şükela:  tümü | bugün
  • abdülbaki gölpınarlı'nın muhteşem eseri.

    bir örnek:

    insan insan derler idi
    insan nedir şimdi bildim
    can deyip söylerler idi
    bu can nedir şimdi bildim

    kendözünde buldu bulan
    bulmadı daşrada kalan
    mü'minin kalbinde olan
    iman nedir şimdi bildim

    takva ehlinin sattığı
    mü'minlerin ok attığı
    münkirlerin şek ettiği
    güman nedir şimdi bildim

    bir kılı kırk yardıkları
    birin köprü kurdukları
    erenler gösterdikleri
    erkan nedir şimdi bildim

    sıfat ile zat olmuşam
    kadr ile berat olmuşam
    hak ile vuslat olmuşam
    mihman nedir şimdi bildim

    muhyiddin aydur hak kaadir
    görünür her yerde hazır
    iyan nedir pinhan nedir
    nişan nedir şimdi bildim
  • bu yıl dağların karı erimez
    eser bad-ı saba yel bozuk bozuk
    türkmen kalkıp yaylasına yürümez
    yıkılmış aşiret il bozuk bozuk

    kızılırmak gibi çağladım aktım
    el vurdum sinemin bendini yıktım
    gül yüzlü ceranın bağına çıktım
    girdim bahçesine gül bozuk bozuk

    elim tutmaz güllerini dermeğe
    dilim tutmaz başta halin sormağa
    dört cevabın manasını vermeğe
    sazım düzen tutmaz tel bozuk bozuk

    pir sultan'ım yaradıldım kul diye
    zalim paşa elinden mi öl diye
    dostum beni ısmarlamış gel diye
    gideceğim amma yol bozuk bozuk

    ***
    alevi bektaşi nefesleri: sayfa 99
  • sufilere göre söz canlıdır; onun için gerçeği söylemek, kötü söylememek gerekir. nutuk haklamak, buyrukl tutmak, söze uymak anlamına gelir. alevi-bektaşilerde sözün, bundan da daha ileri bir değeri vardır.

    sözünü bir söyliyenin
    sözünü eder sağ bir söz
    pir nefesin dinleyenin
    yüzünü eder ağ bir söz

    bir söz vardır halk içinde
    dahı söz var hulk içinde
    olmıya ki dalk içinde
    diyesin çarkadağ bir söz

    söz vardır kestirir başı
    söz vardır keser savaşı
    söz vardır ağulu aşı
    bal ile yağ eder bir söz

    sözünü yahşı pişirgil
    yahşı us ile düşürgil
    yaramazını şeşirgil
    canına olur bir dağ söz

    isterem göreyim yari
    bu remzi alagıl varı
    hazeran gevher dinarı
    eder kara toprağ bir söz

    şah hatayi ayatından
    sözün söyle öz zatından
    olmıya kim pir katından
    seni ede ırağ bir söz

    ***
    hatayi bu nefesi yunus'un aşağıdaki şiirine nazire olsun diye söylemiştir:

    sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz
    keleci bilen kişinin yüzünü ağ ede bir söz

    söz ola kese savaşı söz ola bitire başı
    söz ola ağulu aşı bal ilen yağ ede bir söz

    kelecilerin pişirgil yaramazını şaşııgıl
    sözün us ile pişirgil demegil çağada bir söz

    gel ahi iy şehriyarı sözümüzü anal bari
    hezaran gevher dinarı kara toprağ ede bir söz

    kişi bile söz demini demiye sözün kemini
    bu cihan cehennemini sekiz uçmağ ede bir söz

    yürü yürü yolun ile gafil olma bilin ile
    key sakın key dilin ile canına dağ ede bir söz

    yuınu imdi söz yatından söyle sözü gayetinden
    key sakın ol şeh katından seni ırağ ede bir söz

    ***
    abdülbaki gölpınarlı, alevi bektaşi nefesleri, sayfa 171-172
  • aşk üzerine bir nefes, şu türkçe'nin güzelliğine bakar mısınız:

    derdim çoktur kangısına yanayım
    yine tazelendi yürek yarası
    ben bu derde kanda derman bulayım
    meğer dost elinden ola çaresi

    benim uzun boylu serv ü çınarım
    yüreğime bir od düştü yanarım
    kıblem sensin yüzüm sana dönerim
    mihrabımdır kaşlarının arası

    dürlü donlar giyer gülden naziktir
    gel gül cevretme bübüle yazıktır
    çok hasretlik çektim bağrım eziktir
    güle güle gelir canlar paresi

    didar ile muhabbete doyulmaz
    mahabetten kaçan insan sayılmaz
    münkir üflemekle çerağ söyünmez
    tutuşunca yanar aşkın çırası

    pir sultan abdal'ım yüksek uçarsın
    selamsız sabahsız gelip geçersin
    dilber mahabbetten niçin kaçarsın
    böyle midir yolumuzun türesi.
  • şu nefes insanın yüreğine işlemiyor mu?

    ***
    serseri girme meydana
    aşık senden hal isterler
    kallaşlık ile urma dem
    tasdik ehli kaal isterler

    uyan gafletin habından
    ısbat isterler batından
    her aşıka sohbetinden
    erkan ile yol isterler

    erenler oynar utulmaz
    bu yola hile katılmaz
    bunda harmühre satılmaz
    ya gevher ya la'l isterler

    pir sultan abdal neylersin
    müşkil halledip söylersin
    arısın çiçek yaylarsın
    yarın senden bal isterler

    ***
    alevi bektaşi nefesleri, abdülbaki gölpınarlı.
  • gel beni ağlatma şahım
    ben sana kullar olayım
    gel bana ceylan bakışlım
    ben sana kullar olayım

    bir gonca bülbülün idim
    geldim dalında ötmeye
    şanına ağlatma düşmez
    ben sana kullar olayım

    açtım zülüfün telinden
    zülüfün ucu mah gibi
    kesip de yabana atma
    ben sana kullar olayım

    ey nesimi can nesimi
    şu derdime çare kıl
    ezelden seni severim
    ben sana kullar olayım.
  • uykudan uyanmış şahin bakışlım
    dedim sarhoş musun söyledi yok yok
    ak elleri elvan elvan kınalı
    dedim bayram mıdır söyledi yok yok

    dedim ne gülersin dedi nazımdır
    dedim kaşın mıdır dedi gözümdür
    dedim ay mı doğdu dedi yüzümdür
    dedim ver öpeyim söyledi yok yok

    dedim aydınlık var dedi aynımda
    dedim günahım çok dedi gönlümde
    dedim mehtap mıdır dedi koynumda
    dedim ki göreyim söyledi yok yok

    dedim vatanın mı dedi ilimdir
    dedim bülbül müdür dedi gülümdür
    dedim nesimi şah dedi kulumdur
    dedim satar mısın söyledi yok yok.
  • alevi-bektaşi nefeslerinde insani görüş pek üstün bir mevki tutar. aşağıdaki nefeste, en olgun, en yüksek, doğru yol göstericiye söylenebilecek erenler sözünün; zararsız, masum, güzel ve yaşama hakkına sahip bir hayvancağıza söylenişi, bu insani duygunun, gönülden kopuşudur.

    ***
    içmişim bir dolu olmuşum ayık
    düşmüşüm dağlara olmuşum geyik
    sana derim sana sürmeli geyik
    kaçma benden kaçma avcı değilim

    avcı değilim ki düşem izine
    kaça kaça kanlar indi dizime
    sürmeler mi çektin kömür gözüne
    kaçma benden kaçma avcı değilim

    sana derim sana geyik erenler
    bize sevda sana dalga verenler
    dilerim mevla'dan onmaz vuranlar
    kaçma benden kaçma avcı değilim

    aydur şah hatayi'm uçan kaçandan
    zerrece korkmazız bu tatlı candan
    gidip da'vac olma atana benden
    kaçma benden kaçma avcı değilim

    ***
    alevi bektaşi nefesleri, abdülbaki gölpınarlı.
  • çilekeş hayvan, çiftçinin dostu öküze bu kadar ince, bu kadar zarif övgüyü ancak pir sultan yapabilirdi, gözlerin öpün diyor, bu yüce gönüllü eren:

    dağdan kütür kütür hezen indirir
    indirir de ateşlerde yandırır
    her evin devliğin öküz döndürür
    irençberler hoşça görün öküzü

    öküzün damını alçacık yapın
    yaş koman altında kuruluk sepin
    koşumdan koşuma gözlerin öpün
    irençberler hoşça görün öküzü

    pir sultan'ım der ki kaynar coşunca
    tekne hamur kalmaz ekmek pişince
    adem at'öküzün çifte koşunca
    irençberler hoşça tutun öküzü
  • canlıya verdiği değeri şiirlere yansıtan alevi-bektaşi kültürü, bakın bu sefer de çam ağacı'na güzellemiş. tek tek okuyun mısraları, kelimeleri.

    bu dizelerin yaklaşık 600 yıl önce dökülmüş olduğunu da dikkatinize sunarım dostlar.

    ***
    benim adım çam ağacı
    güzel görünüp dururum
    ağaçların seyyahıyım
    emir sarınıp dururum

    aşağı olur köklerim
    kendim fenadan saklarım
    tesbih çeker budaklarım
    şükrümü kılıp dururum

    rençberler de koşar kağnı
    çekilirler önlü sonlu
    ben gibi yük çeken var mı
    urgan sarınıp dururum

    iğim ile ip bükerler
    okumla düşman yıkarlar
    kovam ile su çekerler
    yunup arınıp dururum

    beni bir dağda ezerler
    etimden derim yüzerler
    tahtama kalem yazarlar
    surete girip dururum

    dağdan indim ovalara
    bergüzar oldum beylere
    köprüler oldum çaylara
    gernip serinip dururum

    hatayiyem oldum budak
    camilere oldum direk
    fırınlara sünge kürek
    yanıp tutuşup dururum

    ***