şükela:  tümü | bugün
  • akp sonunda dinci seviyesinde muhafazakar kesimin bu ülkede çok azınlık olduğunu, onlara prim vermenin siyasi çıkardan çok zarar getirdiğini ve bahsedilen kesimin ülkeye en çok zarar veren ayrıca ülkenin her yönden gelişimi önündeki en büyük engel olduğunu anlamış olsa gerek yada öyle umuyoruz, neyse.

    yeni akit gazetesi yazarı ali osman aydın'ın yüksek derecede hazımsızlıkla yazılmış akp'ye, reisine eleştiriler hatta minik tehditler sıralamış ve tabi ki atatürk kötülemeleri sosuyla harmanlanmış bir yazısı. bana göre en keyifli kısımı "tosya imam hatip lisesi öğrencileri, 1933’te din derslerini müfredattan çıkaran m. kemal’ e özel bir koreografi hazırlayarak “minnet ve şükranlarını” sergilediler." sözleriyle bir imam hatip lisesinde hazırlanan atatürk imzası koreografisinin (bahsedilen koreografi için (bkz: #72021120) kendisinde yarattığı karın ağrısını belirttiği cümledir.

    bu ülke vatandaşlarının çoğu atatürk'ü seviyor aksi algı yönetiminden ibarettir, çatlayınız.

    okurken ilginç bir haz aldım, tavsiye ederim.

    linke tıklamak istemeyenler için.

    --- spoiler ---

    en tuhaf, en sıra dışı, en akıl almaz 10 kasım’lardan birini yaşadık.

    dünya milletleri içinde bizim kadar tutkuyla abartan ve abartırken de kendini kaybeden çok az topluluk vardır.

    kemalistler trafiği keserek, el kadar çocuklara sıra halinde atatürk büstüne çiçek koydurarak, namaz kılsalar olay olacak öğrencilere 9 kasım gecesinden başlayıp nöbet tutturarak, “hiçbir ölüm bu kadar ölümsüz olmadı!” sloganları atarak, “iman tazeledik.” diyerek, “her şeyimizi ona borçluyuz.” gözyaşları dökerek büyük bir abartıya imza attılar.

    abartı öyle bir dereceye vardı ki aralarından “10 kasım’da sokak köpeğinden vefa dersi” diye video paylaşan terbiyesizler bile çıktı.

    ancak, abartı bizde hiçbir zaman bir kesime özgü değildir…

    tosya imam hatip lisesi öğrencileri, 1933’te din derslerini müfredattan çıkaran m. kemal’ e özel bir koreografi hazırlayarak “minnet ve şükranlarını” sergilediler.

    falih rıfkı’nın, “kemalizm ibadetler dışındaki bütün ayet hükümlerini kaldırmıştır.” diyerek ideolojisini anlattığı m. kemal için türkiye hafızlar ve mevlithanlar cemiyeti mevlit okudu.

    1925-29 arasında takrir-i sükun kanunuyla muhalif basını tamamen susturan m. kemal için akşam, güneş gazeteleri hürriyet’i aratmayacak manşetlerle çıktılar.

    hükümete yakın bazı köşe yazarları şükranlı, minnetli yazılar kaleme aldılar.

    ak parti teşkilatları anıtkabir’e araçlar kaldırdılar.

    yetmedi, bekir bozdağ atatürk mirasına sahip çıktıklarını söyledi.

    ve nihayet, cumhurbaşkanı konuşmasında mealen, atatürk’ü kimselere bırakmayacaklarını söyledi…

    kemalist iktidara biat etmek

    meşru muhalefeti temsil eden terakkiperver cumhuriyet fırkası ve serbest fırka’ya hayat hakkı tanımadığı halde, hala, “bizlere seçme seçilme hakkı verdi, cumhuriyeti armağan etti.” diyerek m. kemal’i özgürlüklerin bağışlayıcısı olarak görenler olabilir. gayet normal…

    bazı kişiler daha ileri giderek onu ilah gibi de görebilir.

    lafımız yok…

    fakat, herkesin dini kendine…

    kimse kendi ibadetini diğerine dayatamaz ve “olmasaydı olmazdık!” gibi ebedi bir borç baskısı oluşturarak diğerleri üzerinde hegemonya kurmaya kalkamaz.

    “kemalist sistem biat istiyor” adlı 22 mayıs tarihli yazımızda “türkiye’de müesses nizamın tartışmasız tek iktidarı, batı değerleriyle mücehhez kemalizm’dir.” demiş ve meşruiyetin tek yolunun bu sisteme biat etmekten geçtiğini tespit etmiştik… bitirirken de “gelecekte, kemalist sistemin asıl savunucusunun chp değil de, ak parti olması kimseyi şaşırtmasın…” demeyi unutmamıştık.

    ak parti bu anlamda ilk çıkışını 29 ekim’de resmi tarih söylemini içselleştiren “cumhuriyeti biz kurduk ve biz koruduk” ilanıyla yaptı.

    oysa ak parti kurucularının da gayet iyi bileceği gibi cumhuriyet halk tarafından kurulmamıştı. çoğunluk tarafından da kurulmamıştı. tıpkı diğer devrimler gibi cumhuriyet de bir toplumsal mutabakat aranmadan küçük askeri bir elit tarafından kurulmuştu.

    ak parti 29 ekim’deki çıkışının ardından 10 kasım’da işi “atatürk’ü ve hatırasını istismarcıların zulmünden kurtarmak” noktasına kadar vardırdı.

    o günden beri ak parti’deki bu yaklaşım değişikliğini nasıl ele alacaklarını görmek için özellikle basınımıza, bazı yazarlara ve konuşması gereken kişilere dikkat kesilmiş durumdayım.

    ancak bir kaç istisna dışında ağzını açan yok…

    “kemalizm aslında büyük bir din reformudur”

    ak partinin 2019 sürecinde, siyaseti “atatürk’ü kurtarmak” çizgisine taşıması tevil etmekte zorlanacağı bir eksen kayması görünümü veriyor.

    falih rıfkı’nın ifadesiyle “kemalizm aslında büyük bir din reformudur.” gerçekliği belleklerden silinmeyen acı hatıraları ile capcanlıyken, ak parti’nin bu tutum değişikliğini tabanına anlatması, kemalizm’le flörtünü kabul ettirmesi hiç kolay olmayacak.

    ancak buradan, en azından kendi adıma şunları söyleyebilirim.

    ne olur 2019 seçimleri kaybedilse?

    2019, sizce geri dönülmesi mümkün olmayan, çok hayati bir seçim olabilir.

    bu seçimi kaybetmemek adına çeşitli siyasi stratejiler de izlemeniz gerekiyor olabilir.

    ama ne olursa olsun, bizim iktidar ile değiş tokuş edilecek “davamız” yok.

    startını kemalizm’in verdiği batılılaşma eğilimi ruhları ve zihinleri yıldırım gibi çarpmış ve cemiyeti şu kadar yılda tanınmayacak hale getirmiştir.

    bu dönüşmüş insan tipini bugün sokakta görüyoruz, dizilerini izliyoruz, şarkılarını dinliyoruz, kitaplarını okuyoruz, programlarını seyrediyoruz…

    bir hastalık gibi toplumu saran bu insanın zehirli tesirinden toplumu korumak için bu köşede bin bir çare arıyoruz.

    bu insan tipi ile de kemalizm’in kültürel batılılaşma hareketi ile de son nefesimize kadar mücadele edeceğiz.

    dolayısıyla kültürel kökenimizi söküp atan kemalizm’e siyaseten de olsa göz kırpan her yaklaşıma, peşinen karşıyız.

    ne olur, atatürkçülerin de oyuna talip olunmasa?

    ne olur, 2019 seçimleri kaybedilse?

    yoksa maazallah chp iktidar olur da interneti ve televizyonu şiddet ve pornografi mi ele geçirir?

    baştan çıkarıcı dizilerle ahlak tefessüh eder de, aileler mi darmadağın olur?

    okullarımız daha çok nihilizm’e mi hizmet eder hale gelir?

    gençliğimiz topyekun popüler kültüre mi teslim olur yoksa?

    asil milletimiz, bir geri zekalı şarkıcıyı dinlemek için birbirini ezecek hale mi gelir?

    ne olur?

    --- spoiler ---
  • biri şu gerizekalıya ''atatürk'' adını ağzına almadan önce ağzını çalkalama suyu ile temizlemesi gerektiğini söylesin.
  • --- spoiler ---
    ....
    oysa ak parti kurucularının da gayet iyi bileceği gibi cumhuriyet halk tarafından kurulmamıştı. çoğunluk tarafından da kurulmamıştı. tıpkı diğer devrimler gibi cumhuriyet de bir toplumsal mutabakat aranmadan küçük askeri bir elit tarafından kurulmuştu.
    ....
    --- spoiler ---

    su paragraftan bile yazıyı karalayan müptezelin asıl derdi rahatça anlaşılabilir. bu zihniyetin at koşturduğu mekanlar ensar vakfı yatakhaneleridir.
  • sonu ayrilikla sonlanacak flört, iliskiye evrilemez mevzudur.

    aralarinda kan uyusmazligi var. hadi onu gec. akp ayni anda 4 erkegi idare eden kiz gibi. bir gun pkk kandiriyo, ertesi gun fetö. zordan ote, imkansiz.

    oluru yok yani.
  • okurken orgazmdan daha zevkli anlar başlığının aklımdan geçmesini sağlayan yazı.

    kudurun!
  • (bkz: sike sike)

    erkek tarafı : kemalistler
    kız tarafı : akistler

    ;)

    :)))

    .
  • öyle omurgasız, öyle riyakar, öyle şerefsizler ki şu yapılanları saadet partisi yapsa ana avrat küfür edecek, en iyimser haliyle münafık saadet başlığı atacak adamlar, korka korka yarım ağız, eleştirirmiş gibi yapıyorlar.
  • asıl ilginç ve dikkat çekici olan, 15 yıl boyunca gün be gün baskılanan atatürk ismi ve sevgisinin, serbest kalmasına imkan tanınan ilk 10 kasım'da hiç de yapmacık olmayan ve oldukça doğal bir şekilde neredeyse her yerde ortaya çıkmış olması. akp'nin davranışındaki değişiklik sanırım 2019 başkanlık seçimleri, chp veya iyi parti'nin daha ötesinde, bugün var olan ama hepsinden daha önemlisi gelmesi kaçınılmaz ekonomik krizin ardından ortaya çıkacak toplumsal muhalefetin atatürk sembolü altında toplanacağı öngörüsü ve korkusundan kaynaklanıyor. diğer partiler atatürk'ü ve dolayısı ile de bu potansiyel ve kitlesel muhalefeti sahiplenmeden akp elini çabuk tutma çabasına girmiş görünüyor. eğer bu teori doğru ise, atatürk ve cumhuriyete dair 2018 yılındaki sembol tarihler bu yılkinden çok daha anlamlı geçecektir.

    bu rüzgar, türk devrim tarihinin, muhafazakarları sistem ve cumhuriyet ile, atatürkçüleri ise yeni türkiye ile barıştırmak ve entegre etmek için karşısına çıkmış büyük bir fırsat olabileceği gibi seçime yönelik fazla bir etkisi olmayacak basit bir siyasal manevra da olabilir. keşke birincisi olsa ama yaşayarak öğreneceğiz.
  • akp'nin 2019'da oya giden yolun atatürkçülerden geçtiğini nihayet anlamalarının sonucu uyguladığı yeni tutumdur.

    flört değildir o, akp'nin özellikle de erdoğan'ın platonik takılmasıdır, zira atatürkçülerden karşılık geleceğini hiç sanmıyorum.

    ayrıca --- spoiler ---

    2019'da istediğini alamayacaklar!
    --- spoiler ---

    edit düzeltme
  • radikal dindanrıclığın dışlanıyor olması güzel bir gidişat. tavırlarımızı tekrar bütünleşmelerine yol açmayacak hale getirmemizin önem arzettiğini düşünüyorum.