şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bu sene almanya'nin essen takimindan antalyaspor'a gelen yetenekli futbolcu. sag kanatta oynuyor.
  • 26 mayis 2007 antalyaspor genclerbirligi maci'nin gizli kahramani... iyi gizlenmis sahada goremedik ama sonuc degisti...
  • 26 mayis 2007 antalyaspor genclerbirligi maci'nda oynamadığı için türkiye sınırlarında bir daha top oynatılmaması gereken oyuncu. bunu bir de ribery yapmıştır, arkasından neler söylemişizdir. ayrıca ribery sezon ortasında gitmiştir, durum bu kadar kritik değildir. ben ribery'ninkinde bir ahlaksızlık görmüyorum. parasını vermezsen gider.

    lakin bu durum farklı. bu tek maç. son maç ve takımın yenilirse küme düşecek. evet belki sen düşse de düşmese de o takımda kalmayacaktın ama o halkın üzülmesinin bir numaralı sebebi oldun.

    antalya'da futbola ilgi duyan 8-9 yaşındaki oyunculara "hiçbir futbolcuyu sevme" mesajı verdin.

    profesyonellik bu değil. keşke ülkede adam gibi yöneticiler olsa da antalya'nın 2.lige düşmasine göz yuman bu adama bir daha ekmek vermeseler...
  • 40 bin dolar alacağını bahane edip takımının en kritik maçına çıkmamış futbolcu. artık birilerinden tehdit alıp çıkmadıysa korkuya, tek sorun alacaksa paragözlüğe; her halükarda kişilik sorununa tekabül ediyor. zira bu ülkede ve dünyada efsane olmuş adamlar ne şartlarda sahaya çıkarken bu adam para için kader maçında takımını satabilmiş bir adamdır. hiçbir takıma hayır gelmez fedakarlıktan bu kadar habersiz bir oyuncudan!

    dün marsilya'dan teklif aldığını okudum bir yerlerde. böylelerinin mabedi marsilya herhalde!
  • --- spoiler ---

    kampta gazozlu icecek olmadigi icin kola almaya gidiyorum diye cikip bir daha donmeyen futbolcuymus.
    bu arada gitmis tabi federasyona basvurmus, sozlesmesini tek tarafli feshetmis..

    --- spoiler ---
  • futbol nankördür, kimi zaman top sevmez seni. yeri gelir sevinçten ağlatır, yeri gelir kederden içirir sabaha kadar. işin içinde aşk vardır, yüksek bonservis ve transfer bedelleri gezinir ağızlarda. direkten dönen top defans oyuncusuna çarpar gol olur şaşırır kalırsın. son saniyede kalecinin degajı kısa düşer, rakip futbolcu gelişine çakar voleyi şampiyon olur. taraftar sahaya yabancı madde atar oyunu durdurur, kuralları delip takımını ferahlatır. hakem olmadık düdükler çalar maçı çığrından çıkarır. yöneticiler olmadık konuşmalarla ortamı gererler. karşılıklı atışmalar alır götürür bütün zevki. spor medyası olmadık çirkinlikte kof haberlerle huzur kaçırır. spor yazarları amigoluk yapar, takım forması altında siktiri boktan yorumlarla işi çığrından çıkarır...

    evet, bunların hepsine alışmıştık ama ali bilgin'in yaptığına ve ona bunu yaptıranlara alışmadık. küme düşme potasındaki takımını son hafta terk etmesi değildir asıl sorun. 13 haftadır paramı alamıyorum mazeretine saklanması da değil acı verici olan. ali bilgin, türk futbol tarihinde hiç alışık olmadığımız bir planın parçası olmuştur bugün. çocukluğundan beri hayalini kurduğu bir takımın formasını giyebilmek adına futbolun özünün kirlenmesine neden olmuştur...

    ali bilgin, antalyaspor kampını terk ettiğinin ertesi sabahı kulübe bir faks çekiliyor. bugünkü attilla gökçe'nin köşesinden alıntıladığım şu cümleleri dikkatle okumanızı istiyorum:

    "ertesi gün bir hastanenin radyoloji laboratuarından alınmış bir rapor göndermiş kulübe... sonra sözleşmesinin fesih ihbarnamesini sunmuş avukatı aracılığıyla... antalyasporlu dostlar, parasını alamadığı için sözleşmesinin feshini isteyen ali bilgin'in gönderdiği yazıda bir avukat becerisinin çok üstüne çıkan futbol mevzuatıyla ilgili derinliğe ve zenginliğe hayran olmuşlar... ali bilgin'in gerekçesi 35 bin euro'luk alacağının zamanında ödenmemesi... oysa para 21 mayıs pazartesi günü, zamanında, bankaya yatmış. bankanın , durumu bildirmek için yaptığı aramalara da telefonunu hiç açmamış ali bilgin..."

    http://www.milliyet.com.tr/…/05/30/spor/ygokce.html

    yani o gün için aniden veirlmiş bir karar yok ortalıkta. her şey en ince detayına kadar hesaplanmış. sağlık raporuyla, profesyonel düzeyde bu işin içinde olanların hazırladığı ihbarname yazılarıyla plan yapılmış. özellikle beklemişler son maçı. öyle bir zamanda ayrılmalı ki takımdan, sadece kendisinin oynamaması takıma zarar vermesin. öyle bir şey olsun ki teknik direktörün takım üstündeki egosu zarar görsün. futbolcuların maddi sıkıntısı depreşsin, psikolojileri bozulsun...

    ve böyle bir ortamda bir haber daha düşüyor ortalığa. daha 24 saat evvel "ali bilgin ile ilgilenmiyoruz" diyen fenerbahçe, bugün resmen talip olup kulübüne başvuruyor:

    " sarı-lacivertli kulübün internet sitesinde yapılan açıklamada, transferin gözdesi olan ali bilgin için, başkan vekili nihat özdemir'in, bir ay önce ve geçen hafta antalyaspor'un onursal başkanı menderes türel ile temasa geçerek, futbolcuyu satmayı düşünüp düşünmediklerini sorduğu bildirildi."

    http://www.milliyet.com.tr/…/05/30/son/sonspo56.asp

    dikkatinizi çekerim, daha bir gün evvel görüşmeler yalanlanırken bugün bir ay öncesinden başlayan görüşmeler resmi site aracılığıyla dile getiriliyor.

    şimdi ey güzel insan, futbolsever arkadaşım...

    hangi takımı tutarsan tut, hangi gözlükten bakarsan bak bu hayata. bunun adı nedir? bu yapılanın neresi etiktir, insanlıktır? piyasa değeri bu kadar mı düştü? her şeyi bir kenara bıraktım, fenerbahçe son anda para uğruna takımını terk eden bir adamı almaya neden heveslenir?

    o kadar çok kirlendik ki, bu cerahatin ortasına sıkışıp kalmış beyazlar bize artık anormal geliyor...
  • ne kadar doğru bilinmese de oynadığı takımın teknik direktörü kendi kafasına silahı dayadığı sırada ne yaptığını çok merak ettiğim futbolcu.. hadi diyelim ki o an bilemezdi, peki öğrendiğinde ne yaptı acaba? gönül rahatlığıyla yeni klübünün yöneticileriyle pazarlık yapmaya devam edebildi mi? istanbul'da yaşayacağı muhteşem hayatın, bineceği arabaların, birlikte olacağı kadınların hayallerini mi kuruyordu hala?

    iş ahlakı anahtar kavramımız sanırım ali bilgin konusunda.. diyelim ki gerçekten paranı alamadın.. diyelim ki haksızlık yaptı sana yöneticilerin. yahu hiç mi arkadaşın yoktu birader senin o takımda? insan nasıl yalnız bırakır o kadar önemli bir maçta arkadaşlarını.. kolu, kafası kırıldığı halde oynamaya çabalayan kaç futbolcu gördük şimdiye kadar, hiç mi izlemedin be arkadaşım onları? arkadaşların maç bittiğinde sahada göz yaşı dökerken hiç mi sızlamadı için?

    buraya yazıyorum arkadaş.. bu sene anlamaz nasıl olsa daha önce hiç yaşamadığı bir hayatın sarhoşluğunu yaşayacak.. ama seneye yedek klübesinde arada bir takılacak kameralara bakışları.. çok gördük biz bu sahneleri.. çoğunun şimdi nerede oynadığını bile bilmiyoruz..
  • eger kendisini 3 buyuklerden birinde gorursek, kritik bir avrupa kupasi arefesinde "liverpool'dan teklif gelmis, aman sabahlar olmasin" diyerek maca cikmama olasiligi yuksek bir futbolcudur.

    yalansa yalan deyin, ayinesi istir kisinin lafa bakilmaz...
  • yılmaz vural bu oyuncunun olayini santra programinda aşşa yukari şu şekilde açikladi:

    "ali'yi almanyada 3.lig takimindan yani amator takimdan aldim getirdim, milli takimlara kadar yukselmesini sagladim. ama bunun kuaforden donme bi menejeri var, aklina girdiler, mactan onceki gece "mekdonald a gidiyorum" diye kamptan cikip bidaha gelmedi"

    isterse olaylarda 1500% hakli olsun, takimi ligin son macinda ligde kalmak adina kazanmak zorundayken kampi terkedip kaçan adama sporcu denmez.

    bu gurbetçi futbolcularla yaşanan büyük problemlerin son ornegi oldu kendisi, bu şekilde bi sabikasi olan adami alacak 3 büyük klübe de şaşarim. ha eger bunlari ali bilgin'i takimina katmak için bir büyük klüp yaptirdiysa o zaman tencere yuvarlanmiş kapagini bulmuş denir
  • bir kaç ay önce, kendisi trabzonlu olduğu için trabzonpor'da oynamak istediğini belirtmiş (ben de gazetecilerin yalancısıyım) futbolcu. ancak şu son hareketinden sonra bir trabzonsporlu olarak değil takımda oynamasını, kulübün kapısının önünden geçmesini dahi istemiyorum.