şükela:  tümü | bugün
  • sene 1989. mart ayıydı yanlış değilsem. galatasaray monacoya koymuş fırtınalar estiriyor. hasta galatasaraylı babam. fenerbahçe ligde fırtınalar estiriyor. rıdvanla... ah lan rıdvan! benim fenerbahçeli olma sebebim. etrafımda dayım amcam bi bokum yok, evin en büyük çocuğuyum babam hasta galatasaraylı. galatasaray koydu monacoya babam o gece benimle yattı. uyuyana kadar galatasaraylı ol dedi bana "bak monacoyu bile yeniyor galatasaray" dedi. tanju bizde olsa 150 gol atar mıydık ki diye düşüne düşüne uyuyorum babam bunları anlatırken çocuk aklımla. rıdvan. yanına tanju... off takıma bak. sabah uyandım. babam muayenaneye giderken kapıda yakaladım. kusura bakma babacım dedim rıdvan var ben bırakamam fenerbahçeyi de rıdvanı da... öyle fenerliydim ben. dayı amca abi baba forma alarak maça götürüp kandırarak yapmadı bizi. tanımadığım rıdvanın sayesinde fenerbahçeliydim ben galatasaraylı babama rağmen. hasan vezir o yılın sonunda galatasaraya gitti. yan masamızda otururken gittim yanına o yaz. sen galatasaraya mı gittin dedim. yaş 5buçuk 6. gel bi öpeyim dedi. sen fenerbahçeyi sattın dedim, yüzüne bakmadım. öyle fenerbahçeliydim... babama kusura bakma rıdvan var diyecek kadar... yıllar geçti alex geldi fenerbahçeye. ankarada oynanan gençlerbirliği maçı... son dakikada 2 tane çakmıştı alex. o dk.ya kadar pek gözükmediği halde... 2.gol babam siktir lan derken alexin mehmet yozgatlıya koşuşu... rıdvanın inanılmaz bi maç bu alex çok farklı bi adam yorumları... o rıdvan alex hayranıyım dedi. hayran olunmayacak gibi değildi ki... o rıdvan heykeli ben haketmedim o haketti dedi. beni fenerbahçeli yapan rıdvan... lefterle buluştu alex. o benden iyi dedi lefter. o varsa ben rahatım. ben onda kendimi görüyorum sanki sahadayım... ama yine de duran topları ona bırakmazdım...
    lefter. adada görüp elini öptüğümde kendimi en şanslı fenerbahçeli saymama sebep lefter... ver leftere yaz deftere deki lefter...
    fenerbahçenin efsaneleri hayran olmuş biz kimiz ki...
    yıllar geçti. sene 2010. hayatımın en karanlık en boktan en şerefsiz yılı. o yıldan sonra hiçbişey iyi gitmedi zaten o da ayrı bi konu. üstüste sevdiklerimi kaybettim. babamı da kaybettim. 1 ay sonra da askere gittim. istanbuldan ankaraya gidiyorum yolcu eden babam değil, ankarada karşılayan çok sevdiğim amcam değil. herkes gitmiş... piç gibilik hissi... tek başıma takılıyorum mamakta. bi hafta dolmuş ne konuştuğum var ne uyuduğum ne kimseyi aradığım... unutmuyorum o günü 18 aralık 2010 fenerbahçe sivassporla oynuyor. bi köşede boş boş bakıyorum öyle... dk. 83 filandı freekicki bi koydu alex. alex oldum lan sanki... golü ben attım sanki... hayata bağladı resmen... o sezon hep attı. o attıkça ben iyileştim. askerliğimi bitirtti bana... lefterin cenazesinde heykelinin açılışında hep oralardaydım. bu da bırakacak bigün diye hep düşündüm... bazı adamlar bazı takımlara sempati duyma taraftar olma aşık olma sebebi olabilir. alex onlardan biriydi işte. en yakın arkadaşımla evde içip gülerken altyazıdan okuduk alexin yollandığını. bütün neşemiz kaçtı. üzüldük lan. en yakın arkadaşım da galatasaraylı üstelik. bi daha maç izlenmez dedi. sikerim böyle işi de futbolu da dedi... üzüntüden içtik ilk defa... şimdi maç bile izlemiyoruz. hiçkimse tad vermiyor.
    alex denilince aklıma 18 aralık 2010 günü gelir. buz gibi bok gibi mamaktaki er gazinosu... beni tekrar hayata bağlayışı gelir... rıdvanın beni fenerbahçeli yapması gibi alexin de benim gibi kaç çocuğu fenerbahçeli yaptığı gelir aklıma. babam gelir, arkadaşımla kaçan keyfimiz gelir aklıma... ben o yüzden küfredemem zaten galatasaraya...

    bi adam için koskoca bi takımın bi klübün nasıl sevildiğini düşündürür alex. efsane böyle olunuyor zaten. güle güle

    profesör...
    kral...
    doktor...
    commandante...
  • fenerbahçe takımı* şampiyonlar ligi maçı için sevilla'ya gidiyor, kameralar da uçakta. kamera sağa dönüyor, deivid almış yanına vederson'u milletle uğraşıp muzurluk yapıyor, arkaya dönüyor selçukla uğur türkü falan söylüyor, yanlarında kezman yine depresyonda pencereden bakıp memleketini düşünüyor, kazım her zamanki gibi izole olmuş psp'de maç çeviriyor. sonra objektif birden alex'e dönüyor, profesör geçmiş bi kenara takmış gözlükleri dostoyevski okuyor. işte bu adam böyle olduğu için alex de souza.
  • efsane.

    josef de souza'nın basın toplantısında, tipik bir spor muhabiri sorusu soruluyor;

    "buraya gelmeden önce kiminle konuştunuz, kimler size bilgi verdi? şu an galatasaray'da oynayan alex telles veya fernandao ile konuştunuz mu?"

    josef de souza ise şu cevabı veriyor; https://youtu.be/1xa5_c8hnxw?t=270

    "ne alex telles ile, ne de fernandao ile konuştum. yalnızca alex de souza ile konuştum ve buraya gelişimde onun sözleri etkili oldu."

    bir kulüpten hak etmediğiniz şekilde gönderilmiş olabilirsiniz. futbolu bırakmış olabilirsiniz. refere ettiğiniz yerden binlerce kilometre ötede olabilirsiniz. binlerce kilometre ötedeki ülkede birkaç kötü adam, arkanızdan atıp tutmuş olabilir.

    yine de oraya gitmek isteyen biri, sırf sizin sözlerinize bakarak kariyer planı yapıyorsa ve daha önemlisi, size kötü anılar bırakan bir yere olan vefanızı koruyorsanız, yalnızca büyük bir oyuncu değil, büyük de bir adamsınız demektir.

    teşekkürler kaptan.
  • cm'de parmanin oyuncusu ama flamengoda loanda baslar. yaklasik bir yil sonra £7m ye falan alabilirsiniz, azicik da saftır, 8 yillik kontrati, yilda £200000'a imzalar. solaktir ve left, centre, attacking midfielder ve forward oynar. getirdikten sonra bi kac ay oynatmayip tough training yaptirirsaniz canavar olur, juventus'ta nedved'i kestirir size.
    12 sene sonra gelen edit: büyük oyuncunun başlığını açmak bana kalmış. unutulmayacaksın alex!
  • ben galatasaraylıyım. hatta çok iyi galatasaraylıyım. çok büyük futbolcular gördüm kendi takımımda, hepsiyle övündüm. kopanhag (bkz: hacı) gördüm, berlin gördüm, bursa gördüm, 120 liraya kasımpaşa bile gördüm.

    -ahanda burası da tanım olsun- ha bu alex dedikleri ne güzel topçudur, onu izlemek ne büyük keyiftir... futbol ayıların güreştiği bir fizik mücadelesine dönme evrimindeyken, esasında nasıl sudokudan ziyade bir akıl oyunudur onu gösterendir. ensesinde de gözü olandır, hiçbir zaman aşırıya kaçmadan futbolla ilgili güzel her şeyi yapandır... futbol fizik oyunu mudur; o zaman da bir inceleyin bakalım, düşmek istemediği zaman düşmeyendir, türkiye ligi tarihinde en zor kafa gollerini muhteşem zamanlaması ve pozisyon bilgisi sayesinde atandır, koşmuyor diyenlere inat maçın 70+. dakikasında 60 metre topsuz koşu yapıp "kolay" bir gol atandır. ezeli rakibimde de olsa iyi ki türkiye'ye gelmiştir, iyi ki vardır, iyi ki hala -allah vermesin- minimum sakatlıkla oynamaktadır.

    avrupa'ya gitmişmiş oynayamamışmış, anca fenerbahçe ve türkiye liginde oynayabilirmişmiş, hikaye. alex avrupa'da oynar. alex madrid'de, juventus'da, bayern munich'de, ingiltere ligi hariç (oyun yapısından dolayı) heryerde oynar. alex parma'ya gittiği için oynayamamıştır, çünkü parma küçük bir takımdır, alex büyük takım topçusudur, küçük takımın büyük oyunucusu oyun karakterli bir adam değildir, onun için parma'da oynayamamıştır. türkiye liginde fenerbahçe (allah'ım affet) büyük takımdır ve alex de büyük takım futbolcusu olduğu için iyi oynamaktadır.

    hiçbir zaman bir hagi olamayacaktır gözümde doğal olarak, ve hatta giydiği formadan ötürü kendisine sempati beslemem mümkün değildir. alex'in takımı kaybettikçe ben sevineceğimdir. fakaaat spor yazarı olsundur, klüp başkanı olsundur, galtasaray taraftarı olsundur, niye eleştirdiklerini hiç anlamadığım bazı fenerbahçe taraftarı olsundur, çatladıkapıspor (bkz: hıncal uluç) taraftarı olsundur, kendisini eleştirene kafam girsindir.

    budur.
  • ya gece gece ağzını bozduracaksınız adamın. hüzünlü bir gece yaşıyoruz şurada. fenerbahçeli, galatasaraylı, beşiktaşlı demeden yad ediyoruz.

    yarak kafalının teki çıkıp "ama hagi" diyor. hakikaten futbol yasaklansın amk ülkesinde. alex gibisini de haketmiyoruz.

    siktir git hagi başlığına yaz madem öyle dalyarak.

    özleyeceğim insandır. hagi'den bin kat kötüdür. yarak gibi futbolcudur.

    rahatladın mı amın evladı?
  • insan'dır...

    lefter'in elini öper.
    sergen benden iyi futbolcu der.
    iyi aile babasıdır.
    elinde telefon ile alışverişte eşini bekler.
    fenerbahçe zor sezonuda ben her göreve varım diye mesaj yollar.
    tribünde yaralanan adamı ziyaret eder.
    rakibe saygı duyar.
    oynayamadığı zaman ağlar.
    oğlum yarı türktür... burada büyüdü... der.

    bu adam iyi ki futbolcu olmuş gelmiş fenerbahçe'ye de onu tanımışız.
  • oynadığı 8 yıllık dönemde kadıkoy'de oynadığımız yaklaşık 140 maçta fenerbahçe yalnızca 5 mağlubiyet almıştır. bu mağlubiyetler de 2-0'dan 3-2 kaybettiğimiz bursa maçı ve 3-4'lük beşiktaş maçı gibi, alex'in efsane oynadığı efsanevi maçlardır, geri kalanlar da şampiyonluğu garantilediğimiz maçlardır. bu dönemde bir de aghahowa'lı kayserispor'a 4-1 yenilmiştik kadıkoy'de, şimdi araştırdım o maçta da alex oynamamış :)

    ve yıllarca bize ayak bağı olduktan sonra, nihayet alex gittikten sonraki sürece baktığımızda fenerbahçe, kadıköy'de oynadığı son 7 lig maçında 3 mağlubiyet 1 beraberlik almış. özetle :

    (bkz: nasıl koydu aykut kocaman)
  • kendisinin kel kafasını öptüğümü söylemiş miydim?

    fenerbahçe'den kovulduktan sonra, türkiye'den ayrılmadan 2 gün önce acarkent'te yer alan evine gittim. zar zor ulaşabildiğim aslanlı ev tariflerinden yola çıkarak evini buldum. kapıda nakliye için bir kamyon, 3-4 tane taraftar, bedri baykam ve asistanı vardı. benim boynumda boyunluk, 10 gün önce talihsiz bir kaza ile boynumu kırmıştım. sağa sola robocop gibi bakınıyorum. sonra kamyona eşya taşıyan alex de souza geldi kapıya, ayağında terliklerle.

    tanıştım. alex de souza ile tanıştım. ben adımı söyledim. merhaba ben alex dedi. mütevazı kelimesinin içini dolduran bir adam. kendisine dert yandım, başkan aziz yıldırım ve aykut kocaman hakkında serzenişte bulundum. problem yok dedi. sanki kovulan benmişim gibi, o kadar sakin ve vefalıydı. o kadar fenerbahçeliydi. ve bir o kadar mutsuz ve üzgündü.

    ben aslında ingilizce konuşuruz diye düşünüyordum ama başından itibaren bütün sohbet türkçe gelişti. çocukları, eşini falan sordum. alex de souza'ya bildiğin halini, hatırını sordum yani. kendisi için hazırladığım ufak bir hediye verdim. sonunda nasıl oldu bilmiyorum, bir anda eğil kafandan öpücem dedim. güldü ve kafasını eğdi. ben alex'in kafasından öperken, bedri baykam'ın asistanı fotoğrafımızı çekiyordu. sanki iki eski arkadaşmış gibi tokalaştık, beraber atkı açtık, sarıldık ve vedalaştık.

    o anlar hayatımın unutulmaz anları arasında yerini aldı. gecenin bir vakti fitbol dergi'de samet güzel'in yazısını okurken geldi aklıma ve yazmak istedim. bu adam kesinlikle bir futbolcudan fazlası. ciddi anlamda duygusal ve iyi bir insan. saha içi ve saha dışında kesinlikle aynı yapıda olan, hayatımda arkadaşım olarak temasta kalmasını isteyebileceğim bir insan. yolu hep açık olsun.
  • twitter'da "kaptan evde kaptan kim? sen mi daianne mi?" sorusuna "ben.ama daiane başkan..hahahahahahahaha" yanıtını veren kaptan.