şükela:  tümü | bugün
  • 1964 ankara doğumludur. beypazarı karaşarlıdır. 1988 hacettepe üniversitesi diş hekimliği fakültesini bitirmiştir.

    1991 yılında universıty of california’da ımplant kurslarına katılmıştır.

    1991-1994 yılları arasında amerikanın sandiago, los angles, texas, tampa şehirlerinde dental implant eğitim programlarına katılmıştır.

    almanya’da, italya’da, meksika’da,ispanya’da bilimsel programlara katılmıştır.

    1995 yılında tapma’da (usa) dr. michael pikos’un yanında ileri cerrahi teknikleri ile ilgili eğitim almıştır.

    1995 yılında internatıonal congres of oral implantology derneğine üye olmuştur.

    1996 yılında texas üniversitesi periodontoloji bölüm başkanı olan prof.dr.roland meffert ile birlikte meffert implant enstitüsünü ve icoi meffert study-club’u kurmuştur ve her iki eğitim merkezinin başkanlığını üstlenmiştir.pek çok kurs ve konferans programlarına katılmıştır.değişik üniversitelerde eğitim programı yapmıştır.

    1995 yılında hürriyet gazetesi ile junior chamber iş birliği ile düzenlenen yarışmada “bilimsel önderlik dalında türkiye’nin en başarılı genci seçilmiştir” ve türkiye’yi uluslar arası yarışmada temsil etmiştir.

    1995 yılında dr.özzeybek texas üniversitesi diş hekimliği fakültesi ile roland meffert implant enstitüsü arasında bilimsel kültürel değişim programı anlaşmasını imzalamıştır.

    1998 yılında flash tv’de altı ay süresince haftada 1 saat canlı yayında sağlık programı yapmıştır.

    1998 yılında diş hekimliğinde yüksek tirajı olan ve otoriter olan practial periodontıcs and aesthetic dentisry dergisinde kendisi ve dr.roland meffert implant enstitüsü ile ilgili yazı çıkmıştır (724.vol.9.no).

    1998 ve 2001 yıllarında dr. özzeybek bodrum’da, 2006 yılında istanbul’da icoi (dünya implant kongresi) ile birlikte uluslararası bilimsel kongreler düzenlemiş ve başkanlığını kendisi yapmıştır. kongrelere rusya, usa, kanada, japonya, italya, ispanya, almanya gibi ülkelerden doktorlar katılmışlardır.

    1997 yılından beri bektaşi inanç felsefesi üzerine çalışma yapan ziya baba karaşar inanç eğitim ve hayır vakfı’nın başkanlığını yapmaktadır.

    2001 yılında devletin yeniden yapılanması, çağdaş koşullara uyarlanması, kamu kuruluşlarının yapısal ve işlevsel olarak yeniden gözden geçirilip bu alanda köklü değişiklere girilmesi, türkiye’de yaşayan vatandaşlarımızın daha kaliteli ve daha ucuz hizmet alabilmelerinin yollarının aranması, israfın tamamıyla ortadan kaldırılması için proje üreten siyaset bilimcilerinin kurduğu danışmanlık merkezinde çalışmalara katılmıştır. 2002 yılında mehmet ali bayar’ın teklifi ile genel başkan baş danışmanlık görevini üstlenerek siyasete atılmıştır.

    2002 yılında vedat akman tarafından hazırlanan “ülkemizden gerçek başari öyküleri” adlı kitapta dr. ali arif özzeybek’in başarı öyküsü de yer almıştır.

    2004 yılında akademisyen, siyaset bilimcilerle beraber gelecek bilimi derneğini kurmuş ve derneğin başkanlık görevini üstlenmiştir.

    2005 yılında meffert implan enstitüsü derneğini kurmuş olup halen başkanlığını yürütmektedir. enstitü 65 ülkeden 79 dernek arasında 8’nci sırada bulunmakta, ana bölümde yer almaktadır. enstitünün eğitim kadrosunda 7 üniversiteden toplam 17 öğretim görevlisi yer almaktadır.

    halen diş hekimliği kliniğinde, implant (çene kemiğine vidalama sistemi) dahil olmak üzere her alanda hizmet vermektedir.evli ve iki çocuk babasıdır.

    anavatan partisi mkyk üyesidir.
  • anavatan partisi'nin "sosyal barış için ayrımcılığın önlenmesi ve inanç özgürlüğü" projesinin sorumlusudur.proje mayıs 2007'de açıklanmıştır.

    "sosyal barış için ayrımcılığın önlenmesi ve inanç özgürlüğü" projesinde herkes için eşit fırsatlar sunulması amacıyla 'eşit fırsat düzeni'nin üç adımda kurulması öneriliyor:
    herkese hakların kullanımında özgürlük sağlayan yeni anayasa; ayrımcılığın önlenmesi yasası; temel hizmetlere erişimde eşitlik ve güvence.
    projede hak ve özgürlüklerin korunması ve kullanımının bireysel olduğuna değiniliyor ve satırbaşlarıyla özet olarak şunlar kaydediliyor:
    "herkes siyasal alanda dini, etnik kökeni ve kültürel kimliği ile değil, yurttaş kimliği ile yer alır. farklılıkların, evrensel insan hakları ile bağdaşık olduğu sürece tanınması, yaşatılması meşrudur. temel insan hak ve özgürlüklerine zarar veren hiçbir farklılığın korunmasına müsaade edilemez. bu çerçevede, devlet sosyal ve kültürel çeşitliliği korur, örgütlenmesine izin verir. ancak bu türden sosyal-kültürel kümeleri hak ve özgürlüklerin öznesi olarak kabul etmez ve temsiline izin vermez. bu sosyal barışı bozucu ve ayrımcılık nedeni olarak kabul edilir.
    devlet, çoğulcu demokratik düzenin vazgeçilmez ilkesi olan laiklik doğrultusunda, dini ya da din dışı olsun insana ait temel hak ve özgürlükleri her tür baskıya karşı korumayı, din ve vicdan hürriyetini en üst düzeyde sağlamayı hedefler. devletin la-dini bir organizasyon olarak tüm vatandaşlarına ve farklı inanç mensuplarına eşit mesafede hizmet vermesi esastır. inanç sahiplerine inançlarını yaşama, inanç sahibi olmayanlara hiçbir inancın baskısı altında kalmama teminatını sağlayan devlet laik devlettir.
    merkezi ve yerel yönetim organları, fırsat eşitliği sağlamak, etnik-dini-dilsel ve kültürel bakımından farklı kişi ve grupların yönetim süreçlerine ve karar organlarına katılımını temin etmek bakımından her türlü tedbiri alırlar.
    kısmen ya da tamamen cinslerden birini, engellileri, dilsel-kültürel-etnik-dini herhangi bir grubu veya azınlıkları aşağılayan, ayırımcılık içeren metin ve semboller taşıyan dizi, film, program, reklâm ve yayın yasaktır.
    genel üretim sürecini etkilememek ve istihdam edilenin görev ve sorumluluğunu, belirtilen süre içerisinde yerine getirmesi kaydıyla, işveren çalışma saatleri ve izinleri konusunda din, inanç, aile yükümlülüklerinin gerektirdiği esnekliği göstermek zorundadır.
    eğitim dili türkçedir, ancak herkesin kendi ana dilini öğrenme hakkı vardır. eğitim kurumlarında ana dilin öğrenilmesi "seçmeli ders" sistemi ile sağlanır.
    kişilerin kendi inanç ve değerlerine uygun bir dini eğitim ve öğretiminin kişilerin beklentilerini tatmin edecek ve bu hizmeti başka bir otoriteden beklemeye yönlendirmeyecek düzeyde devlet tarafından karşılanması zorunludur. herkesin kendi dini ve inançlarını eğitim kurumlarında öğrenmesi "seçmeli ders" sistemi ile sağlanır.
    cinsel tercihlerinden, cinsiyetlerinden ya da etnik kökenlerinden ve dini inançları/ tercihlerinden dolayı ayrımcı muameleye uğrayan öğrenciler, öğretmenler ve idareciler için şikâyet merci eşitlik kuruludur. eşitlik kurulu, şikâyet üzerine araştırma yapmak, ayrımcılığı ortadan kaldırmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür ve bu amaçla disiplin cezası önermeye yetkilidir. eşitlik kurulu en yüksek mülki idare amiri, muhtar, okul aile birliği üyeleri, rehber öğretmen ve onur kolu öğrencisinden oluşur.
    temel hizmetlere erişim, öğrenme hakkı ve mesleki eğitim, çalışma hayatında işe giriş, terfi, ücretlendirme, iş akdinin son bulması, kamusal mekânların kullanımı ile anayasada belirtilen temel hak ve özgürlüklerin kullanımında din ve inancı, ırk ve milliyeti, etnik kökeni, cinsiyeti, cinsel tercihi, fiziksel durumu, siyasi görüşü, yaşı nedenleriyle kendisine ayrımcılık yapıldığına dair şikâyetler doğrudan bu konuda uzmanlaşmış ihtisas mahkemelerine, yazılı olarak yapılır. türkçeden başka dilde yapılan şikâyetler türkçeye çevrilir.
    toplumsal barışın dayanağı olarak inanç özgürlüğü
    türkiye cumhuriyeti'ni tanımlayan temel metin türkiye cumhuriyeti anayasası'dır. anayasa'nın 10'uncu, 24'üncü ve 136'ncı maddeleri, demokratik ve laik bir ülkede devletin inanç farklılıklarına yaklaşımını tam anlamıyla çağdaş bir şekilde ortaya koymaktadır. ancak, ne yazık ki uygulama, burada açık bir dille ortaya konulan ilkeler ve değerler istikametinde olmamaktadır. anayasa'nın ilgili maddelerinde benimsenen yaklaşıma aykırı uygulamalar, toplumsal hayatımızdaki inanç sorunlarını çözmek yerine çoğaltmakta, toplumsal bütünleşme ve barış içinde yaşama kültürüne hizmet etmek yerine çatışma ve kutuplaşma kültürü yaratmaktadır. bunun en önemli nedeni, anayasa'da yer alan inanç özgürlüğü yaklaşımının kanun, kurumsal düzenleme ve uygulama seviyesinde yeterli dayanaklara sahip olmamasıdır.
    biz anavatan olarak bu saptamalardan hareketle ortaya bir çözüm modeli koyuyoruz:
    bu model ülkemize ve insanımıza, her şeyden önce sorunların kaynağı olan devlet yaklaşımlarını temelden değiştiren ve dönüştüren bir kurumsal aklı önermektedir. kendi vatandaşının kültürel - dini kimliklerini tanıyan, onlara etkili ve verimli hizmet sağlanmasının hukuki zeminini hazırlayan, ibadethane ihtiyacını karşılayan ve o inancın sürdürülebilirliğini temin edecek eğitim ve öğretimi kurumsal ölçülerde sunan bir çözüm projesini ortaya koyuyoruz.
    bu yaklaşım, asırlardan bu yana inançlar konusunda kucaklayıcı ve özgürlükçü bir medeniyetin mirasçısı olan milletimizin tarihi pratiğinden çıkartılan bir yaklaşımdır. güncel tartışmaların kısır, çözüm üretmeyen, hep aynı tezler etrafında dolaşıp duran iklimine teslim olmamalı, yeni fikirleri tarihimizin ışığından ve medeni dünyanın getirdiği düzenlemelerden, kendi aklımıza, değerlerimize, ihtiyaçlarımıza uygun şekilde biz çıkartmalıyız.
    anayasa ve eşitlik
    anayasa-m.10: herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
    anayasa-m.24: herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.
    anayasa-m.136: genel idare içinde yer alan diyanet işleri başkanlığı, lâiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve mülahazaların dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda (633 sayılı) gösterilen görevleri yerine getirir.
    hak
    hak kavramı en üstün ahlaki ilkedir. tarih boyunca toplumlar ve devletler maddi ve moral kaynakların dağılımında hak kavramına uyduklarında güçlenmişler, uymadıklarında yıkılmışlardır. amacımız, ulusal ve küresel düzeyde hak esasına dayalı bir insan medeniyetinin şekillenmesidir. bunu sağlayacak olan siyaset ve hukuktur. siyaset, ehliyet ve liyakati esas almalı, bağımsız yargı hakkın koruyuculuğunu üstlenmelidir. devlet kurumu ve siyasetin tüm faaliyetleri insana hizmet içindir.
    laiklik
    laikliği anayasal düzenin ve toplumsal barışın korunması için vazgeçilmez bir ilke olarak kabul ediyoruz. laiklik, din ve vicdan hürriyetinin teminatı kılınacak ve en geniş şekilde sağlanacaktır. devlet vatandaşını hiçbir inanç ve yaşam şekline zorlayamaz. devlet işlerine de herhangi bir dini anlayış ve yorumun egemen olması kabul edilemez. inanç alanındaki temel hizmetler kamu tarafından yerine getirilmelidir.
    cumhuriyet ve demokrasi
    yönetimde halkın rızası ve buna yönelik olarak seçim esastır. meşruiyetin temelini halkın talepleri, rejimin nitelikleri ve etkin bir halkla ilişkilere dayalı yönetim anlayışı oluşturur. "farklılığımız zenginliğimizdir" diyen bir anlayışla hiç kimseyi, grubu, kimliği "öteki" görmeyen ve her insanı eşit vatandaşlık hakları ile donatıp fırsat eşitliği sunan, çoğulcu, çağdaş ve evrensel değerler doğrultusunda sürekli gelişen bir demokrasi anlayışına sahibiz. düşünce ve ifade hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti, teşebbüs hürriyetinin sağlanması ve korunması anavatan partisi'nin temel düsturudur.
    "anavatan çözüm yaklaşımı"nda temel ilkeler
    devlet vatandaşlarının birey ve bir sosyal kümenin mensubu olarak kültürel kimliklerini tanıyacak, saygı gösterecektir.
    devlet vatandaşlarının kültürel kimlikleri karşısında tarafsız davranacak ve eşit mesafede duracaktır.
    devlet vatandaşlarının kültürel-dini kimlikleri ile özgür ve güvenli yaşayabilmeleri için gerekli hukuksal ve idari tedbirleri alacaktır.
    devlet kültürel-dini kimlik çeşitliğinin sosyal ayrımcılığa, çatışma dinamiğine dönüşmesi ve dini ya da kültürel saiklerle sosyal-hukuksal siyasi düzenin tanzim edilmesi eğilimlerine karşı duyarlı ve tedbirli olacaktır.
    devlet kültürel-dini kimlik çeşitliğinin bir arada barış içinde ve bir zenginlik dinamiği olarak yaşayabilmesi ve sürdürülebilmesi için gereken özendirici-yapıcı tedbirleri alacak, bu yönde girişimlerde bulunacaktır.
    devlet, vatandaşların inanç, kültürel kimlik ya da mensubiyetleri gereği ortaya çıkan ibadet, tören, kutlama, anma, eğitim ve öğrenme ihtiyaçlarının sosyal alanda özgürce ve nitelikli imkânlarla karşılanmasını sağlayacak, bu yolda tarafsızlık, eşitlik ve adalet prensiplerinden sapmamaya özen gösterecektir.
    "anavatan çözüm yaklaşımı"nın tespit ettiği temel sorunlar
    birbirinden farklı inanç/kültür kimliklerinin ve kümelerinin tarihsel ve geleneksel olarak birikmiş birbirlerini daha iyi tanıyarak, iletişim ve etkileşim kurma ihtiyaçlarının (eksikliklerinin) karşılanması, ulusal kimliğin birleştiriciliği, tümleyiciliği, kaynaştırıcılığı ve ulusal bütünlüğün sürdürülebilirliği bakımından açık ve acil bir ihtiyaç iken devlet bu konuda habersiz ve duyarsız bir tavrın içindedir. inanç kümeleri, grupları hayatın doğal akışı içinde birbirleriyle temas ve iletişimlerini kurmakla birlikte bunun ayrıca kamusal hayata ilişkin devlet tarafından yerine getirilecek düzenlemelerle desteklenmesi, kurumlaştırılması önemlidir.
    vatandaşlarının kültürel kimlik ve mensubiyetlerinden doğan ihtiyaçlarının karşılanmasında:
    1. devlet tarafsız görülmemektedir
    devlet, resmi ideolojisini bu kimliklere ait değerlerin yerine ikame etmek istemektedir. devlet, inanç ve ibadet özgürlüğüne ilişkin olarak kimi hallerde baskıcı, taraflı, yönlendirici veya yok sayıcı tutumlar takınmaktadır. devlet, inancı da kapsayan kültürel çeşitlilik konusunda yeteri ölçüde adalete ve hakkaniyete uygun davranmadığı kanaatini doğurmaktadır. nitekim bugünkü diyanet işleri başkanlığı'nın yapısı, işleyişi, ortaya koyduğu yorum ve yaklaşımlar tüm toplumu kucaklayıcı bir temsiliyetten ve toplumla sahih ilişkiler üzerine kurulu iletişimden uzak görünmektedir.
    devlet, lozan antlaşması ile azınlık statüsü taşıyanlar dışında kalan inanç- kültür, kimlik ve kümelerinin inanç ve ibadet özgürlüklerini kullanabilmeleri için ihtiyaç duydukları imkânların sağlanmasında yardımcı olmadığı gibi zaman zaman yasaklayıcı, engelleyici tutumlar takınmaktadır. bu konuda alevi inancına mensup vatandaşlarımızın ibadet ve din eğitimi ihtiyaçları karşısında takınılan tutum açıklayıcı bir örnektir.
    devlet cemevlerini ibadethane statüsü içinde görmemekte, imar kanunu, din görevlisi atanması ve düzenli ibadethane imkânlarının sağlanması gibi konularda ayrımcılık sayılabilecek, demokrasi ve insan hakları anlayışlarıyla bağdaşmayan ve ulusal bütünlüğü bozucu tutumlar sergilemektedir.
    devlet yayınları, din eğitimi veren kurumların kurulması, işletilmesi süreçlerinde de tarafsızlığı, eşitliği bozucu ve güven kaybına ve paralel mekanizma arayışlarına yol açan yanlış tutumlar sergilenmektedir.
    2. devlet vatandaşlarının inanç ve ibadet özgürlükleri karşısında saygılı davranmamaktadır
    devlet vatandaşlarının inanç ve ibadet anlayışlarının ne olacağını tayin etmek istemekte, bu alandaki temel özgürlük ilkelerine karşılık gelen konularda kendisi belirleyici olmak istemektedir. laikliğe aykırı biçimde, kendi anlayışına uygun müslümanlık, sünnilik, alevilik önermektedir. çünkü laiklik sadece devlet düzeninin inançların baskısından azade kılınması değil, aynı zamanda bireylerin ve inançların devlet aygıtının baskı ve yönlendirmesinden korunması, özgür kılınması anlamına gelmektedir.
    3. devlet verimli ve adil din hizmeti üretmemektedir
    verilen din eğitimi (zorunlu din dersleri) yetersiz kalmakta bu nedenle vatandaş ihtiyacını gidermek için başka arayışlara yönelmektedir. imam-hatip okulları konusundaki yaygın tercihin temelinde de devletin bu tavrı vardır. devletin din eğitimi alanında bırakmış olduğu boşluk, kimisi siyasal/ideolojik niteliklere sahip organizasyonlar vasıtasıyla doldurulmaya çalışılmakta, böylelikle dini kimliği siyasallaştıran ve demokratik, laik hukuk düzenine toplumsal barışa dönük bir tehdide dönüştüren mekanizmaların önü açılmaktadır.
    devlet, tek tip - türdeşleştirici bir din eğitimi düzeni oluşturarak dine ilişkin diğer yorumları, farklı inançları adeta yok saymakta, böylelikle toplumsal bütünlük için son derece önemli güven ortamını zedelemektedir. örneğin aleviler inanışlarını devlet gözetimindeki mekanizmalardan öğrenememektedirler.
    bunun doğal sonucu olarak alevi inanışı tıpkı sünni inanışında olduğu gibi siyasal/ideolojik nitelikteki örgütlenmelerin hedef kitlesi haline gelmekte, devletin mesafeli tutumu bu tür faaliyetlerin verimini artırıcı bir iklim oluşturmaktadır.
    bilgisizlik, yakınlaşma, iletişim ve etkileşim imkânlarını da yok edip farklı inanç sahiplerini birbirlerine mesafeli kıldığı için, ayrımcılığın kültürel, düşünsel zemini hazırlanmaktadır.
    din eğitimi ve hizmetleri için çok gerekli olan nitelikli insan kaynaklarını oluşturmak için yeterli akademik altyapı ve süreçler kurulmamakta, özendirilmemektedir.
    yüksek akademik, bilimsel nitelikler kazandırılmış din adamları yetiştirilememektedir.
    din adamlarının bir taraftan çağdaş ulus devlet olmanın gereklerini diğer yandan tarihsel ve kültürel mirasın sunduğu avantaj ve fırsatları bir arada gören ve değerlendiren toplumsal önderler olabilmeleri özendirilmemektedir.
    "anavatan çözüm yaklaşımı"nın temel adımları
    1. inanç ve kültür farklılıkları tanınacaktır
    farklılıkların toplum hayatındaki varlığı kabul edilecektir. farklılıklara saygı gösterilecektir. farklı inanç gruplarının hizmet ihtiyacı karşılanacaktır. söz konusu hizmetler, hukuki ve idari yapılanmalarla gerçekleştirilecektir. farklı inanç grupları inanç hizmetleri veren kurumlarda temsil edilecektir. özellikle alevi inancına eğitim müfredatında yer verilecektir. bu grupların kendilerini ifade imkânları pozitif bir anlayışla hukuki olarak düzenlenecektir.
    2. etkili ve verimli hizmet sağlanacaktır
    diyanet işleri başkanlığı inanç hizmetleri kurumu / başkanlığı adıyla yeniden yapılandırılacaktır.
    kurumun idari-mali yapısı laiklik ilkesi gereği diğer devlet idare örgütlenmelerinde olduğu gibi şekillendirilecektir. ancak din hizmetleri yüksek kurulu ve içtihat kurulları biçiminde özel bir yapılanma gerçekleştirilecektir.
    inanç hizmetleri kurumunun iki önemli yapısal unsurundan biri başkanlık yönetimindeki idari-mali işler birimleri iken, bundan daha önemli ve yönlendirici (yönetici değil) unsuru kurullar olacaktır. bunun nedeni bir yandan kurumun demokratik ve laik düzen içinde özerkliğini, diğer yandan din hizmetlerinin doğasından kaynaklanan özgürlüğü sağlamaktır.
    amacımız, inanç hizmetlerinin devlet düzeninin müzahereti altında yürütülmesini sağlayarak her türlü suiistimal girişimini önleyici bir yapı geliştirirken, aynı zamanda inanç özgürlüğünü teminat altına alacak sivil inisiyatiflere alan tanımaktır.
    inanç hizmetleri kurumunun bir bürokratik yapılanma olarak devlet nezdindeki performansı ile toplum vicdanında edindiği meşruiyet ve itibar birbirini tamamlayıcı mahiyette olmalıdır.
    bu kurullardan üst kurul niteliğinde olan inanç hizmetleri yüksek kurulu, devlet eliyle yürütülen din hizmetlerinin dininin ve demokratik toplum hayatının ve laik hukuk düzeninin gereklerine uygunluğunu gözetecek ve yayınladığı yönetmelik ve genelgeler aracılığıyla yönlendirici otorite işlevini görecektir. inanç hizmetleri yüksek kurulu üyeliği için 4 yıllık yüksekokul mezunu olmak, saygın bir kişilik olarak kabul görmek, araştırma ve yayın sahibi olmak vs. şartlar aranacaktır. bu şartları haiz adayları yök, barolar birliği, ilahiyat fakülteleri vb. kanunla belirlenecek kurumlar önerecek, tbmm'de yapılacak olan gizli oy ve nitelikli çoğunluk aranması esasları dâhilinde seçilecek, başkan tarafından onaylanacaktır. tbmm'de grup kararı alınmayacaktır.
    yüksek kurulda da temsil edilmekle beraber, karar ve uygulamaları yüksek kurulun gözetimine tabi olan içtihat kurulları temsil ettikleri (mensubu oldukları) inanç kümelerinin anlayış ve inanışlarına uygun din hizmetlerinin esasları, niteliği, sınırları gibi konularda karar vereceklerdir.
    bu kurullar inanç merkezlerinin kuruluşu, yönetilmesi, işletilmesi, yaşatılması, din eğitimi ve öğretimi gibi konularda ilke çerçeve kararlarını alacaklar, yönetmelikler hazırlayacaklar, topluma ve kurumlara danışmanlık hizmeti vereceklerdir.
    bu bağlamda sünni inancı içtihat kurulu, alevi inancı içtihat kurulu gibi çeşitli kurullar, çeşitlilik gösteren inanç kümelerini devlet aygıtı içinde temsil edeceklerdir. kurumda her inanç grubuna hizmet verecek birimler birbirinden bağımsız ve ast-üst ilişkisi içinde olmadan çalışacaklardır. üniter devlet yapısı ve milli bütünlüğün korunması açısından aynı kurum içinde yapılanma zorunlu olacaktır.
    bu içtihat kurullarına üyelikte her şeyden önce, o inanca mensup olmak, o inanış mensubu toplum kesimi tarafından biliniyor ve saygı görüyor olmak, bu konuda bilgi ve birikim, eğitim ve görgü sahibi olmak gibi vasıflar aranacaktır. içtihat kurullarına üye olabilmek için 4 yıllık yüksekokul mezunu olmak, mensubu olduğu inancın geleneğinden gelmek ve yine mensup bulunduğu inanç ile ilgili bilimsel niteliği haiz araştırmalar yapmış olmak vs. şartları aranacaktır. bu niteliklere sahip olan kişiler isteğe bağlı olarak aday olabilecekler, tbmm'de yapılacak olan gizli oy ve nitelikli çoğunluk aranması esasları dâhilinde seçilecekler, başkan tarafından onaylanacaklardır. tbmm'de grup kararı alınmayacaktır.
    bu yeni yapılanma devletin yürüttüğü din hizmetleri ile vatandaşların ibadetleri hakkında bilimsel, yönlendirici, görev ve misyonla donatılmış olacaktır.
    3. ibadethaneler
    ibadethaneler konusu ayırımcılığa ve tartışmalara açık bir potansiyele sahiptir. camilerin islam dinine mensup tüm inananların (sünni, alevi, şii vs.) ortak mabedi sayılması yönündeki anlayış ile alevi inancı mensuplarının, cemevlerinin de müstakilen ibadethane sayılması yönündeki talepleri yapıcı ve yaratıcı bir yaklaşımla ele alınacak, özgür bir toplumun sivil iradesi esasında üzerinde uzlaşılan bir çözüme kavuşturulacaktır.
    bu manada uygulamaya konulabilecek yollardan birisi, hukuksal düzlemde 3194 sayılı imar kanunundaki ibadethane ibaresinin yanına inanç merkezleri ibaresinin eklenmesidir. camiler ortak ibadethaneler olarak ibadethane statüsünü korurlarken mescitler, cemevleri ve benzerleri de inanç merkezleri tanımı içerisinde ele alınarak konu çatışmasız ve yapıcı bir çözüme kavuşturulacaktır.
    aralarındaki temel fark birincisinin genel ve herhangi bir tanımlı sosyal kümeye tahsis edilmemiş, merkezi ve merkeze kayıtlı niteliğinde iken, ikincisinde yani inanç merkezlerinde tanımın merkezinde sosyal kümenin olmasıdır. inanç merkezleri yereldir ve doğrudan doğruya sunduğu hizmetlerden yararlanan vatandaş kümesine odaklı olacaktır.
    inanç merkezleri, bir yerleşim biriminde yaşayan o inanca mensup kişilerin girişimiyle, onların ihtiyacını karşılamak üzere, onlar tarafından kurulur, işletilir ve yaşatılır. merkezi otoritenin görevi desteklemek ve gözetmek olacaktır.
    yerel ve merkezi devlet organlarınca ibadethanelere sağlanan destekler aynı şekilde inanç merkezlerine de sunulacaktır. (arsa tahsisi, inanç merkezinin inşası, ihtiyaçlarının karşılanması, din hizmetlisinin atanması vs.) kimi kamu otoritelerince yapılacak farklı uygulamalar ayrımcılık yasası çerçevesinde değerlendirilecektir.
    4. din hizmetlileri
    inanç merkezlerinde görev yapacak din hizmetlileri, işin niteliği esasında ve bölgede mukim olan halkın görüşleri dikkate alınarak belirlenir. bu kişilerin kimlerden seçileceği, yeterlilik kıstaslarının neler olduğu konusunda ilgili kesimlerin görüş ve değerlendirmelerinden faydalanılır.
    5. eğitim - öğretim
    din ve inançlar konusunun hassas doğası nedeniyle temel yaklaşım, bu ihtiyacın başka arayışlara gerek kalmaksızın devlet eliyle karşılanması olacaktır. devletin bu hizmetleri yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda tarafsız ve verimli biçimde sürdürmesi hem bir gereklilik hem de sosyal barış açısından bir imkândır.
    bugünkü zorunlu din dersi uygulaması kaldırılacak, din kültürü ve ahlak bilgisi müfredatı hayat bilgisi, yurttaşlık bilgisi, tarih, edebiyat, felsefe, sosyoloji derslerinin içinde verilmeye devam edilecektir.
    bu uygulama müstakilen bir inancın ve onun gereği ibadetlerin öğretilmesi anlamına gelmeyecektir. vatandaşların inanç ve ibadetlerini öğrenme ihtiyaçlarının dini ve pedagojik gerekleri bir arada gözetilerek seçmeli ve aşamalı olarak örgün eğitim kurumlarında öğretilecek ve bu bağlamda içtihat kurullarının da uygun görüşleri alınmış müfredat içeriği milli eğitim bakanlığı gözetiminde seçmeli ders uygulaması olarak hayata geçirilecektir.
    inançlar konusunda ülkemizin sosyal realitesini esas alan bu yaklaşım, vatandaşlarımızı devlet dışı mekanizmalar tarafından yanlış bilgilendirmelerden ve yönlendirmelerden kurtaracağı gibi demokratik toplum ve laik hukuk düzeninin gereklerine uygun bir din eğitiminin de önünü açacaktır.
    ilahiyat fakültelerinde her inanç grubuyla ilgili anabilim dalları kurulacaktır. bu fakültelerden mezun olan kişiler isterlerse din hizmetlisi olarak görev yapabileceklerdir.
    6. dini yayınlar
    devletin görsel ve yazılı yayın organlarında alevi-sünni ve diğer inançlarla ilgili yayınlara içtihat kurullarının belirleyeceği çerçevede eşit ve yansız, olarak yer verilecektir."

    devlet, resmi ideolojisini bu kimliklere ait değerlerin yerine ikame etmek istemektedir. devlet, inanç ve ibadet özgürlüğüne ilişkin olarak kimi hallerde baskıcı, taraflı, yönlendirici veya yok sayıcı tutumlar takınmaktadır. devlet, inancı da kapsayan kültürel çeşitlilik konusunda yeteri ölçüde adalete ve hakkaniyete uygun davranmadığı kanaatini doğurmaktadır. nitekim bugünkü diyanet işleri başkanlığı'nın yapısı, işleyişi, ortaya koyduğu yorum ve yaklaşımlar tüm toplumu kucaklayıcı bir temsiliyetten ve toplumla sahih ilişkiler üzerine kurulu iletişimden uzak görünmektedir.
    devlet, lozan antlaşması ile azınlık statüsü taşıyanlar dışında kalan inanç- kültür, kimlik ve kümelerinin inanç ve ibadet özgürlüklerini kullanabilmeleri için ihtiyaç duydukları imkânların sağlanmasında yardımcı olmadığı gibi zaman zaman yasaklayıcı, engelleyici tutumlar takınmaktadır. bu konuda alevi inancına mensup vatandaşlarımızın ibadet ve din eğitimi ihtiyaçları karşısında takınılan tutum açıklayıcı bir örnektir.
    devlet cemevlerini ibadethane statüsü içinde görmemekte, imar kanunu, din görevlisi atanması ve düzenli ibadethane imkânlarının sağlanması gibi konularda ayrımcılık sayılabilecek, demokrasi ve insan hakları anlayışlarıyla bağdaşmayan ve ulusal bütünlüğü bozucu tutumlar sergilemektedir.
    devlet yayınları, din eğitimi veren kurumların kurulması, işletilmesi süreçlerinde de tarafsızlığı, eşitliği bozucu ve güven kaybına ve paralel mekanizma arayışlarına yol açan yanlış tutumlar sergilenmektedir.
    devlet vatandaşlarının inanç ve ibadet anlayışlarının ne olacağını tayin etmek istemekte, bu alandaki temel özgürlük ilkelerine karşılık gelen konularda kendisi belirleyici olmak istemektedir. laikliğe aykırı biçimde, kendi anlayışına uygun müslümanlık, sünnilik, alevilik önermektedir. çünkü laiklik sadece devlet düzeninin inançların baskısından azade kılınması değil, aynı zamanda bireylerin ve inançların devlet aygıtının baskı ve yönlendirmesinden korunması, özgür kılınması anlamına gelmektedir.

    http://www.anavatan.org.tr/basinda.asp?id=3299
  • kemal kılıçdaroğlu'nun sivil toplum kuruluşları ile ilişkilerden sorumlu başdanışmanı olarak görevlendirilmiş anap kökenli siyasetçi, diş hekimi, bilimadamı..
  • danışmanlıktan istifa etmiş adam.

    partiden daha bir açıklama yok.

    ziya selçuk'un meb olmasını çok iyi seçim diyerek kutlamıştı. sebep buysa, yazık bu ülkenin ana muhalefetine.

    https://twitter.com/…bek/status/1016421834412167170

    edit:link