şükela:  tümü | bugün
1038 entry daha
  • insanları yaralayan, sevgilerini ve hatta tüm güvenlerini kaybetmelerine neden olan korkunç bir davranış.

    ben insanın gücüne inanırım. beyin gücüne, beden gücüne ve ruh gücüne. bunlar el ele verdiğinde ve aralarında tanrısal bir ahenk ortaya çıktığında dehanın, yani dahiliğin de ortaya çıktığını düşünüyorum. belki herkes deha olamayabilir, ama insanlar o çizgiye yakın yerlere de ulaşabilir diye düşünüyorum. savaşmakla, mücadele edip vazgeçmemekle, sevgiden güç alarak ve sevgiyi doğal kaynaklarından(doğanın kendisi, sanat vb ile) besleyerek sevginin güçlendirebileceği bir gerçektir.

    insanın asıl savaşı kendisiyle. insanın önce kendisini yenmesini gerekir; insan bir kez kendini yendiğinde artık hector, akhilleus gibi bir savaşçıdır; korkuları ve diğer şeyler onu yenemez. işte yaşamda bazı şeyler insanın kendisiyle savaşını belirliyor. insan yaşamında kırılma noktaları var: öfkeye yenilmek, oburluğa yenilmek, doyumsuzluğa yenilmek, fakirliğe yenilmek, zenginliğe yenilmek, başarısızlığa veya başarıya yenilmek... başlık konusunun asıl konusu olan şehvete, yani bir kadın veya bir erkeğe yenilmek. bunların hepsinin de tek tek bu durumlara ait savaşlar olduğu düşünülebilir. yani bir kadın ya da bir erkek gelip sizi baştan çıkardı, şeytana uydunuz vb... yok öyle bir şey. gerçek bu değil. gerçek, bunun insanın kendi kendisiyle yaptığı bir savaş olması. bunlar hep kod ve çözülmesi gereken yaşam kodları. çözdüğümüz bir şey, yendiğimiz bir şeydir. problem, "ben bunu nasıl yenerim? ben bu kodu nasıl çözerim?"

    devamlı koşuyorsun, koşuyorsun, koşuyorsun. ötede uçurum görüyorsun. koşmaya devam edersen uçurumdan düşeceksin ve parçalanarak öleceksin. durduğun an uçurumu ve ölümü çözdüğün an.

    arabanı son sürat sürüyorsun. yıldızlı ve ılık bir gece vakti. yol boş ve çok güzel. asfalt kaymak gibi ve hız da özgürlük gibi. yolu biliyorsun ve yolun sol kenarında ağaçların başladığı yerden iki yüz metre sonra schumacher'in bile üstesinden gelemeyeceği çok keskin bir viraj var. sürmeye devam edersen denize uçup boğularak öleceksin. yavaşladığın an denizi, derinliği, kapana kısılmayı ve ölümü çözdüğün an.

    denize açılıyorsun. güneş sıcak ve su çok güzel. attığın her kulaç sonunda atlantis'e ulaşacak gibi. suyun üzerine gökyüzünden elmas ve altın tozları yağıyor, mavi bir ipek sarmalının içinde var oluyorsun. deniz melek kanatları. çok fazla açılmak üzeresin. bu kadar açıkta bir insanın yüzmeyeceğini düşünen gözleri de bozuk birinin sürdüğü jet ski sana çarpacak ve kafatasın parçalanacak, balık yemi olacaksın. karaya doğru geri yüzmeye başladığın an dikkatsizliği, hızı ve ölümü çözdüğün an.

    bunlar hesaplanabilir. yaşamımız boyunca yaşamın bu "stop" çizgilerinden son anda dönerek en fena ölümlerden bilmeden ya da bilerek kurtulduğumuz çok olmuştur. bunlar fiziksel ölümleri getirir, ama bir de ruh ve beyin ölümleri var ki fiziksel ölümlerden kaçmayı başaran pek çok insan da bu ölümlerde çuvallar. yaşam, insanı öldürme ve yenme güdüsü üzerine kuruludur. insan da ölümden sürekli kaçmak zorunda olduğu için ya vahşi bir savaşçıdır ya da ölümü kabullenmiş bir kaderci.

    aldatmak da bu ölümlerden biri. bir insan uçuruma koşarken nasıl ki duracak, viraja girmeden önce nasıl ki yavaşlayacak, karaya dönmek için de nasıl ki hızlanacak aldatmaktan ve bunun gibi beyin/ruh ölümünü gerçekleştiren gizli katillerden işte böyle uzak durmalı. aldatmamak için içinizdeki sevgiyi besleyin. yalnızca karşınızdaki kişiye duyduğunuz sevgi değil, mesela arılara ya da yıldıza duyduğunuz sevgiyi de besleyin. sevgi sadakati getirir ve sadakati getiren yalnızca karşınızdakine duyduğunuz sevgi olmaz, gökteki adını bilmediğiniz bir yıldıza beslediğiniz sevgi bile, asıl sevdiğinize olan ihaneti önler. insanın kendisiyle olan savaşında sevgi en önemli ve büyük silahıdır ki sevginin gücü çoğu kez yüzlerce hidrojen bombasının gücüne denktir.

    sadakat bir insanın en büyük hedefidir ya da öyle olmalıdır. kutsal kitaplarda anlatılan korkunç kıyamet gününde dışarıda, ülkelerde ve şehirlerde milyarlarca insan aynı anlarda en korkunç şekillerde ve en kötü işkencelerle ölürken şöminesi yanmakta olan, hiçbir ölüm ya da günahın, hiçbir kötülüğün ulaşamadığı eşsiz bir dağ evinde kitap okuyor olmak gibidir.
11 entry daha