şükela:  tümü | bugün
40 entry daha
  • aklını nadasa bırakmış bazı kimseler hariç hiç kimse için şaşırtıcı değildir. akp'nin kürt açılımı ya da barış süreci dediği süreç de zaten kürtlerin üzerine değil, terörist öcalan ve pkk arasında bir denge kurmaya yöneliktir.

    https://www.youtube.com/watch?v=hxkwt7eqv0c

    https://www.youtube.com/watch?v=dal0kvr9muc

    https://www.youtube.com/watch?v=bj-tdwifw_c

    https://www.youtube.com/watch?v=eill2klv6ck

    https://www.youtube.com/watch?v=we7v3bja4fi (bunların videosunu kullanmayı sevmiyorum ama akp'nin öcalan politikasını göstermesi açısından iyi bir derleme olmuş)

    burhanettin duran, akp'de şu anki konumu dolayısıyla özel bir öneme sahip. bir kere önemli bir stratejist. etyen mahçupyan, ahmet davutoğlu gibi isimlerin üstü çizildikten sonra, ağırlığı da daha fazla arttı. bir nevi beyin takımından yani, ya da eski tabirle "akil adamlarından".

    böyle birisi, neden çıkıp da akpnin ve küçük yandaşının herkesi teröre, pkkya yandaşlık yapmakla suçladığı bir dönemde terörist başı için "sayın öcalan" tabirini kullanır?

    aslında bunda şaşırılacak çok fazla bir şey yok. çünkü akp yıllardır bir çok noktada çark etmesine rağmen, politikalarını ve söylemlerini 180 derece değiştirmesine rağmen, öcalan konusunda böyle bir şeye hiç ihtiyaç duymadı. çünkü öcalan, akp için kullanışlı bir gizli destekçi.

    bakmayın bugün ağızlarından köpük saça saça milleti hdp ile iş tutmakla itham etmelerine. akpnin derdi, kürt oylarının muhalif kanada kanalize olması. mhp ile birlikte ayrılıkçı, milliyetçi bir söylem geliştirmek zorunda olmasalardı, zaten o oyları almak için farklı yöntemler deneyebilirlerdi.

    öcalan neden çıktı da öyle bir bildiri yayımladı? daha da önemlisi, böyle bir süreçte buna nasıl izin verildi, kimler izin verdi? görünen köy kılavuz istemez.

    akp'nin "barış süreci" dediği politikanın da en temel aktörleri kürtler, ya da kürtlerin yoğun olarak oy verdiği hdp ve/veya öncülü olan partiler değildi. barış sürecinin bir kandında akp vardı, diğer kanadında ise pkk ve öcalan. öcalan hapiste, dolayısıyla akp'nin elinde. yönetmesi daha kolay. zaten öcalan'ın canının tatlı olduğunu, yakalanma sürecinde görmüştük. hatırlamak için aşağıya bakabilirsiniz.

    https://www.youtube.com/watch?v=wnimlumsmow

    https://www.youtube.com/watch?v=phpunf2ckte

    ama pkk'yı kontrol etmek için elbette tavizler verilmesi gerekiyordu. bu da fazlasıyla yapıldı. pkk'nın yol çevirmesi yaptığı günleri hatırlayın. her şey gözümüzün önünde oldu bitti. saklamaya gerek bile duymadılar. saklamak istediklerini de saklayamadılar zaten. bkz. oslo görüşmeleri.

    saklamaya gerek yoktu çünkü bu sürece karşı gelen herkes (ki o zamanlar bunların başında mhp geliyordu sözde) "kandan beslenen vampirler" olarak yaftalanıyordu.

    bugün de, erdoğan öcalanı gerektiğinde kullanmak isteyecektir elbette.

    bugün bizim gibi sade vatandaşa düşen görev, bu sahte milliyetçilik pozlarına, daha düne kadar birbiriyle kolkola gezen bu sahte düşmanlara kanmamaktır.

    şahsi görüşüm, barış süreci ya da demokratik açılım, ismini her nasıl ele alırsak alalım, millete (hem türklere, hem de kürtlere) atılmış büyük bir kazıktı. evet, kürtler bu süreçte bir süreliğine daha geniş haklara ulaştılar öyle veya böyle. ama sürecin amacı da, yönetilme biçimi de hiç bir şekilde şeffaf değildi. masanın bir kanadındaki aktör akp, türkiyeyi temsil etmiyordu, diğer taraf olan pkk ve öcalan ise kürtleri temsil etmiyordu. sürecin asıl kilit noktalarını oluşturan hatlar ise milletten gizlenmeye çalışıldı. sonradan ortaya çıktı ki, mesele büyük ölçüde akp ile pkk ve öcalan arasında bir kazan-kazan stratejisiymiş.

    bu vatanı seven, bu vatan toprakları üzerinde yaşayan türkü, kürdü, çerkezi, lazı, alevisi, sünnisi; kısaca herkesi seven, vatandaşı olarak gören hiç bir kimse, devrimci kanat da dahil, pkkya güvenmemeli, onlara bir an olsun sempatiyle bakmamalı. pkk, onurlu hiç bir şeyin mücadelesini vermedi. kendi varlığını korumaya çalıştı. zaten elebaşısı öcalan da, kendi varlığını korumaya çalışmaktan başka bir şey yapmadı. eğer (haklı veya haksız) gittiği yoldan şüphesi olmasaydı, buna gerçekten inanıyor olsaydı, o da deniz gezmiş gibi, mahir çayan gibi bu yolda ölüme gözünü kırpmadan giderdi. allah aşkına, bir yukarıda verdiğim öcalan'ın mahkeme duruşmasına bakın, bir de şuna.

    burada deniz gezmiş övgüsü yapacak değilim. ya da herhangi bir tahlil yapacak halim de yok, zira bu apayrı bir tartışmanın konusu. benim söylemek istediğim şu, bir insan haklı da olsa haksız da olsa bir davaya kendisini adamışsa bu kadar kolay teslim olmaz. zaten eylem metotları da, kendi davasına leke sürmemelidir. pkk bu yüzden iğrenç bir terör örgütüdür.

    ama bu iğrençlik, bu kokuşmuşluk maalesef pkk'ya özgü bir durum değil. vatana her türlü ihaneti yapanlar, vatan hainleriyle birlikte iş tutanlar da aynı kokuşmuşluğun ürünüdür. görmek isteyene, çağımız teknolojisi sağ olsun, her türlü kaynak açık. kim ne zaman ne demiş, ne yapmış, kimlerle kol kola gezmiş, hepsi ortada. ama görmek istemeyen, aklını kullanmak yerine duygularına kapılıp at gözlüğü takanlar için yapılabilecek fazla bir şey yok maalesef. onlara kanıt olarak neyi gösterirsek gösterelim, hepsine bir kılıf uydurabilirler. ama her bilgi kırıntısının çok büyük önem arz ettiği günümüzde, en büyük kazığı hep cahiller yer. fetö meselesinde de uyarmıştık, bakın bu adamların yolu yol değil, göz göre göre kul hakkına giriyorlar demiştik. dinletemedik. şimdi o insanların bir kısmı güçlüden yana olma güdüsüyle akpye yanlamaya çalışıyorlar. bir süreliğine bunu başarabilirler de ama hiç bir gece rahat uyuyamayacaklar. çünkü boğazlarına kadar boka battıklarının farkındalar. bir adamın, iki dudağına bakıyor kaderleri. bir kısmı ise bir şaklabana inanmak haricinde fazla bir şey yapmadıkları halde, işlerinden, özgürlüklerinden oldular. yine aynısını söylüyoruz. yine aynısı olacak. şimdiye kadar gücüne çok güvendiğiniz, gölgesine sığındığınız o ağaç kuruyor. yıkıldığında da ilk sizleri ezecek. bunu görmek çok zor değil.

    akp'nin bir süredir bu kadar çelişkili yollar izlemesinin sebebi de o. bu bir çöküş sürecidir. bunun artık geri dönüşü yok. akp 5 yıl daha iktidarda kalabilir, erdoğan 10 yıl daha başkanlık yapabilir, hatta kendisinden sonra çocuğunu, damadını, torununu da varis yapabilir. ama artık bu çöküşün kurtuluşu yok. ya akpyi ve iktidarlarını korumak için ülkeyi yangın yerine çevirip kendilerini kurtarmaya çalışacaklar, ya da bunu yapmaya çalışırken kendilerini de bitirecekler.

    dolar 10 tl olmuş, 20 tl olmuş, inanın o kadar önemli değil artık. bu ülkenin kendi kendisini doyuracak kudreti ve kaynakları hep oldu, şimdi de var. ama ihanete göz yumarsak, bunun bedelini hepimiz öderiz tıpkı suriyede olduğu gibi, ırakta olduğu gibi.