şükela:  tümü | bugün soru sor
  • arka arkaya giristigi gazete kurma denemelerinin sonuncusunda basarili olan isadami. finansman kaynaginin adnan menderesoldugu iddia edilmis; hayattaki en akilli adimini abdi ipekciyi gazeteye dahil ederek atip yaklasik 24 yıl yayin yonetmeni olmasina yol acmistir. oglu ercument karacan uzun sure gazeteyi sadece bir kar muessesi olarak gormus, abdi ipekcinin oldurulmesi uzerine tasi taragi toplayip kacmistir.
  • vj'lik ve dj'lik ekolumuz omer karacan'in dedesi..
  • ali karacan'ın dedesi, ercüment karacan'ın babası, semiramis pekkan'ın kayınpederi....
  • 1896’da istanbul’da doğan karacan fransız frerler mektebi’ni, mekteb-i sultani’yi (galatasaray lisesi) bitirdi. lise yıllarında edebiyat öğretmeni tevfik fikret’in etkisinde kalarak yazdığı şiirler servet-i fünun , rübab dergilerinde yayımlandı. yazı işleri müdürlüğünü yunus nadi’nin yaptığı tasvir-i efkar gazetesinde basın hayatına atıldı. burada 3 yıl çalıştıktan sonra, ahmet cevdet’in yayımladığı ikdam gazetesine geçti.
    i. dünya savaşı’nda irak’taki türk birliklerinin komutanı der goltz paşa’nın tercümanlığını yapan karacan savaş ertesinde kazım şinas (dersan), necmettin (sadak), falih rıfkı (atay) ile birlikte akşam gazetesinin kurucuları arasında yer aldı ve milli mücadele’yi destekledi. lozan barış anlaşması’nı imzalayan kurulla isviçre’ye giden ve gözlemlerini daha sonra lozan konferansı ve inönü (1943) adlı kitabında değerlendiren karacan 1926’da ikdam gazetesini yeniden kurdu. gazete 1928’de kapanınca viyana’ya gitti. yurda dönüşünde 1931-1935 arasında politika, inkilap, tan gazetelerini çıkardı. anadolu ajansı bulgaristan temsilciliği, isviçre basın ataşeliği görevlerinde (1936-1948) bulundu. bugün ve politika gazetelerinin ardından 1950’de kurduğu milliyet gazetesi kısa sürede geniş okuyucu kitlesi buldu. 1962’de anısına milliyet gazatesince “karacan armağanı” adıyla ödül kondu. yaşamöyküsü doludizgin (1986) adıyla sadun tanju tarafından kaleme alındı.

    http://www.fotoajans.com/…lu/a/ali_naci_karacan.jpg
  • 1926-27 fenerbahçe kulübü başkanı
  • ismet paşa'nın, serbes fırkaya karşı 'inkılap' adlı günlük gazete çıkarttırdığı kişi. bu gazetede ali naci,
    'hürriyet değil, faşizm gibi bir idare istiyoruz' dedikten sonra başka bir yazısında 'evet esen hava ihtilal havasıdır' başlığı altında şu fikirleri savunmuştur:
    faşizm, nasıl milli bir idare ve inkılabın silahla emniyet altında alınması ve muhafazası demekse, bize de tıpkı onun gibi bir idare lazım değil, elzemdir.
    iki gün sonra yine:
    'evet biz hürriyet değil faşizm gibi bir idare istiyoruz' başlığı altında, 'halkın istediği hürriyet değil, refahtır. (günümüzde bazı hükümet üyelerinden de duyabiliyoruz bu tür cümleler) refahı getirecek olan çalışmadır ve çalışmak için huzur ve nizam lazımdır. bunun içindir ki, biz faşizm gibi idare istiyoruz...
    başka bir yazısında ise:
    'rusya'da nasıl komüniz, italya'da nasıl bir faşizm varsa, bizde de bir kemalizm olmalıdır' demektedir.
    serbes cumhuriyet fırkası kapatıldıktan sonra gazetesini devam ettirmek için çaba sarfetmiş ancak başarılı olamamış, gazetesini batmaktan kurtaramamıştır.
    ali naci, ismet paşa'ya yaptığı hizmetlerin karşılığını, birkaç yıl sonra uzun süreler ve bol paralarla bulgaristan'a anadolu ajansı muhabiri, arjantin'e iş bankası mümessili ve isviçre'ye basın ateşesi göreviyle gönderilerek görmüştür.

    mete tuncay, türkiye cumhuriyeti'nde tek parti yönetimi'nin kurulması (1923-1931) s. 275-276
  • zamanında söylemi$ olduğu:
    "- insan bineceği gemi ile alacağı kadını iyi tanımalıdır." sözü ile gece gece beni benden almı$tır.
  • "ben bunlara(medreselere) dâru't-tedrisden ziyâde birer imârethâne-i maişet diyeceğim. (...) senelerce süren tedris bir hiçle netîceleniyor (...) bugün medreseden çıkanlar ilim ve irfan adına sarıklarından başka bir şey göstermezler. kendilerini allâme sanırlar ama (...) o sarığı taşıyan kafada insan biraz zekâ, biraz fikir, biraz hayat, biraz beyin göremeyince inkisâr-ı hayâle uğruyor."

    hemedenîzâde ali nâci - softalar ve medreseler (1907)

    (mustafa öztürk'ün 'osmanlı tefsir mîrâsı' adlı kitabından alıntılanmıştır.)