şükela:  tümü | bugün
  • hanımla işten çıkış saatlerimiz denk gelirse, toplu taşıma ile buluşacağımız yere gelip eve yavaş yavaş yürüyoruz bazen. romantik bir giriş gibi durmasına rağmen bana hissettirdikleri daha başka. ikimizin yüzünde de yorgunluk var aslında. vücutlar ağırlaşmış. sabah 7’de çıkmışız evden. akşam 8 olmuş. elele tutuşup eve doğru yürümeye başlıyoruz. günün yorgunluğu omuzlarda. yavaş yavaş yürüyoruz. bazen çok neşeli ama yorgun, bazen hüzünlü ama yorgun. hele o eve ulaşmadan önceki son yokuş yok mu? koca bir yokuş, hanımla ben, hava buz gibi, sıcacık eller. adımlarımız iyice yavaşlıyor. ömrümüzün en uzun yolunu yürüyoruz sanki. vücutlar yorgun, kafalar dolu. sıcak eve ulaşma hayali. adımlar gittikçe yavaşlıyor. niyeyse acayip hüzünlendiriyor o yokuşta yavaş adımlarla ilerlediğimiz halimiz beni. o 5 dakika hayat gibi geliyor. eve geliyorsun ve hayat başlıyor mu yoksa ömür mü bitiyor karar veremiyorum.

    bazen akşamları balkonda sigara içerken, o yokuştan ağır adımlarla çıkan bir çift görüyorum. efkarlanıp bir sigara daha yakıyorum. biz gibi, hayat gibi, ölüm gibi.

    hayat mücadelesi işte, ne diyim.
  • herkes diyarında muhabbetinde
    bilmem bizi ne civara yazmışlar...
  • hayalimdi. evlilik hayalleri kuruyordum, ikimizin de işi evimize yakın olsun istiyordum, çok kalabalık olmayan bir avrupa şehrinde iş çıkışı buluşup bişeyler içip evimize gitmek istiyordum.
    evlilik hayallerim suya düştü. şimdi neden çalışacağım onu bile bilmiyorum. çalışmaya isteğim yok, herhangi bir şey için çaba sarfetmeye gücüm yok.
    eş yok iş yok ev yok. ben de yokum.
  • kimi için her akşam yaşanan basit bir şey, bir başkasının ömürlük hayali.şanslı olanlar, şanssız olanların yerine de bir yorgunluk kahvesi içsinler eve varınca.