şükela:  tümü | bugün
  • özellikle bu 2018'deki cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra ülkede ak partiye karşı her gün çoğalarak artan bir öfke ve nefret dalgası ortaya çıktı. 18 yıldır iktidarda olan bir partinin nasıl güç zehirlenmesi içine girdiğini açıkça görüyoruz. her fırsatta türkiye'yi koalisyon hükümetleri batırdı deselerde de küçük yancıları olan vitrin milliyetçisi haline gelen, oy potansiyeli hdp'nin bile altında olan diktatörlük ile yönetilen bir partiyle giriştikleri koalisyonu ittifak adı altında saklamaya çalışıyorlar. cumhur ittifakı denilen koalisyon ülkeyi her gün yiyip bitirmekte ama onlar içinde oldukları bu sarhoşluktan dolayı göremiyorlar. istedikleri her şeyi mecliste onaylayıp geçiriyorlar, tek bir yazı ile bir şeyleri değiştirebiliyorlar. bunun nedeni 15 temmuzun gazı ile gidip referandumda evet oyu veren insanlar tabi.

    asıl konuya gelecek olursak; ülke tam bir hanedanlığa döndü. bir aile var ve her şey bu aile etrafında şekilleniyor. bunlara iştirak eden bir de aristokrat sınıfı var tabi. onlarla birlikte ortaya çıkıp, bir anda sınırsız bir kaynağa ve güce sahip olmalarından dolayı halktan bağımsız, saraylarda, malikanelerde yaşayan, hile hurdayla ihale alıp milletin vergilerini baby showerlarda mevlütlerde düğünlerde ezer hale geldiler. devlete ait bir çok kurum kuruluş ve şirket satıldı veya devredildi. gün geçtikçe zengin oluyorlar, devlette istedikleri yere istedikleri zaman çocuklarını veya yeğenlerini rica ve minnetle danışman, müdür, sekreter vs yapabiliyorlar.

    çılgın projeler adı altında devletin parası kalmadığı için katarlılara veya yandaş şirketlere ihaleler veriliyor ve yine halkın beline semer vuruluyor. enflasyon yükseliyor halk meyve sebzeyi taneyle alıyor ama onlar enflasyon hesaplarında pinpon topunu paket lastiğini baz alarak sayılarla oynuyorlar. bu milleti domates biber kuyruğuna soktular. kuyrukta en önlerde bekleyenler de bunların müritleriydi. tüp kuyruğu bekledik diyen insanların domates biber sırası bekleyecek kadar düşmesi bile bazı şeylerin özetiydi. ne halktan alınan deprem vergisi ne de kentsel dönüşümün bir boka yaramadığını geçen yıl 5.9'luk dprem olunca gördük. bütün paralar uçmuş gitmiş, kenstel dönüşüm denilen şeyin deprem için değil şehirleşmenin artması ve beton yığınına gömülmek için olduğunu gördük.

    her seçim öncesi halk kutuplaştırıldı, ayrıştırıldı ve hatta ve hatta tehdit bile edildi. diğer partilere oy verme potansiyeli olan insanlar gizlice fişlendi, bazıları terörist ilan edildi.

    önceden başbakanın önüne yazar kasa dahi atabilecek kadar yakınken insanlar şimdi 50 metre öteden polis duvarının arkasında silüetleri izler oldu. kaybettikleri seçimi dahi hazmedemediler bahanelere sığındılar allem ettiler kallem ettiler kendi yardakçıları olan ysk başkanına iptal ettirdiler. ama bilmiyorlardı ki yıllardır var olan hanedanlığı daha doğrusu küçük osmanlıcı saray lobisi artık gerileme değil, yıkılış dönemindeydi. ankara'yı kaybettikleri yetmemiş gibi tarihi bir farkla istanbul'u kaybettiler ve ilk defa muhalefete geçtiler. bütün pisliklerini kinlerini ortaya döktüler. halk artık bir şeyleri daha net görmeye başladı. ne zaman mı? alınmayan tek şey götlerindeki don olduğunu fark ettiklerinde... önceden de çok mu iyiydik sanki? hayır ama insanlar en azından 20 yıl önce daha mutlulardı. daha özgürlerdi. örf, adet, gelenek, din, müslümanlık, ümmetlik, tebaa adı altında insanlara bir şeyler dayatılmıyordu. çıkıp baş örtüsü diyenler olacak belki ama baş örtüsünü siyaset mazlemesi olarak kullanıp başa gelenler de onlardı. açık kadına namussuz damgası vuran da onlardı. kadın erkek eşitliğini de gayriresmi olarak kaldıran da onlardı. tecavüz edilen bir kadın için o saatte ne işi vardı orada diyen hakimi hakim yapıp atayan da onlardı. şu 18 yıllık süre içerisinde apaçık ortada olan o kadar çok şey var ki yazmaktan yorulurum. insanlar çok çabuk manipüle ediliyor. bir şeyler kolayca unutturuluyor. ama ben en azından 3 veya 5 yıl içerisinde bir değişim olacağını seziyorum. iyi günler yakın. akp el bombasının pimini çekti bekliyor. zamanı işliyor ve zamanı dolunca kendi kendisini patlatacak.

    gelirken büründüğü imaj ile şimdiki verdiği imaj arasında dağlar kadar fark var. o zamanlar sözde sosyal demokrat biraz da islamcı ama liberal bir politika izleyecek gibi kendisini gösteren, ekonomide refah odaklı bir partiydi. fakat zamanla anlamsız derecede güçlenmesi onları "davalarından" uzaklaştırdı.

    şimdilik yazdıklarım bu kadar. düşüncelerimi dile getirdiğim için savruk bir şekilde yazmış olabilirim. entrim silinir mi? belki silinir. birkaç kez de silindi. silinirse de yapacak bir şey yok. bu bize özgür ortam sağladığını vaat eden ama aslında vaat etmeyen moderasyonun takdiridir.