şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sıkı durun size tayyip bey'e seçim kaybettirmenin formülünü anlatacağım.en başta belirtmem gerekir ki hiçbir parti mensubu değilim.apolitik sayılırım.sadece ekşi sözlük'te çok fazla siyasi başlık okuyorum ve artık sıkıldım.teorime güveniyor ve muhalafetin bunu kullanmadığı sürece 2019'da da kazanamayacağını,tayyip bey'in yine ezip geçeceğini söylüyor ve başlıyorum.
    tayyip bey kendisine düşman yaratmayı ve o düşman üzerinden siyaset yapmayı bilen deneyimli bir politikacı.diyelim ki oylar düşüşte,hemen o dönem kim düşman ise onu hedef alacak konuşmalar yaparak halkı arkasına alabiliyor.bu bazen dış mihraklar,bazen muhalefet partileri,bazense direk kişiler olabiliyor.onlarca düşman yazabiliriz buraya.bu düşmanlar tayyip bey'in ve ülkemizin karşısında ve bizim gelişmemizi,ilerlememizi istemiyorlar.iktidar partisinin stratejisi bu söylemi yayarak halkın güvenini kazanmak üzerine ve doğru bir strateji.basit bir mantığa dayanıyor ve halk rahatlıkla bunu anlayabilir.
    muhalefete geldiğimizde durum ilginçleşiyor.mesela chp elimde belgeler var diye sayıklarken acaba şunu düşünüyor mudur;acaba o belgeleri açıp okuyan var mı?bütün gün sağlık,eğitim,ekonomi politikalarındaki aksaklıklardan dem vursanız dahi kimsenin umrunda olmaz çünkü siyaset duygu işidir.kişiler mantığıyla değil,duygularıyla oy verir.mesela muhafakar seçmen akp'ye,sekülerler chp'ye,milliyetçiler mhp'ye ve kürtler hdp'ye oy verdiler,peki neden?gerçekten ülkeyi o partinin kalkındıracağına inandıkları için mi yoksa içten içe kendilerini duygusal olarak o partiye ait hissettikleri için mi?bunu bir düşünün derim.
    ne diyorduk;basitlik ve duygular.bunlar çok önemli.insanların duygularına hitap edebilmenin en kolay yolu onlar gibi düşünebilmektir.eğer onlar gibi düşünürseniz,onlarda sizin gibi düşünmeye başlayacaktır,evet kilit nokta bu.
    bundan sonra herkes tayyip bey'i desteklese mesela nasıl olur?
    sadece hayal etmenizi istiyorum.lgbt'li bireyler pankartlarla sokaklardalar ve bir sonraki seçimlerde cumhurbaşkanımızı desteklediklerini açıklıyorlar,pozlar veriyorlar.mesela kılıçdaroğlu bende erdoğan bey'in yanındayım diyor.diğer muhalefet partileride keza öyle.en son boğaziçi üniversitesini eleştirdi cumhurbaşkanımız ve buna karşı boğaziçililer açıklama yapıyor,cumhurbaşkanımız haklı kendimizi değiştireceğiz diye.
    sadece hayal edin,insanlar politikadan bahsederken sürekli tayyip bey'i övüyor.herkes ona oy veriyor.taksiye biniyorsunuz ve ekonominin ne kadar güzel olduğundan bahsediyorsunuz şoför arkadaşa.artık o bazı sorunlardan bahsetmeye başlasa bile övmeye devam.en muhalif isimler hükümeti destekleyen açıklamalar yapıyor mesela.tüm gazeteler,dergiler,televiyon ve internet ne kadar güzel yönetildiğimizden bahsediyor.kısaca ortada 'muhalefet' diye bir kelime bile kalmıyor.
    artık cumhurbaşkanımızın eleştirebileceği kimse kalmadı çünkü zaten herkes onun tarafında.böylece ülkenin tüm sıkıntıları da direk onun sorumluluğunda kalıyor.muhalefet artık,kahvehane köşelerinde izlenmeyen haber kanallarının kısık seslerinde değil,insanların vicdanında yankılanıyor.toplum kendi kendini eleştiriye başlıyor.yazınca imkansız gelebilir ama sürekli hayatınızın mükemmel olduğundan bahsedilse eminim sinirleriniz bozulur.hatta hükümet bir süre sonra kendisine karşı muhalefet bile yapmaya başlayabilir.
    uzun vadede tek bir grup olarak kalmak imkansız fakat kısa vadede seçimler için sürekli hükümeti desteklemek,sürekli hükümeti eleştirmekten daha faydalı olacaktır.
    muhalif partiler seçimlere yine ayrı girecekler ve oyları bu strateji ile çok daha fazla yükselecektir.anlattığım sistem asla bir partiyi iktidar yapmaz fakat bir partiyi iktidardan alabilir.iktidar olabilmenin koşulu çoğunluğun ideolojisini savunmaktan geçer.aksi takdirde dürüstlüğün,vatanseverliğin kitabını yazsanız iktidar olamazsınız.türkiye'de konsolide bir sağ seçmen vardır ve bu seçmenin doğum hızı çok yüksek.bu da bir sonraki hükümetin yine sağ bir partiden çıkacağını gösteriyor.bu konu üzerine de çok şey yazılıp çizilebilir.
    unutmayalım,bireysel olarak biz belki gerçekliğin acı doğasına alışmış olabiliriz fakat toplumlar her zaman kendi masallarına inanmayı seçerler.o zaman bu masalları anlatmayı beceremeyenlerin artık kendi lehlerine bir şeyler yapma vakitleri gelmiştir.