şükela:  tümü | bugün
  • bilkent üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümünü kuran ve uzun yıllar burada bölüm başkanlığı yapan değerli bir öğretim üyesi.
  • aşağıdaki metinleri bir makalesinde kullanmış, göbek adının başharfi l'nin açılımını hiç bilmediğim şahsiyettir:

    "o yıllarda türkiye 'güvenlik üreten' bir ülke olmaktan çok 'güvenlik tüketen' bir ülke olarak algılanıyordu." (80'li, 90'lı yıllar için söyleniyor)

    "helsinki, ab'nin kendi çıkarlarını kendisinin koruyabildiği bir 'oyuncu' olma yolundaki iradesini göstermiştir."

    "...ab'nin kant'çı anlamda 'liberal müdahaleci' bir kimlik benimsemekte olduğu ortaya çıkmaktadır." (agsp bağlamında yapılmış bir yorum)

    not: "avrupa güvenlik ve savunma kimliği açısından türkiye-avrupa birliği ilişkileri" başlıklı, şubat/01'de yayımlanmış bir makaleden, yazımı aynen korunarak alınmıştır.
  • aşağıdaki metinleri de bir başka makalesinde kullanmış şahsiyettir:

    "... 'siyasî anlamda <batı> doğal değil, fakat büyük ölçüde yapay bir oluşumdur. onu meydana getiren <doğu>nun hayatî ve açık tehdidinin mevcudiyetidir. ...'" (owen harries'ten alıntı)

    "politikacı, bürokrat, işadamı ve düşünürlerde avrupa'ya karşı derin bir hayâl kırıklığı, küçümseme ve zaman zaman önyargılara dayanan bir husumet gözlenirken, sokaktaki adamda derin bir ilgisizlik ve bilgisizlik göze çarpıyor. bu çevrelerin hiçbirinde avrupa hakkında olumlu denebilecek değerlendirmelere rastlanmıyor. avrupa ne güçlü bir müttefik ne de ciddi bir rakip olarak görülüyor." (timothy garton ash referansıyla amerika'dan söz ediliyor)

    "protestan alman kökenli bir meslektaşımın, amerika'ya göç eden büyük büyük babasının yeni dünya'ya ayak bastığından itibaren bir tek almanca kelime telaffuz etmediğini adeta gururla anlattığını hatırlıyorum. o sırada yanımızda olan başka bir alman kökenli meslektaşımız kendi ailesinin de aynı şekilde davrandığını söylemişti."

    "1930'larda nazilerden kaçarak abd'ye sığınan fikir ve bilim adamları, yeni ve eski dünya arasında fikir ve bilim dengesini abd lehine onarılmayacak şekilde bozmuşlardır."

    "üst yönetim kadrolarındaki ... kozmopolitleşmeyi abd'nin imparatorluklaşmasının önemli bir işareti saymak gerekir."

    "uluslararası hukukun kuvvet kullanmayla ilgili kurallarının bir 'asgarî uluslararası kamu düzeni'ni kurmak ve muhâfaza etmek amacıyla geniş yorumlanması ilk defa 1960'larda yale üniversitesi hukuk okulu'nda yapılan çalışmalarda okumamış mıydık?" (myres smith mcdougal ve florentino p.feliciano'ya atıfla)

    "kupchan'a göre, eğer atlantik'in iki yakası arasında bir uzlaşma olmazsa, medeniyetler çatışması batı ile islam âlemi arasında değil, abd ile güçlenen ve bütünleşen avrupa arasında çıkacaktır." (charles kupchan'dan söz ediliyor)

    "'...avrupa'da eksik olan, uluslararası potansiyel değil, fakat stratejik yön yoksunluğudur. avrupa dünya politikası düzeyinde karar verme yeteneğinden yoksundur. buna ilâveten, kendi çıkarlarını da açık seçik ve akılcı bir şekilde tanımlayamamaktadır... ab, hiç şüphesiz, ekonomik güce ve süperdevlet altyapısına sahiptir. fakat, etki ve stratejik düşünceden yoksundur...'" (werner weidenfeld'den alıntı)

    "nato, türkiye'yi de avrupa, amerika ve avrasya'ya bağlayan işlevsel bir bağdır. nato'nun fonksiyonel ve coğrafi genişlemesi bu irtibatları güçlendirebilir."

    not: "transatlantik çatlağı: değişen kimlikler" başlıklı, mayıs/03'te yayımlanmış bir makaleden yazımı aynen korunarak alınmıştır.
  • aşağıdaki metinleri de daha bir başka makalesinde kullanmış şahsiyettir:

    "... kaderi tayin konusundaki tüm tartışmalarda ülke bütünlüğü ve uluslararası istikrar kavramları göz önünde tutulmuş ve ilkenin uygulanmasında sınırlayıcı bir rol oynamıştır."

    "... millet niteliği kazanan her insan topluluğunun ..."

    "bm andlaşması'nın ilk ayrıntılı yorumunu yapan hans kelsen ilkenin hukukî bağlayıcılıktan yoksun olduğunu ve hatta ... 'halkların kendi kaderlerini tayini' (self-determination of peoples) sözcüklerindeki 'halklar'ın 'devletler' şeklinde anlaşılması gerektiğini belirtmektedir."

    "... charles de visscher de, bm andlaşması'ndaki hâliyle sd'nin son derece muğlak bir ilke olduğunu ve hukukî nitelik kazanmadığını vurgulamakta ve uygulanmasının uluslararası ilişkilerde istikrarsızlıklara sebebiyet vereceğini ileri sürmektedir." (charles de visscher'e referansla; "sd" dediği self-determinasyon ilkesi)

    "sd bugün artık tamamen ulusal yetki sınırları dışına çıkmış bir uluslararası sorun hâline gelmiştir."

    "... güney afrika'daki apartheid rejimi de bm tarafından sömürgecilik çerçevesinde değerlendirilmiştir."

    "ülke içindeki değişik azınlıklar veya etnik gruplar ayrı ayrı sd hakkına sahip değillerdir."

    "bm genel kurulu, sd'nin bölgesel ve uluslararası istikrarı bozucu biçimde uygulanmasına daima karşı çıkmıştır."

    "... sd sömürge durumundaki ülkelerin bağımsızlık kazanmaları ile ilgili bir haktır; yoksa zaten bağımsız ülkelerde azınlıklara ya da bazı etnik gruplara bağımsızlık hakkı tanıyarak, devletlerin toprak bütünlüklerini bozan, parçalanmalarına yol açan bir ilke değildir." (antonio cassese referansıyla)

    "kargaşa insan haklarının önünü açmaz." (rosalyn higgins'e atıfla)

    "... bm'ye göre, sd sömürgeci yönetimden devralınan ülkenin tümüne aynı zamanda uygulanır. türkiye'nin kıbrıs'taki görüşü ise, bm'nin bu temel anlayışına ters düşmektedir. ankara'nın tezine göre, sd kıbrıs'taki türk ve yunan halklarına ayrı ayrı uygulanmalıdır. bu tez, bm'de hiçbir zaman kabul görmemiştir."

    "... 'halk' sözcüğü, bir ülke halkının tümünü ifade eder."

    "medenî ve siyasal haklar sözleşmesi'nin 27.maddesine göre, '... azınlıklara mensup olan kişiler, kendi gruplarının öteki üyeleri ile birlikte kendi kültürlerinden yararlanma, kendi dinlerine inanma ve bu dine göre ibadet etme, ya da kendi dillerini kullanma hakkından yoksun bırakılamayacaklardır'. 27.maddede göze çarpan en önemli husus, söz konusu hakların sahibi olarak gruplardan (etnik, dini ve linguistik) değil, bireylerden söz edilmesidir."

    "sovyetler birliği ve yugoslavya örneklerinde rastladığımız gibi ayrılmak isteyen azınlıkların kendi içinde başka azınlıklar da olabilir. böyle bir durumda, azınlık içindeki azınlıklara neden aynı hakkın tanınmadığını açıklamak mümkün değildir." (rosalyn higgins'e referansla)

    "her devletin yönetime katılma kanallarını tüm vatandaşlar için açık tutma ve azınlıkları koruma yükümlülüğü vardır. eğer devlet bu yükümlülüğünü yerine getiremiyorsa, son çözümlemede, azınlıkların ancak özerklik (otonomi) isteme hakkı olabilir." (yine rosalyn higgins'e referansla)

    "... uluslararası hukuk, ... ayrılma hakkını tanımamakla birlikte, ayrılmayı da yasaklamamaktadır. ayrılma, hukuk dışı, sosyal ve siyasal bir olay sayılmaktadır."

    not: "kendi kaderini tayin, ülke bütünlüğü, uluslararası istikrar ve demokrasi" başlıklı, ağustos/03'te yayımlanmış bir makaleden, yazımı korunarak alınmıştır.

    ayrıca şöyle de bir dipnot var:

    "namibia ve batı sahra konusundaki danışma görüşlerinde, uluslararası adalet divanı da, sd'nin zamanla hak ve yükümlülük doğuran bağlayıcı bir hukuk kuralı hâline geldiğini teyid etmiştir."
  • aşağıdaki metinleri de daha daha başka bir makalesinde kullanmış şahsiyettir:

    “hükümet üyelerinin büyük bölümünden ve kongre’nin tümünden gizli tutulan manhattan projesi’nin …” (abd’nin atom bombası yapım projesinden söz ediliyor)

    “kuvvet komutanlarının asıl kaygısı, ahlâkî olmaktan çok kendi kuvvetlerinin hala işe yaradığını göstermekti. ahlâkî mülahazalar bomba atıldıktan sonra önem kazanmaya başladı.” (atom bombasının atılmasına karşı olan deniz ve hava kuvvetlerinin komutanları kastediliyor)

    “iç savaş’ın stratejisi ‘kayıtsız şartsız teslim’ mantığına dayanıyordu. bu mantık xvııı. ve xıx. yüzyıl avrupa’sındaki manevra savaşları mantığının tam karşıtı idi.” (amerikan iç savaşından bahsediliyor elbette)

    “ikinci dünya savaşı’nda avrupa’da almanlar’ın kullandıkları bomba miktarı 74.172 ton iken, müttefiklerin kullandıkları 1.996.036 ton olmuştur.”

    “… almanlar’ın ingiltere’ye attıkları bomba miktarı, almanya’ya atılanın ancak yüzde üçü kadardır.” (richard james overy referansıyla)

    “terör bazı devletlerin (haydut devletler) desteği olmadan kolay kolay yaşayamaz …” (11 eylül sonrası amerikan stratejisinin bir umdesi olarak söyleniyor)

    not: "hiroşima’ya giden yol" başlıklı, mayıs/05'te yayımlanmış bir makaleden alınmıştır.
  • nükleer silahlar konusunda faydalı ve önemli bir makalesi için; http://dergipark.ulakbim.gov.tr/…0053794/5000051110