şükela:  tümü | bugün
  • istanbul üniversitesi iletişim fakültesi araştırma görevlisi. kendisini "tarihin arka odası" programında yazdığı makale üzerinden keşfettim.

    murat bardakçı kendisini eleştirmeye çalışırken, cinsiyetçi söylemini devam ettirmekte ve böylece makalenin içeriğinin ne kadar doğru olduğunu bize göstermiştir.

    yolu açık olsun.
  • sanıyorum yanlış anlaşılan bir kelimeden bahsediliyor bu arkadaşımızın ilef'ye yayınlanan makalesi hakkında. eğer gerçekten yanlışsa yazar düzeltme çıkartmalıdır.

    benim ise bu arkadaşımızın yazdığı makalede teknik olarak sıkıntılı bulduğum bir kaç nokta var. (makaleyi bir mühendislik dergisi hakemi olarak -- kendi alanım dışında olduğu için temkin mesafesi bırakarak değerlendiriyorum). öncelikle arkadaşımızın yazdığı makaleye ilişkin gerekli bilgiyi vereyim, ki entry makale hakkında olacağı için yanlış anlaşılma olmasın:

    aslan, "tarihin arka odası’nda “kadın”", ilef dergisi, 2015, 2(1), bahar: 77-94

    ilgili makalede gördüğüm kadarıyla mezkur programın 12 bölümü incelenmiş. her biri 4 saatten mütevellit olsa, 48 saat. kabul etmeliyim ki zor bir iş.

    ancak çok büyük bir örneklem içerisinde bu kadar az bölümün nasıl seçildiği bence çok ciddi bir soru işaretidir.

    ilgili kısmı makaleden alıntılayayım:
    "tüm bu soruları yanıtlamak amacıyla betimsel yöntemin benimsendiği
    bu çalışmada, tarihin arka odası adlı tv programının farklı yayın dönemlerinden
    (2011-2012-2013) seçilen on iki bölümü, eleştirel söylem analizi tekniği
    ile çözümlenmiştir. analiz yapılırken feminist kuram temel alınmıştır."

    yukarıdaki alıntı ışığında bu değerlendirmenin temelinde şu bilgiden faydalanacağım:

    örneklenen yıl sayısı: 3
    yıldaki hafta sayısı: 52. bunun 4 tanesinin tatile kurban gittiğini düşünelim, 48 program yapıldı diyelim.
    toplam program sayısı: 4*48= 192.

    şimdi bir hakem olarak eleştirilerimi yazabilirim.

    1- yetersiz nüfus örneklemi: 12 örnek seçilmiş / nüfus ise 192. %10 temsil kapasitesi dahi sağlanmıyor.
    2- bilimsel olmayan örnekleme: 12 programın "seçildiği" ifade ediliyor. (bkz: yukarıdaki alıntı ve makalenin kendisi). programların neye göre seçildiği ise açıklanmamış. bilimsel bir dergide yayınlanan bir makalede bunların açıklanmış olması gerekir.
    3- veri kaynağının doğruluğu: veri kaynağı olarak youtube kullanıldığı makaleden anlaşılıyor. bu veri dinlenerek mi değerlendirilmiştir? asıl kaynaktan (bu örnek için habertürk) edinilememiş midir? dinletiler metne aktarılmış mıdır? aktarılmışsa bu metin yazarlarca paylaşılmış mıdır? paylaşılmışsa bu metinler nerededir? programın özet sürümü mü izlenmiştir? tüm (canlı yayınlanan) sürümü mü tercih edilmiştir?
    bu sorulara yanıt verilmemiştir. dolayısı ile makalenin mevcut hali ile yöntem ve veri kaynağının sahihliği açısından ciddi zayıflığı olduğu değerlendirmek mümkündür. (not: betimsel yöntem izlenmiş)
    4- veri kaynağında hata: kelimeler duyularak aktarıldığı (ve muhtemelen ikincil bir kaynaktan doğrulatılmadığı için) en az bir kelime olduğundan farklı olarak değerlendirilmiş.

    bu teknik eksikliklerin giderilmesi için ilgili yazara ve benzer konularda makale yayınlayacak potansiyel yazarlara önerilerim şu şekildedir:

    her bir program 4-5 saat sürdüğü için 192*4.5=864 saat boyunca kontrollü bir şekilde dinleme yapılması gereklidir. böylesi bir set gerçekten zor bir veri setidir. ancak eğer yazar/lar bu makalenin literatüre kayda değer bir katkı yapmasını önceliyorlarsa, ki herhangi bir akademik kurumumuzun, akademik nitelikli bir dergisinin bu önceliğe sahip olduğunu varsayıyorum, bu zor iş ile uğraşılması şarttır.

    öncelikle, makale konusu oldukları için değerlendirilen kadın sunucuların yer aldığı programlar sunuculara göre gruplandırılmalıdır.
    örneğin:
    p.batu: npb=100 program (program etiketi, 1:100 arası)
    n.atasoy: nna=30 program (101:130 arası)
    s. barlas: nsb=40 program (131:170 arası)
    z. x: nzx=22 (171:192 arası)

    veri setinin uzunluğu nedeniyle öncelikle bu sürenin mutlaka bilimsel bir yöntemle kısaltılması gerekiyor. bu konuda izlenebilecek pek çok yöntem var. iki tanesi şöyledir:

    1. yöntem:
    bu gruplar içerisinden en az %10 örnek sağlanacak şekilde yayınlar arasından rasgele seçim yapılmalıdır.
    örneğin:
    p.batu_i=rasgele(1,100), i=1:npb/10;
    n.atasoy_i, i=1:nna/10
    s.b., z.x..

    2. yöntem:
    her bir programın 4.5 saat, yani 390 dakika olduğunu varsayalım. eğer 192 programın tamamına erişilebiliyorsa, her bir programdan 39 dakikalık bir aralığın (başlangıcı rasgele seçilebilir, makalede açıklanan bir usül ile izlenebilir. örneğin program süresinin ortasını dikkate alacak şekilde (mean=185+-39dk) rasgele dakikalarda başlanılabilir.

    benzeri yöntemler çoğaltılabilir. örneğin programların 12 aya göre, her seneden bir ay olacak şekilde; ya da her seneden 5 hafta olacak şekilde örneklenmesi de mümkündür. her halükarda izlenilen örnekleme usulü makalede açık bir şekilde yazılmalıdır; bilimsel yöntem izlenmelidir ve izlenilen usül istatistiksel olarak anlamlı olmalıdır.

    hangi yöntem seçilirse seçilsin, bu yayınlar dikkatle izlenmelidir. izleme esnasında en az iki dinleyici hazır bulunmalıdır ve iletişim yazılı olarak kayıt altına alınmalıdır. iki not arasında farklılık bulunmadığında bu aktarımlar doğru olarak kabul edilip makaleye konu edilmelidir.

    iletişim veya sosyal bilimler camiasının nasıl makale değerlendirdiğini bilmediğimi önceden ifade etmeye çalıştım. ancak örnekleme konusunun evrensel olduğunu düşünüyorum. bu haliyle yazarlara ve benzer konularda çalışan yazarlara tavsiyem, bu konuyu ciddiye almalarıdır. ayrıca hakemlerden de ricam, bu gibi makalelerin temel bilimsel yaklaşım konusunda zenginleştirilmesi konusunda yazarları taviz vermeden zorlamalarıdır. lütfen türk üniversitelerinin dergilerine hak ettikleri kıymeti verelim ve bu dergileri draft yayınlanabilen e-zinelere benzetmeyelim.

    son olarak, yazar arkadaşımız bu eksiklikleri giderdiği hali ile makalesini başka bir dergide yayınlayabilir. sanıyorum arxiv uygun olacaktır. (ancak makalenin yayımı sonrasında çok ciddi bir değerlendirmeden geçeceği unutulmamalıdır).

    notlar:
    1- rasgele sayı üretebileceğiniz bir araç: https://www.random.org/integers/
    2- sosyal bilimlerde örnekleme hakkında: http://www.socialresearchmethods.net/…/sampling.php
    3- s.g.e.: arxiv social yayınlamıyor. philica tercih edilebilir: http://www.philica.com/
  • istanbul üniversitesi iletişim fakültesi halkla ilişkiler ve tanıtım bölümünde araştırma görevlisi doktor ünvanına sahip akademisyen.

    kendisiyle sadece 2-3 kez konuşmaya daha doğrusu kısa diyaloglar kurmaya fırsatım oldu. her halinden mütevazi bir insan olduğu belli ve harika bir üslubu var. saatlerce konuşsun, tek kelime etmeden dinleyeyim yani.

    akademik çalışmalarıyla alakalı bir şeyler de yazmak isterdim ancak bölümümden pek de memnun olmayan ve haliyle bölüme karşı oldukça ilgisiz bir öğrenci olarak ne yazık ki bu konuda yetkin olmadığım için es geçmek zorundayım.

    yalnızca, murat bardakçı'nın tarihin arka odası programına karşı 2015 yılında yazmış olduğu "tarihin arka odası'nda "kadın"" adlı makalesini inceledim. onunla ilgili bir şeyler yazayım ben de. akademik bir dille yorumlayabilmem mümkün değil ancak murat bardakçı nezdinde medyada kadınlara yönelik cinsiyetçi tutumu başarılı bir şekilde teşhir etmesinin yanı sıra murat bardakçı'nın karakterini(?) de iyiden iyiye ortaya döktüğünü söyleyebilirim.
    murat bardakçı'nın makaleyi okuduktan sonra programdaki tepkisi "feminist ilgiler… gülün beyler türkçe bu hale geldi." murat bardakçı "feminist yav ben daha önce söyledim. hanımefendi alev hanım, eğer feministseniz estağfurullah diyeceğim. ben feminist güzel bir kadın görmedim daha önce hepsi çirkindi. çirkin kadın feminist olur bu memlekette." kaynak

    eh, bardakçı'nın kurduğu daha doğrusu kustuğu şu iğrenç ötesi cümlelerin eleştirilecek bir tarafı bile yok zaten. bir insana dış görünüşü üzerinden saldırmak ayrı rezillik, insanı sadece belli bir düşünceye sahip olduğu için x ise çirkindir mantığı yürütüp saldırmak apayrı rezillik. çirkin olan tek şey murat bardakçı'nın içidir.

    her neyse başlığını murat bardakçı ile daha fazla kirletmeye gerek yok. ben de başlıkta yazılanlardan sonra 3 yıl gecikmeli de olsa görmüş bulundum ilgili makaleyi zaten. emeğine, ellerine sağlık.