şükela:  tümü | bugün
  • türkçe meali şu şekilde yapılabilecek olan kuran suresi.

    1. yaratmış olan efendinin adına oku/duyur!
    2. insanı (rahme) tutunmuş bir sülükten yarattı!
    3. oku/duyur! senin efendin en üstün olandır.
    4. o, kalemle (yazılmış kutsal kitaplarla) öğretti/mesajını iletti!
    5. insana bilmediğini (elçileriyle) öğretti/insanlığa vahiyle seslendi!
    6. insan, mutlaka taşkınlık eder;
    7. kendini zengin/yeterli görmesinden dolayı...
    8. (öldükten sonra hesap için) dönüş efendinedir!
    9-10. ne dersin engelleyene; namaz kıldığında bir kulu...
    11-12. ne dersin? ya o (namaz kılan) doğru yolda idiyse veya erdemli olmayı öğütlediyse...
    13. ne dersin? ya o (engelleyen) yalanladı ve yüz çevirdiyse...
    14. allah'ın görmekte olduğundan habersiz mi?
    15. eğer vazgeçmezse, o alnı tutup sürükleyeceğiz!
    16. o yalancı ve günahkar alnı...
    17. çağırsın aşiretini!..
    18. biz de zebânileri (cehennem meleklerini) çağıracağız!
    19. ona (o zorbaya) itaat etme! secde et(meye devam et) ve (efendine) yaklaş!
  • hak’dan uzaklaşıp batıl olmaktan, rahmetten uzaklaşmış olmaktan, merhametten mahrum kalmaktan ve cennet’ten kovulmuş iblis’ten…
    hayır yada şer; tüm varlığın kaynağı, tüm varlığın kendisinden geldiği, yaratan, sonsuz merhamet sahibi ve var olan her şeye rahmet ve merhamet eden, koruyucu, esirgeyen ve bağışlayan tek yaratıcı allah’ın adı ile korunurum

    oku; rabbi’nin adıyla… ki o rabb’in tüm varlığı yarattı… allah adına, (bu kitabı) oku, öğren (tüm ilimleri) , anla (durumu okuyabil, gerçeklerin farkına var, bak ve baktığın her şeyde izlerini gör), kabul et (ikra, kıraat et, kalbini de ikna et, tefekkür et, anladığın şeyi sindirerek yaşa) ve yay (yüksek sesle okur, duyurur gibi). bunları da yaparken besmeleyi bırakma (besmelesiz kuran da okuma). senin sahibin, efendin; varlığı yaratır, birleştirir, can verir, bir araya toplayıp halk haline getirir, ıslah ve terbiye eder (medeniyet), helak eder ve yeniden yaratır.

    siz unuttunuz, ama o insanı, bir hücreden, bir kan pıhtısından, bir yere asılmış embriyodan, sevgiden, neden sonuç ilişkisi ve birbiri ile alakalı olan bir süreç içerisinde yarattı…

    bu kitabı oku, öğren (bu kitabı ve tüm ilimleri) , anla (herşeyi), kabul et ve yay. buna ilave olarak rabb; tüm iyiliklerin, sahibi, tüm cömertliklerin sahibi, çok eli açık, çok lütuf sahibi, çok ulu, çok büyük, çok affedici ve çok bağışlayıcıdır.
    rabb, unutkan insana bilmediği şeyler olan konuşmayı, kaydetmeyi ve yazmayı öğretti. insan bunları daha önce bilmiyordu. (4-5)

    sandığınız gibi değil, gerçek şu ki eğer okumazsanız(yukarıda yazdığı gibi okumak), muhakkak ki mevcut halinizi beğenir, kendinizi kendinize yeterli görüp, hiçbirşeye ihtiyacınızın olmadığını sanarak, gelişime kapanır ve azar, sapıklaşırsınız, kendinizi yaratan sanırsınız. (6-7)

    oysa, muhakkak ki geri geleceksiniz, dönüş rabbinizedir.
    yasaklayanı, men edeni, baskı kuranı gördün mü?
    allah’ı anan, öven, namaz kılan, dua eden bir kulu…
    gördün mü? ya o kul doğru yoldaysa, hidayete erdi ise, hakkı hak batılı batıl görüyor, doğru yola klavuzluk ediyor ise?

    ya takvayı, allah’ın emirlerine uymayı ve günahtan sakınmayı emrediyorsa?
    sen gördün mü, emin misin! peki ya yalanlıyor ve yüz çeviriyorsa?
    bu yalanlayan ve yüzçeviren allah’ın onun yaptıklarını gördüğünü bilmiyor mu?
    hayır, sandığınız gibi değil ve eğer yalan söylemekten vazgeçmezse onu alnından, perçeminden gerçekten yakalarız. o yalancı, günahkâr alından (perçemden)…
    haydi arkadaşlarını çağırsın, biz de zebânîleri çağıracağız.
    hayır! ona itaat etme ve secde et ve (rabb’ine) yakın ol!

    ---------------------------detay-------------------

    eûzu billahi mineş-şeytânirracîm, bismillahirrahmanirrahîm.

    1 - ıkra’ bismi rabbikellezî halak; yaratan rabbinin adıyla oku! (standart çeviri)
    ıkra = oku (kitabı okumak), öğren (tıp okumak gibi), anla (sporda oyunu okumak gibi), kabul et (sükut ikrardır anlamındaki gibi kabul etmek), duyur (yüksek sesle bir ilanı okumak gibi,)...
    bismi = ismi ile, adına - namına, besmele ile;
    rabbikellezi = ki o rabbin; (rabb= sahip olan, malik olan, efendi, terbiye eden)
    halak = yaratandır, toplayan, halk haline getiren, helak edip tekrar yaratan…
    oku; rabbi’nin adıyla… ki o rabb’in tüm varlığı yarattı… allah adına, (bu kitabı) oku, öğren (tüm ilimleri) , anla (durumu okuyabil, gerçeklerin farkına var, bak ve baktığın her şeyde izlerimi gör), kabul et (ikra, kıraat et, kalbini de ikna et, tefekkür et, anladığın şeyi sindirerek yaşa) ve yay (yüksek sesle okur, duyurur gibi). bunları da yaparken besmeleyi bırakma (besmelesiz kuran da okuma). senin sahibin, efendin; varlığı yaratır, birleştirir, can verir, bir araya toplayıp halk haline getirir, ıslah ve terbiye eder (medeniyet), helak eder ve yeniden yaratır.

    2 - halakal insâne min alak; insanı bir alekadan (embriyodan) yarattı. (standart çeviri)
    halakal = yarattı, topladı, halk haline getirdi ve helak edip tekrar yarattı
    insane = insanı, (nisyan, unutma fiilidir, unutan insanı, allah’a her an muhtaç olduğunu unutmuş)
    min alak = (min, den dan eki) alak ise; bir yere bir noktadan bağlı olan asılmış şey, hücre, embriyo, ilgi (alaka), sevgi (ilgi duymak, alakadar olmak), alaka (neden sonuç ilişkisi, bazı sonuçların bazı nedenleri tetiklemesi, alakalı olmak)
    siz unuttunuz, ama o insanı, bir hücreden, bir kan pıhtısından, bir yere asılmış embriyodan, sevgiden, neden sonuç ilişkisi ve birbiri ile alakalı olan bir süreç içerisinde yarattı…

    3 - ıkra’ ve rabbukel ekrem; oku! rabbin sonsuz kerem sahibidir. (standart çeviri)
    ıkra = oku (kitabı okumak), öğren (tıp okumak gibi), anla (sporda oyunu okumak gibi), kabul et (sükut ikrardır anlamındaki gibi), duyur (yüksek sesle bir ilanı okumak gibi,)...
    ve = bununla birlikte, ilaveten
    rabbukel = rabb…… dır. (rabb= sahip olan, malik olan, efendi, terbiye eden)
    ekrem = tüm keremlerin sahibi. kerem ise ulu, büyük, bağışlayan (af eden anlamında), bağışlayan (bağış yapan, gönlünden geçeni veren anlamında), iyi, cömert, eli açık, lütuf sahibi
    bu kitabı oku, öğren (bu kitabı ve tüm ilimleri) , anla (herşeyi), kabul et ve yay. buna ilave olarak rabb; tüm iyiliklerin, sahibi, tüm cömertliklerin sahibi, çok eli açık, çok lütuf sahibi, çok ulu, çok büyük, çok affedici ve çok bağışlayıcıdır.

    4 - ellezî alleme bil kalem; o rab ki kalemle yazmayı öğretti. (standart çeviri)
    ellezi = ki o,
    alleme = öğretti, bilgiyi öğretti
    bil = ile (kullanarak)
    kalem = kalemle yazmak, konuşmak (kelam, kelime)
    rabb, unutkan insana bilmediği şeyler olan konuşmayı, kaydetmeyi ve yazmayı öğretti. insan bunları daha önce bilmiyordu. (4-5)

    5 - allemel insâne mâ lem ya’lem; insana bilmediği şeyleri öğretti. (standart çeviri)
    alleme = öğretti, bilgiyi öğretti
    el insane = insan (unutan insan, allah’a her an muhtaç olduğunu unutmuş)
    ma = şeyler
    lem ya’lem = onun bilmediği (insanın daha önce bilmediği)
    rabb, unutkan insana bilmediği şeyler olan konuşmayı, kaydetmeyi ve yazmayı öğretti. insan bunları daha önce bilmiyordu. (4-5)

    6 - kellâ innel insâne le yatgâ; hayır! doğrusu (kâfir) insan azgınlık eder. (standart çeviri)
    kella = hayır, yok hayır, sandığınız gibi değil, gerçek şu ki, eğer yoksa (eğer okumazsanız)
    inne = muhakkak, kesinlikle
    insane = insan (unutan insan, allah’a her an muhtaç olduğunu unutmuş) … dır.
    le = mutlaka, gerçekten
    yatga = azgın, sapık, kendini tanrılaştıran, kendini yaratan sanan
    sandığınız gibi değil, gerçek şu ki eğer okumazsanız(yukarıda yazdığı gibi okumak), muhakkak ki mevcut halinizi beğenir, kendinizi kendinize yeterli görüp, hiçbirşeye ihtiyacınızın olmadığını sanarak, gelişime kapanır ve azar, sapıklaşırsınız, kendinizi yaratan sanırsınız. (6-7)

    7 - en raâhustagnâ; kendisinin muhtaç olmadığını zannettiği için. (standart çeviri)
    en rea – hu = kendini …. görmek,
    istagna = müstağni, allah'a ve hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını sanması, kendini yeterli görmesi, gelişime kapanması, mevcut halini yeterli bulması…
    sandığınız gibi değil, gerçek şu ki eğer okumazsanız(yukarıda yazdığı gibi okumak), muhakkak ki mevcut halinizi beğenir, kendinizi kendinize yeterli görüp, hiçbirşeye ihtiyacınızın olmadığını sanarak, gelişime kapanır ve azar, sapıklaşırsınız, kendinizi yaratan sanırsınız. (6-7)

    8 - inne ilâ rabbiker ruc’â; muhakkak ki dönüş mutlaka rabbinedir. (standart çeviri)
    inne = muhakkak, kesinlikle
    ila rabbike = senin rabbine (rabb= sahip olan, malik olan, efendi, terbiye eden)
    er ruc’a = dönüş, rotasyon, değişim, geri gelme, ilk hale geri gelme
    oysa, muhakkak ki geri geleceksiniz, dönüş rabbinizedir. bkz. birinci ayetteki döngü.

    9 - e raeytellezî yenhâ; gördün mü şu men edeni, (standart çeviri)
    e = mi , mu?
    raeyte = sen gördün
    ellezi = o ki
    yenha = men ediyor, yasaklıyor.
    yasaklayanı, men edeni, baskı kuranı gördün mü?

    10 - abden izâ sallâ; namaz kılarken bir kulu ? (standart çeviri)

    abden = bir kul
    iza = esnasında, olduğu zaman
    salat = namaz, anmak, övgü, dua etmek, destekleşmek, yardımlaşmak, selam göndermek,
    allah’ı anan, öven, namaz kılan, dua eden bir kulu…

    11 - e raeyte in kâne alâl hudâ; gördün mü, ya o doğru yoldaysa? (standart çeviri)
    e = mi , mu?
    raeyte = sen gördün
    in = eğer ise, öyle ise
    kane = oldu, idi
    ala = üzere
    hüda = hidayet, doğru yol, doğru yola klavuzluk etmek, islam, hakkı hak batılı batıl görmek,
    gördün mü? ya o kul doğru yoldaysa, hidayete erdi ise, hakkı hak batılı batıl görüyor, doğru yola klavuzluk ediyor ise?

    12 - ev emera bit takvâ; yahut takvâyı emrediyorsa? (standart çeviri)
    ev = yada
    emera = emretti
    bit takva = takvayı (takva= allah’ın emirlerine uyup, günahtan kaçınma)
    ya takvayı, allah’ın emirlerine uymayı ve günahtan sakınmayı emrediyorsa?

    13 - e raeyte in kezzebe ve tevellâ; ne dersin o (meneden) yalanlıyor ve doğru yoldan yüz çeviriyorsa! (standart çeviri)
    e = mi , mu?
    raeyte = sen gördün
    in = eğer ise, öyle ise
    kezzebe = yalanladı
    ve tevella = ve yüz çevirdi
    sen gördün mü! peki ya yalanlıyor ve yüz çeviriyorsa?

    14 - e lem ya’lem bi ennellâhe yerâ (bu adam) allah'ın, (yaptıklarını) gördüğünü bilmez mi! (standart çeviri)
    e = mi , mu?
    lem ya lem = bilmiyor
    bi enne = olduğunu
    allahe = allah
    yera = görüyor
    bu yalanlayan ve yüzçeviren allah’ın onun yaptıklarını gördüğünü bilmiyor mu?

    15 - kellâ le in lem yentehi le nesfean bin nâsıyeti; hayır, hayır! eğer vazgeçmezse, derhal onu alnından (perçeminden), yakalarız (cehenneme atarız). (standart çeviri)
    kella = hayır, yok hayır, sandığınız gibi değil, gerçek şu ki, eğer yoksa
    le in = gerçekten eğer
    lem yentenhi = vazgeçmezse
    le nesfhan = sahiden, gerçekten yakalarız
    bi en nasıyeti = alnından perçeminden.
    hayır, sandığınız gibi değil ve eğer yalan söylemekten vazgeçmezse onu alnından, perçeminden gerçekten yakalarız.

    16 - nâsiyetin kâzibetin hâtıetin; o yalancı, günahkâr alından (perçemden), (standart çeviri)

    nasiyetin = alın, perçem
    kazıbetin = yalancı
    hatıetin = günahkar
    o yalancı, günahkâr alından (perçemden),

    17 - felyed’u nâdiyehu; o, hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın. (standart çeviri)
    fe li yed’u = haydi çağırsın
    nadiye hu = onun meclisini, yakın arkadaşlarını, sohbet ettiklerini
    haydi arkadaşlarını çağırsın

    18 - se ned’uz zebâniyete; biz de zebânîleri çağıracağız. (standart çeviri)
    se nedu = biz çağıracağız
    ez zebaniyette = zebanileri, cehennem meleklerini, arındırıcıları, temizleyicileri (bkz sabun)

    biz de zebânîleri çağıracağız

    19 - kellâ, lâ tutı’hu vescud vakterib; hayır! ona uyma! allah'a secde et ve (yalnızca o'na) yaklaş!
    kella = hayır, yok hayır, sandığınız gibi değil, gerçek şu ki, eğer yoksa
    la tuti’hu = ona itaat etme
    ve uscud = secde et
    ve ikterib = yakın ol
    hayır! ona itaat etme ve secde et ve (rabb’ine) yakın ol!