şükela:  tümü | bugün
  • şair , yazar , romantik , politikacı ,belki de belediye başkan aday adayı (bkz: abdurrahman boztaş)
  • "insanın be$iğini seçmesi kendi elinde değildir.."
  • "alınyazısının seni çağırdığı tek yolda
    yap olanca gücünle uzun, ağır işini,
    sonra acı çek ve öl, sessizce, benim gibi."

    hayatın gerçeği umutsuzluktur. en iyi, en kurtarıcı yol, hiçbir umuda kapılmamaktır.

    nihilist bir adam.
  • chatterton adlı oyunun yazarı
  • "halk bilgisizliği sever."

    alfred de vigny
  • "hiç bir insana rastlamadım ki, onda öğrenilecek bir şey olmasın."
  • ''her umudun dibine kadar indikten sonra aklın verdiği tek gerçek sonuç şudur. her şey bir hiçtir; ün, aşk, mutluluk, bunların biri bile var değildir. öyleyse biz herhangi bir konuda düşüncemizi belirtirken her şeyden önce kendimizi aldatmak zorundayız. bir şeyin var olduğuna inanmak bir düş kurup ona sonradan tapmak, ona küfretmek, onu yüceltmek ya da yerle bir etmek için... demek ki hepimiz birer don kişot'uz. üstelik don kişot'tan daha da bağışlanamaz bir durumdayız. çünkü dev diye gözümüzde büyüttüğümüz şeylerin gerçekte birer değirmen olduğunu biliyoruz, ama yine de onları birer dev gibi görmek için direniyoruz''
  • 1797 yılında doğmuş 1863 yılında hayata gözlerini yummuştur. asker bir aileden gelmesi onda da askerliğe karşı ilgi uyandırdı ve genç yaşta restorasyon ordusuna katıldı. ne var ki hem sağlığı bozulduğu hem de krallık ordusundan hayal kırıklığına uğradığı için istifa etti. bundan sonra kendini yazarlığa adadı. vigny öncelikle bir şairdir hem de ne şair.. toyluk zamanlarında lord byron'un etkisi ile yazarken olgunluğunda "la mort du loup" gibi bir varoluş destanını, "la maison du berger" gibi benzersiz bir aşk türküsünü kaleme almıştı. lakin düzyazıda da ne denli yetenekli olduğunu "la servitude et la grandeur militaires" başlıklı hatırat-deneme tarzı şaheserde gösterir. "chatterton" başlıklı shakespearevari piyesi de son derece özgün ve başarılıdır. ne var ki de vigny "romantik" kavramının somutlaşmış tezhürü olduğundan mütevellit ne yaygaracı hugo* ne de övüngen chateaubriand* gibi siyasete bulaştı (1830 devriminde yazdığı birkaç yazıyı hariç tutarsak). o artık zamanın efendiliğini kazanan yeni düzen ile onun temsilcileri tarafından marjinalleştirilen bir zümreye* mensuptu; bunun da çok iyi farkında oldu tüm yaşamı boyunca. hissettiği yerinden edilmişlik duygusu hiç peşini bırakmadı, bu yüzden yazdıklarının derin karamsarlığı gerek çağdaşı gerek ardılı duygudaşlarına hiç yabancı gelmez. bilge ozan lakabına yaraşır kendi halinde bir hayat sürdü. belki romantizmin daha bilinen isimleri kadar çok yazı üretmedi veyahut öne çıkmadı; ancak bu yaşama gözlerini kapattığında arkasında sadakati sarsılmaz, devamlılığı pâyidar bir hayran kitlesi bıraktı.

    (bkz: la mort du loup)
    (bkz: la maison du berger)
    (bkz: servitude et grandeur militaires)
  • lirik bir şair olmakla beraber, şiirinde düşünceye fazlaca yer vermiş, bir tür felsefi şiir yazmıştır. insanın dünyada ve doğa karşısında yanlız olduğunu ve bu nedenle de acı çektiğini söyler, kötümser bir dünya görüşünü savunur. bu durumda tanrı nın iradesine boyun eğmeyi öğütler.
  • shakespeare'den çeviriler yapmış romantik tiyatro'ya kazandırmıştır. cinq-mars en önemli eserleri arasındadır. "les destinées" en önemli eseridir. 11 şiirinden 4'ü sansürlenmiştir.

    bugüne bugün lamartine, musset kalbin şairleriyse, vigny de feylosof şairdir.