şükela:  tümü | bugün
  • yunanca duyguların kelimeleri ya da dili olmaması durumuna verilen addır.
  • kişilik bozukluklarından biri, bilişsel fonksiyon ve duyulanım bozukluğu sonucu, kişinin kendi duy(g)ularına sözle ifade edemeyecek derecede yabancılaşması durumu.
    post travmatik bozukluk ve şizoid yapıda daha sıklıkla görülen, tüm klinik fizyolojik bulgularına rağmen, temelde psikosomatik olduğu düşünülen, hipnoz tedavisi ille ilaç ve psikoterapiden daha iyi sonuçlar alınan bir acaip duygusuzlaşma hali, veya da halsizliği galiba daha çok.
  • duyu tıkanması.

    kimsenin bilmediği bir dilde * sürüyordum atımı. atsinekleri dedi ki:
    (bkz: alex ile konustum haberler iyi)
  • yunancada, lexi, leksi (kelime, söz) ve thymos (çağdaş yunancada öfke, sinir, homer yunancasında kişinin tüm benliğini kaplayan aşırı büyüklükteki duygular ve düşünceler, kendi özü) kelimelerinin birleşmesi ve olumsuzluk öneki a yı almaları ile ortaya çıkan 1973 yılında peter sifneosun duyguları anlama, işleme ve anlatma/ifade etme yeteneksizliğini ifade etmek için uydurduğu kelime.
  • (bkz: alexithymo)
  • kendinin farkında olma hissinin eksikliğini (lack of self-awareness) yaşayan insanların sahip olabileceği bir çeşit psikolojik rahatsızlık. duygularını belli edememe şeklinde vuku bulur, bu hastalıktan müsdarip insanlar pek ağlamaz ve çok gülmezler,ayrıca rüyalarını bile anlatırken daha az sayıda ve daha az türde kelime kullanırlarmış. (psikoloji kitabımın yalancısıyım) özellikle büyümesi boyunca yeterince olumlu yorum alamamış, etrafında duygularını ifade edebilen modellere pek rastlamamış erkekler arasından çıkıyormuş bu rahatsızlığa sahip kişiler ve bu psikolojik sorunu entellektüellikle örtmeye çalışıyorlarmış genel olarak. burda entellektüel çabanın bir nevi savunma mekanızması olduğunu görebiliriz, zira araştımalarda bu rahatsızlığa sahip denekler duygusuz ya da renksiz, tatsız tutsuz insanlar olmaları ile ilgili bir yorum duyduklarında, bu durumu entellektüel olmalarına bağlıyorlarmıs alexithymia'dan ziyade. genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu söyleniyor ve çağımızda tırmanışta olan bir rahatsızlık olduğu da ekleniyor efenim aynı kitapta. bana etrafmıza şöyle bir baksak çok örnek göreceğiz gibi geldi.
  • dsm-4'te yer almayıp, bazı araştırmalara göre yüzde 9 gibi gayet yüksek bir prevalansa sahiptir. grekçeden mo-to-mot çeviriyle "mizaç okuyamama" halidir, hastalıktan öte bir tür kişilik özelliği olarak kabul edilebilir.

    asperger sendromu ve antisosyal kişilik bozukluğu gibi empati kuramamayla seyreden psiko-patolojilerde de yer alır haliyle, bu hastalıkların varoluşsal niteliklerinin bir uzantısı olarak. manhunt, postal vs. oynayıp da "kindergarten killer"a dönüşenler içinse bambaşka terminolojiler lazımdır.

    orda burda gördüğümüz ve duyarsızlıklarıyla dikkatimizi çeken insanlar da bu kategoridedir, sadece duygularını tanımakta zorluk çekenler de... gayet geniş bir spektruma yayılmış farklı tezahürlere sahip bir kişilik özelliğidir denebilir.

    bunun zıddı olan ve "psikolojik sahada olup bitenlere dair algı yüksekliği" şeklinde tanımlanabilecek psychological mindedness, kadınlarda; aleksitimiyse erkeklerde daha yaygındır.

    en bilindik haliyle, bu memleketin tipik "duygu yüklü hassas kadın - duyarsız erkek" birlikteliğinin erkek ayağında görürüz aleksitimikleri, ki demet akalın şarkılarında ardlarından serzenişte bulunulan adamlar da olabilirler pekala.
  • duyguların farkında olmama ya da duygularını kelimelerle ifade edememe anlamına geliyormuş. duygulardan daha çok sağ lob sorumluyken, konuşma merkezi sol lobda. sağ lob duygularını sol loba aktaramıyormuş bu durumda.
  • çok karmaşık bir psikolojik problem (hangisi değil ki zaten?).

    bu problemden muzdarip kişilerin bazılarında duygularını ifade edecek kelimelerden yoksun olma veya ifade edememe problemi yok. bu kişilerde bu duygular yok. dolayısıyla lisan düzleminde karşılıkları da yok.

    bazı kişilerde duyguların ne olduğunu isimlendirme problemi var. mesela midede kelebekler uçması gibi heyecanla ilişkilendirilen duyguları bu insanlar "acıktım galiba" şeklinde adlandırabiliyor. ya da bir örümcek görülünce duyulan korku veya tiksinti gibi duygular cinsel uyarılmayla karıştırılabiliyor.

    otistik kişilerin yaklaşık yarısında bu problem var. ama her otizm vakasında duygu adlandıramama problemi yok.

    ayrıca (bkz: interoception)