şükela:  tümü | bugün
  • temel karamollaoğlu, (bkz: 3 haziran 2018 teke tek seçim özel yayını)nda öyle bir konudan bahsetti ki ağzım açık kaldı. 2004 yılında yayınlanan türkiye-ab ilerleme raporunda bahsi geçen konu gerçekten büyük resmi daha da iyi görmemi sağladı. ironi yapmıyorum.

    böyle bir şeyin altına türk hükümeti imza attıysa büyük skandaldır. bu hainlik değil de nedir? bunun sevr'den farkı ne?

    konuyla ilgili bulduğum haberler:
    dicle ve fırat satılıyor mu?
    türkiye'nin sularına özelleştirme
    açılım ile sularımızın alakası
    israil'e fırat-dicle akacak

    --- spoiler ---

    türkiye'yi yöneten irade, ırak'tan sonra suriye'nin parçalanmasına da hizmet ediyor. kamuoyu, mehmetçiğin afrin başarısı ile uyutuluyor. oysa genel planda bakıldığında türkiye, büyük orta doğu projesi'ni hızlandırıyor! müthiş bir tepki oluşmasına rağmen şeker fabrikalarının satışında ısrar edilmesinin hürriyet gazetesine el konulmasının sebebi budur.

    şimdi de suların özelleştirilmesi, yasaya bağlanmak isteniyor!

    chp istanbul milletvekili gülay yedekçi, "sularımızın özelleştirilmek istenmesiyle emperyalist güçlere hizmet mi edilmektedir? sularımızı özelleştirme kararını veren iktidar mıdır, dış mihraklar mıdır?" diye sordu.

    ***

    avrupa birliği komisyonu'nun 6 ekim 2004 günü açıklanan türkiye ilerleme raporu'nda, dicle ve fırat havzalarındaki barajların ve sulama tesislerinin israil'in de dahil olduğu uluslararası bir konsorsiyum tarafından yönetilmesinden söz edilmişti.

    eski tarım bakanı hüsnü yusuf gökalp, konuyla ilgili yazılarım üzerine telefonla aramış ve "fırat ve dicle'nin toplandığı suların havzası, sadece şanlıurfa veya mardin'le sınırlı değildir. kuzeyde erzurum palandöken dağı'na kadar uzanır bu sınır. 'suların idaresi' ne demek? bu, palandöken'den itibaren, idareyi onların eline vermektir. ayrıca bu konsorsiyumda israil'in işi ne? belli ki abd'nin ab'ye baskısıyla bu şart türkiye'ye dayatılmaktadır. bu şart asla kabul edilemez" demişti.

    * * *

    istanbul'da 1991 yılında yapılan, sosyalist enternasyonal toplantısında dönemin israil dışişleri bakanı şimon perez, 21'inci yüzyılın su savaşları ile başlayabileceğini söylemiş ve çözüm olarak da "orta doğu güvenlik ve işbirliği konferansı" toplanmasını, hatta türkiye'nin önderliğinde bir "orta doğu güvenlik ve işbirliği teşkilatı" kurulmasını önermişti...

    bu öneriyi, aynen "doğu akdeniz birliği" başlığı altında, mhp'nin 2002 seçim bildirgesinde görmüştüm!

    oysa o yıllarda genç bir akademisyen olan prof. dr. cemal zehir, "kuzey ırak'ta bir özerk kürt yönetimi veya devleti kurma teşebbüslerinin altında petrol kadar su paylaşımı da yatmaktadır. bu savaşın petrol kadar ayrıca su savaşı olduğunu ileri sürmek mantıklı bir yaklaşımdır. bundan sonra su paylaşımı orta doğu'nun şekillenmesinde rol oynayacaktır." diye uyarıyordu.

    ***

    ahmet davutoğlu, dışişleri bakanı olarak 2009 yılı ağustos ayında, ırak, suriye gezisine çıkmadan önce "iki ülke arasında güçlü bir stratejik iş birliğinin ortaya çıkması, ortak bölge olan mezopotamya havzası ve orta doğu'yu refah ve istikrar alanı haline dönüştürecektir. bu bizim vizyonumuzdur" demişti. davutoğlu, daha sonra da "mezopotamya projesi"ni sık sık gündeme getirmişti.

    dönemin amerikan büyükelçisi pearson ise ondan önce "erzurum'dan bağdat'a kadar uzanan bölge tek bir ekonomik bölge olacaktır" diye bir çıkış yapmış, barzani'nin internet sitesinde, "bu bölge aynı zamanda tek bir siyasi bölge haline gelecek, tsk, kuzey kürdistan'dan çekilecektir" yorumu yapılmış ve fırat-dicle'yi içine alan büyük kürdistan haritası yayınlanmıştı. açılım sürecinde, tsk'ya operasyon yapılmasının ve terörle mücadeleye izin verilmemesinin sebebi neydi peki?

    amdl adıyla türkiye'de rio tinto şirketi tarafından kurulan şirketin, "maden arama imtiyaz haritası"nın kuzey sınırları da fırat nehriydi!

    ***

    ve büyük orta doğu projesi'ndeki "free kürdistan"ın üst sınırı da fırat'tır!

    abdullah öcalan ise avukatları aracılığıyla aynen şöyle diyordu:

    "akp benim yol haritamdan yararlanıyor. ben yol haritamda orta doğu'daki demokratik çözümleri belirtirken dicle-fırat havzası demokratik konfederalizmini önermiştim. davutoğlu şimdi bunun görüşmelerini yapıyor ırak ve suriye'yle."

    ve şimdi türkiye, suriye'de "etnik kökene göre yönetim" öneriyor? türkiye'nin sularının satılması da meclis gündemindedir!

    --- spoiler ---
  • ege de yunanların adaları silahlandırması ( 12 mil sorunu ) ve kıbrıs'ın durumu ile beraber incelenirse durumun ehemniyeti daha net idrak edilebilir. bunlara limanların, ovaların, tarım arazilerinin, demir yollarının, iletişimin, sanayinin, bankaların, borsanın, fabrikaların v.b. kısaca önemli sayılabilecek her şeyimizin durumunu da eklemek gerekli.

    malum parti taraftarlarının gördüğü büyük resmi göremeyen ama türkiye'nin planlı ve düzenli yok edilişini gören bir sıradan vatandaş olarak an be an izliyoruz. bu anı zaten 100 yıla yakındır bilen ve ön görenler vardı. hatta bir reçete bile verdiler bize.

    ''ey türk gençliği!

    birinci vazifen, türk istiklâlini, türk cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

    mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. bu temel senin en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklâl ve cumhuriyetine kasdedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

    ey türk istikbalinin evladı! işte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, türk istiklâl ve cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! ''
  • ingilizlerin lozan’da dediği gibi şimdi veriyoruz ama 100 yıl sonra geri alacağız! bakınız çok entarasan akp amerika’ya almanya’ya hollanda’ya yer yer rusya’ya kafa tutarken son 16 yıldır tek papaz olmadığı ülke ‘’ingiltere'ye’’ laf atmaması çok enterasan! yine büyük diplomatların dediği gibi ‘’ingiltere yazar amerika oynar’’
  • (bkz: bop)
  • vay aq. demedigim olaydır. neden?

    yakın geleceğin en büyük sorunu su olacak. ısrail 100 yıllık planını yapıyor da ondan.

    su krizinin bir benzeri yoktur.
  • (bkz: kuşadası limanı)

    tayyip erdoğan, türkiye'yi bir filistin yapacaktır. onlar da böyle her şeylerini sattı, şimdi durumları malum.

    istek üzerine gelen edit: kuşadası limanı, 2003 tarihinde, israilli / yahudi iş adamı sami ofer'e tayyip erdoğan tarafından satılmıştır; o liman uzun süredir yahudilerindir.
  • ladies and gentlemen welcome to the adventures of the guy who just started paying attention.
  • ilk defa duyduğum ama önümüzdeki yıllar boyu gündem olacağını tahmin ettiğim konudur.

    özelleştirme karşıtı değilim ama nedir ne değildir bakmak lazım.
  • erbakan hoca israil bayrağındaki iki mavi çizgi için “fırat ve dicle nehirleri” demişti.
    (bkz: nereden nereye)
    edit: imla
    edit2: fırat ve nil olması gerektiğini söyleyen yazarlar var.