*

şükela:  tümü | bugün
  • teorisi yapılmış canavarlığın icrası ile tarih boyunca vuku bulmuş bir gerçekliktir. inkar edenler de failleri kadar haysiyetsiz, ahlaksız ve zalimdirler. aşağida geçen bir şeyhülislam ebussuud efendi fetvasıdır:

    "soru: kızılbaş topluluğunun, dine göre topluca öldürülmesi helal midir? bunları öldürenler gazi, bu öldürme sırasında ölenler de şehit olur mu?
    cevap: kızılbaşların topluca öldürülmeleri elbette dinimize göre helaldir. bu, en büyük, en kutsal savaştır... bu yolda ölmek de şehitliğin en ulusudur."

    (bkz: osmanlida aleviler hakkinda yazilan fetvalar)

    edit: (bkz: basligin yazarin basina kalmasi)
  • iyi tahlil edin: #13243837

    "...kısacası, iran’da ortaya çıkan merdeki mezhebi, sonra islam memleketlerinde batıniye’den olan sapık mezheplere dönüşmüştür ve genellikle alevilik hırkasına bürünmüştür. daha sonra avrupa’ya gidip kara frenk elbisesi giyerek komünizm, sosyalizm ve nihilizm gibi adlar takınmıştır. dini fikirlere zaaf geldikçe bu gibi sapık fırkaların çoğalması ve özellikle hükümet tarafından engellenmezse az zamanda yayılması tabiidir."
    ahmet cevdet paşa

    "hükümet tarafından engellenme" metotlarına dair ise yakın tarihimize bakmanız yeterlidir.
  • alevilerin katliama uğramış olmaları, onların katliam yapmadıkları anlamına gelmez, gelemez.
    alevilerin din adına kimseyi öldürmedikleri mesnetsiz bir uydurmadır.
    neden? çünkü öldürmüşlerdir, hem de osmanlı derecesinde ifrata vararak.
    tarihte kimse masum değildir, dolayısıyla katil de değildir,
    öldürmek bir jargondur o dönem için,
    bunu biliyor olmak tarihi boktan bir bilim yapar.

    bak nasıl oluyor?

    “aleviliğin coğrafyası” var, onu çizmek önemli. balkanlar’dan iran’ın ortalarına, anadolu, kuzey suriye hatta mısır’da yaşıyordu kızılbaşlar. bu da dev bir coğrafya eder ve genel hatlarıyla islam kültür çevresidir yaşadıkları yer. özellikle “kolonizatör türk dervişleri” adlı klâsikleşmiş makale, kızılbaşların [yahut ahmet yaşar ocak mefhumlaştırmasıyla heterodoks zümrelerin] coğrafi dağılımının balkan yönünü nefis açıklar. henüz safeviler daha küçük bir tarikatken, her taraf moğol ve moğol soyundan gelen ilhanlılar rejiminin altındayken bile “türk derviş akışı” kafkaslar da dâhil her yere yayılmıştı. yani, aleviliği sadece anadolu’nun taşrasına ve osmanlı devletine hapsedemeyiz.

    aleviler, sünnileri köpek olarak adlandırıyorlardı ve 1 sünni öldürmenin 6 kâfir öldürmeye eşdeğer olduğunu düşünüyorlardı. yoksa düşünmüyorlar mıydı? ha? e bakalım.

    aleviliğin tarihi kaynakları sadece osmanlıca kaynaklar değiller. özellikle anadolu dışındaki aleviliğin kaynakları neredeyse tonlarca. hah işte biraz da oralara bakalım çünkü osmanlı kaynaklarının bu konuda yanlı olduğu düşünülebilir. safevi devleti’nin resmi tarihçileri ya da koyu safevi âlimler tarafından kaleme alınan eserlerde bunlar açık seçik belirtilmiştir. nedir bu eserler? iskender bin türkman tarafından kaleme alınan târih-i âlemârâ-i abbâsî’dir mesela. kendisi koyu bir alevi olan bu âlim, alevilerin nasıl kıtır kıtır adam kestiklerini, ateşte nasıl sünni yaktıklarını eserinde bir bir anlatır. peki bunu neden yapar? safevilerin şânının (dönemin jargonu çokça kâfir kellesi almaktır hatırlatırım, sünniler kafirlerden de kafirdir kızılbaşlara göre) yürümesi için. sonra yusuf cemâlî’nin zindegânî-i şâh ismâil adlı eserinde, şeref han’ın şerefnâme adlı eserinde, muhammed hüseyin müstevfî’nin zübdetü’t-tevârih [elimizdeki en önemli alevi tarihi kaynaklarından biridir kendisi] adlı eserinde, şah ismail’in alevi olmayı reddeden sünni alimleri ateşte yaktığı, mallarına ve kadınlarına el koyduğu, sonra bulundukları yerdeki 7000 sünniyi kılıçtan geçirdiğini yazarlar.

    osmanlı kaynaklarında alevilerin nasıl insan kestiklerini anlatan çokça belge vardır. en basitinden müneccimbaşı ahmed dede’nin sahâifü’l-ahbâr fî vekayiü’-âsâr adlı eseri ya da ne bileyim naima mustafa efendi’nin ravzatü’l-huseyn adlı eserine bakılabilir. diğer belgelere değinmiyorum bile.

    bunu neden söylüyorum? sonuçta, osmanlı devletinde baskı göre, katliam gören aleviler;
    aynı şekilde trans-osmanlı coğrafyasında osmanlıdan beter insanlara dönüşmüşlerdir.
    hah işte bunun sebebi üzerine konuşalım safevi yoldaşlar.
    yoksa, izzettin doğan gibi bir alevilik portresi çizmek, saflık dışında özel bir niyet taşır.
    alevilik böyle çiçek böcek bir tasavvuf ekolü değildir,
    bildiğin göçerlerin inancıdır.

    (bkz: göçebe savaş makinası)

    tasavvuf olanının adını da verelim: “bektaşilik”.
    ikisinin aynı şey olmadığını zaten kargalar da biliyorlar.
    bektaşiler şehirli, osmanlı ile anlaşan, tasavvuf kültürüyle yoğrulmuş,
    bâtınî öğeleri olan bir yoldur.

    netice olarak, konu hakkında sadece şeyhülislam ebussuud efendi fetvalarını örnek gösterme aczinden çıkmak gerekiyor. bilim denilen bir şey var ya hu!
    bilmem anlatabildim mi!
  • alevilerin suçu değildir.
  • osmanlı devleti kuruluşu ve ilk dönemleri itibari ile alevimeşrep (alevimeşrep sözcüğünün kullanımı tartışılabilir. "islam heterodoksisine yakın" da diyebiliriz) bir devlet olsa da bir müddet sonra kurumsallaşması ve zamanla sünni islamı devlet dini olarak benimsemesi nedeniyle hüküm sürdüğü coğrafyada sünni islamın bayraktarlığını yapması bağlamında kökten reddettiği bir inanca yönelik siyasi ve askeri faaliyetlerinde kendini gösteren gerçekliktir.

    konu "alevilerin sürekli katliama uğraması". anadolu tarihinde böyle bir realite var. tarih boyunca yaşanmış. yavuz seferleri, ebu suud fetvaları, kuyucu muratlar hemen akla gelenler. başlık kinayeli olarak açılmış olsa da başlıkta şah ismail'in ya da başka yerlerdeki alevilerin yaptıklarını, sünnileri katletmeyi meşru gören inançlarını ret yoktur. konu alevilerin katliama uğraması. osmanlı imparatorluğunun en kudretli döneminde şeyhulislamlık yapmış bir şahsın kayıtlara geçmiş fetvası da konuya tam oturuyor. şah ismail'in ya da başka alevilerin yaptıkları ettikleri için uygun başlık bulunur ya da açılır. "şah ismail böyle yaptı, aleviler şöyle yaptı, böyle inanıyorlar" demek "alevilerin katliama uğraması" realitesine karşı argüman değildir.
  • safevilerin düpedüz türk ve bildiğin alevi olduklarından haberi olmayan ve bunun üzerine insanları “tükmük saçmakla itham eden” insanların varlığına da delil teşkil etmiştir.

    safeviler türk devletidir, alevidir, bugünkü aleviliğin inşası, anadolu coğrafyasından iran yaylasına göçen türkmenlerin (telekü, hasanlu, rumlu gibi aşiretler) eseridir. şah ismail’in karizmatik şahsında olmuştur hepsi. “ben de bu yayladan şâha giderim” dendiğinde, şah ismail’e gönderilen nezirlerin ne olduğunu biliyor muyuz?

    aynı cehalet iran’da hüküm süren bugünkü şiiliğin safeviler sonrasında ortaya çıktığını da bilecek değil ya?

    (bkz: bî edeb râ edeb kerden edeb est)
  • benim bahsettiğim kitaplar (#13666480) içlerinde cinler ve periler olabilen kitaplar evet.
    ancak, anlaşılmayan şu ki, lan o dönemin kitaplarının hepsinde doğa üstü olaylar da anlatılır.
    bu bir açıdan edebi bir gelenektir çünkü kitabın okunulurluğunu sağlar. bir çeşit kitaba aksiyon katar. bütün ortaçağ ve yeniçağ böyledir. bilmem anlatabildim mi. benim, konu hakkında verdiğim kaynaklar ise, aleviliğin tarihi kaynaklarıdır. aleviler tarafından yazılmışlardır. bu adamlar türkçe ekmek yiyip türkçe konuşan adamlardı, bilmem anlatabiliyor muyum!

    osmanlı devleti’nin kuruluş aşamasında alevimeşrep olduğu, evet bazı forumlarda yazılıdır ancak, böyle değildir. osmanlı, bunu politika olarak uygulamıştır. hatta, bunu gayrimüslimlere de uygulamıştır. nedir o politikanın adı? istimâlet. bütün osmanlı arşiv kaynaklarında geçer bu kelime. ayrıca, safevilerin korkunç derecede güçlenmesi [*] diğer sebeptir ancak, bu gerekçe değildir. aslî gerekçe osmanlı ekonomisinin iran’a akışıdır. bu akış, ilk önceleri “nezir” adı altında iran’a akıyordu, sonrasında hayvan ticareti. o dönem için çok büyük şeyler bunlar. iki dakka yüzeysel olmayın ya hu.

    ________________

    [*] walther hinz’in şahane eseri uzun hasan ve şeyh cüneyt’ bakılabilir bu konuda.
  • aslında, olay şudur safevi yoldaşlar:

    aleviler sünnileri kesmiş, sünniler de alevileri. ilk taşı zalim olan atsın ya da ilk önce başlayan daha zalimdir olayı değil bu. olay şudur ki, direkt olarak bir kurum vardır işin içinde: devlet. bak en doğru en güzel yer burası. bizim bunu tartışmamız gerekiyor.

    sonuçta, osmanlı ordusu bektaşi askerlerden kurulu bir orduydu. kelleleri çuvala dolduran ve her birinin karşılığında altın alan bektaşiler gibi bir tanım getirmek, iyi niyet unsuru değildir, ama bunu gerçek olmadığı anlamına gelmez. aynı bektaşi yeniçeriler, ebu hanife sancağı taşıyorlardı. bu da böyle bir şey.

    bak ne diyorum bak bak bak bak:

    (bkz: devlet)
  • olay safevi yoldaşlar, sayılarla alakalı değildir. misal, kuyucu murat paşa, kendi eliyle 1.000 tane alevinin (içlerinde %30 civarında sünni de vardı) kellesini kesmiştir. bunu yaptığında 90 yaşındaydı ve atı üzerinde zorlukla duruyordu. adamı resmen atına bağladıklarını, döneme çağdaş osmanlı tarihlerinden taki edebilirsiniz. aynı şekilde türkmen alevilerin sünni oldukları için 7.000 kişiyi kadın ve çocuk ayırt etmeden biçtiklerini de biliyoruz.

    alevilik ya da sünnilik; veya bunları korumak gibi bir kaygım hiç olmadı,
    çok mutluyum.

    peki bunu alevi ya da sünni olanlara yaptıran ne? lan inanç mı katliam yapıyor?
    delirmişsiniz siz.
  • alevilerin sürekli katliama uğraması, şüphesiz bir gerçek. bunu inkar edenin elinde hiç argüman yoktur. alevilerin katliama uğradıklarını ispermeçet balinaları bile bilir. ancak sünniler de aleviler tarafından katliama tabi tutulmuşlardır. sorun, bunun inkârında. kimse demiyor ki aleviler çok kötü, sünniler şahane? ya da tersi de değil..

    bunun yanında, aleviler 83.540 insan kesti ama sünniler 321.012 insan kestiler demek,
    insan unsurunun tasfiyesi anlamına gelir. ölen bir kişi de olsa, ölmüştür, yaşam hakkı elinden alınmıştır.
    bu ikiyüzlülüğün bırakılması elzemdir, ay akşamdan ışıktır.

    tekrar etmekte fayda var, tarihte kimse masum değildir, dolayısıyla katil de değildir,
    öldürmek bir jargondur o dönem için, bunu biliyor olmak tarihi boktan bir bilim yapar.