şükela:  tümü | bugün
  • sadece bayramlarda görüşüldüğünden dolayıdır. ortak bir şimdiye ve geleceğe sahip değilsinizdir. herkes farklı coğrafyalardadır ve senede bir, olmadı iki senede bir görüşülmektedir. onları arkadaşlarınızmış gibi sevemezsiniz çünkü arkadaşlarınızı kendiniz seçmişsinizdir, ama akrabalar akrabadır. muhabbetler uyuşmaz, herkes farklı bir dünyanın insanıdır. ortak bir geçmişiniz vardır fakat bunu siz görmemişsinizdir bile.

    hele ki anneanne ya da babanne ile de büyümemişseniz, sizin için çekirdek ailenizden gerisi yalandır.
  • akrabalarin samimiyetsiz ve icten pazarlikli olanlariyla dogru orantilidir......
    unutulmamasi gereken sudur ki akrabalar konusunda maalesef kisinin secim yapma sansi yoktur
  • hic gorulmeyen akrabalarin 20 kusur yil sonra "beni tanidin mi? ben senin halanim" seklinde ortaya cikmasinin sonucunda gerceklesen bir durum. ah be arim balim petegim; bu zamana kadar hic arayip sormamissin, yanimda olmamissin bu zamandan sonra hayatimda olmussun olmamissin ne fark eder, sence sokaktaki herhangi birinden ne farkin var?
  • akraba olması birine ne kadar ayrıcalık kazandırabilir ki.. aniden ölen annesinin cenazesi daha evden bile çıkarılmamışken, evin ucunda kuytu bir köşe bulup, annesinin bileziklerini, yüzüklerini gizli gizli paylaşan insanlara nasıl bir yakınlık duyulabilir.

    içerde ölümün kendisine yüklediği rolü başarıyla oynamaya çalışan yabancılar varken, bu kadarını bile beceremeyen insanlara yakınlık duymamak ayıp mı? belki ayıptır, belki onaylamaz toplum yakınlık duymamayı, varsın onaylamasın, zerre kadar pişmanlık uyandırmıyor bu his bende.

    onların insanlığı yerinden uçmuşken benim akrabalarımın uçup gitmesi çok büyük kayıp değil. benden uzak allahlarına yakın olsunlar..
  • akrabalara karşı bir yakınlık hissedilmesinin gerekmemesindendir. günümüzde çeşitli nedenlerden ötürü geçmiştekilere göre aileler küçülmekte, başta ekonomik ilişkilerden ötürü de bu küçük aileler birbirlerinden uzaklaşmaktadırlar. örneğin "teyze çocukları kardeş gibidir" önermesini dile getiren akrabamın çocukluğunda kendi teyzesinin çocuklarıyla beraber yaşayıp ortak bir kültür oluşturduklarından, bugünkü teyze çocuklarının birbirlerine onlar kadar tutkun olmamasını eleştirmektedir. oysa atladığı nokta bizim ortak kültür oluşturmamış olmamızdır. bugün benim akrabalarımla ne beslenme alışkanlıklarım, ne felsefi görüşlerim ne de yaşam tarzım benzeşmektedir. eskiden aynı şehirde oturan akrabalar bugün ülkenin yarısına dağılmış olduğundan ve bazen bayramlarda görüştüklerinden eskisi kadar yakın olamıyorlar. ancak asıl neden mesafe değil. bugün aradaki binlerce kilometreye rağmen ilişki yürüten insanlar varsa bahane olmamalıdır mesafe. kök neden ortak kültürün oluşturulmamış olmasıdır.
    dolayısıyla günümüz koşullarında akrabalara karşı bir yakınlık hissetmemenin garipsenecek ya da sorun addedilecek bir yanı yoktur. ortak kültür oluşturulmadıkça kan bağınız olan kişilere yakınlık duymanızı gerektiren bir durum yoktur. ama arkadaşlar iyidir, onlar sizin yakınlarınızdır artık.
  • akrabalarıyla içli dışlı olan arkadaşların fotoğraflarını görünce daha bir koyar insana.. o kocaman fotoğrafta kocaman bir aile hepsi bir şen bir şakraktır..

    ancak büyükanne ve dedelerin ziyaretinden sonra biten bayram fasılları, bayramlarda hiç kurulmayan büyük sofralar, hiç oyun oynanmamış kuzenler yalnız hissettirir adamı..
  • anne tarafindan dayatilan; okudugun universitede hoca olan dayiyi ara sira da olsa ziyaret etme baskisi, tatil icin gittigin kendi memleketine vardigini teyzeye telefonla haber verme baskisi yuzunden gerçeklesen durumdur efenim.

    ben oyle yoz bi insan degilimki canim benim. akrabalarim her zaman aklimda, herkese hali hazirda onlardan bahsediyorum zaten. benim soyle bi dayioglum var, soyle bi amcaoglum var diye. simdi ne luzumu var yani durup dururken. "teyze ben izmir'e geldim. hi hi evet yazliktasiniz. pinti enisteme soyle, bi kere de o gelsin. aldigindan beri daha bi depo bile benzin yakmadi o araba. ben de optuuum, hadi bay."
  • neyine hissedeceksin?
    zaman, tam manasıyla zaman olduğunda tipine bakıp uzak durduğun yoldan geçen adamın bir başkasının akrabası; senin vaktinde oturtmaya koltuk beğenemediğin akrabanın da bir başkasına "yoldan geçen adam" olduğunu öğreneceksin. bunca yılın hürmetine, kan bağımın hatrına katlandığım bu sureti tanıyalı bir kaç dakika olmuş olsaydı , bu tür adamlarla beni neden tanıştırdıklarını sorardım sanırım, tanıştıran her kimse.

    tek marifeti iyi şut çekmek olan büyük kuzenlerin, dayıların yaş farkı ve iletişim imkanının kısıtlılığından göze büyük göründüğü zamanlar biter, onun hala transfer gündeminden açmaya çalıştığı muhabbetin ortak kalan tek payda olduğunu anlamış olursun. bayramda seyranda kemikleşmiş ellerini zorla öpüp başına koyduğun kadının müzevirliğin menifestosunu yazacak kadar ahlaksız olduğunu da görmen yakındır.

    siyasetten açtıkları muhabbet hala sağ partilerin merkez ilçe teşkilatları (ve muadili sıkcı, küçük muhabbetler) üzerine olur, bir de aşık olduğu partinin başkanına övgü ötekine sövgü... objektif kriterlere müracaat ettiğini sanarak aklınca hakkaniyet gözetirken "bizde cebini doldurana kadar herşey", "biz adam olmayız abicim","ekmeğin fiyatını sorsan bilmez" ,"takım tutar gibi parti tutuyor bizim milletimiz" , demezse şekeri düşer, mutat davranışlarını tamamlayamadığı için vücudu sinyal verir. günlük vasatlığını icra etmelidir.

    tüm bunlara istemeye istemeye şahitliğin sebebi, ananın ve babanın çocukluğunda bu adama ve kadına yakın büyümüş olmasından başka birşey olamaz.

    "mehmet, çocuklarımız birbirini tanımıyor hiç. böyle mi olacak gardeş? bizi bile tanımayacaklar. bahsetmiyor musun bizden?"

    ulan ben senin neyini bileyim, hatırlayayım uyuz... pileli pantolonlu ,demode kılıklı ortalama adam siluetiyle ne iyi ne kötü gibi bekleyen, evet bekleyen evladın mı eksik kaldı? siktirsinler gitsinler.
  • evlerine gittiğinizde kimse konuşmaz. herkes susar. çünkü kimse birbirini sevmemektedir. kimse de sevmediği insanlarla konuşmak istememektedir.

    biri espri benzeri bişey yaptığında bu suskun güruh aniden patlayıp gülmeye başlar. fakat bu gülüş en fazla 2 saniye sürer. çünkü yalandan gülünmüştür. herkes tekrar eski suskun pozisyonuna geri döner. sanki deminki espri hiç yapılmamış gibi. suratlarda aptal bir ifade...

    gözler genelde halı desenlerine ya da televizyondaki sikko programa yönelir. mecburen ilgilenilecek bişeyler bulunmalıdır çünkü ortam çok suskundur. en azından bu suskunluğa sebep bulmak gerekir. hani bakın ben gazete okuyorum, dergiyi inceliyorum ya da televizyona bakıyorum suskunluğum o yüzden gibi...

    zaten bu gibi gergin ortamlarda televizyon hiç kapanmaz. bir kaçış yoludur çünkü. herkes muhabbetin sıfıra yaklaşma nedenini televizyona bağlamak ister. televizyon açık olduğu için muhabbet tıkanmıştır çünkü. herkes televizyona bakındığı için kimse kimseyle konuşmamaktadır... (yalan)

    amına koyım millet anlatıyor;

    "hafta sonu kuzenlerle balığa gittik ulan gül gül öldük vallaa!"
    "geçen gün teyzemlere gittik sabaha kadar okey oynadık. muhabbette süperdi gül gül öldük amna qoyım!"
    "lan bizim halaoğlu geldi dün elinde de biralar... başladı üniversite anılarını anlatmaya... gül gül öldük amına koyım!"
    .........
    .....
    ...

    kıskanıyorum lan böyle tipleri! gülüp gülüp ölmek istiyorum akrabalarımla... bazende muhabbetten eksik kalmamak adına;

    -hacı bizde geçen gün amcamlara gittik!
    -eee?
    -döndük sonra... hihihi...
    -e eee?
    -gül gül öldük amına koyıyım:(((((