şükela:  tümü | bugün
  • evet, tam seçim arifesinde bu başlığı açıp bir toparlamak gerektiğini düşünüyorum. daha ilk cümlemden şunu net olarak söyleyebilirim ki muhtemelen yazı uzun zamanımı alacak. her ne kadar işin iç yüzünü bilsem de genel olarak amacım sadece rakamları, somut gerçekleri yazmak. tabi kendi tarzımda. garantilerle sayıları çarpmayacağım çünkü yapılacak bir rakam yanlışında trollerin gelerek itibarsızlaştırmasını istemiyorum. daha önceden de buna benzer başlıklar oldu, biliyorum ama bu yazacaklarımın daha derli toplu olacağına inanıyorum. ayrıca sözlükte açtığım ilk başlıktır bu başlık...

    başlayalım mı?

    öncelikle, saygıdeğer reis-i cumhurumuzun seçim öncesi apar topar uçağıyla indiği üçüncü havalimanını ele alalım. üçüncü havalimanı için ihale 3 mayıs 2013'te gerçekleştirildi ve ihalenin 87. turunda cengiz-limak-kolin-mapa-kalyon (kılıçdaroğlu'nun geçen bahsettiği beşli çeteyi hatırladınız mı?) ortaklığı 22 milyar 152 milyon €+kdv ile üçüncü havalimanının işletmesini aldı. 10.2 milyar € yatırımla inşaatı tamamlanacak olan havalimanından devlette 25 yıl sonunda 26 milyar 139 milyon € kira geliri elde edecek. hükümet yetkililerinin deyimiyle devlet "bir çukurdan 35 milyar € para" kazanacak. çok güzel değil mi? şimdi gelelim işin iç yüzüne:

    - öncelikle ihalenin tam detayının anlaşılması gerekiyor. 25 yıllık sürenin içerisine inşaat süresi de dahil ve 25 yıl boyunca ihaleyi alan grubun devlete yıllık olarak ödemesi gereken kira 1 milyar 45 milyon €. ihale 3 mayıs 2013'te gerçekleşti ve kısa sürede inşaat çalışmaları başladı. temel atma töreni 8 haziran 2014'te dönemin başbakanı recep tayyip erdoğan tarafından gerçekleştirildi. peki, dhmi'den resmi yer tahsisi ne zaman yapıldı? 1 mayıs 2015! inşaatın neredeyse %50'si tamamlanmışken bizim devlet bürokrasimiz ancak yer tahsis işlemlerini tamamlayabildi ve 2 yıl kaybedildi. 25 yıllığına alan konsorsiyumun toplam süresi otomatik olarak 27 yıla çıkarken iki yıl için 2 milyar €'nun üzerinde para hazineye girmek yerine cengiz ve biraderlerinin cebinde kaldı.

    - ilk 12 yıl için 6,3 milyon € devlet garantisi verilen (bu garantileri daha çok konuşacağız) projede, ülkenin yarısına göre dış güç olup kıskandıkları için, diğer yarısına göre batık proje olduğu için dışarıdan kredi bulunamadı ve ziraat bankası, halkbank ve vakıfbank tarafından 4,5 milyar € kredi sağlandı.

    - murat muratoğlu'nun yazdığına göre 150 milyon kapasiteye çıkarsa bile (mevcut plan 120 milyon) bu havalimanının kaplayacağı maksimum arazi 3500 hektar edermiş. yüce devletimiz konsorsiyuma, 7400 hektarlık çukur tahsis etmiş. eminim artan alan imara falan açılmayacaktır, millet bahçesi olacaktır.

    - ilk 2 yıllık kira ödemesinden zaten yırtan konsorsiyum ortaklarının bir isteği daha vardı. araziye 90 metrelik dolgu yapılması gerekiyordu. uğraşmayalım onunla, 60 metre yapsak olmaz mı dediler. sevgili devletimiz hemen olur dedi ve şartnamede yer alan 90 metrelik dolgu alanı tiz 60 metreye düşürüldü. yanlış anlamayın, aradaki 30 metrelik dolgunun maliyeti sadece 2,5 milyar €, nedir ki dünya lideri devletimiz için. haklarını yemeyelim, açıklama getirdiler, dediler ki "biz bu rakamı sonrasında ilgili konsorsiyumla mahsuplaşacağız". milyonlarca liralık vergi borcu tek kalemde silinen cengiz holding ve arkadaşlarıyla devletimizin ileride nasıl mahsuplaşacağının takdirini siz değerli okuyuculara bırakıyorum.

    - peki yeter mi sevgili cengiz abilere? elbette yetmez, sonuçta milli bir görev üstlenerek tüm dünyayı çatlatacaklar. hani 1 mayıs 2015'te tahsis edilmişti ya resmi olarak bu arazi, abilerin kira ödemelerinin de bu tarihe göre sözleşme bedeli üzerinden başlaması gerekiyordu. sonra birden öğrendik ki 2 yıllık 2 milyar 90 milyon €'nun ertelenmesini talep etmişler. sayın bakanımız "batıracak değiliz ya, kabul ettik" dedi. sonrasında faiziyle de alınacakmış. eğer iki yıl kaydırma usulüyse 25 yıl sonraya kaldı. şimdilik inşallah diyoruz, 25 yıl sonra bu paranın faizi de ne eder be!

    - bir de şu havalimanı açılınca gerçekleşeceği söylenen transit yolcuda dünya liderliği, almanya'nın frankfurt boşa çıkacağı için kıskanması söylemine. öncelikle frankfurt ilk nereden çıktı bilmiyorum. frankfurt havalimanı 2017 yılında toplam 64,500,386 yolcuyla dünyanın en yoğun 14. havalimanı. 15. sırada da 63,859,785 yolcu sayısıyla atatürk var. avrupa'nın en yoğun havalimanı ise 78,014,598 yolcuyla londra-heathrow havalimanı oldu. yani ingilizler kıskanıyor derseniz daha mantıklı bir argüman olur. şimdi gelelim işin yorum kısmına. bu konuda tüm antitezlere açığım. işin uzmanı değilim, sadece araştırma ve geçmişte thy'nin konkurunu almış bir şirket çalışanı olarak yazıyorum. hani avrupa'nın en yoğun havalimanı heathrow dedik ya, bunun ana sebebi ingiltere'nin amerika kıtasına bize göre yaklaşık 4,5 saat daha yakın olması. yani amerika'dan uçan aktarmasını genelde heathrow üzerinden yapıyor. ülkenin yeri değişmedikçe bu konuda fazla bir şey yapamayız. zaten thy'nin konkur kazanan tüm firmaları topladığı bir toplantıda bize söylediği gerçek rakiplerinin doha, dubai merkezli havayolları olduğuydu. yolcular genelde istanbul ile bu iki destinasyon arasında kaldığı belirtilmişti. işte burada asıl rakip olarak 2017'de ağırladığı 88,242,099 yolcuyla dünya üçüncüsü dubai ön plana çıkıyor. hani biz 120 milyon kapasiteye çıkıyoruz ya, dubai de 2028'e kadar havalimanı kapasitesini önce 150, sonrasında da 220 milyona çıkaracak. (merak edenler için yatırım maliyeti 35,7 milyar $) yani biz büyütürken onlar da boş durmuyor, ellerindeki muazzam zenginlikle hamlemize karşılık veriyor.

    - son paragrafta yazdıklarım eşiğinde şahsi düşüncem, 6,3 milyar € devlet garantisine gerek kalmayacağı (o garantinin asıl verilme amacı kredi bulunabilmesi), işletmeci firmanın bu parayı 12 yılda çıkarabileceği ancak 120 milyon yolcuya ulaşılamayacağı, konsorsiyumun yukarıda yazdıklarım eşliğinde muazzam bir kar edeceği ve bu kardan devletin alabileceğinden çok daha azına razı olacağı. 2002'de 2018'e 20 milyondan 60 milyona çıktı atatürk'ün yolcu sayısı, tebrikler ancak aynı şekilde 120 görülemeyecektir. hiçbir şeyi düşünemiyorsanız şunu düşünün, atatürk havalimanı 2017'de 2016'ya göre yolcu sayısını 3 milyon kadar artırdı ama 2016'da 14. iken 2017'de 15. sıraya düştü. hep diyoruz ya, biz büyürken dünya yerinde saymıyor diye, oradan pay biçin.

    daha ilk projeden uzadı farkındayım ama sabırla okumaya devam etmenizi rica ediyorum. sıra geldi yeni akit'in bile isyan ettiği osmangazi köprüsü'ne:

    - öncelikle bir şehir efsanesini sona erdirelim. istanbul-izmir arasının 3 saate falan düştüğü yok, sadece eskiye göre 2 saat zaman tasarrufu sağlandı. ha bir de yakıt ama köprü ücreti o tasarrufu geçip zarara soktuğu için zaman diyorum.

    - projenin asıl ismi osmangazi köprüsü'nü de içine alan istanbul-izmir otoyolu projesi. ihalesi 9 nisan 2009 tarihinde yapıldı, nurol-özaltın- makyol-astaldi-yüksel- göçay ortak girişimi 22 yıl 4 ay yapım ve işletme süresi ile kazandı. 27 eylül 2010’da sözleşme imzalandı ama yürülüğe girmesi her nasılsa 15 mart 2013'ü buldu. konsorsiyum projeyi tamamladıktan sonra 15 temmuz 2035’e kadar işletecek. ihale yapıldığında tahmini proje bedelinin 6 milyar dolar olacağı açıklanmıştı. (otoyol aş'nin sitesinde 2009 yılında ihalenin ilk verildiği zamana göre toplam maliyet 10.051.882.674 tl, tekrar belirteyim tl. ama garanti $ üzerinden) kur farkı, hesaplanmayan giderler derken bu maliyet biraz arttı. yüce devletimiz hemen devreye girdi. sözleşme imzalanırken 2 milyar $ olarak belirlenen "borç üstlenim garantisi" 24 eylül 2015'te sessiz sedasız 4 milyar 956 milyon $'a yükseltildi ki bu da projenin %78,5'una denk geliyor. yapan konsorsiyum da bir zahmet kalan %21,5'luk araç geçişini sağlayıversin değil mi? finansman maliyeti diye gelecek arkadaşlar olacaktır elbet ama tekrar ediyorum: %78,5!

    - genel olarak yanlış anlaşılan bir başka konu da araç geçiş garantisi mevzusu. proje toplam 4 aşama. kamuoyunda sürekli konuşulan 40 bin araç garantili osmangazi köprüsü, bu köprünün 2017 yılı için hazineye toplam maliyeti 1,3 milyar tl. ancak işin bir de dillendirilmeyen kısmı var ki, bu projenin tamamına 2035'e kadar verilen günlük garanti araç sayısı 115 bin! projede, 1. kesim olan gebze-orhangazi için günlük 40 bin, 2. kesim olan orhangazi-bursa yolu için günlük 35 bin, 3. kesim olan bursa-balıkesir/edremit ayrımı için günlük 17 bin, balıkesir-edremit ayrımı/izmir bölümü içinse günlük 23 bin araç geçişi hazine tarafından garantilendi. yani 40.000'i sağlayamadığımız için sadece 1 yılda 1,3 milyar tl öderken 115 bin olduğunda ne olacak, yorumu size bırakıyorum. 2035'e kadar ülkemizde dolar kurunun kaç lira olacağı ve dolar enflasyonu üzerinden her yıl ne kadar zam geleceğini de hesaplamanızı rica ediyorum. ve yine yanlış bilmiyorsam mevcut 44 $+kdv ücreti sadece 1. kesim ve 40.000 araçlık garanti kapsamında. diğer kesimler de ayrıca ücretlendirilecek. bu arada otoyol aş'nin kendi sitesinde yazan maliyeti yazdık, ulaştırma bakanı ahmet arslan'ın beyanını esas alırsak da toplam maliyet 10,3 milyar $.

    - bir konu daha var çok gündeme gelmeyen. ido ihalesini akfen ve ingiliz ortağı souter ınvestments 861 milyon $'a aldı. en büyük gelir kaynağı olarak da eskihisar-topçular seferi hedefleniyordu. ingiliz ortağın iddiasına göre bu ihale yapılırken kendilerine osmangazi geçiş ücretinin 42 $ olacağı söylenmiş ve bu parayı bu sebeple ödemişler. hürriyet'ten vahap munyar'a göre 2013 yılında dönemin başbakanı recep tayyip erdoğan malatya'da bir sohbette "körfez geçiş köprüsü hizmete girdikten sonra bile ido’yu alan şirketler, eskihisar-topçular seferlerinden kazançlı çıkacaklar. biz bunların hepsini hesapladık." demiş. ancak gerek kamuoyu tepkileri, gerek kimsenin geçmemesi sebebiyle devlet geçen sene osmangazi köprüsü geçiş ücretini 18 $'a düşürdü. bu da ido'nun eskihisar-topçular seferlerini yaklaşık %50 azalttı. şimdi bu ingiliz firma, bu fiyat indirimini abd'de tahkime götürdü ve otoyol aş'yi mahkemeye verdi. yine vahap munyar'a göre otoyol aş tarafından firmaya neden devlete değil de kendilerine dava açtığı soruluyor, firma da kazanırsak siz gidin devlete dava açın diyor. yabancı bir yatırımcının sözler dışına çıkılarak zarar ettirilmesinin uluslararası piyasada saygınlık açısından getiri-götürülerini takdirlerinize bırakarak davanın sonucunda otoyol aş'ye ceza gelme ve geçiş ücretinin yeniden eski haline döndürülme hesaplarını sizlere bırakıyorum.

    bunu kısa kestim bak, zaten en meşhuru olduğu için herkes aşina. gelelim yavuz sultan selim köprüsü'ne.

    - ihaleyi alan ıc içtaş ve astaldi konsorsiyumu ıca, işletme süresi yatırım süresi dahil 10 yıl, 2 ay, 20 gün. yatırım maliyeti 3 milyar $, 29 ağustos 2013'te garantibank ınternational, garanti bankası, halk bankası, iş bankası, vakıflar bankası, ziraat bankası ve yapı ve kredi bankası’nın katılımı ile 2,3 milyar $'lık finansman sağlandı. günlük geçiş garantisi ahmet arslan'ın ekim 2017'deki beyanına göre 137 bin, yine aynı yayında belirttiğine göre o gün için ortalama 80 bin araç geçiyor. ihale edildiği sırada garanti edilen ücret vasıta 3 $+kdv, ağır vasıta 15 $+kdv. (şu anda ne durumda ulaşamadım, enflasyon, kur derken o da osmangazi gibi ister geç ister geçme olduysa ekleyebiliriz.) ekim 2017'deki beyana göre devletimiz günlük olarak 57 bin aracın farkını hazineden karşılıyor. bu tabi o günkü rakamlar. diğer köprülere getirilen zamlar vs ile ancak ulaşılabilen rakamlar. çünkü 1 ocak-30 nisan arası toplam geçişlere baktığınızda garanti araç sayısı 16 milyon 200 bin, geçen araç sayısı 4 milyon 600 bin. aradaki 11 milyon 600 bin aracı hazine ödemiş. bu arada çok ilginç, ekim 2017'de 80 bin ortalama aracın geçtiği köprüden yine bakanımızın temmuz 2017'deki beyanına göre araç geçişi 100.000 üzerine çıkmış. kendisine göre açılıştan itibaren 2 yıl içerisinde garanti rakam yakalanacakmış. açılış tarihi 26 ağustos 2016. değerlendirmesi sizlere ait.

    tam da üçüncü köprüden ve konsorsiyum ortağı içtaş'tan bahsetmişken kütahya havalimanı'ndan bahsetmemek olmaz. diğerleri kadar mega olmasa da bu havalimanı devletimizin muhteşem vizyonunu anlamanız açısından önemli

    - kütahya havalimanı 50 milyon € yatırım bedeliyle inşa edildi ve 2044'e kadar içtaş işletecek. hükümetimiz hadi diğer projeleri kendi söylemine göre hazineden gitmesin diye yap-işlet-devret yapıyor, 50 milyon € da mı yatıramamış diye soruyorsanız, ona bir şey diyemem. ben asıl muhteşem vizyonumuzla ilgili bombayı şuraya direkt olarak çiğdem toker'in yazısından bırakmak istiyorum (kendisi bu şekilde benim gibi yazdığı için 3 milyon liralık dava açıldı, benim de başıma bir şey gelmez inşallah): devletin havalimanının açıldığı 24 kasım 2012'den 2016 yılı sonuna kadar kütahya havalimanı'na verdiği garanti yolcu sayısı 4.073.018, gelen yolcu 170.534! şaka değil beyler bayanlar, ıskalama olur da bu kadar nasıl olur merak içerisindeyim. bu aradaki küçük fark için hazinenin ödediği garanti (sadece 3 yıl 37 gün için) 20.856.848 €. ve 2044 yılına kadar garanti yolcu sayısı artarak devam ediyor.

    şimdi sıra geldi şehir hastaneleri'ne, müsaadenizle mersin şehir hastanesi'ni detaylandırıp genele doğru gideceğim.

    - öncelikle, şu son zamanlarda fox'ta çıkan mevzuda adam mı yalancı, fox mu, bakan mı bilmiyorum, takibini yapamadım. ama hastane uzaklığı konusunda net olarak söyleyebilirim ki uzak, yolda giderken ölebilirsiniz. ulaşım zor, arabanız yoksa gece ulaşım sadece taksi ki mersin'i istanbul sanmayın, taksici de evine gidip uyuyor gece ve çoğu zaman telefonunu açmıyor.

    - yatırım tutarı 380 milyon 60 bin €. devletin verdiği doluluk garantisinin %70 olduğunu zaten bilmeyeniniz kalmamıştır diye düşünüyorum. ancak yeni ortaya çıkan duruma göre garanti sadece hasta sayısı için verilmemiş. son sayıştay raporuna göre personel öğle yemeği, personel üniformasının yıkanması, özel atık, gizli atık, robotik sistem onkolojik ilaç hazırlama/uygulama seti ve tpn torbası hazırlama gibi işler için de %70 garanti verilmiş ve bu rakama ulaşılamadığı için fark hazineden ödenmiş. raporu hazırlayan memur arkadaşın apar topar görevden alındığı hususunu bilgilerinize sunarım. raporda yer alan daha onlarca usulsüzlüğe kısa bir google aramasıyla ulaşabilirsiniz.

    - mersin şehir hastanesi 1259 yatak kapasiteli, yatak başı metrekaresi uçuk bir şekilde 260 metrekare. ttb'nin verdiği bilgiye göre bu işin ortalaması 150-200 m2. fazladan metrekare ile yukarıdaki maliyet arasında ben bağ kurun demiyorum, haşa, hiç olur mu öyle maliyet şişirme falan. bu arada bizi kıskanmaktan bir türlü vazgeçmeyen batı'da hastanelerin ortalama yatak sayısı 126-250 arası, pek bilmiyorlar bu işleri, umarım öğrenirler.

    - hani ilk paragrafta dedim ya %70 garanti diye, bu garantiye ulaşabilmek için şehir merkezindeki devlet hastanesi ve kadın doğum hastanesini kapattılar önce (mimari hatalar yüzünden tüp bebek ünitesi devreye girememiş sayıştay raporuna göre ama onu devreye sokmadan kapattılar kadın doğumu). yetmedi, toros devlet hastanesi'nin ek binası da kapatıldı. yine affınıza sığınarak, biraz da yorulduğum için, hatırladığım kadarıyla bu üç hastanenin toplam yatak sayısı 800'dü. yani sadece 459 yatak kazandırmak için ulaşımı zor, tüp bebek ünitesi hizmete girmemiş, 25 yıl boyunca %70 hasta garantisiyle kira ödenecek bir hastanedir mersin'deki.

    - bu arada son bir mersin şehir hastanesi notu. işletmeci olan dia holding'in kurucu iki ortağından birisi 3. köprü'nün ortağı, kütahya havalimanı'nın işletmecisi içtaş holding'in sahibi ibrahim çeçen'in oğlu murat çeçen.

    - yapılan, yapımı devam eden ve yapılacak olan 18 şehir hastanesinin toplam maliyeti 10,5 milyar $. devletin 25 yılda ödeyeceği kira 30,2 milyar $. bu rakam içerisinde yine hastane işletmecisine ait olan kantin, otopark vs gelirleri yer almıyor. 18 hastanenin yatak başı kapalı alan 287 m2. ttb'ye göre yıllık kira bedeli 54 milyon tl olan yozgat şehir hastanesi'ni devlet kendisi yapsa sadece 72 milyona maledecekmiş. onun yerine, 25 yıl boyunca her yıl 54 milyon ödemeyi taahhüt etmiş. şehir hastanelerinin ortalama yatak başı maliyeti 922 bin tl, aynı rakam özel hastaneler için 270 bin tl. ankara'da kısa süre içinde açılacak olan ve 3704 yatak kapasitesiyle dünyada 3. olacak olan bilkent şehir hastanesi'ne devlet 25 yıl boyunca yıllık 300 milyon yapım+41 milyon bakım /onarım bedeli karşılığı 23.4 milyar lira kira ödenecek. ihaleyi alan firma ccn holding, 2015'te 890 milyon € finansman kredisi kullandı ve 3 senede hastaneyi bitirdi. bugünkü kurla bile hesaplandığında firmanın 25 yıl sonu karı 18 milyar (katrilyon)'dan fazla.

    sıra geldi avrasya tüneli'ne. biraz tükendiğim için hızlı geçmeye çalışacağım.

    - avrasya tüneli 285 milyon dolar öz kaynak, 960 milyon dolar kredi kullanılarak, toplam 1 milyar 245 milyon dolar harcamayla 55 ayda tamamlandı. ataş’ın yurtdışından temin ettiği 960 milyon dolar krediye hazine garanti verdi. devlet tek yönlü olarak günde 34 bin araç geçişini garanti etti. daha az araç geçerse eksiği devlet ödeyecek. fazlası ataş'ın olacak. ataş, tüneli 24 yıl 5 ay işletecek. işletme süresince otomobillerden tek yön 4 dolar + kdv, minibüslerden 6 dolar + kdv ücret alınacak.

    - 2017 yılında 25,6 milyon araç geçiş garantisi verilen tünelden 15,6 milyon araç geçti. günlük 68 bin olan garanti sayıya bir kez bile ulaşılamadı (en yüksek 65.927 araç) aradaki 10 milyon araçlık fark için hazineden firmaya 123 milyon lira ödenecek. tabi bu haberler 29 ocak'ta çıkmıştı, eğer o sırada ödenmediyse bugün kur farkıyla rakam da artmıştır:) fiyatı düşür dendiğinde hatırlarsanız tüneli yapan firma sahibi "kredi aldığımız bankalar sıcak bakmayabilir, zaten niş bir proje, çok aracı kaldırmaz" demişti.

    - son olarak, avrasya tüneli'nden sadece ambulans, itfaiye ve cumhurbaşkanı makam aracı ücretsiz geçiyor. reis'e eşlik eden diğer tüm araçlar ücret ödüyormuş:)

    bakın mesela marmaray'a tek bir laf etmem, çünkü yid ile yapılmadı, maliyetini de kısa sürede çıkaracaktır. yalnız, marmaray yapıldığında çıkan tarihi eserlere önce "3-5 çanak çömlek için marmaray'ı iki yıl geciktirdiler" diyen sonra açılışında "sırf tarihe olan saygımızdan marmaray açılışını iki yıl erteledik" diyen sayın recep tayyip erdoğan'ı, birbirine 180 derece zıt her iki açıklamada da deliler gibi alkışlayıp öven arkadaşlara selam ederim.

    son olarak, yüksek müsaadelerinizle mega proje olmasa da iki tane özelleştirmeye değinmek istiyorum:

    - tekel sadece 285 milyon $'a özelleştirildi, 9 ay sonra 1 milyar $'a satıldı, satın alan da 1,5 yıl sonra 2,5 milyar $'a sattı. bunu bile yüzü kızarmadan savunacak çıkar, ben onun için yormayacağım kendimi, rakamlar ortada. cumhuriyet kazanımı, milletin parası bu aradaki fark işte.

    - türk telekom özelleştirilirken karı 4 milyar tl, ödemesi gereken vergi oranı %30, 6 ay sonra %20'ye düşürüldü, dakika 1 maliye'ye hariri ailesi tarafından 1,2 milyar yerine 800 milyon vergi ödendi. telekom özelleştirmeyle kiralanmasına rağmen elindeki gayrimenkuller hariri ailesince satıldı, geliri cebe atıldı, ses edilmedi. 2013'te 29 tane banka birleşti, telekom'a 4,75 milyar $ kredi sağlandı. adamlar taksitleri ödeyemedi, totalde 1 milyar $'lık indirim istedi, doğal olarak reddedildi. şimdi otaş'ın her şeyi başka bir firma üzerine geçirip iflasını isteyeceği konuşuluyor. yani adamlar yıllarca kaymağını yedikleri telekom'u bize tamamı türk bankalarına olan kredi borçlarıyla geri verecek. internette telekom ile ilgili skandalları rahatlıkla bulabilirsiniz. işin derinine indiğinizde yukarıda yazdıklarımın neredeyse tamamında beter bir hikaye çıkıyor ortaya.

    benden bu kadar, cidden yordu bu kadar uzun yazmak. yarın seçim var, karar sizin elbette. sadece meydanlarda sürekli konu bu projelere geldiği, reklamlar bunlar üzerinden döndüğü için içimde kalmasın istedim. ama sizlerden ricam, bundan sonra köprü yaptık, havalimanımızı kıskanıyorlar vs diye şu platformu kirleten çomarlara bu yazıyı yapıştırmanız. zaten özellikle reis lord eddark stark aka furkan bölükbaşı (en son kürtaj dayıyla beraberdi) ve neylesinmahmut üstad başta olmak üzere tüm akp'lileri bu başlık altına bekliyorum.

    elimden gelen budur, eksikler, yazım yanlışları vs olduysa affola. yazdıklarımın hepsine kısa bir google araştırması, aykut erdoğdu, çiğdem toker gibi isimlerin söylediklerini izleyerek/okuyarak ulaşabilirsiniz. saygılarımı sunarım...
  • proje yapiyorum yol, metro, kopru yapiyorum diyorsun ama ozel sirketleri zengin etmekten baska bir halt ettigin yok sonra cikip bu senw olmadi ama seneye bayramda osmangazi koprusunu ucretsiz yapariz diye dalga geciyosun. hadi ordan!
  • en mega çılgın proje kulağının arkası sikilmedik vatandaş bırakmamaktır.
  • şu mitingi izleyip okuyacağım yazar kardeş eline sağlık.

    yukarılara taşınması gereken başlıktır.
  • feto tarafından kaldırılmak
    ayakkabı kutularını doldurmak
    ülkenin üretim kaynaklarını yabancılara satmak
    mavi marmara'da size ben mi gidin demek
    soma'da ölen insanların yerlerde tekmelenmesine ses etmemek
    kozmik odayı fetöye açmak
    ergenekon ve balyoz ile ordumuzu bilerek güçsüzleştirmek.

    daha sayayım mı?
  • kanal istanbul'u unutmayalım. yapılamayacak ama o bölgenin arazileri değerlenip peşkeş falan çekilmiştir sanırım. selametle.
  • akp'nin yaptığı projelerin türkiye'de bir güven verme durumu olduğu aşikar. adamlar yapıyor.
    ancak akp'nin problemi proje yapmak değil, doğru projeyi yapamamak. doğru zamanda yapamamak.
    bunun da ötesinde problemi yine proje yapmak değil, yaşam tarzlarına saygılarının olmaması. ayrıştırıcılık. dogmatiklik.

    yoksa ben de biliyorum akp proje yapıyor ...
  • cengizi daha da zengin edip. birlikte milletin hamina koymak.
  • (bkz: #78412299)

    ben de yapılamayacağını düşünüyorum, o yüzden yazmadım hocam. ama işte lozan bitecek, dünyaya hükmedeceğiz diyenlerin anlaması için bir sonraki sefer onu anlatırız...
  • bence samsun'da yaşayan devlet memuru kardeşimin hiç geçmeyeceği köprüye geçiş ücreti ödemesini sağlamaktan daha mega bir proje olamaz.

    edit: düşündüm de, daha megası da var. adı geçen kardeşimin bundan haberinin olmaması, bundan haberi olsa bile gene de ak parti'yi savunmasını sağlamak.