şükela:  tümü | bugün
  • diyanet işleri başkanı olan zat, biliyorsunuz deizm inancı sapıklıktır dedi.
    toplumsal sözleşme ile güvence altına alınmış inanç ve vicdan özgürlüğüne ters görünüyor.
    bu ülkenin anayasasında laiklik bir madde ise bu adamın böyle bir açıklama yapma hakkı yok. doğrudan anayasaya karşı bir açıklama.
    gerekli davanın açılması konusunda bizleri bilgilendirecek hukukçular vardır, lütfen yardımcı olun arkadaşlar.
    gündemde tutmanızı rica ediyorum.
    öyle kolay kurtulmak yok bu işten.
  • olması gerekendir, hatta avukat değil savcı marifetiyle olması gerekir.
    ama müslümanların adalet anlayışını hepimiz biliyoruz.
    hep kendileri mağdurdur, herkes onları pışpışlamalı.
    ama onların başkalarının inancına küfür etme hakları vardır.
    sonra gel de dinden imandan çıkma.
  • katılıyorum. bir müslüman olarak deizm hakkındaki açıklaması ve devamında bugün yaptığı destekleyen açıklamalar ayrımcılık kokuyor.

    deizm sapıklıktır diyor mesela. kime göre? inançlı bir müslümana göre, inançlı bir müslümanın penceresinden bakıp konuşuyor. ama deist zaten müslüman değil ki, onun penceresinden bakarsak nasıl sapıklık olsun bu? demek ki sadece inançlı müslümanlar için geçerli bir söylem. e inançlı bir müslüman da deist olmayacağına göre?

    inanmadığı bir dine mensup bir din adamının deizm ya da ateizm hakkında yaptığı açıklamalar deisti, ateisti, agnostiği bağlamaz. adam zaten dine/yaratıcıya inanmıyor ki nasıl sapık olsun, sapkın olsun te allam ya.
  • (bkz: bi siktir git şurdan)
    laiklikmis, suçmuş..
    o mantıkla diyanet diye bir kurumun olmaması lazım en başından. götünüz yiyorsa onu kapattırın once.
  • savcı tarafından mı dediniz kardeşlerim. toplaşın o zaman size başımdan geçen ve geçmekte olan bir şeyi anlatayım.

    2013 yılında, uludağ sözlükte dini içerikli bir başlıkta yazdığım entry yüzünden 2017 başında tebligat aldım. birisi şikayette bulunmuş yani.
    neyse gittim savcıya ifade verdim. savcı abimize gayet datlı, ponçik, muhabbet havasında 10 dakika kadar ifade verdim. suçu(!) inkar etmedim, evet hesap benim ve ben yazdım ama amacım şu şu değildi dedim. savcı abimiz de gayet makul bir tavır ve dille bana öğütümsü şeyler verdi.
    neyse işte tabiri caizse öpüşüp koklaşıp çıktım ifadeden.
    2018 şubat ayında tekrar bir tebligat aldım. savcı abim meğerse dosyayı kapatmamış, verdiğim ifadenin saçma olduğunu, islamın yüce önderi hz. muhammed'e ve dine laf edilemeceğini, %99'u müslümanlardan oluşan bir ülkede dine saygı duyulması gerektiğini vs. vs. yazaraktan olayı mahkemeye taşımış.
    ama bu tebligatı okurken ben ne suç işlediğimi falan komple unuttum, risale-i nur falan okuyorum sandım. baştan sona allah peygamber düz gitmiş. sayfanın sonuna gelince tövbe edip müslüman oldum.

    neyse. demek istediğim şu ki, karşınızdaki savcıların %99'u bu kafada. kimi kime şikayet edeceksiniz? kim kimi yargılayacak?
    ha hala özgür düşünebilen, idealist savcılar yok mu, tabi ki var. ama nerde? hangisini bulup, hangi şansa güvenip şikayetçi olacaksınız?

    malesef kardeşler, romalılar, adamlar borularını istedikleri gibi öttürüyorlar.
  • ben ateistim. dinlere inanmama alt kumesinden bakildiginda bir anlamda deist de sayilirim. benim icin de dava acin.
  • ali erbaş maaşlı devlet memuru olduğu için mecburen islam kültürü dışındaki her şeye laf söyleyecek.
  • ülkemizde hâkim olan hoşgörü dininin resmen tepesindeki şahsı hedef alan kampanya. bir de benim dinim bana senin dinin sanadır vardı, di mi? :)