şükela:  tümü | bugün
  • etrafta pek cok batıl dikotomi dolaniyor -
    sol beyin vs sag beyin, fıtrat mı yetisme tarzı mı sorunsalı vb.
    ama bi tane sürüp giden bir mit var ki, ciddi ciddi insanların yaşamlarına mal oluyor:
    [sevgili okuyucu inanin kotu haberlerle canınızı sıkmak istemem ama bu çarpıcı durumu sizlerle paylaşmalıyım, o link elliot rodger adinda alfa olmakla kafayı bozmuş bir katilin hikayesine açılıyor, 7 kisiyi katledip 7 kisiyi yaralayan rodger insanlara ates etmeden once youtube kanalina yukledigi videosunda kadınları hedef almaktan bahsetmis ve kendisinin gerçek alfa erkeği olduğunu iddia etmis.]

    alfa ve beta erkek ayrımı.

    hikayemize gore iki çeşit erkek var:

    alfa erkekler sosyal statu hiyerarşisinin tepesindeki erkekler. guce, paraya ve partnere erisimleri daha fazla, ve bunu fiziksel kahramanliklar, gözdağı ve dominasyonla sağlıyorlar.
    alfalar genel anlamda "gerçek erkekler" olarak tanımlanıyorlar.
    betalar da onların tam tersi, alt tabakanın güçsüz, edilgen, önemsiz erkekleri,
    bu erkekler bi partner edinme şansına sadece kadınlar yuva kurmaya karar verip "efendi erkek" aramaya başladıklarında erişebiliyorlar.

    bu ayrım, ki kendisi çoğunlukla diğer sosyal hayvanlar(şempanze ve kurtlar gibi) üzerinde yapılan gözlemlere dayanır, maskülenliğe dair fevkalade siyah beyaz bir tablo çiziyor.
    maskülenligin cok boyutluluğunu indirgemekle kalmiyor, bir erkeğin neler olmaya muktedir olduğunu da fena şekilde hafife alıyor, küçümsüyor ve yine de kadınların aslında seksüel olarak neyi çekici buldukları meselesinin özüne inemiyor.

    sözgelimi,
    sahip olduğunuz tek şey çekiçse, her seye çivi muamelesi yapmaya başlarsınız, tek bildiğiniz şey çakmak olur.
    dünyadaki erkeklere sadece iki kategoriyi dayatırsak, gereksiz bi şekilde genç erkekleri önceden kalıplaşmış şekillerde davranmaya yönlendiririz,
    ki bu aslında onların kadınlarla sürekliliği olan, doyurucu sağlıklı ilişkiler kurmalarına veya hayatın başka bir alanında başarılı olmalarına hiç de yardımcı olmaz.
    iste bu yüzden sözümona "alfa" davranışlarıyla (dominasyon gibi) çekicilik, saygı ve statü arasındaki bağlantıyı irdelemek çok önemli.

    baskınlığın bilimi

    baskınlık ve çekicilik arasindaki iliskiye dair yapılan en eski araştırmalardan birine göz atın.
    araştırmacılar katılımcılara iki erkeğin birbiriyle olan etkileşimini videoyla ve yazılı olarak gösteren senaryolar sunuyor.
    senaryolar erkeğin "baskın" ve "baskın olmayan" şekillerde davranmasi durumuna gore değişiklik gösteriyor.

    mesela erkeğin dominant şekilde sergilendiği bir senaryodan alıntı yapalım:

    --- alıntı ---

    --- italik yazılması gereken kısım ---
    john 178 cm boyunda, 75 kilo. 1 yıldır tenis oynuyor ve şu sıralar orta seviyeli bi tenis kursuna kayıtlı. cok fazla antrenman yapmamasına ragmen, çok koordine bir oyuncu ve girdiği maçların %60'ını kazanıyor.
    --- italik yazılması gereken kısım ---

    servisleri cok kuvvetli ve dönüşleri de aşırı derecede güçlü. fiziksel yeteneklerine ek olarak, teniste başarılı olmasını sağlayacak mental yeteneklere sahip. inanılmaz rekabetçi, kedisinden çok daha uzun süredir oynayan rakiplerine meydanı bırakmayı reddediyor. bütün davranışlarından baskınlık ve otorite akıyor. rakiplerini psikolojik olarak da domine ediyor, onlari oyun planından çıkartarak zihinsel hatalar yapmaya zorluyor.
    --- alıntı ---

    şimdi de tam tersi aynı tenis oyuncusunun "baskın olmayan şekilde" gösterildiği senaryoyu verelim, :
    (yukarıdaki italik kısım burda da aynı şekilde)

    --- alıntı ---

    servisleri ve dönüşleri güzel pozisyonlanmış ve istikrarlı. iyi oynamasına ragmen, kazanmaktan ziyade eğlenmek için oynuyor. çok belirgin şekilde rekabetçi değil ve kedisinden çok daha uzun süredir oynayan rakiplerine yer bırakıyor. daha fazla otorite sergileyen rakipleri onu kolaylıkla oyunun seyrinden koparıyor. güçlü rakipleri onu psikolojik olarak da bastırmaya muktedir, ara ara onu oyun dışı bırakıyorlar. tenis oynamaktan zevk alıyor ama çok rekabetçi olmaktan kaçınıyor.

    --- alıntı ---

    4 araştırmada araştırmacılar baskınlığín sergilendiği senaryonun daha seksi olduğunu, ama dominant john'un daha az sempatik ve eş olarak daha az istenilesi görüldüğünü bulguladılar. görünüşe bakılırsa bu araştırma dominant alfa erkeğin, edilgen beta erkeğe olan seksuel çekim üstünlüğünü destekliyor.

    ama siz yine de o kadar çabuk hüküm vermeyin.

    takip eden bir araştırmada, araştırmacılar özellikle neyin cinsel anlamda çekici görüldüğünü tespit etmek amaciyla senaryodaki bazı sıfatları tecrit ettiler.
    baskınlığın cinsel anlamda çekici görüldüğünü saptasalar da, agresif ve baskılayıcı eğilimlerin ne kadınların ne de erkeklerin seksüel çekiciliklerini arttırmadığını buldular.
    hikayenin baskınlık vs. edilgenlik durumunun ötesinde bir boyutu var.

    şimdi jerry burger ve mica cosby tarafından yapılan bir araştırmaya girin.
    araştırmacılar üniversiteli 118 kadına tenis oyuncusu john'un aynı tasvirlerini okutuyorlar. (baskınlık vs. edilgenlik)
    ama cok muhim bi kontrol grubu da ekliyolar araştırmaya, bu kontrol grubu katılımcıları sadece ilk 3 cümleyi okuyor (yukarıdaki italik yazılan kısım)
    önceki araştırmayla paralel olarak, kadınlar dominant john'u edilgen john'a kıyasla daha seksi buluyolar. bununla birlikte kontrol grubuna sunulan john bütün john'lar arasında en yüksek seksilik oyuna sahip!

    bu ne demek oluyor?
    bu tabi ki kontrol grubuna sergilenen 3 cümlelik son derece yüzeysel john tasvirinin cinsel çekiciliği olduğunu göstermiyor.
    bunun gösterdiği sey,
    muhtemelen dominant ya da nondominant davranistan haberdar olmanın, hakkındaki diğer bilgiler soyutlandığında john'u daha az seksi yaptığı.

    araştırmacılar da bu durum sonucunda şu çıkarımı yapiyorlar:
    kısaca, basit dominant-nondominant durumu kadınların partner seçimine dair tahmin yurutmekte bize kayda değer bir şey sunmaz.

    sonra araştırmacılar john tasvirinde oynama yapiyolar.
    baskın durumda,
    katılımcılara john ile ilgili kısa bir tasvir okuyotuluyor ve söyleniyor ki yeni yapılan bi kişilik testine göre john'un en göze çarpan 5 özelliği şunlar:
    agresif, iddialı, kendinden emin, talepkâr ve dominant.

    baskın olmayan durumda,
    katılımcılara aynı tasvir okutuluyor ve aynı sey soyleniyor ama o 5 özellik değiştiriliyor :
    uyumlu, sessiz, hassas, utangaç ve edilgen.

    kontrol grubundakiler de aynı kısa paragrafı okuyolar ama onlara john'un karakter özelliklerine dair hiçbir sey söylenmiyor.

    araştırmacılar bunun akabinde kadınlardan john'u tasvir eden sıfatlardan hangisinin bir date icin ve uzun süreli romatik ilişki icin ideal olduğunu gostermelerini istiyorlar.
    bulguluyorlar ki örneklemlerindeki 50 üniversiteli kadından sadece 1'i dominant olmayı ideal bir date icin romantik partnerinde bir karakter ozelligi olarak arıyor.

    baskın senaryodaki diğer 4 sıfattan kazanan iki sıfat şunlar:

    kendinden emin : 72% bunu ideal date icin aranan bi özellik olarak görüyor, 74% bunu ideal romantik partnerde olmasi gereken bi özellik olarak görüyor.

    iddiali : 48% bunu ideal date icin aranan bi özellik olarak görüyor, 36% bunu ideal romantik partnerde olmasi gereken bi özellik olarak görüyor.
    tek bir kadın bile talepkar birini istememis.
    ve sadece %12 agresifligi ideal bi date ve ideal romantik es icin aranan bi özellik olarak nitelendirmiş.

    nondominant senaryodaki sıfatlara gelecek olursak,
    iki kazanan sıfatımız var:
    uyumlu : 68% bunu ideal date icin aranan bi özellik olarak görüyor, 64% bunu ideal romantik partnerde olmasi gereken bi özellik olarak görüyor.
    hassas : 76% bunu ideal date ve ideal romantik partner icin aranan bi özellik olarak görüyor.
    hicbir kadın edilgen bi erkekle çıkmak veya ilişki yaşamak istememiş.
    diger az oylanan sıfatlar da şöyle:
    utangaç (2% dating için; 0% romantik ilişki için) ve sessiz (4% ideal date icin; 2% romantik ilişki için).

    bu araştırma sonucları açıklayıcı çünkü bize dominantliğın pek çok form alabileceğini gösteriyo. iddialı, kendinden emin dominant erkek çekici bulunurken talepkar, siddet eğilimli ve ben-merkezci dominant erkek kadınların çoğunluğu tarafından cinsel anlamda çekici bulunmuyor.
    araştırmacıların öne sürdüğü üzere,
    "liderlik vasfı ve diğer üstün kabiliyetlerinden ötürü diğerlerini domine eden ve böylelikle ailesine bir seyleri temin edebilen erkek buyuk ihtimalle potansiyel partner olarak tercih edilecektir.

    bu sonuçlar ayrica sunu gosteriyor ki hassaslık ve iddialılik birbirinin zitti olan seyler degil. aslinda daha sonraki araştırmalar da gosteriyor ki kibarligin ve iddialiligin kombinasyonu en çekici özellik kombinasyonu olabilir. 3 araştırmadan, lauri jensen-campbell ve meslektaşları buldular ki,
    tek basina dominasyom degil, dominasyonun diger pro-sosyal davranislarla etkilesimi kadinlar tarafindan cinsel cazip olarak nitelendirilmiş. baska bi deyişle dominasyon sadece o kisi zaten uyumluluk ve altruism'de ustunse seksuel cekimi arttırmış.

    ayni şekilde jeffrey snyder ve meslektaşları dominasyonun kadınlara (hem kısa etkileşimler hem uzun vadeli ilişkilerde) erkek-erkeğe rekabet bağlamında cekici geldiğini rapor etmis.
    cok ilginctir ki kadınlar,
    erkeklerin kendi akranları arasında resmi olmayan kararlar verilirken olusan liderlik yarışında kuvvet ve şiddet ile baskı kurmaya çalışan adamlardan hoşlanmamislar. bu gösteriyor ki kadınlar
    erkeğin agresyonunu kadının kendisi uzerine dogrultabileceginin isaretlerine karsi duyarlı, zira rakiplere uygulanan dominasyonu arkadaşlara veya yoldaşlara uygulanan dominasyondan daha çekici buluyolar.
    bu araştırmayı gunluk gercek hayat bağlamında yorumlayacak olursak, lisede bütün kızların ilgisini toplayan oğlan, rakip okulun takımından oyuncuları futbol sahasında devirebilen ama bununla birlikte kendi sınıf arkadaşlarına sempatik ve arkadaş canlısı gelen oğlandır.

    dominasyonun farklı yüzlerini ayırd edebilmek ve dominasyonun kibarlikla olan iliskisini anlamak sadece insanlar arasindaki seksüel cekimin mekanizmasını anlamak icin gerekli degil,
    aynı zamanda bu konunun sosyal statünün evrimini kavrayabilmemiz icin de büyük mahiyeti var.

    ---------------------------------/-----------------------------
    ah ama durun bi dakika, bazı kadınlar piç erkeklerin peşinden gitmiyor mu? ben buna şahit oldum!

    çalışmalar aslında kadınların çoğunun hem uzun hem kısa soluklu ilişkileri için "dominant" erkeği degil "prestijli" olanı seçtiğini gösteriyor, bununla birlikte bazı kadınların daha prestijli alternatifi varken bile hala baskıcı piç kurusunu seçmeye devam ettiğini gösteren araştırmalar da var.
    "hızlı yaşayan" kadınların, böyle bi geçmişi olan (güvensiz, istikrarsız bir ortamda büyümüş, ebeveynlerinden destek görmemiş ya da çok az destek görmüş kadınlar bunlar), bağlanma konusunda güvensizlikleri olan ve genelde kendi emsalleri olan hemcinslerine seksist düşmanca yaklaşım sahibi olan kadınlar genelde kısa vadeli iliskiler yaşıyorlar ve sıklıkla ilişki dışı seksüel aktivitede bulunuyorlar (olderbak & figueredo, 2010; bohner et al, 2010; kirkpatrick & davis 1994).
    bu tiplemedeki kadınlar genelde dominant ve agresif "alfa" stereotipini daha pro-sosyal, prestijli erkeklere tercih ediyorlar. (hall & canterberry, 2011).

    "alfa" davranarak bazı kadınları kendinize çekmeniz mümkündür, çünkü bu baştan çıkarma metodunun çektiği bi kadın kitlesi mevcut *evet,
    bununla birlikte başarıyla kurduğunuz o takılmalık kısa ilişkiler, sizin bekleyip göğüsleyebileceginizden cok daha sorunlu çıkabilir.
    iste bu yüzdendir ki, alfa erkek ideolojisinin pesinden giden erkekler yönlendirilmiş kadın algılarının yarattığı seçim yanılgısına düşmenin kurbanı oluyolar:
    çünkü bu stratejiyle kendilerine çekebildikleri kadın kitlesi zaten, ilişkilerinde istikrarsız, dengesiz çok eşlilik ve rastgele seksüel ilişkide bulunma eğilimleri normalin üstünde olan kadınlar.
    bu durum alfa erkek mitinin takipcisi olan ve bu stratejiyle kadın tavlayıp kadınlarla iliskiyi bu kadın tipi üzerinden deneyimleyip edimleyen erkekte su düşünceyi oluşturuyor:
    bütün kadınlar bu bana gelenler gibi manyak, dengesiz, adi olmalı.

    yine aynı şekilde bu adamlar alfa taktiklerini daha dengeli, karakteri oturmuş kadınların üzerinde denedikleri zaman,
    alfa pozlarin içerdiği düşmanca davranışlar ve kendini beğenmiş tavırlar haliyle bu normal kadınları urkutup kaçırıyor, reddedilmelerine sebep oluyor.

    bu reddedilme durumu neye sebep oluyor?

    bizim sözde pick-up artisterin kadınlara daha çok nefret beslemelerine, çünkü reddedilmelerinin sebebini hala içlerinde olması gerekenden fazla "efendi erkek" olmaları olarak görüyolar.
    bunun sonucunda takındıkları alfalik katsayısının dozajini arttiriyolar. daha narsist daha ofansif olmaya başlıyorlar ki bu daha çok kadın tarafından reddedilmelerine sebebiyet veriyor. bu döngü bu şekilde sürüyor.

    --------------------------------/------------------------------

    dominasyon vs. prestij

    bizim türümüzde, sosyal statü edinimi, ve beraberinde gelen çiftleşme imkanları en az agresyon ve gözdağı ile elde edilebildiği kadar merhamet ve işbirliği ile de elde edilebilir. etnoğrafya, etoloji, sosyoloji ve toplum dilbilim akademisyenleri evrim tarihimizde farklı zamanlarda farklı amaçlarla sosyal statü edinimi için en azından bu iki yolağın ortaya çıktığına inanıyolar :
    dominasyon ve prestij

    dominasyon yolağı gözdağı ve tehditle cebren elde ediliyor ve kibirle körükleniyor. kibir küstahlıkla, kendini begenmişlikle, anti-sosyal davranışlarla, ilişkilerde istikrarsızlıkla, insafsızlıkla, uyumsuzlukla, nevrotiklikle, narsistlikle ilişkilendirilen bir şey ve kibrin akıl sağlığıyla alakalı çok olumsuz etkileri var.
    kibir, onun ilişkilendirildiği üstünlük hissiyatı ve küstahlık dominasyona agresyon ve düşmanlık göstererek, manipulasyonla olanak tanıyor.

    tam tersi prestij ise başarıya, özgüvene duyulan açlık hissiyatıyla sağlanan bir sey ve onurla körükleniyor. onur pro-sosyal davranışlarla ve başarı odaklı davranışlarla, uyumlulukla, vicdanlılıkla, doyurucu ikili ilişkilerle bağlantılı ve akıl sağlığı üzerinde olumlu etkileri var.
    kritik nokta şu : onur gelişkin özsaygıyla ilişkili bi kavram. kendinizi değerli hissetmeye dayanıyor kendinizi diğerlerinden üstün hissetmeye dayanmıyor.
    onur ve onun ilişkilendirildiği özgüven ve başarı prestij sağlayan davranışlara olanak sağlıyor. özgüvenli, uyumlu, çalışkan, enerjik, nazik, empati yeteneği gelişkin, dogmatik düşünmeyen ve özsaygısı gelişkin insanlar diğer insanlara ilham oluyorlar ve onlarda imrenme duygusu uyandırıyolar.

    yüksek erkek statüsü sağlayan bu iki yolak tsimane(küçük ölçekteki bi amazon toplumu)'de de gözlemlendi. bu toplumda dominasyon (akranlar tarafından rütbelendirilen) genel olarak fiziksel cüsseyle orantılı olarak algılanan bi şeyken prestij (yine akranlar tarafından rütbelendirilen) avlanma yetenekleri, cömertlik ve yoldaş sayısıyla pozitif korelasyon gösterdi.

    ilginç bi şekilde dominant davranma trendinin savunucuları şempanzeleri bunun erkeklerin yüksek statü elde etmesi için tek yol olduğuna delil olarak gösteriyolarken, en son araştırmalar bize gösteriyor ki primatlar arasında dahi alfa erkek statüsü sadece cüsse, fizik ve güçle değil ayrıca gelişkin sosyal yetenekler ve toplumun diğer üyelerinin hizaya getirilmesiyle sağlanabiliyor.

    esneklik ve adaptasyon kabiliyeti : prestijin avantajları

    yukarıda yazılanlara bakarak dominasyonu "kötü" ve prestiji "iyi" olarak nitelendirmek size cazip gelebilir,
    ama bu yaklaşım çok basite indirgeyici olurdu.
    bu "alfa" ya da " beta" tartışmalarında çoğunlukla es geçilen, gözardı edilen husus şu ki statü dediğimiz şey bağlama özgüdür.
    falanca şirketin ceosu bizim toplumumuzda gayet yüksek bir statüye sahip olabilir, ama aynı adamı tutup bilmem ne hapishanesindeki genel popülasyonun arasına atarsanız bu adam kendisini kıdem sırasında dipte bulabilir.
    bir grupta alfayken, diğerinde beta olabilirsiniz.

    zalim, tehlikeli bi çevre bağlamında dominant erkek değerlidir, çünkü istediğini alabilir ve kendisine boyun eğip onu takip edenlere kaynak sağlayabilir. hani fiziksel güç ve gözdağı vermek dışında bir yetenek geliştirmeye dahi gerek duymaz. ama pure barbar bi toplum dışında(ki bu insanlık tarihinin büyük bi kısmına tekabül eder) hükmeden kişi prestijli olandır. o kişi en geniş durum skalasında başarılı olacak olan kişidir.

    universite seviyesinde yapılan bir takım araştırma dizisinde universite takımı atletleri arasında dominant olan kişiliklerin daha az özsaygı sahibi oldukları, daha az sosyal kabul gördükleri, daha az vicdanlı oldukları yüksek seviyede narsistik eğilim, agresyon ve uyumsuzluktan muzdarip oldukları bulunmuş. dominant kişiler akranları tarafından atletiklikte ve liderlikte iyi ama altruismde, işbirliğinde, yardımseverlikte, etiklikte ve ahlaken düşük olarak nitelendirilmiş.

    tam tersine prestijli insanlar düşük sevide agresyona ve nevrotikliğe sahipler ve daha yüksek bi özsaygıları, sosyal kabul görürlükleri, insanlarla anlaşma kabiliyetleri ve hatta not ortalamaları var.
    bunun ötesinde prestij sürekli kendini övme hali olan narsisizmle çok az ilişkilendirilmiş. tpkı dominant akranları gibi prestijli insanlar da akranlarınca liderlikte ve atletiklikte iyi olarak nitelendirilmiş, ama bunun dışında prestijli kişiler ayrıca entelektüel, sosyal yetenekleri gelişkin, altruistik, işbirlikçi, yardımsever, etik ve ahlaklı olarak nitelendirilmiş.

    bu sonuçlar çok net bir şekilde bize dominasyonun ve prestijin statü kazanmada ve statüyü korumada birbirinden çok farklı iki yol olduğunu gösteriyor. ama bir kez daha çakışmanın altını çizmek gerek:
    güçlülük, liderlik, naziklik ve ahlaklılık tek bir insanda birlikte bulunabilen özellikler;
    "alfa" ve "beta" gibi keskin kategoriler bir erkeğin olmaya muktedir olduğu pek çok şeyi gölgeleyen batıl bir ayrım yaratıyor.
    dominasyon belirli ve sınırlı çevre şartlarında avantaj sağlarken, prestijlilik hemen her bağlamda daha çok değer verilen bir durum.
    onurlu olmaları sayesinde prestijli insanlar daha çok saygı ve sosyal kabul görüyor
    ve böylelikle hayatta başarı sağlıyor.
    kim takımınıza katılmasın isterdiniz?
    kevin durant mı yoksa dennis rodman mı?

    statüye giden bu iki yolağa ilişkin bir farkı daha sunalım:
    dominasyon başarıya giden yolda daha kısa-vadeli bir stratejidir, prestijse daha uzun vadelidir.
    dominasyon fethetmenizde size yardımcı olur, ama iş ele geçirdiğinizi yönetmeye gelince sizi yolda bırakır.
    şempanzeler arasında, bir erkek en tepeye varana dek akranlarını yendiğinde ve alfa olduğunda elde ettiği statünün sefasını uzun vadede süremez, zira bir başka dominant erkek kısa süre içinde gelip ona meydan okuyacaktır ve devirerek yerinden de edecektir.
    meseleye kültürel bir seviyeden bakıcak olursak,
    moğollar ve vikingler gibi topluluklar diğer toplulukları domine ettiler ve kendi zamanlarının alfaları oldular, ama onların adaptasyon yetenekleri yoktu ve tarih sahnesinden silindiler. abd'nin kurucu babaları gibi prestijli insanlar bugune dek süregelen mirası yarattılar.

    sonuç

    kadınlar tarafından arzulanan ne alfa erkek ne de beta erkektir.

    hepsi toparlandığında, araştırmalar ortaya koyuyor ki ideal erkek (hem date'e çıkmak için ideal hem de romantik bir birliktelik amaçlandığında ideal olan erkek) iddialı, özgüvenli, uyumlu ve hassas olan;
    agresif, talepkar, dominant, sessiz, utangaç, edilgen olmayan,
    diğer bir deyişle prestijli olan dominant olmayan erkektir.

    gerçek şu ki;
    hem iddialılıkta hem de kibarlıkta üstün olan prestijli erkekler kadınlar tarafından hem kısa vadeli hem de uzun vadeli ilişkiler için ideal görülüyor.
    araştırmalar şunun teminatı niteliğinde aslında : ciddi anlamda efendi, tutkulu oğlan kültürel anlamda değer biçilen bir yetenek geliştirdiğinde oldukça çekici bulunmalı.

    bunun ötesinde, prestij sahibi bi adam olmaya çalışmak da kadınlarla ilişkilerde ya da hayatın herhangi bi alanında kesin başarılı olunacağının garantisi değil.

    bu yüzden bence,
    kadınları tavlamakta zorlanan bir erkek için en etkili ve sağlıklı strateji stereotipik dominant "alfa" erkeğinin özelliklerini kazanmaya çalışmak değil,
    prestij sahibi erkeklerin özelliklerini kazanmaya çalışmak.

    bu topluma değer katan bir yetenek geliştirmek demek, istikrarlı bir benlik algısı kazanmaya çalışmak demek.
    bunu yapmak size sadece kadınları tavlama şansı kazandırmayacak bunun ötesinde size genel anlamda tatmin edici bir hayat sürmenizi sağlayacak doyumu getirecek.

    bana göre "alfa" personasını kuşanmaya çalışmak kartlardan bir ev yapmaya benziyor. inşa etmeye çalıştığınız şeyi destekleyecek bir zemin yok.

    bu siyah beyaz kategorileri yıkıp, maskülenliğe dair çok daha fazla boyutlu bir konsept geliştirmemizin zamanı geldi.
    en çekici erkek cidden iddialılık, kibarlık, etkili beceriler ve bu dünyada aşmış bir değer anlayışı gibi pek çok özelliğin bir karışımıdır. gerçek alfa çok daha derindir, dolgundur, zengindir.

    ____________________________________________________________

    yazının tamamı scott barry kaufman diye bir adamın çeviri benim
    kaynak da burda
  • kadınların dediklerine değil yaptıklarına bakın

    araştırmaya söz konusu olan kadınlara sorulmuş agresif, şiddete eğilimli, baskın erkek mi istersiniz yoksa edilgen, çekingen, silik bir erkek mi? kadınlar tabi ki beta karakteristiği gösteren erkeği seçeceklerini söylüyorlar. lakin ortada pratik bir durum mevcut değil.

    kadınlar partnerlerini betaize etmeye eğilimli canlılar. bunun sebebi erkeğin içindeki alfa özellikleri köreltip kendinden uzaklaşmasını engellemek. fakat kadın doğası o kadar çelişkili bir yapıda ki neyi istediğini kendisi bile bilmiyor, erkeği betaize ettiğinde ona karşı çekim hissinin köreleceğini kavrayamamaktadırlar. yani ortada iki durum var

    baskın, dominant, maskülen erkek: sağlıklı gen
    edilgen, uysal, uzlaşmacı erkek: istikrarlı ilişki

    kadınlar erkeklerde bu iki özelliği de aramaktalar. lakin önünde sonunda konu uzun ilişkiye geldiğinde beta karakteristiği tercih edilmekte. bunun sebebi kadının alfa erkekten sağlıklı geni almış olsa bile meydana getirdiği çocuğun hayatta kalmasının mümkün olamayacağıdır. modern dünya'da erkeği yanında olmayan bir kadının çocuğunun ölmesi söz konusu olan bir şey değil lakin insan beyni halen ilkel karar mekanizmasıyla çalışıyor.

    kadın durumu bilinçaltında istemsiz olarak şu şekilde yorumlamakta; bu erkek uysal yanımda durur beni bir miktarda korur ve kaynaklarını paylaşır fakat bu erkeğin genleri sağlıklı değil. çocuğumu daha sağlıklı bir erkekten yapıp, babalık görevini uysal erkeğe kakalamam lazım ki geleceğe daha sağlıklı bireyler aktarabileyim.

    kadınlara sorduklarında betayı tercih etmelerinin sebebi budur lakin işin arka perdesi çok çok farklı işliyor.
  • varoslarda son derece onemsenen bir mit.
  • aslında mit çok doğru bir tanımlama. mitler tarihsel toplumsal fenomenlerdir, oluşum süreçleri toplumsal bilinçaltını yanısıtır. resmi ve planlı olmayan bir biçimde gelişir ve yaygınlık kazanırlar. her mit insan psikolojisinin oluşumuna ilişkin önemli mekaniklerin sembolizasyonunu içerir. komplo teorileri de mesela bu bağlamda modern mitlerdir. yazarın aksine, bu noktada sağ sol beyin, sayısal sosyal zeka vs. gibi ayrımları mitten ziyade safsata olarak ayırma eğilimindeyim.
    alfa erkek mitinde, neoliberalizmin toplumlarda yarattığı ve dayattığı hayal kırıklığıyla başa çıkmaya dönük toplumsal bir tepkinin doğuşuna şahitlik ediyoruz. bunun açıklayamadıkları doğa olaylarını tanrıların gazabıyla açıklayan ilkel insan davranışından hiç bir farkı yok.
    (bkz: ressentiment)
  • babam yıllar önce şunu demişti bana. "bir kadın hep kocasını kontrol etmek ister ömrü boyunca ama bunu başarırsa o evlilikten hiç zevk almaz hale gelir."