şükela:  tümü | bugün
46 entry daha
  • bu zorbalardan bir tanesini yakalayıp cok pis dövdüm , sonra bu diger akran zorbasi kemikli kaslı 5 kisiyi yanina alip beni dövdü, yani durum cok basit bir olay degil kendini ezdirmesin aman canim ya mevzusu degil, orospularin cocugunu sokaga firlatmasinin sonuclarini ceremesini masum cocuklarin ilerisi parlak cocuklarin cekmesidir.
  • çocuğunuz buna maruz kalmıyorsa muhtemelen diğer çocuklara bu zorbalığı bizzat kendisi uyguladığı içindir malesef acı ama gerçek. büyük balık küçük balığı yer kural bu.
  • aynı yaş grubunda olan kişi veya kişilerin birbirlerine veya tek bir kişiye karşı fiziksel, sözel ve davranışsal olarak örseleyici, zarar verici davranışlarda bulunmasıdır.

    zamanında teşhis edilip önlem alınmalıdır. küçük yaş gruplarında daha ciddi psikolojik durumlar ortaya çıkarabilir. yaş grubu ayırt edilmeksizin önlem alınmalıdır elbette. psikolojinin küçüğü büyüğü olmaz nihayetinde.
  • yumruk--tekme--sopa--bıçak gibi bir sıralama tavsiye edildiğini duymuştum bir yerde... ya da tam tersi miydi?
  • zorbalık evet.. ama hayatın kendisi bu zaten. istediğimiz kadar modern olalım. alfalık, betalık ve omegalık var. biz varolduğumuz sürece bu devam edicek. doğa en cesur'a, en zekiye ve en güçlüye olanakları verecek. diğerleri sik gibi yaşayacak. belki orta seviye... benim annem, babam çalıştığından küçüklükten beri evde hep yalnız yaşadım. yalnız okula gittim, okuldan yalnız döndüm. çok şükür başıma çok boktan şeyler gelmedi. ama ben ilkokul 2'de tam bir aptaldım. annemle babam tamamen memur zihniyetli insanlardı. o yaşta olgun insan olma öğretileri falan anlatmaya çalışıyorlardı.. insanlarla düzgün iletişim kurmalıymışım.. her şey konuşularak çözülebilinirmiş.. kavga kötü birşeymiş.. karşımdakini de düşünmeliymişim... vs vs.
    ben bu öğretileri dinleyip uymaya çalışırken hem sınıfta genel olarak hem de okulda genel olarak ''sikiğin teki'' damgamla geziyordum. o yaşlarda sorguluyordum hep. benim neden arkadaşım yok? neden herkes benimle uğraşıyor? niye insanlar beni mutsuz etmekten zevk alıyor? düşünsenize lan.. daha ilkokul 2'ye giden masum bir veledim amk. okulda herkes bana zorbalık ederdi. taşşak geçerlerdi. ama bir yandan babam bize biri vursa bile öteki yanağımızı da uzatmamız gerektiğinin telkinini verirdi. toplantılara da gelmezlerdi.
    rahmetli ananem bana çok güzel bir atkı almıştı. benetton marka.. bu benim için özel bir hediyeydi. çünkü ananem almıştı. birgün okuldaki zorba hıyarlardan biri bunu benden alıp yere attı.. ve hiç unutmuyorum üstünde tepindikten sonra atkıma tükürmüştü. işte o gün....
    o gün benim kırılma noktamdı. yaşıtlarıma göre iriydim ama; silik, sikik, asosyal, özgüvensiz bir çocuktum.. kibar olmam gerektiği bilinçaltıma kazınmıştı. sokak raconuda bilmiyordum. fakat daha sonra bir anda ailemden gizli gizli okuduğum kendi kendine karate isimli kitaptaki bazı cümleler aklıma geldi. kısaca dişe diş, kana kan diyordu yazan kişi. ve o andan itibaren acımasız iri yarı, güçlü bir adam olmaya karar verdim. en fazla beni öldürürler diye düşünmüştüm. çok net hatırlıyorum bunu.. sağ ayağım korkudan titriyordu ama sonunda olay bende koptu. o gün atkımın üstüne çıkıp zıplayan çocuğun kafasına cam suluğumu geçirdim. bir anda gözüm döndü. ağlayarak diğer birkaç çocuğa daha saldırdım. bir tanesini kalorifere itip ayar düğmesinin sırtını çizip hafifçe etini delmişti. birkaç öğretmen beni zor zaptetmişti. atkımı ağlayarak yerden aldım. ve daha sonra yarın sizi bıçaklıycam bu daha bitmedi orospu çocukları diye çocukları tehdit ettim.
    benden hiç böyle birşey beklemiyorlardı. sonra ne mi oldu? çocukların velileri geldi. benimkilerde okula geldi. benden şikayetçi oldular. ama ben tüm o gelen velilerin ve öğretmenlerin önünde hıçkıra hıçkıra ağlayarak o güne kadar gördüğüm zulmü, haksızlığı ve ezilmeyi anlattım. gerçekten bunları yazarken o ilkokul 2ye giden çocuğu yaşadım tekrar :) babam ve annem mizaçları gereği özür falan dilediler herkesten. ama benim açıklamam '' beni ilgilendirmez. eğer biri bana yamuk yaparsa ve sizin çocuğunuz olsa da olmasa da dişlerini sökerim.elimden geleni yaparım. pergel saplarım'' ve daha birçok benzeri cümleyi kurdum. veliler şok tabii.. sadece bir veli bana hak verdi ve oğluyla zorla barıştırıp el sıkıştırdı. tüm sınıfın önünde de bu delikanlıya bulaşmayın. bulaşan olursa ben gelirim buraya öğretmeninize şikayet ederim hemen demişti. sonra turgut amcanın oğluyla arkadaş olduk. tolga.. tolga benim şuan hala 20 küsür senelik dostum :)) neyse.. biz olaya dönelim.. vukuatımdan sonraki gün okulda yürüyüşüm bile değişmişti. ortaokuldan ve liseden beni gören abiler ''arkandayız koçum'' moduna girmişlerdi. bana öğle yemeğinde yemek bile ısmarladılar. gücün o an farkına varmıştım. her zaman değil ama çoğu zaman ortaokuldaki abilerle ve bazen lisedeki abilerle takılıyordum tenefüslerde. hatta liseli kızlarla muhabbete bile girmeye başlamıştım. lan düşün.. daha ilkokul 2'yim amk :d
    ben o günden sonra gücün çok öenmli olduğunu, doğar doğmaz büyük bir rekabet ve savaşa girdiğimizi çözmüştüm. vukuatlı günden sonra kimse bana bulaşamadı. hatta sınıfta saygı duyulan biri olmaya başladım. kimse bana sulu şaka yapamadı.
    daha 1-2 yaşımızdayken kendi akranlarımızla kavgamız başlıyor aslında. hayat deniyor bunun adına. medeniyet, kibarlık vs.. bana böyle şeylerden bahsetmeyin bile. kimse sana güzel bir hayatı ve imkanları hazırlayıp altın tepsiye koyup önüne getirmez. hayat seni pişirir ve sen o istediğin hayatı alırsın. hak edersin. hak etmek için yırtınırsın, savaşırsın. yada alamazsın.. yarrak gibi yaşamaya devam edersin. ileride çocuğum olursa onun hep arkasında olduğumu ve ne olursa olsun kendine güvenmesini sağlamak istiyorum. kendi başına tüm işlerini küçük yaşta halledebilecek yeteneği kazandırmak istiyorum ona. gerçek hayatın ''ilkokulundan başlayıp, masterına kadar'' tüm eğitimini alıp mezuniyetini hak etmesini sağlayacağım.
  • bunun her türlüsünü eğitim hayatı boyunca yaşamış ve yaşayan olan biri olarak tavsiye vereceğim ki benzer durumları yaşayan yavrucaklar minimum zarar görsün. bullying, ergenlikte yapılan salakça eylemlerden biri gibi gözükse de aslında etkisi uzun ve kalıcıdır. sana yol göstermemiş ebeveyn ve ailen de varsa, arkadaş çevrende yoksa, tıpkı benim gibi yalnız hissetmen normaldir. şimdi iyi dinleyin,

    öncelikle en önemli olan şey duygusal güç. karşınızdaki sizi un ufak edebilecek biri bile olsa korkmadığınızı göstermeniz gerekir. çok net diyorum yumruk en kötü çözüm ama siz yine de dalga geçtiğinde kesinlikle cesaretli olun, laflarınızla onu itin götüne sokun. tabii ki fiziksel olarak onu alt edemeyecekseniz kavgaya kalkışmayın. bunu bir gelişim ve motivasyon fırsatı olarak görün, fiziksel olarak güçlenin. güçlendiğin zaman pislik olana iki kere pislik olacaksın; sana bir bağırana sen iki bağıracaksın. ondan daha yüksek sesle bağıracaksın. sevgili dostum, dik dur ve dik yürü. kesin, net, anlaşılır ve açık biçimde konuş. konuşurken ses tonun ortalamanın 1 tık yükseğine çıkar. hatta ani çıkışlar ve ani düşüşler bile yapabilirsin. bırak sana deli desinler, ezik demelerinden iyidir.
    dediğim şeyleri harfi harfine yap sonra bana teşekkür et.

    not: bir daha karşılaşmayacağınız kişilerden maruz kaldığınız sözlü şiddete kayıtsız kalın. havlasın kendi kendine.

    “kötüler, onlara tahammül edildikçe azarlar.”