şükela:  tümü | bugün
  • kimse alınmasın ama şöyle bir şey,

    http://sphotos.ak.fbcdn.net/…_3278377_3400391_n.jpg
  • muhafazakar,
    siyasi ideolojiler hakkında pek bilgi sahibi olmayan,
    dolayısıyla türkiye nüfusunun epey büyük bir kesimini oluşturan taban.
  • birinci sınıf kauçuk tan imal edilirler. chp tabanı gibi silikon değildirler
  • siyasi bir taban olmadığı kesin bir taban. ve hatta böyle bir tabanın olduğu bi mechul.

    yıl 2002..

    türkiye'de büyük bir siyasi boşluk ve o boşluktan medyanın da yardımıyla fırlayan akp, ve medyanın da yardımıyla neredeyse meclise girecek olan genç parti..

    kazanan recep tayyip erdoğan oldu.
    %7,5 oy alarak kaybeden cem uzan. şimdi ülke sınırlarına giremiyor, kanalına el konuldu, o %7,5 "genç parti tabanı" da içine alarak oy sayısını arttıran bir akp..

    kendimi gülmekten alamıyorum.. akp'nin ne tabanı var? tamam bir taban var diyelim,
    bu taban neyi savunur?
    ilkeleri nedir?
    siyasi görüşlerini ne olarak tanımlıyorlar?
    beklentileri nedir?
    politika hakkındaki fikirleri nedir?
    kendi seçtikleri millet vekilerini tanıyorlar mı, hangi isme ne diye oy verdi bu taban?

    refah ve uzantılarının kırıntılarından öte gitmeyen taban, medya ve kömürle ateşlenen bir oy çoğunluğu.
    partinin başına recep tayyip erdoğan'dan başkasını geçirelim, sandığa gidelim. bakalım taban neymiş?
  • o konuşmaları yüzbinlerce kişiye mısır'da, suriye'de ya da islam coğrafyasının neresinde yaparsan yap kitlesel şiddete dönüşürdü. akp tabanı ne kadar inanıyor görünse de son derece mutedil davranan, barışçıl bir kitle bence.
  • işçi partisi tabanı, chp tabanı, mhp tabanı ne kadar tabansa akp tabanı da o kadar tabandır.
  • (bkz: hillbilly)
  • seçmen oranı,
    1999 yılında fazilet partisinin aldığı yüzde 15 ile
    2002 yılında akp'nin aldığı yüzde 34 arasında bir yerlerdir.
    yani yaklaşık yüzde 25'lik "asla akp'den vazgeçmem" diyen bir kesim vardır.
  • "bugün hali hazırdaki akp kitlesi üç ana kategorinin toplamından oluşuyor.

    ilki; gerçekten de cumhuriyet ile hesaplaşmayı bir yaşam biçimi haline getirmiş olanlar. bu kesim aynı zamanda iktidar olanaklarının memnun ediciliğini de kullanmakta hiçbir beis görmüyorlar.

    ikinci kesim; kökeni ne olursa olsun iktidarın nimetlerinden faydalanmayı her zaman için bir yaşam biçimi haline getirmiş olanlar. akp’nin yandaşlara kamu kaynaklarını peşkeş çekerken ve kurduğu baskıcı iktidar üzerinden yandaşlarına bugüne dek açılmayan yeni sermaye birikim kapılarını açarken, bunun nimetlerinden faydalanan bu kesim akp içinde en çok “kraldan çok kralcı” olan kesim. bunlar dar bir çıkar grubunun ötesinde, akp’nin özenle paylaştırdığı kaynakları tırtıklamaya çalışan ve işin tuhaf tarafı giderek de genişleyen bir kesim.

    üçüncü kesimi ise, ülkeye “hizmet”i, garibana” pohpoh”u ve istikrara “tapınma”yı doğru ve kaçınılmaz tercih olarak gören birbirinden farklı kökene sahip ilginç bir bileşim oluşturuyor. her biri, akp iktidarında kendinden olan bir şeyler görüyor.

    açıkçası, bu yalınlıkta bakıldığında ilk kesimi tereddütsüz karşı-devrimci, ikinci kesimi etkisizleştirilmesi\çökertilmesi gerekenler ve üçüncüyü de “hedef kitle” olarak görmek gerekir. oysa, içinden geçtiğimiz süreç bu tür bir yalınlıkla bakmayı tehlikeli kılmaktadır.

    chp içindeki tartışmaların da bu yönde evrilmesi tam da bu nedenle çıkışsızdır. chp içindeki her iki yönelim, yani empati kurulması gerekir diyerek toplumdaki gericileşmeye çanak tutanlar ile, asıl akp ye kaptırdığımız şu % 40’ı hedefleyelim diyenlerin içine girdiği münazara tiyatrosu sadece seyirliktir.

    ülkemizde siyasetin oturduğu zeminde, içinden geçtğimiz “yağmurlu günler” nedeniyle tam bir kayma yaşanmaktadır. dolu yağsa. eni konu oramız buramız yaralanır, biz de yaralarımızı tedavi eder yolumuza bakarız. karlı günlerde, kar yağınca ne tür bir değişim yaşandığını bilir ona göre önlemlerimizi alır, uyum sağlarız. yağmurlu günlerde ise, kah her şeyi sürükleyip götüren kontrolsüz bir sel taşkınlığı, kah sinsice ve ahmak ıslatan bir uyutuculuk vardır. size “yağmurlu günler” için daha açık bir tasvir; hastası için elinden geleni yapıp onu acısından belki de ölümünden kurtaran doktorun yüzüne bakıp “allah başbakanımızdan razı olsun” denildiği günler bu günler.

    yağmurun yağıp bitmesini beklemek ve evimize çekilmekten başka çaremizin olmadığı bir siyaset tarzını benimsemediğimize göre, siyasetin şekillendiği zemini yeniden yükseltmenin zamanıdır demektir. işin “tuhaf” tarafı da burada zaten. gökten düşen üç elma da bize düştü aslında; insanlığın\ülkemizin tarihsel kazanımlarının korunması, topluma ve insana hizmet, ezilenlerin sömürüsüne\itibarsızlığına son…"

    http://haber.sol.org.tr/…mi-ugur-islek-haberi-96235
  • ironiktir ama büyük bölümü tabansızlardan oluşur.