şükela:  tümü | bugün
  • patlamalardan sonra tayyip'in dunya lideri olduguna, diger ulkelerin onu asagiya indirmeye calistigina daha cok inaniyorlar.
    yataga kafayi koyduklarinda yaptiklari secimlerden daha da mutlular.
    sorumluluk hissetmiyorlar.
    senden benden biraz daha nefret ediyorlar cunku biz yabancilara yardim ediyoruz patlama olsun diye.
    onlara gore biz patlamalara seviniyoruz bu sekilde tayyip gidecek saniyoruz.
    kilicdaroglu'ndan daha da nefret ediyorlar, patlamalarin sebebi o
    patlamalardan en az sorumlulugu olan ak parti
    patlamalarin israil ve rusya gorusmelerine denk gelmesi manidar, buyuk resmi goruyorlar
    tayyip'i daha da cok destekleyerek oyunu bozacaklar.
  • bir sonraki seçimde akp'nin oy oranı yüzde 1'e bile düşse benim bu kitleye kinim baki kalacaktır. hayatımızın en güzel günlerinin içine sıçtılar. koyunluklarından, cehaletlerinden bir an bile utanmadılar. parti başkan yardımcıları aynı partinin başkent belediye başkanının yolsuzluğundan, haksızlığından bahsederken bile utanamıyorlar. memleketi cehalet imparatorluğuna dönüştürdüler, daha da dönüştürecekler. yıllar sonra bile asla bu kitleye hiçbir faydam dokunmayacak. elimde varsa, ne ev veririm, ne iş, ne yaşam önceliği. sayelerinde asıl kindar nesil biz olduk.

    edit: mesajlar geliyor, 28 şubat'tan bahsediliyor. zaten kindar olduğumuzdan, bunun içimizde hep var olduğundan, sonradan oluşmadığından bahsediliyor. 28 şubat, evet. 28 şubat'ta ben imam-hatip lisesi'nde öğrenciydim. ta o zamanlardan etrafımda geleceğin akp seçmenlerinin cehaletle eğitildiğine bizzat tanık oldum. sizin hocalarınız ne din öğretti bana, ne kuran. ne imamlık ne hatiplik. varsa yoksa ileride kimlere nasıl koyunluk yapılacağı öğretildi. erbakan prototipinden nasıl daha gelişkin bir gerici örgütlenmeye tapılacağı kazınmaya çalışıldı beynimize. atatürk, veled-i zina; cumhuriyet, çamuriyet; şeyhler, büyük alimlerdi daha o günlerden. 180 sayfalık arapça ders kitabının sadece 18 sayfasını işleyebildik. kalanı, 2000'lerinin koyunlarının yetiştirilme çabasıydı müfredatınızda. ulaşabildiğiniz son nokta rıza sarraf ayıbı oldu. o ayıpta bile boğulamadınız. onurunuz yetişmedi.
  • şöyle bir metin var facebook'ta konuyla ilgili, çıkış kaynağını bilmiyorum ama iyi anlatıyor durumu;

    -alıntı-

    akp'li olmak güzel bir duygu olmalı.

    düşünsene komutanlar hapse giriyor seviniyorsun, aynı komutanlar beraat ediyor yine seviniyorsun.

    teröristle görüşmeler yapılıyor, halaylarla sınırda karşılanıyor seviniyorsun, aynı teröristlere operasyon yapılıyor, yine seviniyorsun.

    esat'la aile fotoğrafları çekiliyor, kucaklaşıp sarılınıyor sevinç içindesin, esat eset oluyor, terörist ilan ediliyor yine sende bir sevinç.

    cemaatin olimpiyatlarında sevinçten gözyaşlarını tutamıyorsun, aynı cemaate paralel deniyor, terörist muamelesi yapılıyor yine seviniyorsun.

    ne diyeyim, sen de haklısın sevgili kardeşim. bu kadar sevinç yaşatan bir partiyi sevmeyip ne yapacaksınız?

    -alıntı-

    not: metni facebook'ta barış avcı isimli kişinin yazdığı bilgisi geldi. ellerine beynine sağlık.
  • ulan ben katıksız arabım (cidden ha, babaannemle arada tercüman olmadan konuşamazdım, o derece yani) ; ne mutlu türküm diyorum, cumhuriyet diyorum, atatürk diyorum, özgürlük diyorum, hukuk diyorum, devrimler diyorum...

    siz türk olmakla övünüyorsunuz; halife diyorsunuz, ümmet diyorsunuz, himmet diyorsunuz, külliye diyorsunuz, arapça harfler diyorsunuz, türk değil türkiyeli diyorsunuz...

    arapça harfler kalktı diye feveran ediyorsunuz, latin harfleriyle türkçe olimpiyatı düzenleyen imamın peşinden yine siz koşuyorsunuz... derdiniz latinmiş arapmış değil hacı sizin!

    keşfedildiklerinden yüzyıllarca önce, ilk emri "oku" olan kutsal kitabında bilimsel gerçeklerin yer aldığı bir dine mensupsunuz, "hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir" diyen adamı dinsiz olduğu gerekçesiyle yerden yere vurabiliyorsunuz.

    18 mart 1915 çanakkale deniz zaferi için hutbe okutuyorsunuz, asıl 18 mart'tan sonra 10 ağustos 1915'e kadar süren arıburnu, kabatepe, conkbayırı, seddülbahir çıkarmalarını püskürten osmanlı ordusu'nun inisiyatif almış en cesur komutanı 33 yaşındaki miralay mustafa kemal için bir rahmet dilemeyi çok görüyorsunuz... telef olmuş anzak kuvvetlerinin torunları sizden daha çok seviyor lan bu adamı!

    "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" denince, "yalan! egemenlik allah'ındır" diye din bezirganlığı yapıyorsunuz, din taciri cemaat darbe yapınca "milli irade", "hakimiyet milletindir!" şeklinde masallara başlıyorsunuz...

    dünya tarihinin emperyalizme karşı yürütülmüş örnek bir savaşı sonrasında kurtarılmış bağımsız topraklarda yaşıyorsunuz, cumhuriyet düşmanı olduğunu bile bile cehaletinizden prim verip etkili hale getirdiğiniz sahtekar imamın emperyalist güçlerle birlikte iş yapmasına hayret, emperyalizme lanet ediyorsunuz...

    bu işte bir terslik yok mu arkadaş? bilen varsa anlatsın bir zahmet.

    debe editi: çocuklar istismarcıyla evlendirilecek kararı yürürlüğe girmesin!
  • bir kitle düşünün ki tecavüzün suç olduğunu anlatmaya çalışıyorsunuz...
  • milyonlarca insanın öldüğü, yüz binlerce insanın diri diri yakılarak, boğularak ya da işkenceyle öldürüldüğü ikinci dünya savaşından sonra dahi alman halkı hitler'den ve onun uyduruk, kıçı kırık, mesnetsiz nasyonal sosyalizminden aslında vazgeçmedi. bütün o işkencelerden, insanlık suçlarından, yapılanlardan çoğunluk pişman olmadı. sadece daha güçlü bir ittifaka karşı savaşı kaybetmişlerdi. artık değişmeye elleri mahkumdu, o oldu 1945'te.

    son dönemde ülkece yaşadıklarımıza verilen tepkilere de bir bakın. hala nasıl da memnun insanlar. doların durumuna, çocuk istismarı ve tecavüz önergelerine, muhalif tutuklamalara, basın operasyonlarına, khk'lere, katledilen hayvanlara, adaletsizliğe, hırsızlığa, krize, ranta, yapılan her şeye rağmen insanlar memnun. bu destek, almanların vaktiyle hitler'e ve nasyonal sosyalizme verdiği desteğin orta doğu bağnazlığına ve siyasal islama bulanmış halidir.

    15 temmuz'da iktidarda akp değil de chp ya da bir koalisyon olsaydı mesela, "milli irade" tankların üstüne mi çıkardı, yoksa arkasından mı yürürdü?

    türkiye freni patlamış, direksiyonu olmayan bir otobüs gibi yokuş aşağı sürükleniyor. durmak için çarpmak zorunda, ve gittikçe hızlanıyor. otobüsün arkasındakilerin çoğu da bu "ileri ve yeni" halden memnun. akp diktatörlüğünün gücü freni kopmuş otobüsteki bu memnun çoğunluktur.
  • al kardeş istikrar. gözüne sokarsın.

    gg editi.
  • ülkenin içinde bulunduğu durumun 1 numaraları sorumluları.
  • altı tip akp seçmeni vardır.

    1. çakallar. bu kesim kendi cebine bakar. para nerdeyse, daha doğrusu paranın kontrolü nerdeyse oraya kayarlar. mevcut düzenin değişmesinden, para kaynaklarının, bir süreliğine de olsa, kesilmesinden yana değillerdir.

    2. şeriatçılar. bu kesim akp'nin köklerinin neye dayandığını, amacını bilir. yeri geldiğinde münferit olayların piyonu olurlar. nihai hedefleri dört kadınla beraber özgürce yaşayabilmektir.

    3. cahiller. en kalabalık kesimdir. fikirleri basittir. hayatları ucuzdur*. kolay manipule edilebilirler. sürü psikolojisiyle hareket ederler. genelde maddi durumları ve toplumdaki yerleri iyi değildir.

    4. dinciler. parasal olarak nispeten güçlüdürler, toplumun üst katmanlarında yer alırlar. cahil kesimi kandıran, şeriatçı kesimi kullanan bunlardır. nihai hedefleri, çakallar gibi, para, para, paradır.

    5. iyimserler. ülkenin kalkınması, ileriye gitmesi için en iyi alternatifin akp olduğuna inanırlar. sayıları her geçen gün tükenmektedir.

    6. bir de bütün bu kesimlerin dışında kalan akp seçmeni vardır ki, kime sorsanız bu adı konulmamış altıncı kesimdendir.
  • sakince yazmaya çalışacağım.
    ben 2002 yılında 10 yaşında bir çocuktum. bu yüzden 12 yıl öncesini sadece rakamlarla karşılaştırabilirim sizlere. ama rica ediyorum, o zamanlarda aklı kemale ermiş yazarlar hayatlarındaki değişimleri bir de bize farklı bakış açısı ile yazsın.
    elektrik mühendisliği öğrencisiyim ben. hayatımın hiçbir döneminde borsa ya da ekonomi ile ilgilenmedim. sıradan vatandaşım yani. devam edelim.

    2002 yılında enflasyon verilerine bakalım öncelikle:
    tüfe : tüketici fiyat endeksinin kısaltılmış hali.
    nasıl hesaplanır ?
    halkın genel olarak kullandığı ürünler üzerinden yapılan hesaptır.
    elmanın, ekmeğin, domatesin... fiyatları alınır. o yıl kaç para ediyosa hesaplanır. 90 çıksın misal.
    bir de ertesi dönem hesaplanır aynı malzemeler. o dönem de 100 çıktı mesela.
    diyolar ki bu yıl tüfe: 0,9 çıktı.
    dikkat ettiyseniz sendikalar, hükümet ile görüşmeye gittiklerinde bu verileri masaya koyuyorlar.
    şimdi diyeceksiniz ki bu sepette neler var ?

    ekmek yok
    peynir yok
    salça yok
    margarin yok
    o yok bu yok ne var lan it! diyenleri duyar gibiyim.

    o çok sevdiğiniz hükumet sizin bunları kullandığını düşünüyor:
    hortum, yaş pasta, antep fıstığı, leblebi, madlen çikolata, ruj, oje,fanila, iç çamaşırı, cam,musluk, kilit, tül perde, soba borusu, böcek ilacı, çalı süpürge, gündelikçi kadın ücreti, enjektör, yara bandı, gözlük camı, patinaj zinciri, oto pastası, pinpon topu, lego, flüt, spor toto, milli piyango, hamam ücreti, ahtapot (kalamar), karides, balık yumurtası
    (havyar), mermer, kireçtaşı,zımpara, yem, ciklet, ispirto, çuval, sütyen, külot, kereste, cd-kaset,kimyasal maddeler, gübre, barut, dinamit, lastik eldiven, cam yünü, tuğla, alçı, teneke kutu, fişek,oto jantı, korna, elektrik sayacı, tencere, çöp sepeti, ampul, pil, tornavida, kum, dikenli tel, dikiş makinesi, matkap ucu, kadın bağı, kiremit, yapıştırıcılar, mürekkep, kolonya, serum,demir, bakır var.

    ne demek istiyorum ?
    tabi ki listedeki ürünlerin kullanım oranları eşit değil. ama peynirin, ekmeğin fiyatı yapılan zamlar da gerçekle hiç eşit değil. bu yüzden, bu şekilde hesaplanmış enflasyon verilerine bakmak açıkçası bana biraz mantıksız geliyor.

    2002 yılının temmuz ayında çeyrek altının fiyatı 28,50 tl.
    2002 yılınını temmuz ayına ait asgari ücret rakamı ise 184,251 tl
    yani bir asgari ücretli maaşıyla 6,46 tane çeyrek altın alabiliyor.

    yarın seçim var. gelin 1 gün öncesinden bahsedelim. yani, bugün!
    çeyrek altının fiyatı 157 tl.
    net asgari ücret 891 tl tl
    yani bir asgari ücretli maaşıyla 5,67 tane çeyrek altın alabiliyor.

    %12, 23 zarardasın güzel kardeşim.
    zenginleştiğin falan yok kardeşim, fakirleşiyorsun.
    her şeyi %12 daha az alıyorsun.
    peyniri %12 daha az alıyorsun
    zeytini %12 daha az alıyorsun.
    çayı %12 daha az alıyorsun.
    şekeri %12 daha az alıyorsun
    yumurtayı %12 daha az alıyorsun
    çiçek yağını %12 daha az alıyorsun
    zeytin yağını %12 daha az alıyorsun
    makarnayı %12 daha az alıyorsun
    helvayı %12 daha az alıyorsun
    balı %12 daha az alıyorsun
    reçeli %12 daha az alıyorsun
    kahveyi %12 daha az alıyorsun
    ekmeği %12 daha az alıyorsun
    margarini %12 daha az alıyorsun
    salçayı %12 daha az alıyorsun
    sucuğu %12 daha az alıyorsun
    eti %12 daha az alıyorsun
    sütü %12 daha az alıyorsun
    pirinci %12 daha az alıyorsun
    mercimeği %12 daha az alıyorsun
    nohutu %12 daha az alıyorsun
    kuru fasulyeyi %12 daha az alıyorsun
    unu %12 daha az alıyorsun
    bebe bisküvisini %12 daha az alıyorsun
    meyve suyunu %12 daha az alıyorsun
    sigarayı %12 daha az alıyorsun
    deterjanı %12 daha az alıyorsun
    çocuk bezini %12 daha az alıyorsun
    piknik tüpünü %12 daha az alıyorsun
    doğal gazı %12 daha az kullanıyorsun
    elektriği %12 daha az kullanıyorsun
    suyu %12 daha az kullanıyorsun
    telefonu %12 daha az kullanıyorsun
    sebzeyi %12 daha az alıyorsun
    meyveyi %12 daha az alıyorsun.

    edit: 92'li doğumlu olmama takılmış millet. pezevenk herif, sen 22 yaşındayken dünya sikime diyip ricky martin dinlemiş olabilirsin. bu durum benim de senin gibi olmamı gerektirmez. bir gerçeği bilmek için illa ona şahit olmak da gerekmez.verecek düzgünce cevabın varsa yaz da adam gibi okuyup bilgilenelim öbür türlü tatava yapma. gelelim o gerizekalı argümanı olan enflasyon sepetine. aranızda bir tek ben ekmek, peynir, zeytin yiyorum sanırım. aranızda bir tek ben elektrik, doğal gaz kullanıyorum. yıllardır bu şekilde hesaplanıyor olması bunun doğruluğunu ispatlamaz sadece bu yöntemin uzun süredir kullanıldığını gösterir bizlere. kaldı ki ben yazı da belirttim dedim ki;
    tabi ki listedeki ürünlerin kullanım oranları eşit değil. bu yüzden, bu şekilde hesaplanmış enflasyon verilerine bakmak açıkçası bana biraz mantıksız geliyor. bu enflasyon için açıklamam.

    gelelim altın olayına: kimse ağlayıp zırlamasın. bu zamana kadar borsayla ilgilenmedik dediysek ot geldik saman gittik demedik. altının fiyatını belirleyen şeyin enflasyon olduğunu hepimiz gayet biliyoruz.
    (altın fiyatındaki değişimin uzun vadede enflasyonla paralel olduğunu söylemeye çalışıyorum)
    altın, uzun vadeli yatırımda paranızı enflasyona karşı koruyan bir şey. bir nevi alım gücünüzü sabitler. bu yüzden altın kıyası gerçeği yansıtmakta. bunu götümden falan da uydurmuyorum. ekonomi bilgisine güvendiğim insanlar da bunu destekler nitelikte şeyler söylüyor.

    edit2: ot beyinli herif anlamıyorsun beni. diyorum ki uzun vadede altın fiyatının enflasyonla paralel olarak artış gösterdiğini söylemeye çalışıyorum. gerekirse 2 kere, 3 kere oku bu cümleyi. ayrıca o a ülkesininden ucuza alıp b ülkesine satma sahtekarlığı babadan oğula nesil galiba. reza sarrafın yaptığı da tam olarak bu zaten. ülkenin kanını emmeye gelince hepinizin aklı bir çalışıyo. bak nasıl da buldun yolunu.