şükela:  tümü | bugün
  • aldatmayan erkek vardır. aldatmayan erkeği çekici bulan kadın yoktur.
  • 1.5 senelik ilişkimi, göz ucuyla bile başka kadına bakmadan geçirdim. sonuç?
    elbetteki terk edilmek.

    aldatın amına koyayım ya. kıymete binersiniz.
    sorun buradaki kadınlara, çoğunluğunun aşık olduğu adam ya aldatmıştır ya da aldatma teşebbüsünde bulunmuştur.
    bu yüzden kadınlar onlara aşıktır zaten.

    sayın erkekler, aşık bile olsanız bi ayağınız kapının dışında olsun. taktiksiz aşk en son tarık akan filmlerinde kaldı.

    (bkz: come to the dark side we have cookies)
  • 3 senemi kafam önde yürüyerek geçirdim. sonuç?

    ayrıldıktan sonra beni 2 defa aldattığını arkadaşlarından dinledim.

    (bkz: based on a true story)
  • enseyi karartmayın kızlar, var böyle erkekler.

    ama çok garip ki bu erkekleri de harcayan hemcinslerinizden geçilmiyor ortalık. çok garip bir denklem esasen bu ama ne yazık ki her zaman yaklaşık aynı eksende seyir halinde.

    kenan'ı tanımanızı isterdim. intihar etti geçen yıl, boşanma yıldönümünde. kenan fena düzgün bir adamdı. hatta arkadaş ortamında fazlaca taşak konusu olurdu köpek sadakatine sahip oluşu. ben "senin yaptığın doğrusu kankacım" derdim kenan'a, şişeleri vururduk. öteki ibneler de evde yaşadıkları diyalogların acısını çıkartırlardı kendilerince. bana sorun.

    ayten serhat'a sarardı "şu kenan'ı örnek al azıcık" diye. inci gökhan'ın kafasını sikerdi "kenan kurs açsa yazdırırım seni" diye. iki çocuğuna iyi baba, eşine iyi koca. ben "senin yaptığın doğrusu kankacım" derdim kadıköy'de caferağa'da sokak ortasında içerken yoldan geçen bir kız yeşil gözlerine bakmaya çalışırken bizimki kafasını başka tarafa çevirdikçe. "erkek dediğin" derdi serhat, "olum hiç aldatmadın mı yeşim'i" derdi öteki dallama, kenan gülerdi yarımağız. biraz kibir yaptığı bile olurdu ki hakkıdır.

    neyse gel zaman git zaman kötü yakalıyor filiz'i. hani filiz ile kenan'ı yanyana koysak şu yolda "ulan çocuğa bak, kızdaki tipe bak" diyeceğiniz türden bir eşitsizliğin iki tarafı olurlar. x'e değer vereni siksinler. kenan vermiş değer belli ki. bankada iyi hissetmiyor, eve gidiyor bizimki. çocuklar okulda, kafa dalgın dalıyor eve. manzarayı görüyor ama onu görmüyorlar. usulca çıkıyor evden geri. "ikisini de doğrasam dedim kanka" diyor, ne denir ki böyle durumlarda ben bilmiyorum tabi. bir de cenazelerde böyle olurum, ne denir ki? hani orada "başın sağolsun" falan bir nebze. denmez ki, neyin başı sağolacak. sevmiş bir de adam yeşil gözleriyle sevmiş. "çocuklar geldi aklıma" diyor. "allah bağışlasın" mı demeli, "müsaitse" diye eklemeli mi, huyum bu neticede. susuyorum ben tabi, içiyoruz. hep yarım ağız gülerek ıslak ıslık çalarak içtiğimiz boku cenaze kaldırmaya içiyoruz işte aynı yerde oturup da aynı şekilde. "senin yaptığın" diyorum, devamı gelmiyor içimden. öteki ibnelere haber bile vermiyoruz, sanırım kafası kaldırmaz diye düşünüyoruz. hani biraz da patavatsızlar kalkıp da şaka yollu bir laf ederler, böyle durumlarda ben gibi laf erbabı bile susuverirken onlar kalkıp bir laf ederler falan.

    mahkeme günü geliyor, bizimkinin elinde bir kanıt yok, delil yok, belge yok... hiç bir şey yok. inkar ediyor yeşim, nafaka diyor. "ulan" diyorum içimden, hakim duymuyor dediğimi. küçük bir mahkeme salonunda görülüyor dava. yeşim ile göz göze geliyoruz en son bir mahkeme salonunda bir kadınla gözgöze geldiğimde kendi boşanma davama girmiştim, şahit yoktu, ihanet yoktu. biz şiddetli geçinememiştik. aslında şiddet de yoktu, geçinememiştik sadece. bu çok başka bir durumdu. boka bakar bakışlarımı yanımda getirmiştim neyse ki, gözgöze geldiğimiz anda göz bebeklerimdelerdi. söz bana gelmişti. "hakim bey, kenan erkek erkeğe buluşmalarımızda sadakatiyle ortama dalga konusu olan, arkadaş çevremizin evlerinde yaşanan tartışmalarda örnek gösterilen kocadır. ötekiler de burada olsalardı anlatırlardı size." dedim, bir anlamı yoktu tabi bunun. mahkeme bilgi, belge falan filan isterdi.

    boşandılar, içi rahat etmese de çocukların velayetinden nafakalarına her şey karara bağlandı, bir kaç ay süren mahkemenin sonunda. ara ara görüştük kenan'la. ailesinin yanına kütahya'ya döndü sonra. sonra haberini aldık, intihar etmiş.

    gelmiş burada "aldatmayan erkek" falan diye hötörötlük yapıyorsunuz ya, ben haberini aldıktan sonra aldatmayanın aldanacağına çok inandım. bunu sadece cinsel-duygusal bir ihanet olarak düşünmeyin. ben o gün aldatmayanın sadakatinden ölebileceğine inandım. o günden sonra almadım kimseyi hayatıma. hoş zaten yalanlar dünyasının pembe dizi ilişkileri de çok hitap etmiyordu ruhuma ama o günden sonra kimseyi dahil etmedim oralara. ben ölme hakkımı, daha önceleri bir yerlerde kullandım diye.

    aldatmayan erkek, erkekler var. öldürmezseniz makbule geçecek.

    dipnot: yeşim iki isimliydi, bir yazar söyleyince farkettim boka bakar gibi baktığım sırada sevmediği ismiyle anarak sinirlerini bozdum gıyabında kendisinin.
  • 7 yıl flört ettik 6 yıldır da evliyiz çok şükür hiç öyle şeyleri düşünmedim. etrafta yok mu seni ayartmaya çalışan kadın? tabi ki elbette var ama bu sizin kendinize eşinize ve çocuklarınıza olan sevginizle saygınızla ilgili. eğer mutluysanız her şey yolunda gidiyor ise insan aldatmaz, ama geçimsizlik varsa saygı bitmişse, ayda 1 sevişiyorsanız ve eşinizi arzulamıyorsanız ilişkiyi yürütmek zor olabilir. o zaman da aldatmayın ulan hırbolar eşinizle konuşup insan gibi yolları ayırın çok mu zor?
  • aldatmayan erkek çoktur. acı gerçektir ama hatun kişi kimseler döner dolaşır bir playboyu beğenir, bir piçi beğenir efendime söyliyim bir yandan çarklıyı beğenir. mütemadiyen aldatılır. normal erkekleri görmezden gelmeyin, mutlu olun kızlar.

    not: ben ilk gruptakilerdenim.
  • e: e tunç beril'le çıkmıyor muydu?
    k: tunç beril'le çocukluk arkadaşı öyle bi şey hayatta düşünmez.
    e: y.rrağımı düşünmez.
  • ispatla dediğim iddia.

    bir kadının hayatında yaşayacağı en acı şeylerden biridir herhalde, aldatıldığı noktadan sonra tekrar güvenmeyi seçip daha sonra tekrar aldatıldığını fark etmesi. evet, çok acıdır ve tüm erkeklerin işe yaramaz olduğunu düşünecektir. normaldir, doğaldır. ama sevgili hanım arkadaşlarım, iyi insana denk gelemedik diye, tüm bir erkek cinsine lafı sokup kenara çekilmek kadar saçma bir şey de yoktur. bakın ondan sonra kendi hemcinsiniz çıkıyor, "erkök kadono erkökle mü aldatıyoo kadınlar da boook" falan deyip gene seni suçluyor. ee? ne kazandın sayın bi tarafına koyduğum? hiçbir şey.

    ha bir de bak gördün mü, kadın olsaydın da erkeği elinde tutabilseydin'ciler de var. onlara da laf yetiştiremezsin. haksız konuma düştün çoktan geri bas.

    böyle genellemelerle bir yere varamayacağını anla artık.

    durmadan seni aldatan birileriyle birlikte olmanın tek bir açıklaması vardır: sensin. ha ama bu senin o erkekleri elinde tutamaman ya da efendime söyleyeyim senden başka tüm kızların orospu olduğu sebebiyle değil. sen, doğru erkekleri hayatına almıyorsun ondan.

    önce kendini tanı. ne istediğini anla. nasıl bir erkek istediğini anla. 3 gün konuşup 4. gün sevgili olduğun adam 20. gün sonunda seni aldattığında ya da terk ettiğinde suçu erkeğe ya da kaçtığı kadınlarda arama. onlar zaten işe yaramaz insanlardı. sen niye o insanlarla birlikte takıldın ve 20 gününü heba ettin? o 20 gün sana bir daha gelecek mi? gelmeyecek.

    iyi insanlarla birlikte olun. vefalı, ince düşünceli erkeklerle birlikte olun. sana halini hatrını soran adamla birlikte ol. senin için her şeyi yapmaya hazır adama gönlünü vermeyi tercih et. amına koyacak olana değil.

    bunu da insanlarla birliktelik kurmak için acele etmemekle başarırsın. atlı kovalamıyor arkanızdan. tanımadan, emin olmadan sevgili olmayınız. her türlü suç sana ve hemcinslerine kalır sonra. erkekler bir şekilde sıyrılır o sorumluluktan.
  • en az aldatmayan kadının olmaması kadar "gerçekçi" sayılabilecek bir iddia. aldatma ve sadakatsizlik erdemsizliğini sadece erkeğin sırtına yüklemek (ya da daha çok erkeğin sırtına) şu an gençliğini ve yetişkinliğini yaşayan ve milenyum erdemleriyle kodlanmış olan kadınların küçük riyakarlıklarından bir tanesidir bana göre. isterseniz başlığın genelleyici ruhuna uygun olarak "hepinizin" diyerek isterseniz de daha insaflı davranarak "çoğunuzun" kelimesini kullanarak kitlesel bazı sadakatsizlik demetlerinizden bazı örnekler vermek istiyorum. bakın çok canınızı acıtmayacağım, söz veriyorum.

    sevgilisi yurtdışında yaşayan ve hatta gelecek yaz evlilik planları yapan kızımızın iki senedir fuckbuddy ilişkisi yaşıyor olması ve arkadaş çevresinde inanılmaz masum ve tatlı bir kızcağız olarak görülmesi sanırım kadınların bu konudaki ustalığını gösterir örneklerdendir. peki ya sevgilisi şu an kısa dönem askerken başka bir erkeğin altında terleyen benim ahlak timsali, beyaz yakalı arkadaşımı nasıl açıklayacağız ? şu an faal olarak doktorluk görevini yapan ve tipi görece "idare eder" olan arkadaşımın yattığı ve rehberine kaydettiği evli kadınları üst üste koysak aya çıkmamak için hiçbir bahanemiz kalmaz sanırım. nişanına iki gün kala eski sevgilisine meme fotoğrafı atan o masum suratlı meleği ise hiç unutamıyorum doğrusu. daha devam edeyim mi ?

    erkek de kadın da aynı lacivert tonundalar ve el ele yürüyorlar. kimsenin kimseyi suçlayacak yüzü yok, kimsenin kuşkusu olmasın.
  • aldatma erkek veya kadınla ilgili bir durum değildir. aldatma fırsat bulmaktan ibarettir. ilerleyen teknolojinin dezavantajlarını yaşıyoruz, herkes göz önünde, ulaşılması kolay.
    ayran gönüllü olduk...

    destansı aşklar yok artık, sevdiğimizden daha yakışıklısı veya güzeli ile tanışmadığımız sürece elimizde ki ile yetiniyoruz.

    telefonumuzu bir üst modelle yenilemeye öyle alıştık ki, bu alışkanlığımızı ilişkilerimize taşıdık.

    sonuç olarak;
    aldatmayan insan yoktu, sadece fırsatını bulamamıştır.

    sevgiye önem verin dostlar, anlık heveslerden uzak durun. dünyayı kurtaracak tek şey sevgi ve dürüstlük...