şükela:  tümü | bugün
  • hafizam beni yamultmuyorsa italya 90'da yugoslavya kafilesinde bulunan ve bir sonraki sene fransa'ya cannes takimina giden sarisin, uzun boylu, ve hizli golcu. bir kac sene cannes'de surundukten sonra marsliya rudi voller ve igor dobrovolsky'nin yedegi olarak boksic'i transfer etti. ikinci senesinde ilk onbirde oynamaya basladi ve avrupa sampiyonlar liginde kupayi jean pierre papin, basile boli, marcel desailly ile birlikte temsili olarak kaldirdi.
    sonra lazio'ya gitti birkac sene sonra juve gecti. fener'e soktugu yil 96/97 yilinin bir kis gecesidir. sonra tekrar lazio'ya dondu ve 3 yil daha oynadi. 2000'de galatasaray lazio ile 5,5 milyon dolar bonservis bedeli karsiliginda boksic icun anlasti ve boksic de transferi kabul etti. ama daha sonra bilinmeyen bir nedenden dolayi transfer iptal edildi ve eleman ingiltere'ye gitti. 3 sezondur middlesbrough'da oynuyor ve sadece 22 gola atabildi toplamda.

    milli takimlar seviyesinde bence cok basarili bir elemandir. davor suker ve goran vlaovic ile 90'li yillarin ortalarindan sonra baya isler yapmislardir. euro 96 ve fransa 90'da bayaa iyi oynamistir ve fransa'da yari finali gormuslerdir.

    damali kirmizi beyaz hirvat formasi ile kornerden gelen toplara yukselisi gozumde yer etmistir; lakin artik yaslanmistir. muhtemelen bikac yil icersinde hajduk split ya da croatia zagreb gibi bur takimda prosinecki'nin yaninda gorebiliriz.
  • bir de tayfun korkut'a benzer feci sekilde.
  • 11 haziran 1996 turkiye hirvatistan macinda vedat inceefe tarafından fazlasıyla hırpalanmış hırvat futbolcu..
    gene aynı maçta oyundan çıkmış, yerini maçın tek golünü atan goran vlaoviçe bırakmıştır..
  • roma olimpiyat stadında açılan arkan lakaplı zeljko raznatovic 'ın pankartları yüzünden sinisa mihajlovic ve ekibiyle kanlı bıçaklı olmuş, maçlara çıkmama tehdinde bulunmuş target striker kıvamındaki hırvat golcü
  • hırvat futbolculara eskiden beri ayrı bir sempatim vardır. bu futbolcuların başında da alen boksic gelir. çocukluk yıldızlarımdan biridir boksic...

    öncelikle yaşım dolayısıyla onun marsilya günlerini izleyemedim fakat özellikle lazio ve juventus maceralarını yakından takip ettim. boksic çok fazla gol atan bir futbolcu değildi. fakat buna rağmen inanılmaz süratlı ve kuvvetliydi, hava toplarında çok etkiliydi, iyi ayağını da çok iyi kullanıyordu, kritik anlarda kritik gollere imza atıyordu ve rakip defansla çok iyi mücadele ediyordu. attığı gollerin çoğu da bana göre çok güzeldir.

    tam 7 yıl serie a'da oynamıştır ve juventus'ta oynadığı sezon şampiyonluk yaşamıştır. ayrıca o sezon şampiyonlar ligi'nde de final oynamışlardır. fenerbahçe'ye güzel bir gol attığını da belirtmeden geçmeyeyim. boksic o ekibin 9 numarasıydı ve final maçında oynamıştı. lazio'ya döndükten sonra da birçok başarıya imza atmışlardır. uefa kupası'nda final oynamışlardır, inter'e kaybetmişlerdir 1997/98 sezonunda. bir sonraki sezon ise kupa galipleri kupası'nı kazanmışlardır. ayrıca serie a'da da 2. olmuşlardır. süper kupa'yı da kazanmışlardır. fakat boksic bu dönemde sakatlıklar yaşar ve takımına gerekli desteği veremez. lazio'daki son sezonunda ise italya'daki bütün kupaları kazanmışlardır. hem seria a'yı, hem italya kupası'nı, hem de süper kupa'yı kazanırlar.

    hırvatistan milli takımı'nın formasını ise 40 kez giymiştir, bu maçlarda 10 gol kaydetmiştir. ayrıca davor suker daha ön planda olmasına rağmen, ben onu fazla sevmem. boksic'i ona tercih ederim. boksic, euro 96'da türkiye'ye karşı da mücadele etmişti. o oyundan çıkmıştı ve vlaovic girmişti. vlaovic girdikten sonra olanları yazmama gerek yok zaten... hırvatistan'ın 3. olduğu fransa 98'de ise sakatlığından dolayı yer alamamıştı boksic. zaten ağır sakatlıklar geçirmeseydi lazio'daki 2. döneminde takıma daha fazla katkı sağlayabilirdi. futbol yaşantısının son günlerinde, 2002 dünya kupası'nda da forma giymişti fakat eskisi gibi yararlı olduğunu düşünmüyorum...

    özet olarak, boksic benim için çok önemli bir futbolcudur. belki şimdi oynasaydı benim için bu kadar önemli bir futbolcu olmayacaktı fakat çocukluk günlerimde önemli bir yer teşkil ettiği için, ömür boyu hatırlayacağım isimlerden biridir...
  • mario jardel'in galatasaray'a geldiği sene adı uzun süre galatasaray'la anılan topçu. yaklaşık bir ay sürmüştür bu transfer haberleri ve tek isimdir boksic'tir. geleceğinden emindik neredeyse ama gelmedi. o zamanlar son demleriydi boksic'in zaten. gelseydi belki yeniden doğardı ama olmadı.
  • jardel'in gelişiyle beraber forvet hattındaki partneri olacaktı. kursakta kalmıştır, çok istemiştik bu adamı. yönetim de çok istemiş olacak ki, uzun sürdü transfer hikayesi. sonra olmadı.
  • hakkında girilen entrylerin hiçbirinde soyismiyle ilgili bariz şakaların yapılmamış olması bana türk halkının mizah anlayışındaki ilerlemeyi göstermiş, inceden duygulandırmıştır.
  • hatırladığım kadarıyla galatasaray'ın transfer teklifini "adını duymadım" diye reddetmişti. oysaki galatasaray daha taze, son uefa şampiyonuydu. daha sonra da bu transferin gerçekleşmeyişiyle ilgili "ben türkiye'yi 4. dünya ülkesi sanıyordum" şeklinde bir demeci vardı. 4. dünya ülkesi nedir? hangi 4. dünya ülkesi? peh!
  • galatasaray'a transferi, dönemin futbol federasyonunun yabancı oyuncu sınırını herkesin beklediği şekilde 5+2 yerine 5+1 olarak açıklaması ile gerçekleşememişti. galatasaray da bu karar üzerine kendisine vereceği bonservis bedelinin hemen hemen aynısı karşılığında apar topar serkan aykut'u transfer etmişti.