şükela:  tümü | bugün
  • omzunuza pisledikten sonra "ben yaptım ben yaptım" dercesine çığırarak ağacın dalları arasında yerini belli eden mendebur.
  • (bkz: mockingbird)
  • suzanne collins'in kitabı olan alaycı kuş için (bkz: mockingjay).
  • açlık oyunları serisinin son kitabıdır. çok güzel başlar ama son kitabın ortalarında öyk gelir. sıçayım katnissine de peetasına da geberin dersin.

    edit: kitabın sonu çok güzel bitti ama ne kadar ara sıra sıksa da bittiğine üzüldüm.
  • filme uyarlanmış halinin ilk partını az önce izlediğim bir kitap. kitaba çok uygun bir film olmuş. serinin hayranıyım zaten. ilk iki filme göre daha psikolojik bir bölüm olduğu için aslında iş oyunculuklara düşüyordu. bence altından çok iyi kalkılmış. ikinci ve son filmi merakla bekliyorum.
  • ruhunda kanatları olanlar farkeder bu kuşu.. öyle ki bazen bir kanyonda çaldığı ıslığı taklit eder, bazen bir şarkıda aks-i sedası olur alaycı kuş.. ruhunda kanatları olanlar; yenilikçi, dik kafalı, cüretli ve körü körüne sadık kalınan kurallara bağlı kalmayan, kâh o ağaçtan, kâh şu kıyıdan duydukları kuş şarkılarından parçaları toplayan alaycı kuşlar misali kollarını iki yana açtıkları dünyadan başka bir dünya yaratırlar, yepyeni ve hiç umulmadık bağlamlara kendilerini yerleştirirler. dillerinde ıslık sesi, içlerinde bir umut, bir umut
  • kolyesini sürekli taktığım kuş çok seviyorum bide sanki o simge böyle özgürlüğü hissettiriyor bana ve asçaldaki oya hocama sesleniyorum kolyemi görüp sen bundan performans yap dediğiniz için çok teşekkürler
    edit:hocam bunu görürseniz benim biblo kızım diyim ağzımı yüzümü ısıracak şekilde şekilde sevmeseniz çok güzel olur
  • hunger game's serisinin son halkası.

    --- spoiler ---

    alaycı kuş'da baştan beri capitol tarafından yok edildiğini zannettiğimiz 13. mıntıka'nın aslında şehri yer altına kaydırarak en az capitol kadar teknolojik bir sistem kurduğunu anlatarak başlıyor. ve 13. mıntıka'nın katniss’in yarattığı isyan dalgasını capitolü ortadan tamamen kaldıracak büyük bir devrim hareketine çevirmeye ve katniss’i devrimini yüzü olarak kullanarak başlaması anlatılıyor.
    iki tarafın da kitleleri manipüle etme çabaları, medyatik yönlendirmeler, 16 yaşındaki bir kızdan başarıyla yaratılmış bir kahramanla devrime giden aksiyon dolu süreç…

    75 yıldır ülkeyi birbirinden habersiz olarak yaşayan 12 farklı mıntıkaya bölerek korkunç bir sömürü düzeni kurarak bu halkların sırtından inanılmaz bir lüks ve israf dolu bir tüketim çılgınlığı içerisinde yaşayan capitol’ün adım adım nasıl kaçınılmaz sona geldiğini ve inanmış, öfke dolu, zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayan halkaların capitol’ü bir çığ gibi önüne katıp ezip geçtiğini yine heyecan dolu bir anlatımla okuyoruz.
    --- spoiler ---

    sözün burasında merhum ali şeriati’nin şu sözlerini aktarmadan geçmek istemedim; “ne olurdu, bütün maddi kaynaklarımız, maddi menfaatlerimiz, yeryüzündeki ve yeraltındaki bütün zenginliklerimiz yağmalansaydı da yeter ki insanlarımız bozulmamış insanlar olarak kalsaydılar. eğer kalsaydılar bunların tamamını yeniden geri almaya imkân olurdu ve kendi ayaklarımız üzerinde durabilirdik.”

    günümüz sömürgecileri sömürdükleri ülkeleri sadece kaynaklarını sömürmekle yetinmiyor, girdikleri ülkelerin kültürünü, dilini, tarihini, inançlarını da elinden alarak, yozlaştırarak onları tamamen dirençsiz bırakacak şekilde bir yol izliyor, bunların yerine kendi dilini, kültürünü ve yaşam tarzını ikame ediyor. böylece dili unutturulmuş, inandığı değerler yozlaştırılmış, tarihine yabancılaştırılmış, motivasyon sağlayacak tüm dayanaklarından arındırılmış kitleleri sömürmek, kullanmak, istedikleri gibi yönlendirebilmek; örgütlenme, silkinip kendine gelme ve gerçek düşmana yönelteceği öfkesini dışa vurarak devrimin fitilini ateşleyebilecek moral değerleri ellerinden birer birer alınmış mazlum milletleri yönetmek çok kolaylaşmaktadır.

    bundan dolayıdır ki abd içten içe sömürgeleştireceği ülkelere öncelikle cocacola’yı, mc donalds’ı, hollywood mamülü filmlerini sokmakta ilk elden kitlelere kendi yaşam tarzını yerleştirmekte, kültürel yozlaşmaya tabi tuttuğu kitleleri istediği gibi yönlendirebilmektedir. çünkü çok iyi bilir ki salt askeri yöntemlerle bir ülkede uzun süre varlığını devam ettiremez fakat kültürel aşındırma yoluyla tonlarca bombayla yapamayacağını yapabilir.
    gelişmiş batılı ülkelerin neden islami araştırmalara bu kadar kaynak ayırdıklarını, yetiştirdikleri oryantalistler (islam uzmanları) kanalıyla islam’ı nasıl özünden uzaklaştırmaya çalıştıklarını, ondaki potansiyeli yok etmeye çalıştıklarını anlamak hiçte zor olmasa gerek.

    --- spoiler ---

    romana tekrar dönecek olursak; kurdukları mükemmel sisteme rağmen capitol’ün bu kadar çabuk çözülmesinde ana etkenin mıntıkaları sadece askeri yöntemlerle ve şiddeti merkeze alarak yönetme yanlışının olduğunu görüyoruz. aç bırakılan, sevdikleri birer birer ellerinden alınan, sürekli cezalandırılan kitleler bir gün buna dur demek için kafalarını kaldırabilir, sığındıkları bir kahramanı arkalarına alarak gemileri yakabilir ve sömürücünün sistemini başına geçirebilir.
    --- spoiler ---

    son söz olarak okurken insanda pek çok çağrışımlar yaptırtabilen, aynı zamanda keyifle okunabilen açlık oyunları serisi ölüm, dostluk, merhamet, fedakarlık, aşk, öfke, nefret, intikam, devrim gibi pek çok kavramı iki kapak arasında bir araya getirmeyi kotarabilmiş, okunması gereken başarılı bir roman diye düşünüyorum.