenler karşılığının akp olduğunu biliyor ha osmanlı'nın yükseliş dönemini isterler ha osmanlı'nın çöküş dönemini.. orası beni alakadar etmiyor
  • muhteşem tespit.
    yalnız ahlaksızlık, arsızlık, yüzsüzlük, yolsuzluk kategorilerinde içinde bulunduğumuz dönem rakip tanımaz.
    öylesine karanlık bir dönemin şahitleriyiz.
  • su götürmez gerçektir. atalarından öğrenmiştir...