şükela:  tümü | bugün
1218 entry daha
  • artık yazmak istemiyorum bu başlığa.

    bu, sonuncu olacak.

    affedin arkadaşlar. başka türlü olmuyor çünkü.

    celladıma gülümserken; aylar geçsede ne yapmam nasıl davranmam gerektiğini bilmiyordum. halada bilemiyorum. birçok duygu durumu yaşadım içimde, kabullendim canım acıdı, inkar ettim, öfkelendim, küfürler savurdum, bir dostummuş gibi hep karşımda olan maviliğe yakardım, olmadı, sanki hep aynı yankıyı duydum. sürekli yenilmişliğim ne yapsam karşıma çıktı.

    nasıl iyileşeceğimi bilmiyorum, sadece daha kötü olmamaya çalışıyorum.

    dün akşam karar verdim. affedecektim. başka bir yolum daha yoktu.çünkü yürüdüğüm yolda kendi gölgeme sövmekten yoruldum, her kitap okuma isteğimde ayraç olarak fotoğrafımıza bakmaktan, dinlediğim şarkılarda ihaneti duymaktan, komik gelecek belki, televizyonda sevişme sahnelerine yeni bakmaya başladım midem bulanmadan.

    affedeceğim dedim kendime, yolu yok, eğ başını usul usul affet.* ulan başımıza ne geldiyse hep bu izlediklerimiz, okuduklarımız..

    "onu, sevebileceğinin en yücesiyle sevdin.
    titreme daha fazla kalbim.

    bağışla kendini artık onu da
    bırak gitsin.
    bırak gitsin.
    (...)"

    affetmeye kendimden başladım.

    önce sokaklardan başladım, o yokken ona koştuğum, o yanımdayken yavaş yürüdüğüm yolları affettim önce.adım adım af diledim kendimden, hayattan, arkadaşlardan, dostlardan. zor oldu, sanki içimdeki fırtınadan haberi varmış gibiydi gökyüzünün, nasıl bir fırtınaydı bu yürüdüğüm. konuşmalarımızı hatırladığım her sokakta adımlarımı biraz daha yavaşlattım, yeniden yaşadım.

    affetmeye senden başladım.
    13 saat yol, 800 küsür kilometre. bu sefer farklıydı yalan olmasın. sana gelirken ki heyecanım olur, midem bozulur, yutkunamam diye düşünüyordum, öyle olmadı. sokağından geçerken bi kötü hissettim, dairene baktığımda o dairede yerimin olmaması gerektiğini söyledim kendime.

    affetmeye bizden başladım.
    beraber dinlediğimiz bütün şarkıları sildim, bütün fotoğraflarımızı tek tek hafızama kazımaya çalışmadan sildim. gülüşlerimizi görünce gözlerim doldu ama sildim. benim evim yanmıştı, pnca zaman sonra o eve baktığımda sen hariç bütün anıları unutmuşum, ev gibi kafamın içinde anılarımızıda yaktım. eski bir hikaye artık dedim. kitaplarım balkona saçılmış görünce ağlamadım değil ama en çok "ölüm saati"min yanmış olmasına yaş döktüm.

    affetmeye bu şehirden başladım.
    herkesin denizine, sahiline hayran kaldığı lakin gözlerimin hep o dağları aradığı şehri affettim. saatlerce yürüdüğüm sahil bana yabancı geldi, sabahladığımız gecelerin intikamını alırmışcasına yan gözle baktığını hissettim. hatırlar mısın, tane mısır alamamıştık, o tezgahı görmek istedim kaldırmışlar. onuda affettim.

    şimdi oturdum, hamit beydeyim. buradan da affımı diliyorum. içtiğimiz biradan, girdiğimiz denizden, gecesinden gündüzünden, her şeyden affımı diliyorum.

    dağlara bakıyorum.
    içimde kayıp giden yıldızlar..
1 entry daha