şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: aldanmak)
  • bir erbil tusalp kitabı.
    "sevgili kızım,
    "sonu yok mu güzel ?" sorusunun anlamsızlığı ortada.biliyorum,ama sonu geldi yavrum.bugünden yarına bitmeyecek olsa da acının ve gözyaşının,ağıdın ve yasın sonu sanki geldi gibi" giriş cümlesi ile başlayan kitap mektuplar halinde devam ediyor. yazar 12 eylül'ü yaşamamış,susurluk'u unutmak üzere olan,hortum ve talanı kanıksanması gereken olaylar ve olgular gibi algılama noktasına gelen 20"li yaş gençliğine dönüyor yüzünü.
  • boşluğa düşme. ne olduğunu bilmeden sessizliğin içine gömülüp kalındığında, ne yapılacağını bilememe. pembe rüyaların olmadığı karanlıkların içine girildiğinde, içteki zehrin içte kalması. düşlemekten korkarken hayattan kalanları, elinde yalnızca dokunamayan gökyüzü kalır. hayalin kalmaz, sen kalmazsın ve elim kağıda gitmez; sessizlik ve kimsesizlik başlar, beynimde dolanan cümlelerle. devamını çekip almak zor olur hareket ederken. hızlıca akarken senle ilgili her şey tutabilmeyi beceremem. yapılan her şeyin zamanı uzun olur. avuturum öylece kendimi. gidip gelir aklım, hüzün çöker, kara gecelerde seni görürüm rüyamda. herkes ve her şey iç içe girer. aldanırım hayalinle...
  • piiz ortamının olmazsa olmazlarındandır, pek damar müslüm gürses şarkısı.
  • aldanma ancak bir özel durum olabilir; dizilerin birbirlerinin içine girmesini sezdiren araçlardan biridir ki belki de en yapay olanıdır, ama tek araç da değildir tabi. aynı zamanda geçen iki dizi yerine bir eski olaylar, bir de yeni olaylar dizisi alınabilir. eğer bu iki dizi düşüncemizde birbirlerinin içine girebilirlerse, artık aldanma olmayacak, ancak komedi de sürecektir.
  • "aldatan ve aldanan (dolandıran ve dolandırılan) münasebetinde kusurun tamamı zarara uğrayana aittir. çünkü insan ölçüsüz ve/veya fevkalade bir kazancı hedeflemedikçe dolandırıcıya av olmaz." ismet özel
  • "aldanmanın iki yolu vardır: birincisi doğru olmayan bir şeye inanmak, ikincisi ise doğru olan bir şeye inanmayı reddetmek"

    soren kierkegaard