şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: nimet abla) kadar unlu olmus bir piyangocu. sattigi piyangolarla sonderece zengin olmus sahis
  • ikinci bahar adlı dizide şener şen'in canlandırdığı kebapcı karakterinin adı
  • 1836-1934 yılları arasında yaşamış tanzimat tiyatrosunda ilk trajedi örneklerini veren ünlü tiyatro yazarı.
  • bir kaç yıl önce, her zaman satış yaptığı yere yakın pasajlardan birinde açtığı sayısal loto bayiinden oynadığım kupon 3 tuttuktan sonra, parasını almak için gittiğimde, kasasında para olmadığı gerekçesiyle, üç kuruşu bile ödeyemeyen şahıstır. nitekim, makine başında çalışan elemandan, ödeme yapamadığına dair yazılı bir kağıt almış ve üşenmeden gidip, milli piyango idaresine şikayet dilekçesi vermiştim.

    ayrıca; ali haydar'ın milli piyango bayiiliği izninin iptal olduğu konusu, iki yıl kadar önce duyduğum bir söylenti olarak dolaşmaktadır. ama ne derece doğrudur bilemem. eskiden beri satış yaptığı yerde, uzun zamandan beri kendi bulunmasa da, onun ismini taşıyan tabela ile başka şahıslar satış yapmaktalar halen.
  • samatya da rakı kebab zırvesı yapılacak kadar guzel bı yer. cok super calısanları olan, rakıyı ozel bı buzlu bakırdan yapılmıs tasın ıcınde getırerek sureklı soguk kalmasını saglayan, sıze yemek ve meze konusunda yapmıs oldugu onerılerle sızın gonlunuzde taht kurabılecek super mekan*
  • dizi icerisinde bolca 'eli heydar' seklinde zikredilen isim.
  • sergüzeşt- i perviz, sasaniyan hükümdarlarından ikinci ersaz'ın sergüzeşti ve rüya oyunu adlı üç tane oyunu bulunan tanzimat dönemi yazarı. oyunları manzumdur.
  • devrim, yoldaş, abdurrahman kadar sert olmasa bile bu isimde sahibine doğar doğmaz etiketi basar.
    otuz yaşına gelmiş bir ali haydar bıyıksız gezemez. dört mevsim kumaş giyer, tesbih taşır. mümkünse tabakasını yanında taşır, tütünü memleketten getirtir. adaletlidir, yiğittir, güzel insandır.
  • samatya'da develi'nin tam karşısında; dizideki* ile aynı yerde, aynı tabela altında yerleşik bu ocakbaşı, belli ki diziden bir hayli ekmek yemiş ve yemeye de devam ediyor.

    dizide ben burayı tek kat olarak hatırlıyorum; siz de hatırlayın: kasanın hemen arkası direkt olarak minik bir avluya açılıyor idi, burada ikinci baharını yaşayan aşıklarımızın muhabbet kuşları falan dururdu. hah. şimdi ise burada merdivenler var, mekan 3 katlı koccaman bir yer olmuş. ocakbaşının eskiden durduğu yer sağa kaydırılmış, onun yerine dev bir plazma konmuş (ki bence mekanın salaş ve "kendi halinde" havasında eğreti duruyor). mekan hala çok hoş, çok şirin; rakısı buzz gibi, kebaplar ve mezeler on numara. fakat diğer yandan, taa seneler evvelki diziden kalma fotoğrafların duvar dekorasyonundaki abartılı kullanımı biraz itici. her yerde şener şen, her yerde türkan şoray, onlarca, onlarca çerçeveli fotoğrafı bir hayli gereksiz buldum. birincisi bilen zaten biliyor; ikincisi bir tane hatıralık koysan bilmeyene de kafi. mekanın ustası ise, halen şener şen'in dizideki halinin kopyası olan dazlak saç traşı ve kapkara gür bıyık imajını muhafaza ediyor, bu da ayrı enteresan. sordum, dedi ki dizide kimi sahnelerde şener şen'in dublörlüğünü yapmış. iyi de yapmış, ama artık yetsin bence?

    bir de fasıl mevzuu var. fasıl, haftaiçi iş yorgunu kafaların kaldırabileceği bir eğlence türü değil, yalnızca haftasonu olmasında mekanda müşteri sürekliliği açısından bence fayda var.