şükela:  tümü | bugün
2834 entry daha
  • (bkz: fremdschaemen)
  • sen 80 yaşında fatma nine; hayatı boyunca onlarca hükümet görmüş ama hayatı bir milim değişmemiş nine. sırf elinde kuranla miting yapan, başı secdeye varan bir reisi cumhur var diye dünyanın en huzurlu uykusunu uyuyan fatma nine...

    sen atilla, seni küçük liboş. karısını tesettüre sokan ama evladını yurt dışında okutan; partidaşları ile bir arada bulunmaktan, rol yapmaktan azap duyan ama bir ihale daha alabilmek için götünü bile siktirecek kadar alçalabilecek atilla...

    sen 120 hanelik köyün muhtarı mehmet dayı; seçimde o köy sandığından başka partiye oy çıkar mı acaba diye tir tir titreyen mehmet dayı. şayet çıkarsa parti ilçe teşkilatının bırak tarım teşvikini, allahın suyunu bile vermeyeceğini bilen mehmet dayı. kahvede gammazcı hikmet gittikten sonra utana sıkıla partiyi yerden yere vuran mehmet dayı...

    sen rümeysa, yılan dilli gıybetçi rümeysa. oraya buraya yamanarak onu bunu yalayarak kaptığı kasaba memuriyeti, yaptığı küçük servet elinden kaçacak diye ödü kopan rümeysa...

    sen selim; insanlara hemen güvenen, güvendiği insan ne söylerse kanun gibi kabul eden güzel yürekli selim. arkadaşları kime oy verirse ona oy veren raf destek elemanı selim...

    sen rasim amca. namazını kaçırmayan, hep abdestli gezen, cebindeki üç kuruşla fakir sevindirmeye uğraşan, iftiradan gıybetten ödü kopan rasim amca. alevi elinden yemek yemeyen, kapı komşunun aşuresini geri çeviren rasim amca...

    sen hakan, hayatı boyunca kendisini babasına kabul ettirememiş, 7 ile 9’u kafasından çarpamayan, mahallede sürekli dayak yiyen ama şimdi belinde koca bir silahla gerine gerine gezen hakan. hep hayalini kurduğun o özgür ve özgüven dolu hayata sahip her gence nefret kusarak bakan hakan. “bunu alın” komutunu duyduğunda kol kıran, barışçıl protestocu kızları ekip arabasına bindirirken taciz eden hakan...

    sen gülsüm teyze. “evladım işinden olmasın sonra o kredileri nasıl öder” diye kara kara düşünen, hiç ihtiyacı olmamasına rağmen parti torpiliyle aldığı yeşil kartı gururla taşıyan, mahallede herkesin sevdiği, herkesin yardımına koşan gülsüm teyze...

    sen recep. sadece galip geldiği cenklerle osmanlıyı tanıyan, gençlik kollarının zehirleri sayesinde cumhuriyet ve batı nefreti ile coşan büyük otuzbirci recep...

    ve sen, asıl sen hakkı. işçi, usta başı, kurye, şoför hakkı. bir kaza ani hastalık falan olmazsa ortalama 60-70 yıllığına dünyaya geliyoruz be hakkı. ölünce ne olacağını bilen yok be oğlum. sen bu kısıtlı sürede farklı şehirler ülkeler görmek, okumak, ruhunu okşayacak bir uğraş edinmek, hadi hepsinden geçtim ağaç/deniz/insan sevmek yerine devlet denilen vatan denilen hayale tapıyorsun. kuru ekmek kemirerek haritada sınır denen hükümsüz saçmalığa bakıp avunuyorsun. neden? çünkü hınç dolusun, kızgınsın. neden kızgınsın? çünkü bütün vaktin it gibi soluksuz çalışmaya gidiyor hakkı. barınma ve beslenme gibi en temel insani gereksinimlerini sağlamak için bile günde 10 saat haftada 6 gün çalışıyorsun. o da yetmiyor bir de üstüne bankaya borçlanıyorsun. güçsüzsün hakkı; o kadar çalışmanın üzerine eve gidip karını tatmin edemiyorsun. karın başka adamların hayalleriyle giriyor yatağa. sen kahvede sigara yiyip çay işerken “oğlan” ya da “travesti” üzerine güzellemeler yapıyorsun. o kadar ezilmiş ve iktidarsız bırakılmışsın ki rövanşı ancak başka bir hemcinsini alt ederek alabileceğini düşünüyorsun. tam da bu yüzden, ülkedeki bir türlü anlayamadığın, anlayamadığın için korktuğun aydınlık yüzleri vatan hainliği ile suçluyorsun. tampon tampona yapılan küçük bir kazada, arabadan sakince çıkan tarafa karısının kızının önünde odunla dalıyorsun. ülkendeki yabancıyı taciz ediyorsun. din diyorsun değer diyorsun ama ayağındaki bu iki pranganın biraz gevşemesi için şeyh taşağı öpmeye razısın. çünkü o zaman küçük bir zümrenin koruması altında ve kapalı kapılar ardında iktidarsızlığından kurtulabiliyorsun.

    ama ben sizi seviyorum be hakkı, atilla, rumeysa, selim, gülsüm teyze, fatma nine, mehmet dayı, hakan, recep. yemin olsun seviyorum.

    20 küsur yıllık siyasal iktidarın körüklediği çıkarcılık, kötülük, sevgisizlik bazılarınızın hayatının her zerresine sinmiş olmasına rağmen sizi seviyorum. her gün ama her gün muhtelif gazete televizyon kanalında kutsanan, takdir edilen, cehaletinize rağmen sizi seviyorum. hepinizi seviyorum. yalanım varsa gebereyim ki seviyorum. çünkü siz kapı komşum, akşamları sikik hayatımı biraz uyuşturan rakıyı aldığım bakkal, bir boka benzemeyen yarak gibi domatesi yetiştiren çiftçi, her toplantı fırça yediğim müdür, sorumluluğu olmamasına rağmen gülümseyerek yardım eden memur, kahkahalarla şakalaştığım iş arkadaşımsınız. çünkü başka çarem yok. o tapındığınız sınırlar ve bu güzel ülkenin bir yere gelebilmesi için size ihtiyacım var. tıpkı sizin de bana ihtiyacınız olduğu gibi.

    gözlerinizden öpüyorum.
14 entry daha