şükela:  tümü | bugün
  • "dilber-i nevhatta bakmam var iken hatt-ı sutûr
    yâr-ı cânımdır habib-i nâzeninimdir kitâb." demiş bir zât-ı muhterem.

    bu iki mısra onun hayatını ne kadar güzel özetliyor.
  • yüz yıl önce yaşasaydım ya yahya kemalin ya da ali emirinin etrafında dolaşırdım sanırım. eve kapanan haliyle bu adam aslında benim eski versiyonum
  • günün birinde kapsamlı bir biyografisinin yazılmasını ümit ettiğim, hattâ öyle bir haberi merakla beklediğim zat-ı muhterem.

    zira kitap peşinde ve ilme-millete hizmetle geçen müstesna bir ömrün her ânının tarihe not düşülmesi gerek, düşülmüş olan notların da derli toplu bir arada olması gerek.

    malum, dursun gürlek hoca, ibnülemin mahmud kemal inal'la ilgili eseri üzerinde epeydir çalışıyor. kulağımız ve gönlümüz, kaç yıldır, kaç fuar zamanı o kitabın nihayet basılmış olduğu müjdesini bekliyor. keşke o kitaba artık kavuşsak da dursun hoca, ali emiri efendi'nin hayatını da yazmaya başlasa...

    hattâ ümit bu ya; hoca, ismail saib sencer efendi'nin de hayatını yazsa ve her zaman andığı, anılmasına vesile olduğu "ayaklı kütüphaneler"den bu üç güzide ismin ruhunu şad etse, biz de memnuniyetle nasiplensek!
  • ailesinin son çocuğu olan ali emirî efendi 1857 (hicri 1274) yılında diyarbakır’da doğmuştur. doğum tarihi gün ve ay olarak tespit edilemese de kendisi, tezkire-i şuara-yı amid adlı eserinde doğum yılını vermiştir. diyarbakır'ın tüccarlarından olan emirîzadeler ailesine mensuptur. doğduğu sene babası mehmed şerif efendi altmış yaşını geçmiş olup annesi henüz genç bir hanımdır. babası diyarbakır ile bağdad arasında kervanlar işletmekte, ticaretle uğraşmaktaydı.
    eğitim hayatına diyarbakır’da sülûkiye medresesi’nde başlamış; daha sonra fethullah feyzi, mehmed şaban kâmî ve ahmed hilmi efendiler başta olmak üzere farklı müderrislerden dersler almış; arapça ve farsça’yı ileri düzeyde öğrenmiş olup küçük yaşından beri ilim meclislerinde olmayı tercih etmiştir. güçlü bir hafızaya sahip olan emirî, erken yaşta kitap okumaya ve toplamaya başlamıştır. bu merakını tarih ve edebiyat adlı mecmuasında şu şekilde aktarır:
    “bende kitap merâkı dokuz yaşında hâsıl olmuştur: bu gün tam altmış senedir ne gecem gece, ne gündüzüm gündüzdür. ömrüm kâmilen bu merâk arkasında koşmuştur. şöyle ki: diyarıbekir’de bundan beş altı yüz sene evvel tamâm 1.040.000 cildi hâvî bir kütübhâne bulunduğunu pederim ve akrabalarım bana hikâye ederlerdi. çocukluk bu ya; böyle milyonluk bir kütübhâne meydâna getiremezsem bile karınca kaderince hiç olmazsa onbeş, yirmi bin cildlik bir kütübhâne meydâna getirebilirim ya, diyerek dokuz yaşından şimdiye tam altmış sene oluyor elime ne kadar para geçerse kâmilen kitâb almağa hasr u tahsîs emeği cenab-ı hak ile ahd u misâk eyledim. işte o tarihten beri kitab başladım. bundan altı sene evvel kitâblarıma bir göz gezdirdim, onbin cild mikdarından ziyade olduğunu tahmin ettim”
    ali emirî efendi, 1875 yılında yani henüz 18 yaşındayken telgrafçı olmuş, 1878 yılında abidin paşa’nın yanında müsevvid olarak görev yapmaya başlamıştır. paşa ile birlikte harput, sivas ve selanik’e gitmiştir. devlet kapısında otuz yıla yakın süre boyunca kozan, adana, leskovik, kırşehir, trablusşam, erzurum, elazığ, yanya, işkodra; halep ve yemen şehirlerinde birçok görevde bulunmuştur. bu görevler arasında başkatiplik, muhasebecilik, defterdarlık, rumeli maliye müfettişliği, valilik ve mutasarrıf vekaleti de bulunmuştur. çıkardığı mecmuada, her gittiği yerde insanların kendisini ne kadar sevdiğinden, kendisinin ise onlara her daim yardım etmeye çalıştığından bahseder. 1908 yılında emekliye ayrıldıktan sonra dahi milletine hizmet etmekten geri durmamış, milli tetebbûlar encümeni,tasnif-i vesaik-i tarihiye encümeni başkanlığı ve tarih-i osmani encümenliği üyeliği yapmıştır.başbakanlık osmanlı arşivi dairesi tasnif komisyonu’nun başında bulunduğu sürede kendisine mal edilen “ali emirî tasnifi”ni ortaya çıkarmıştır.
    ali emirî efendi, görev süresi boyunca gittiği her yerde nadide eserler satın almıştır. alamadığı kitapları istinsah etmiş yahut ettirmiş böylece kütüphanesine kazandırmıştır. elde etmek istediği bir kitaba ulaşmak için tayinini kitabın olduğu şehre aldırdığı dahi olmuştur. şiir, biyografi ve gördüğü coğrafyalar hakkında eserler kaleme almış çok yönlü bir ilim adamı olan emirî, süreli yayınlar da yapmıştır. yaptığı koleksiyonun amacı muhakkak, değerli eserlerin geleceğe aktarılması isteğiydi. 8.800 yazma ve 7.200 basma eserden oluşan 16.000 ciltlik koleksiyonunu, fatih’te feyzullah efendi medresesi’nde kurduğu millet kütüphane’sine bağışlamıştır. emirî efendi’nin ilim camiasına en büyük katkılarından biri ise, kaşgarlı mahmud’un divan-ı lügati’t-türk adlı eserini bularak milletinin istifadesine sunması olmuştur.
    23 ocak 1924 yılında vefat eden ali emirî efendi’nin kabri, fatih camii haziresinde bulunmaktadır.