şükela:  tümü | bugün
  • atanabilmiş mete yarar.
  • "foundations of geopolitics: the geopolitical future of russia" adlı kitabında,

    -rusya’nın; seküler türkiye ve vahhabi suudi arabistan’a karşı iran’la ittifak yapmasını,

    -türkiye’nin; rusya, ermenistan ve iran tarafından ortadan kaldırılmasını,

    -türkiye'nin “şamar oğlanına çevrilmesi” gerektiğini,

    -rusya’nın türkiye’deki kürt, ermeni ve diğer azınlıkları isyana tahrik ederek türkiye’de jeopolitik şoklar yaratması gerektiğini,

    şeklinde ifadelerde bulunan türkiye dostu! rus.

    kitabı okuyanlar daha geniş bilgi verebilir, ben buradaki yazıdan ilgili kısmı aldım.

    hadi, dugin sevenler söz sırası sizde!
  • eğer böyle düşünüyorsa, çoğu ülkenin tek bir merkezden yönetildiğinin kanıtı olabilir.

    kurtlar vadisinde amon ve polat alemdar arasında geçen bir diyalog vardı.

    ''önceden devletler hanedanlar kurardı, şimdi hanedanlar devletleri kuruyor''

    dugin de olsa, graham fuller de olsa, kim gelirse gelsin bilerek veya bilmeyerek yeni yeni dünya oluşumuna hizmet ediyorlar.

    tr nin bu ikilemden çıkması gerekiyor. abd zehir ise rusya panzehir olmamalı.

    amerika coca cola ise, rusya pepsidir.

    ikisinide dene tarafını seç
  • "ama ne tuhaftır, bu uydurma haritadan yıllarca büyük anlamlar çıkaranlar, avrasyacılık fikrinin ideologu aleksandr dugin’in 1997’de yazdığı, (türkçe’ye rus jeopolitiği diye çevrilen) rus askeri akademilerinde okutulmuş kitabı the foundations of geopolitics: the geopolitical future of russia kitabına ise hiç takılmadılar.

    halbuki dugin’in hala basılan bu kitabında türkiye ile ilgili bir bölüm de var.

    dugin, kitapta “rusya’nın seküler türkiye ve vahhabi suudi arabistan’a karşı iran’la ittifak yapmasını” teklif ederken, türkiye’nin “rusya, ermenistan ve iran tarafından ortadan kaldırılmasını, “şamar oğlanına çevrilmesi” gerektiğini söylüyor, bunun için de

    “rusya’nın türkiye’deki kürt, ermeni ve diğer azınlıkları isyana tahrik ederek türkiye’de jeopolitik şoklar yaratması gerektiğini” yazıyor.

    ama dugin’in bir rus milliyetçisi olarak kurduğu bu avrasyacı hayalleri onun türkiye’de “darbeyi önceden haber vermiş türkiye dostu avrasyacı bilge adam” muamelesi görmesini hiç engellemedi.

    belki kitapta ne yazdığı bilinmiyordur. son fikirlerine bakılıyordur.

    ama herhalde mütemadiyen böyle bir rus milliyetçisini türk medyasına çıkarıp rusya, putin, türkiye’nin nato’dan çıkması pr’ı yaptıranlar herhalde biraz düşünmeli.

    rusya’nın nato ittifakında bir gedik açmak için türkiye’yi nato’dan uzaklaştırmaya çalışması belki dugin gibi rus milliyetçilerinin hedefi olabilir.

    ama herhalde öncelikle türkiye’nin çıkarlarını savunduğunu iddia edenler için 70 yıla yaklaşmış bir ittifakı bu kadar kolay çöpe atmak, rus tezlerini hararetle savunmak o kadar kolay olmamalı.

    ama geçen hafta türkiye ile abd’nin uzun müzakereler sonunda suriye’de güvenli bölge anlaşmasına varmasıyla ilgili televizyonlarda yapılan bazı tartışmalar bunun ne kadar kolay olabildiğini bir kere daha gösterdi.

    tabii ki abd’ye güvenmemek için çok haklı sebepler var. 15 temmuz sonrası abd siyaseti, suriye krizi ve ypg ile ilgili aldıkları pozisyon bu güvensizliğin rasyonel kaynakları.

    ama, abd’yi türkiye’nin asla güvenmemesi gereken bir düşmanı olarak görmek bambaşka bir ideolojik tercihi gösteriyor.

    suriye’de abd’yle varılan müşterek harekat merkezi ve güvenli bölge anlaşmasına karşı televizyonlara çıkan uzmanlar, türkiye2de her zaman çok satan bir amerikan karşıtlığı kasetini takıp, johnson mektubu’ndan, muavenet zırhlısı’ndan giriyor, çuval olayından, çekiç güç’tan çıkıp bir “abd’ye asla güvenilmez tarihi” yazıyorlar.

    sanki aynı tarihi fransızlar almanlarla, japonlar amerikalılarla, çinliler ruslarla yazamazmış gibi.

    ama işin tuhafı aynı uzmanlar, emekli askerler, siyasetçiler, gazeteciler suriye’de ve genel olarak dış politikada rusya’yla işbirliğine ise çok güveniyor, putin’le birlikte hareket etmeye sonsuz kredi açmaktan, neredeyse bunu bağımsız dış politika, vatanseverlik diye satmaktan ise hiç çekinmiyorlar.

    haydi diyelim, rusya’nın osmanlı’yı çöküşe sürükleyen komşumuz olduğunu, bundan 120 yıl kadar önce yeşilköy, çatalca’ya kadar geldiklerini, ikinci dünya savaşı sonrası kars’ı, ardahan’ı türkiye’den istediklerini, yıllarca türkiye’de gizli ve yeraltında faaliyet gösteren komünist yapıları desteklediklerini, eski kgb ajanı mitrokhin’in arşiviyle ortaya çıktığı gibi onlarca diplomatımızı şehit etmiş asala’nın kuruluşunu teşvik ettiklerini, yine kgb’nin her nato ülkesine bir terör örgütü politikasıyla pkk’nın suriye’de yerleşmesine destek verdiklerini, 1998’de suriye’den çıktıktan sonra rus meclis’i duma’nın öcalan’ı resmi olarak davet ettiğini, bosna’da sırplara destek verdiklerini, çeçenlere yaptıklarını, suriye şehirlerini harabeye çevirdiklerini falan hatırlayan kalmadı.

    ama daha iki yıl önce suriye’de rusların türk askerlerini vurması, 2015’de genelkurmay başkanlarının basın toplantısı yapıp türkiye’nin cumhurbaşkanını ışid’le petrol ticareti yapmakla suçlaması, türkiye’ye sert bir turizm ambargosu uygulamaları, hala daha bırakın suriye’de işbirliği içinde oldukları ypg’yi, pkk’yı bile terör örgütü olarak kabul etmemeleri bile rusya’ya açılan sonsuz krediyi eksiltmiyor, güveni azaltmıyor.

    türkiye zaman zaman rusya’yla, zaman zaman abd’ye, avrupa ülkeleriyle anlaşmalar, işbirlikleri yapabilir ama bu işbirliklerinin abd ve ab ile olanlarını her zaman şüpheli ve güvenilmez bulunup, rusya ile olanları tarihi işbirliği, büyük dostluk oluyorsa ortada türkiye’nin çıkarlarını savunmak değil, ideolojik bir takıntı var demektir.

    yıllarca türkiye’nin arap baharı’na desteğini, suriye politikalarını ideolojik, mezhepçi, islamcı bulup eleştirenlerin rusyacılığı da böylesine irrasyonel ideolojik bir abd karşıtlığının sonucu.

    peki bu ideolojik takıntı türkiye’nin faydasına mı?

    türkiye gibi 200 yıldır dış politikasını denge üzerine kurmuş bir ülke için tarih boyunca iyi hatıraları olmamış komşu bir ülkenin dış politik ajandasının peşine takılıp, alternatiflerini azaltmak, dengeyi bozmak rasyonel bir tercih olur mu?

    abd, ab ile ilişkilerimizi koparmayalım diyenlerin bile amerikancılıktan amerikan ajanlığına kadar suçlanabildiği bir ülkede, dış politikayı rusya’ya ve büyük dostumuz putin’e bağlamayı savunmak herhalde tam bağımsız türkiye savunuculuğu, vatanseverlik olmuyor.

    ne olduğunu ise belki bir gün öğreniriz..."