şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
  • neymiş, rüşvet yemedi diye adammış bu kişi. bi de dbe'ye giriyor bu entry. ulan sizin kafanız nasıl çalışıyor ya? adam olan bırakır gider, hırsızların arasında bulunmaz. bakın ali babacan aptal bi adam değil, odtü endüstri'yi 4.00 ortalama ile bitirmiş, geçmişinden bu güne parlak, zeki ve çalışkan birisi. bu adamın dönen olaylardan haberinin olmaması gibi bir durum olabilir mi?

    belki koltuk sevdası, belki nemalandığı başka bir şeyler vardır bilemem ama akp içinde hala sesini çıkarmayıp sus pus oturup, kendisi çalmasa bile hırsızlarla aynı safta bulunan birine ben "adam" demem arkadaş. adam dediğin koltuk sevdasından vazgeçip, en azından "bu konuda ki iddialar mahkemeye taşınıp, herkes mahkeme tarafından aklanana kadar ben yokum" diyebilendir.

    olaya bak ya. sadece yemedi diye adam yapıyosunuz insanı. lan zaten yemiycek, normali bu, kafayı mı yediniz amk?

    edit: otosansür.
  • kendisinin istifa etmesi ve yerine yiğit bulutvari bir zattın geçmesi, şu anki beşiktaş kadrosundan demba ba'nın çıkması ve yerine noel baba'nın girmesi gibidir.

    en sevdiğim tatlı da kazandibidir.
  • ekonomi iyiyken ben vardım, ben gittim ekonomi ortada.
    dolar - euro kuru ortada.
    dese bile oy çalar.
  • kendisi yılların akp'lisidir. istifa filan da etmez. siz abdullah gül, arınç, babacan gibi iyi polislerden medet ummaya devam edin saftirik kardeşlerim.
  • ali babacan'ın neden hükümette olması lazım geldiğini kabul etmemiz gerekiyor cidden merak ediyorum.

    devlet için çok önemli adam olmak için de ne yaptığını daha da çok merak ediyorum.

    sadece kendisinin bildiği ve o olmazsa çökecek mucize bir ekonomik sistem mi tasarlamış?

    ülke ekonomisini mucizevi hamlelerle şaha mı kaldırmış?

    avrupa birliği müzakerecisi iken fasıl üstüne fasıl mı kapatmış?

    bu kadar vazgeçilmez olduğunu düşünen arkadaşlar eğer açıklayabilirlerse cidden çok sevineceğim.

    siyasi görüşümü boş ver... sadece açıkla.
  • evet efendim 10larca populist yorum okuduktan sonra şimdi de benimkini okuyun isterseniz.

    bu başlığa daha önce de birkaç kere yazmıştım. o yüzden uzun uzun yorucu bir şey yazmak istemiyorum, sadece yukarida okuduklarimdan bazilarini düzeltsem yeterli olur gibime geliyor.

    1)ali babacan'ın islamcı olup olmaması:
    arkadaşlar öncelikle kafanızda yaşamış olduğunuz kavram kargaşalarını bir düzeltin. dindar bir şeydir, islamcı başka bir şeydir, muhafazakar ise bambaşka bir şeydir. islamcı, müslüman olana veya dindar olana değil, islamı kendi çıkarları için satana denir. yani dolar euro artınca allah peygamber diyenlere, şehit cenazesi geldiği zaman elini tabutun üstüne koyup miting yapanlara falan. muhafazakar ise tamamen farklı olarak, eskiden beri gelen alışkanlıklarını muhafaza etmeye çalışanlara denir. yani ali babacan dindar olabilir, muhafazakar da olabilir, ama şimdiye kadar islamı öne sürüp oy kazanma derdinde olduğunu ben hatırlamıyorum.

    2)18 yıldır ülkeyi mahvettiniz be kardeşim!
    öncelikle buna da katılmıyorum. türkiye 18 sene önce zaten mahvolmuş bir haldeydi. koalisyonlarla, ekonomik çalkantılarla, devletin karanlık işleriyle geçen bir 10 yıldan sonra ilk defa yeni bir parti %30ları da geçip tek başına iktidar olabilecek bir temsil gücünü kazandı. açıkcası 2002-2010 arası yürütülen pek çok politika da bugün muhalifinden yandaşına herkes tarafından büyük ölçüde desteklenir. o yüzden ülkeyi mahvetme süresini 18 yıldan almaktansa, ülkenin yavaş yavaş otokrasileşmeye gitmeye başladığı 2012-2013 yıllarından almak bana daha doğru geliyor.

    3)muhalefet güç kazanmaya başlayınca mı aklına muhalif olmak geldi uyanık!
    sevgili dostlar, siyaset dediğimiz zamazingo bir güç oyunudur. öyle her aklına geleni aklına geldiği gibi yaparsan, büyük bir hışımla kurulup ilk seçimde 100bin oyu bile geçemeyen klasik siyasi partiler gibi oluverirsin. dolayısıyla, harekete geçmek de, hareketsiz beklemek de stratejiktir. bu borsada da böyledir, siyasette de böyledir. fazla heyecan kaybettirir. o yüzden de beklersin, ta ki hedefin güçsüzleşmeye başladığı ana kadar, sonra da sen yavas yavas harekete gecersin ve ortada kalan gücü toplamaya çalışırsın. ezcümle, eger babacan 2016-2017 yıllarında ortaya çıksaydı, çıktığı gibi kaybolurdu, zira o yıllar erdoğan'ın hem kurumsal hem de halk nezdinde en güçlü olduğu zamanlardı.

    4)aman bırakın 3-5 puan alsın
    ne kadar alacagini bilemem ama unutmamak gerekiyor ki türkiye siyasetinde 1950lerden beri pek çok sürpriz meydana gelmiştir. gün geldi parti binası taşlanan ap %50leri geçti, gün geldi herkes tarafından tukaka edilen erbakan birinci parti olarak çıktı, gün geldi bir önceki seçiminde %20leri geçen ecevit %2 oy alabildi, ve gün geldi muhtar bile olamaz denilen insanların kurduğu parti %30ları aşarak iktidar oldu. demirel'in dediği gibi, türkiye siyasetinde 24 saat bile gayet uzundur. daha bugünde, birkaç sene sonra yapılacak seçimi kestirmek pek kolay değil. dolayısıyla, 3-5 alır diye işkembeden sallamaktansa, serin kanlı olup olan biteni izlemek bana daha akıllıca geliyor.

    umarım türkiye için hayırlı olur babacan.
  • ekonomi dehası olsaydı şu anda eminim farkı hissedecektik. kemal derviş'in vesayetini bir miktar sürdürdü, başarı sağladı, ancak bu başarı kendisinin değil, derviş'indi, ekmeğini de tayyip yedi. şimdi takke düştü kel göründü. hadi son 1 - 2 yıldır tayyip eline vuruyor, hareketlerini sınırlıyor, gerekli ekonomik adımları atmasını engelliyor diyelim, o zaman 2007'den beri yeni ne yaptı diye sorgulamak gerekir. 2010'dan önce de mi tayyip eline vuruyordu?

    denize düşen yılana sarılır misali, akp bataklığında gözler bir umut arıyor, insanların karşısına bu adam çıkıyor. zaten çamura batmış bir teşkilat, bu adam ne kadar temiz olabilir? kötünün iyisi formülleriyle kahraman - kurtarıcı aramanın manasızlığının en güzel örneklerinden.

    daha ikinci senelerinde bunlardan bir cacık olmayacağı belli olmuştu, lakin deveye sormuşlar neren eğri diye, o da demiş ki çölde çok gezme, ortalıkta beyaz kürklü iri yarı tipler dolaşıyormuş.

    sonraki entrilerde bu yazdıklarımın da referans alındığını düşündüğüm için cevap hakkmı editleyerek kullanmayı ugun gördüm:

    koskoca ekonomiyi döndürmeye çabalaması hırsızların ve uğursuzların iktidarda fazladan biraz daha kalmasını sağlamaktan başka bir sonuç doğurmamaktadır. eğer istifası krize sebep olacaksa, ötelenen ve etkileri gittikçe artan krizin daha çabuk olması ve -görece- daha hafif hissedilmesi memleketin daha yararına olacaktır. çok vatansever, çok dürüst adam bu kadar çamura batmış tiplerin arasında bir dakika bile durmaz.

    bir iki yerinde tespit yaparak tayyipin ekonomi politikasını beğenmeyenlerin ağzına bir parmak bal çalıyor. iyi polisi oynuyor. zira hala alnında o kara lekeyi taşıyor.

    zöge: https://twitter.com/…lay/status/1016041380471365632
  • son gün ikna edilerek, piyasalar bakın ali babacanımız var, bizi destekleyin dendikten sonra, şimdi dışarıda bırakılarak sadece reklam yüzü olarak kullanılıp ıskartaya çıkarılan kişi. gelsin yeni islami ekonomik modelle, faizler düşsün. dolar yükselsin günleri.
  • ali babacan bakanlığı bıraktığında dolar 2 liralardaydı.
    hala bugünkü yaşananların sorumlusu diyen var.
    kabul edin ya da etmeyin bu adamın bakanlığı dönemi türkiye ekonomisi altın çağını yaşadı.
    bazıları “ee ne olacak ki kemal derviş programını aynen uyguladı” diyebilir.

    e onu uygulamak da başarı be birader. o programı uygulamak affedersin de göt ister şu an.

    ayrıca bakanlığı döneminde muhalif veya yanlı bakmaksızın her hafta tüm ekonomi üstatlarıyla bakanlıkta istişare toplantıları yapacak kadar da egosuzdu bu adam.

    mahfi eğilmez, ege cansen gibi birçok ekonomi hocası her hafta bakanla haftalık değerlendirme toplantısı yapıyordu.

    dönemimde merkez bankası başkanı bugün iyi parti milletvekili olan durmuş yılmaz’dı.

    2008 krizinde merkez bankası çatır çatır faiz arttırabilecek özgürlüğe bu adam sayesinde sahipti.

    lütfen ama lütfen her konuda eleştirin ama bugünkü ekonomik enkaz için bu adamı suçlamayın.

    şu an ekonominin dümeninde mehmet şimşekle ikisi olsa bugünleri yaşamazdık.
  • ali babacan hukukun önemine değindiği bir konuşmasında şunları söylemiş:

    "demokrasi kuşkusuz yönetim şekillerinin en güzeli. halkın kanaatlerinin, eğilimlerinin bir ülkenin nasıl yönetileceğine yansıdığı güzel bir yönetim modeli. demokrasi hemen yanı başında sağlam bir hukuk ile ancak ayakta durabilir. eğer bir ülkede 'demokrasi var, ancak hukuk konusunda sorunlar var’ diyorsanız, işte o ülkede demokrasinin sıhhatli işlemesi bir süre sonra mümkün olmaz. eğer kurallar açık değilse, kurallar şeffaf değilse, kurallara uymayanlar ile alakalı yaptırımlar yeterince güçlü değilse, eğer ülkenin yargısı iyi işlemiyorsa, burada demokrasi zaafa uğrayabilir. ekonomi üzerindeki etkilerini zaten iş dünyamız, günlük işlerde gayet güzel bunu hissediyor. eğer davalar çok uzun sürüyorsa, bilirkişilik müessesesi ile ilgili ciddi sıkıntılar oluştuysa, kararlar tutarlı değilse, alt mahkeme ile üst mahkeme birbirinden tamamen farklı sonuçlara varabiliyorsa, bu iş dünyası açısından ve tabii ki ekonomi açısından son derece sıkıntılı bir tablo oluşturur. yargının, mutlaka ve mutlaka evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde, anayasa, yasalar ve belki de daha önemlisi vicdan ile hareket etmesi gerekiyor. yasaların bir dili var, bir de ruhu var. onun için vicdan faktörü çok çok önemli. biz evrensel hukuk normlarını baz alan bir sistem arzu ediyoruz. anayasamızın kolay, anlaşılır, sade bir anayasa olmasını arzu ediyoruz. yasalarımızın kısa, öz ve anlaşılır olmasını arzu ediyoruz. bunun yanında, yargı sisteminin hem bağımsız hem tarafsız işlemesi gerektiğini söylüyoruz. tabii kolay bir alan değil. yargı alanında ne kadar başarılı olursak demokrasimiz o kadar güçlenecek. yargı alanında ne kadar başarılı olursak ekonomimiz de o kadar başarılı olacak. eğer bu zayıf tablo devam ederse de, hem demokraside hem de ekonomide görmüş olduğumuz bu tabloyu bile mumla arar duruma geliriz. bu kadar önemli. su ve ekmek nasıl ihtiyaç ise, eğer refah diyorsak, demokrasi diyorsak, hukuk da aynen öyle bir ihtiyaç. ekmek, su gibi ihtiyaç.''

    ilginç olanı ali babacan bu konuşmayı 13 mayıs 2015 tarihinde başbakan yardımcısı yani bakanlık görevinde iken yapmış.

    bu konuşma benim için, ali babacan'ın hükümet içerisinde iken de yargıda yanlış giden birşeyler olduğunu, evrensel hukuktan kopuş olduğunu, hukuka dayanmayan bir demokrasinin var olamayacağını belirtmesi nedeniyle önem taşıyor. bu konuşmanın tarihini belirtmesem birçok insan bu konuşmayı babacan'ın bugünlerde yani kendi partisini kurduğu zaman yaptığını sanar. dolayısıyla bu konuşma, babacan'ın bugünkü söylemlerinde de gerçekten samimi olduğunu gösteriyor bana göre.