şükela:  tümü | bugün
  • 11 yıldır tek başına iktidar olan partinin hep mağdur olması durumu.

    sayın başbakan'ın kızı hiçbir iş yapmadan 52 bin tl maaş alır ama türkiye'de güya başörtüsüyle okuyamadığı için mağdurdur, oğlu gemicik alır mağdurdur, gezi olaylarında 7 kişi suçsuz yere hayatını kaybetmiştir ama otobüs duraklarına zarar geldiği için yine mağdurdur ve bugün, bakan oğullarının evinde demir kasalar, para sayma makineleri, ayakkabı kutusu içinde saklanan milyon dolarlar çıkar bu sefer de '' bir içişleri bakanının oğlunun gözaltına alındığını basından öğrenmesi kadar acıklı bir şey olabilir mi ? '' diyerek mağdurlar.
    faiz lobisinden, dış mihraklardan bahsetmiyorum bile.

    üstüne tüm bu yolsuzlukları dinle örtmeye çalışırlar. mısır'da ölen kız için gözyaşı dökerler, diyarbakır'da '' megri megri '' diye ağlarlar; kendi ülkesinde şehit olan askerler için, gezi'de suçsuz yere hayatını kaybedenler için gözlerinden bir gram yaş gelmez ama din üzerinden siyaset yapıp, kul hakkı yiyerek zengin olurlar. sonuç; yine mağdurlar.

    valla benim aklım almıyor artık.
  • dönüştüğü şey için; (bkz: akp'nin hep mağrur olması)
  • bakalım bu seçimden sonra ilk mağduriyetleri ne olacak. merakla bekliyorum..
  • aslında bu durum, tükriye'de ve dünyada islamcılık akımının düştüğü yer ile de ilgilidir. bu keyfiyeti, sınıfsal ve küresel bağlamından kopuk şekilde anlayamayız.
    açıyı biraz genişten alacağım.

    osmanlı devletinde islam, bir yandan faizi yasaklayan, mirasın bölüşümü konusunda kurallar getiren yanıyla sermeye birikimine engel olmuş, diğer yandan sosyal yaşamda katı ve ayrıntılı kurallarıyla toplumsal yapıyı yeknesak hale getirmişti. buna ek olarak tımar sistemi de bu statik durumu kurumsallaştırıyordu. hal böyle olunca, devlete karşı çıkacak ve onu dönüştürecek özneler yaşadığımız topraklarda tarih sahnesine çıkamamış; islam, toplumsal ve kültürel yapıya çok ağır bir şekilde damgasını vurmuştur.

    ne var ki; batıdaki sermaye birikimi ve buna bağlı olarak sanayi devrimi ve diğer fikirsel atılımlar karşısında bu sistem, iktisadi açıdan zayıf düşmüş ve gecikmeli de olsa sonradan kapitalizme entegre edilmeye çalışılmıştır. bu bakımdan tanzimattan itibaren döke saça atılmaya çalışılan adımlar iğreti kalmış, yukarıdan gerçekleştirilmeye çalışılan modernleştirme girişimleri, toplumda süregelen islami kültür tekelini görüntüde kırsa da esasen islamcılığa "muhalif" bir pozisyona itmiştir. bu bakımdan islamcılık, sürekli olarak batı düşmanlığını, eskiye özlemi ve özlenen sosyal adaleti "tüm gevur oyunlarına rağmen" simgeleyen ve vaaz eden bir ideolojiye dönüşmüştür.

    dünyada da özellikle soğuk savaş sonrasında 11 eylül sürecini mütakiben yaşananlar, komünist kökenli ulusal kurtuluş hareketlerinin tasfiyesi (örn. fkö'den hamas'a) islamcılığın genel muhalif ideoloji görüntüsünü pekiştirmiştir. gerçekte bu tür bir devrimci muhalifliği içermeyen islamcılık, modernizmin doğal sonucu olarak dövüldükçe, belli hafızaları taşıyan toplumlarda, "mağdur" karakterine kolaylıkla girebilecek bir hal almıştır. bu bakımdan aslında modernizmin gerici eleştirisini, başka bir deyişle liberalizmin tutucu eleştirisini imleyen islamcılık, çoğu solcuya bile "liberalizm karşıtlığı" sosuyla devrimci bir isimle yedirilmiştir.

    bugün akp'nin ve benzerlerinin kullandığı mağdurluk söylemi, bu tarihsel ve ideolojik arka plana yaslanmaktadır. bunu böyle söylemiyor olmaları, hatta mal bir jargon kullanıyor olmaları bu gerçeği değiştirmemektedir.
  • akp özünde sosyal muhafazakar bir siyasi parti. kuruluşu itibarıyla parti çatısının altında çeşitli siyasi ve ekonomik düşünceleri bir arada barındıran bir topluluk(tu). bu parti uzun zamandan beri tek bir parazit tarafından suistimal ediliyor. parazitin hırsları, zaafları, açığa çıkan yolsuzlukları ile yıpratılıyor.

    o yüzden akp mağduriyeti ile dalga geçmek bence doğru bir davranış değil.