şükela:  tümü | bugün
  • okuldan bir arkadasimin, hakkinda 'gidildiginde yapilmasi gerekenler' baslikli bir liste yaptigi guzide beldemiz.
    buyrunuz efendim listeyi:

    1. alanya'ya batı cephesinden geliyorsanız çevre yolundan girince 'bu ne biçim şehir girişi!' demeyin, ilk sapaktan 25 m. yola girin.

    2. ilk gördüğünüz rusa ağzı açık bakmayın onlardan çok var.

    3. çarşıda bikini ile hatta tanga ile dolaşan turistlere saldırmayın.

    4. güzel bir turistin yanında tipsiz kıro bir şey görürseniz hayıflanmayın sizde olmayan bir şey onda var; gramersiz yabancı dil.

    5. türkçe konuşan almanlara alışın.

    6. 10 km'ye 17 tane belediye sığan tek bölge alanya, buna şaşırın.

    7. alanyalı biri ile karşılaşırsanız şiveli konuşmamasını söyleyin.

    8. pazara giderseniz pazarcılarla türkçeden çok ingilizce konuşmayı deneyin çünkü türkçelerini anlamayabilirsiniz

    9. etraftaki binlerce butiği görüp bunları kim alıyor(!) demeyin, kuyumculardan çok para kazanıyorlar.

    10. camiye gittiğinizde biri fotoğrafınızı çekerse sorun etmeyin, olağan bir durum.

    11. eğer sabah ezanına kadar kafayı çekerseniz en iyi tercih arap mehmet'e gitmektir, kelle paçasını için kendinize gelirsiniz.

    12. mehtap turu gemilerinin önünden geçerken hemen kalkıyor çağrısına sakın inanmayın, en az yarım saati var.

    13 .kral yolundan bakkal kafe'ye gidip muhteşem manzaraya karşı içkinizi yudumlayabilirsiniz.

    14.eğer bakkal kafe kesmezse içkinizi alıp daha yukarıdaki esat burcuna gidip denizden metrelerce yüksekteki surlara tırmanabilirsiniz.

    15. dim çayına gidip dizinize kadar gelen sudaki çardaklara oturup alabalığınızı yiyin.

    16. geleneksel yemeklerden bumbar dolması, laba dolması, işkembe çorbası, gülüklü çorba eşsiz bir lezzete sahiptir. sadece alanyalıların evine gittiğinizde bulabilirsiniz.

    17. sizde herkes gibi yok "abi taş denize düşmüyormuş. ama yinede gidip bi görelim" deyip, adam atacağından taş atmaya gidin. orayı görünce "hacı nasıl düşmez ben atarım ne var bunda" deyip, taşın denize düşmediğini görün.

    18 .kışın 90 bin olan nüfus yazın milyonu buluyor. bulmasa da hava durumu gibi hissedilen nüfustur bu.

    19. gelen büyük israil gemilerini izlerken gizli(!) kulaklık takmış mossad ajanlarını etrafı gözetlediğini görüp şaşırabilirsiniz..

    20. otobüslerde "çıplaklı, cikcilli, mahmutlar" isimlerini görüp şaşırmayın. onlar belde isimleridir.

    21. eğer alanya'ya 10 sene önce geldiyseniz, tekrardan o alanya'nın ümidiyle gelmeyin. hayal kırıklığına uğrarsınız. polis lojmanının yanında halin yerine dev su kaydıraklarıyla ve birkaç mağaza ile karşılaşabilirsiniz. yeşilliklerin yerine de yüksek binaları göreceksiniz.

    22. eğer ptt'ye işiniz düşerse, kapısının önünde barış manço'ya tıpatıp benzeyen ayakkabı boyacısı barış'ı görebilirsiniz.

    23. gece saat 3'te, öğlen 2'de olduğundan daha kalabalıktır alanya caddeleri.

    24. şehrin ortasında ne bu böyle ikinci sınıf lokanta diye baktığınız yer lüks bir lokantadır. adı da güven lokantasıdır. öğle araları banka müdürleri ve alanyalı iş adamlarının vazgeçilmez mekanıdır.

    25. istanbul'dan geldiyseniz denize boşuna bakmayın, köprümüz yok.

    26. alanya'da kaybolma şansınız pek yoktur. merkezde zaten gideceğiniz yere üç yoldan gidilir. 25 metrelik yol, 35 metrelik yol ve sahil yolu. bu yollardan otobüse binip istediğiniz yerde inebilirsiniz.

    27. otobüslerde akbil, antkart, kentkart vb. olaylar yoktur. 1 lira verip istediğiniz yere gidersiniz. öyle 10 kuruş bulamadım, 40 kuruş bulamadım derdi yoktur.

    28. alanya'da da simite gevrek, mısıra darı denir. izmirlilere duyurulur.

    29. konyalılar bir alanyalıyla şivelerini kullanarak rahatça konuşabilirler.

    30. selçukluların başkenti alanya'ydı. konya değil.

    31. 25 metrelik yola gelip "çoğu yerinin 25 metreden az olmasına rağmen neden böyle bir isim vermişler" diye düşünebilirsiniz.

    32. bir pazar alanyalı arkadaşınızla yaylaya çıkın. dönmede çay içerken oranın adının anlamını düşünebilirsiniz.

    33. yayladaki o bozuk dönme yolunda 130'u bulan hızla önünüzden geçen arabaları izleyebilirsiniz.

    34. yaylaya dağın tepesine nasıl şehir kurulur öğrenirsiniz.

    35. (gara) jawa marka bir motorsikletin kaç kiloya kadar dayandığını balıkçı yusuf abimiz sayesinde göreceksiniz.

    36. yaylamızdaki az önce bahsettiğimiz dönme mevkisinde park orman restaurant tabelasını görünce aldanmayın istanbul'da değilsiniz.

    37. eğer hiç muz ağacı görmediyseniz yol kenarında bile görebileceğiniz muz ağaçlarına aval aval bakmayın alanyalılar size gülebilirler.

    38. alanya, dünyanın muz yetişen en kuzey yeridir. açık muz çok eski tarihlere dayanır. seracılıkta da ilklerden biridir.

    39. damlataş sahilindeki basket sahasına gidip kabiliyetiniz varsa maç yapın, yoksa oynayanları izleyin. ikisi de çok zevklidir.

    40. iskeleyi bir yürüyün. oturup kafenin birinde bir şeyler için.

    41. red tower'da spesyal karamelli bira içmek için mekanın tepesine çıkın, açık hava barında eğlenin.

    42. yolda yürürken yaz sıcağında fötr şapka beyaz takım elbise giymiş kırmızı kravat ve 2 metrelik kırmızı atkı takmış birini görürseniz, "selamlar sayın başkanım" deyip muhabbete dalın. çok eğlenirsiniz. o bizim deli başkanımızdır.

    43. dönmede hatice abaya bir şepit yağlatın.

    44. belediyenin arkasındaki sanat eserlerini(!) incelemeye gidin gayet eksantrik demir yığınlarıyla dolu.

    45. dönmeye gelmeden çıkrıkta bıldırcın yiyin.

    46. seyir terasına çıkıp muhteşem alanya manzarasını izleyin.

    47. yaylaya çıktığınızda önünden geçtiğiniz her ev bir alanya yerlisinindir emin olun.

    48. bir alanyalının evine girmeden önce iki kere düşünün asla doyduğunuzu anlamazlar onlara göre her zaman bir yer vardır.

    49. mart ayında karşıdaki dağlardaki karı görüp denize girebilirsiniz.

    50. akdeniz'e hükmeden gemilerin üretildiği hiç bozulmamış alanya tersanesinin karşısına geçip çayınızı yudumlayabilirsiniz.

    51. sahilde her türlü spor organizasyonunu yapabilirsiniz.

    52. onlarca çeşit reçeli tadabileceğiniz bir yerdir alanya. karpuz kabuğu, kızılcık reçelleri vesaire.

    53. su sporlarını zaten yapın. söylememize gerek yok.
  • yollarda "antalya başbakanını bekliyor" ilanlarını görünce putin ya da rasmussen geliyor zannettim; meğer tayyip erdoğan diye bir adam geliyormuş. o da önemli birisi herhalde?
  • insanı söylendiği gibi yazın tanıştıklarınız değildir. genelde konya, mersin ve güney doğu anadolu civarından gelen mevsimlik işçilerdir onlar.

    alanya insanı türkiye ortalamasına göre epey farklıdır. mesela yazın sokaklarında bikiniyle dolaşan turistler kimseyi rahatsız etmez, kimse de onları rahatsız etmez oysa alanya yerlisi ağırlıklı dindardır ve fakat hoşgörü hakimdir. yazları göç ettikleri yaylalarda köyün camisi ile kahvesi yanyanadır. ramazan vakti veya normal zamanda kahvede insanlar içkisini içer, kumarını oynar tek fark namaz vakti veya ramazanda araya çekilen bir tül perdedir. dahası defalarca iftar sofrasında kimisi iftarını açarken diğeri yanda rakısını içmektedir. türkiye de kaç sunni köyde böyle bir tablo gözlemlenebilir bilemiyorum.

    insanı iyidir, biribirine bağlıdır. mesela bir evde cenaze varsa 3 gün boyunca taziye yapılır. 3 gün boyunca tanıyan, tanımayan eve gelir taziye dileklerini sunar. bu sırada yakın tanıdıklar yemek, börek, baklava vs.. yollar. tepsi tepsi yemekler gelir eve. öğlen ve akşam hep beraber yemek yenir, gün boyu pişi yaptırılıp ikram edilir. belediye çay ocağı kurar, garson servisi verir o derece... yine birisi evleniyorsa 1 hafta boyunca hem kız tarafı, hem erkek tarafı evde yemek verir. işin olsun denir bu adete. o 1 hafta boyunca tüm tanıdıklar eve giderler ve altın vs.. hediyelerini sunarlar ve yemeklerini yerler. bu sayede düğün sırasında aleni biçimde bir takı töreni yapılmaz. kimse de az verdi, çok verdi diye rencide olmaz. zaten normal şartlarda bir alanyalı türkiye ortalamasının üzerinde gelir seviyesine sahiptir. askere gidecek olan gençler yine aynı şekilde yemek verir ve yakın arkadaşlarını ağırlar. bu ve benzeri eli açık adetleri vardır. birbirini tutar, destek olurlar.
  • çimen otel, büyük otel, cuma pazarı, kayhan kırtasiye ve kıral büro beşlisinin yerlerini bildiğiniz takdirde kaybolmanızın imkansız olduğu yer.
  • bi boka benzemeyen tatil yeri.

    -tatil ucuz ama ortalik apachi, barzo denen orospu cocuklari ile dolu, mide bulandiriyorlar.
    -esnaf zaten turkish default.
    -sahil inanilmaz pis, denizdemi yoksa yosunlar yuzunden ormandami yuzuyordum belli degil.
    -havasi cok bogucu.
    -gece hayati benim icin fark etmiyor, her sartta zorlanmam ama bu barzo ve apachi picleri yuzunden bigun katil olabilirim, resmen yanimdaki kizlara sarkmaya calisiyor.

    son olarak turkiye atom bombasi yapmali, atmasi gereken yeri ben soylucem.

    kulturunu siktiklerim.
  • bu yaz hollanda kızlarından az alman kızları vardır, alman kızlarından az iskandinav kızları vardır, iskandinav kızlarından az rus kızları vardır...turizm kötü ama keko sayısı istikrarlı büyümesini sürdürüyor. standartlarından ödün vermiyor.
  • çok uzun zamandır alanya hakkında yazmak istediklerimi ancak yazabiliyorum. önce iyi özelliklerini sıralamak isterim ki ardından eleştiriler çok göze batmasın. bir kere gerçekten güzel bir doğası var. deniz kenarında yaşamak insana huzur veriyor. çok mu sıkıldın gün boyu sahilde kısa bir yürüyüş ile bütün havanı dağıtabilirsin. uzun bir sahil şeridi var ve spor yapmaya meraklı olanlar için büyük şans. deniz kenarında uzun yürüyüşler yapabilirsiniz. türkiye'de bu şekilde çok fazla il ya da ilçe yok. küçük bir yer olması nedeniyle de her yere ulaşım çok rahat ve büyük şehirlerin hareketliliğini sevmeyenler için ideal bir yer.

    ancak maalesef bu güzel doğanın içinde kurulmuş bu ilçeyi bitirmiş ve neredeyse yaşanmaz hale getirmişlerdir sebep olanlar. bir kere şehrin plansızlığından bahsetmek lazım. deniz kenarına yapılan 15 katlı binaların hemen arkasına yapılan 4-5 katlı binalar ile inanılmaz bir çirkin görüntü oluşmuştur. şehrin bir silueti yoktur kale hariç. kale de zaten alaaddin keykubat zamanında yapılmıştır. yani kaç yüz yıldır insanoğlunun şehir silueti adına alanya'ya kattığı bir sıfırdır. türkiye'deki birçok il ya da ilçeden daha kötü durumdadır emin olabilirsiniz. üstüne imara açılan yeni yerler sonucu toroslardaki yeşilden başka yeşil görünmeyecek sanırım yakın zamanda. kaldı ki ülkede önemli bir turistik bir yer olmasının yanında uluslararası bir turizm destinasyonu olarak anılmak istiyorsanız diğer ülkelerdeki destinasyonlarla kıyaslayacaksınız kendinizi. bundan sonraki bir 10 seneyi öngöreceksiniz ki turizmi geliştirebilirsiniz.

    turizmden laf açılmışken alanya'ya gelen turist para harcamak istemeyen daha az gelirli turistlerdir ve alanya'ya tercih etmelerinin önemli sebeplerinden biri de ucuz olmasıdır. kaldı ki ilçedeki mağazaların turisti kazıklamak gibi bir eğilimi mevcuttur ve bu döngü bu şekilde yıllardır devam etmektedir.

    yaz sezonu geldiğinde tüm restoran, bar ve mağazalar açılır ve neredeyse hepsinin önünde yılışık, sapıkça bakan laf atan garson kılıklı ne olduğu belirsiz tipler nöbet tutarlar. turistleri kolundan çekiştirme , çağırma gibi yöntemlerle dükkanlarına davet ederler ve benim nazarımda son derece seviyesiz bir harekettir. ayrıca laf atma ve taciz sadece turistler için değil tüm kadınlara yöneliktir neredeyse. bakın çok yer gezdim türkiye'de ancak, böyle bir seviyesizlikle ilk defa karşılaştım. bu tipler gayet kendilerinde bu hakkı görürler ve çekinme, utanma gibi bir hal ve hareket asla göstermeden önünden geçen kadına laf atma ya da bakma hakkını kendilerinde utanmadan görürler. düşünün artık kadınlara verdikleri değeri. bu durumu yurt dışıyla karşılaştırmıyorum bile çünkü gezmiş görmüş bir kişi avrupa'da ya da amerika'da asla böyle bir durumun olmayacağını bilir. şahsen kendi adıma alanya'nın gördüğüm en kötü özelliği budur. burada bir kültürsüzlük var, çünkü ne türk kültürü benimsenmiş ne de avrupa kültürü. burada ikisinin arasında kalmış kimliksiz insanlarla karşılaşmanız kaçınılmaz.

    ayrıca tekin değilmiş izlenimi vermiştir burası bana. akşam saat 9'da alanya'nın merkezindeki otobüs duraklarında hayat kadınları görmeniz mümkündür. hangi ilde ya da ilçede böyle bir şey görülmüştür açıkçası merak etmekteyim. bu duruma nasıl izin verilir anlamış değilim. yani akşam hava karardıktan sonra kadınsanız tek başınıza asla dolaşmayın derim. kesinlikle güvenli bir yer değil burası.

    tüm bu olumsuzlukların ortadan kalktığı bir alanya görürüz umarım. işte o zaman huzurlu, eğlenceli ve doğası ile sizi hayran bırakan bir tatil beldesi olacağına emin olabilirsiniz ama olursa!
  • ankarada yaşayan bir alanyalıysanız, özleyecek çok şeyiniz olması demektir alanya. yağmuru özlersiniz. camınıza hortum tutulmuş gibi gece boyu hiç durmadan yağan yağmuru, şimşeklerin gümbürtüsünü, camınızın devamlı olarak titremesini, elektriklerin gitmesini, kazak ya da bot giymemeyi, ilkbaharda bütün şehre yayılan limon portakal çiçeği kokusunu, kışın ilk yağmurlarla yaylada mantar aramaya gitmeyi, hatta televizyondan yurdun doğu ve iç kesimlerinde yağan kara özenmeyi ve yaylada azıcık beyazlık görseniz kar yağdı sanmanızı özlersiniz. çantanıza yiyecek içecek alıp, iskele tarafından kaleye çıkmayı, neredeyse her mevsim açan kır çiçeklerini, kale arkası tarafından kaleden inmeyi ve yüzüncü yıl parkında güneşin batışına yetişmenizi. dim çayının buz gibi suyunda ayaklarınızın uyuşmasını, obanın uçsuz bucaksız yeşilliği ve hafif çiçek kokuları arasında kaybolmayı, tanıdık yerlilere "ayeeeennnn" diye başlayan cümleler kurmayı, çocukluğunuzun bakkalına, muhtarına selam vermeyi, komşularla tek tek karşılaşıp selamlaşmayı, son durumlar hakkında izahat vermeyi... pazar günü kurulan büyük pazar pazarını, tartıda gram hesaplamayan, önünüze torba atarak " seç abla" diyen gözü tok pazarcıları, köylülerin satmak için getirdiği çeşit çeşit otu, meyveyi, yoğurt kaplarında kümelenmiş yabani nergizleri, yaz kış tezgahlarda bulunan lezzetli çilekleri... yürüyerek bir yerlere gitmeyi, mütemadiyen güneşlenen, oyun oynayan yavru kedileri, tersaneye karşı içilen bir bardak gerçek otla demlenmiş adaçayını.. kokuları, güneşi, güneşin teninizi yakmadığı, okşayıp geçtiği kış günlerini..malta eriğine muşmula demeyi, can eriklerini çekirdeklerin sertleşmesine dayanamayarak acı acı yemeyi, balkona uzanan yasemin, balkonlardan sarkan hanımeli, begonvil çiçeklerini... babanızın mezarına gitmeyi.. mezarlıklar bile kasvetli değildir alanya'da. ulu ağaçların altında büyük bir huzura erdiği anlaşılan meftalar. renk renk çiçeklerin, nergizlerin, lalelerin, güllerin bezediği, yaz kış yeşil kalan küçük çiçekler.. ve son olarak seyir terasından denize batan güneş ve uzun bir süre bulutların renk cümbüşünü elinizde termosla getirdiğiniz çayı yudumlarken hissettiğiniz huzurla seyre dalmak. gazipaşa tarafında kalan cebel-ü reis dağının şehri kucaklayışı, toroslara sırtını dayayış, her zaman berrak mis gibi bir hava ve gecenin ilerleyen saatlerinde parıl parıl parlayan yıldızları...
    işte böyle sözlük.. alanya anlatılmaz yaşanır. dünya yüzünde bir cennet var mı diye sorsalar hiç şüphesiz cevabı alanyadır....
  • 80li yıllarda portakal ağaçlarıyla bezeli tini mini bir ilçeymiş, denizden esen rüzgar peşi sıra turunçgillerin kokularını da taşırmış, zaten küçük bir ilçe olduğu ve herkes birbirini tanıdığı için amerikan filmlerinde olduğu gibi insanlar evlerinin kapısını kilitleme ihtiyacı dahi duymazmış...

    ve gelgelelim 80lerin 90lara bağlandığı yıllarda turizmden zerre anlamayan doğa düşmanı baltalar muz, portakal, turunçgil ne varsa ezip geçmiş, deniz kenarında otel yasağını da kaldırtıp betondan kuleler dikmişler kumların üzerine. şimdi betonlar yayılarak genişlediğinden ve şehir göç aldığından il yapılması söz konusudur. ucuz tatil arayan, beleşçi turistlerin uğrak noktasıdır, oteller genellikle tam pansiyon işler. insanlığımdan utanarak izlediğim başka bir doğa katliamı hikayesi daha işte...

    ben betonunu eleştiriyorum ama insanını eleştirenler de olmuş, benim tanıdığım alanyalılar genellikle düzgün insanlar oldu; sizlerin yazları alanya'ya giderek karşılaştığı insanlar dönemlik işçi dalgalarıyla gelenler olabilir, öte yandan alanya sahil kesiminde sürekli büyümekte olan bir ilçe/il olduğundan göç de almaktadır.
  • bugün polis bir evladını mardin midyatta hain bir saldırıda şehit vermiş şehir.kendisiyle alanya lisesinde okumuşuz aynı bahçede top koşturmuşuz..henüz 20 günlük bebeği olan gencecik bir adam abdullah ümit sercan,allah ailesine ve eşine sabır versin.