şükela:  tümü | bugün
103 entry daha
  • kalbimi kıp kıpır eden enstrüman. seneler sonra taşıma çantasından çıkarttığım aşırı emektar klasik gitarım ile müziğe dair bir şey öğrenemeyeceğimi artık idrak edince gittim bunlardan bir tane aldım. ilk defa boş tellere vurunca içimde müzik aşkı belirdi resmen. çıkan sesin evdeki gitarım ile hiç alakası yoktu ve gitar titriyordu. vay anasını dedim içimden ve bir daha vurdum tellere. sonra hemen almaya karar verdim. zaten youtube'da bir kaç videoda görüp beğendiğim bir modeldi.* demek ki bi de elektro gitar alsam kimse beni tutamayacaktı ama onun parası aniden başka yerlere gitmek zorunda kaldı -_- neyse zaten rock star olamayacağımı kabulleneli çok oluyor. çok üzülmedim ve kalbime bir damla gözyaşı falan düşmedi.

    şu an için akustik gitarın tek olumsuz yanı, parmaklarımın tellere uzun süre boyunca dayanamaması. yıllardır duyduğumuz ''önce klasikle başla'' geyiğinin altında bu sebep mi yatıyor bilmiyorum. tabii ki insan hangi sesi duymak istiyorsa onunla başlamalı. 2 haftadır günlük çalışma süresi olarak 45 dakikadan yukarıya çıkamadım. bu süre yetersiz geliyor ama şimdilik tıngır mıngır idare ediyoruz.