şükela:  tümü | bugün
  • sef kemal demirasal'in alancha'sinin istanbul subesi. ocak 2015'te macka residences'ta acilacak.
  • guzel dekorasyonu, sasirtici sunumlarla gelen degisik kokteyleri, oldukca iyi servisi ve cogunlukla da lezzetli yemekleri olan yeni istanbul mekani. ne var ki ayni zamanda hayal edildigi gibi michelin yildizi almasi icin daha epey bir sure gecmesi, ugrasilmasi ve cabalanmasi gereken mekan. isin dogrusu hic boklamak niyetiyle filan degil, aksine deli gibi uzulerek yaziyorum cunku ne de olsa sehirde bir michelin yildizli lokanta kulturunun olmasi o sehrin yasayanlari icin de guzel bir keyif, gurur, degisiklik demek.

    yemekler buyuk olcude guzel. en azindan bu haftakiler (her hafta monu mevsime gore degisiyor). ordek lezzetli ama mesela incik lezzetinden ziyade sadece magara adaminin kemigi goruntusu ile carpici. diger yemekler de zaten boyle bir lokantada olmasi gereken seviyede ama dunyanin diger noktalarindaki michelin lokantalarinda yenilen "aman allahim bu ne" dedirtecek cinsten cildirtici tatlar degil. buna karsilik ekmekler deli gibi lezzetli ozellikle de eksi mayali olanlar. tatlilar ise puuuf, yani.

    gelelim saraplara... secilen yemeklerle beraber sunulan bir sarap onerisi listesi var ki aynen michelin lokantalarindaki gibi, lezzetin daha iyi hissedilmesi icin kesinlikle cok mantikli. ancak sorun su; masadaki herkesin yedigi yemek sectigi mönü ayni olmamasina ragmen secilen sarap onerisi herkese ayni geliyor ki iste bu ciddi bir sorun. ordek ile kalamar agizda ayni tadi birakmazken icilen sarabi ayni oluyor. hal boyle olunca onerilen sarap listesi yerine, istenilen sarabi secmek daha mantikli. ayrica sommelier onerilen listedeki saraplari bardaga dokerken elini korkak alistiriyor, bardagin ceyregine kadar koyuyor. en azindan sarap mönüsünden bir sise sarap alinirsa insan nasil olsa benim sisem deyip istedigi kadar koyar bardagina. bu arada o kadar para verilen ve ozel bir yemek deneyimi yasanmasi beklenen yer olarak sommelier'in servis ettigi saraplarin biraz daha iyi bilmesi, tanimasi, sorular karsisinda guvenle cevap verebilmesi gerekiyor. ha bir de cava konusu var ki ona hic girmiyorum; "agizlarin tadini degistirsin yemekten once birer cava verelim" ama bunu hesaba da yansitalim biraz ucuzlastiriyor durumu.

    dekorasyon zaten guzel, onu gecmistik. daha cok kuzey tarzi relae tarzi gibi. limoges takimlardan uzak, basit sade ve ferah. ne yazik ki muzik gereksiz derecede dans ve house. yemek yenilecek lokanta icin fazla hareketli ve yuksek desibelli.

    servis ve rezervasyon sistemi mukemmel. aynen olmasi gerektigi gibi. rezervasyonlarda en guzeli double shift'in olmamasi. yani masa kime ayrilmissa butun gece onun. nupera veya baska yerlerde oldugu gibi kimsenin tepesinde garson beklemiyor kalkilsin diye.

    en guzel tabii ki en sona kalan hesap oluyor, o da inanilmaz pahali. lokantada iki bolum var, beets ve tasting. beets nisbeten (ama nisbeten) ucuz olani, yemekler ve alkollu icecek ile kisi basi 400, tasting'de ise bu meblagnin ustunde geliyor. boylesine iddiali bir lokantada beklenen zaten bu, bunun farkindayiz da iste geri donusu diger michelin'lerde yediginin olceginde olmuyor.

    gunun sonunda hem guzel hem de havali bir yer. mudavim yaratamaz ama ciddi is toplantilari veya yabanci misafirleri goturmek icin guzel yer. ama "haftasonu da sevgilimle beraber keyifli yemek yemeye gidelim" lokantasi degil. desteklenmeli evet, ne de olsa daha acilali uc gun olan bir yer. mutlaka bir seyler daha iyiye daha guzele gidecektir. veya bitecektir.

    http://alancha.com/tr/istanbul/index.html en azindan sarap mönüsünden bir sise sarap alinirsa insan nasil olsa benim sisem deyip istedigi kadar koyar bardagina
  • güzel ve havalı bir restaurant. yemeklerin sunumları oldukça şık. lezzetler sunumların gerisinde kalıyor ama bence. belirlemiş menüler üzerinden sipariş verdik biz. ege otları ve levrek olan bir menüydü aklımda en çok sunum şekli kaldı. denemeye değer kesinlikle.
  • konsept mutfak getirerek yola cikan fakat simdilerde vur patlasin cal oynasin olan mekan.

    sezonluk alacati basari hikayesini ( ki kofte satsan satarsin bir yer alacati -basari sayilir mi bilemedim-) beceremedikleri gibi pavyona evrilmesi de ayri bir hikaye.
  • bir kaç gün önce ziyaret ettiğim, ve kötü not verdiğim mekan.

    maçka residences bünyesinde yer alan bu restorana bir kaç arkadaşımla birlikte gittik. burada yemek yesek mi, yemesek mi diye biraz düşündük ve yemememe karar verdik. küçük restoran bölümünün arkasında kalan bara yanaştık ve canlı müzik eşliğinde bir kaç kokteyl, vs. denemeye karar verdik.

    dikkatimizi ilk olarak ne müzik, ne kokteyller, ne de önümüzdeki masalara servis edilen yemekler çekti.

    dikkatimizi çeken ilk şey ara sıra gelip giden, inanılmaz iğrençlikteki çürük yumurta kokusuydu. ama nasıl ağır bir koku anlatamam. mutfaktan geliyordu sanki. mekanın içinde yer alan servis asansörü inip çıktıkça o koku yayılıyordu ortalığa.

    neyse... büyük bir eksi.

    müzik ile ilgili özel bir durum da yoktu. türkçe pop, araya sıkıştırılmış yabancı parçalar... klasik türk işi gece hayatı karmaşıklığı. canlı grup fena değildi, ama çaldıkları liste arap saçı gibiydi. beğenmedim.

    gelelim kokteyllere...

    ben sadece grey goose ile yapılmış votka tonik içtim.... iki tane. yanınızdaki gruptan iki kişi de birer kokteyl içti. ben cin ağırlıklı olan antioxidant isimli kokteyli denedim bir yudum. nasıl ekşi, nasıl lezzetsiz anlatamam. diğerini denemedim bile.

    sonuçta bir saatten biraz fazla kaldık. iki kokteyl, iki votka tonik ve iki şişe de su içip çıktık.

    hesap?

    evet...

    yukarıdakiler için bize dayatılan hesap 560 tl filandı. iki kokteyl, iki votka tonik, iki su.... neredeyse 600 tl.

    okuyanlar bilir... parasında değilim. dünyanın her tarafında gerçekten üst düzey mekanlara gidiyorum.

    ama burası o tip fiyatları hak eden bir yer değil. kaliteli yer çürük yumurta gibi kokmaz.

    ödedik, çıktık. bir daha gitmem. zaten bir arkadaşımın hatırı için gitmiştim.