şükela:  tümü | bugün
  • türk sanat müziğine rast makamında birçok eser kazandırmış söz yazarı ve bestekar.
  • bütün eserleri:

    akça tellerine gönül bağladım
    al yanakta handeler açtın güzel
    âşıkları inandırır yalan vâd ile kandırır
    aşkın bilmecesini bir bakışta çözersin
    aşkından her akşam içerken üzgün
    aşkın yaşı olmazmış yazı kışı olmazmış
    aşk oduna yandı gönül
    aşktan yana yazdım yaprak da tükendi
    bakışından bilirim kalbimi incitmeye geldin
    beni bırakıp burada gitme güzeller güzeli
    bırak dalında kalsın bana güller getirme
    bir can koydu felek kuru bedende
    bir el tuttu şu hummâlı başımı
    bir günün aşkı geçti senin yanında sensiz
    bir minik kuş gibi sevmek istedim
    bir yolcu gibiydin gönül bahçemde
    bitti artık güzelim sana gelen o yollar
    bu aşkın sonunda ayrılık varsa
    bu çırpınış mutluluk mu melâl mi
    bütün insanları sevdim gönülden
    can evimden yaralanmış
    çiğdemim çiçeğim gonca meleğim
    dalgındı siyah gözlerin ilk gördüğüm akşam seni
    dallarda sarı rüzgâr ağar saçlarım ağar
    dost bildim kendime yüce dağları
    dört mevsim içinde aşk ikliminde
    düştüm de tâlihin gurbet burcuna
    el çek tabib el çek yaram üstünden
    fâni olan bu dünyâda âdem isen sözle konuş
    gidip de dönmeyen bir yolcu gibi
    gittiğin yolları yakın sanarak (bekleyeceğim)
    gönlümde garip hüzün
    gözlerin her yerde onu arıyorsa
    güz yeli eser eser duman düşmüş dağlardan
    hasreti yıllara sor ırağı yollara sor ...
    hayat coşkun dalgaları göğe çıkan bir umman
    hazan erdi gönlü derde sal şimdi
    her akşam hüzünle batarken güneş
    hicrân olacaksa bu aşkın sonu
    kaç yıldır hasretiz birbirimize
    yeşile tutkunluğum gözlerinden geliyor
    mâdem sende vefâ yok çık kalbimden çık da git
    maksadın aşkımdan kaçmaksa
    ne çabuk geçiyor günler yanında
    ne yâsemen ne ıtır gözlerimde nergis var
    o ipek saçlarını öpüp koklayamadım
    öyle derin bir yara ki şifâ bulmaz yıllar geçse
    özlemler beste yapar ayrılık yollarında
    sakın inanma ele ben seninle bütünüm
    sâkîye sitem etme boşalmış diye câmın
    sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur
    sen kalbimde bir ateş olarak yanacaksın
    sendin benim kadınım sendin benim meleğim
    senelerce gözlerim karardı yolunda gel
    sevdiğin sevdânı unutmuş artık
    sevinçle bitmeli kadehimde mey
    sevme beni sevme sakın yeşil gözlü meleğim
    sevmemek elimde mi yüreğim vazgeçmiyor
    anam sılaya dön diye)
    sılaya dön diye mektubun geldi (anam)
    sorma hâlimi çok perîşânım
    sürmeli gözünün kenarı yaştı
    sevenler hasrete dayanmaz derdin
    tanımıyor gibisin
    titrek bir damladır aksi sevincin
    yağmuru bekleyen topraklar gibi
    yaşamaktan zevk alırdım
    istanbul (yedi tepe üstünde..)
    yedi tepe üstünde yedi cennet kurulu (istanbul)
    yıllar sonra saçlarında ak yüzünde geçmişin derin ...
    yoksan eğer şu çiçekler solsa da bir solmasa da
    ayrıldık boş yere uçtun yuvadan
    güldürmedin ey yâr beni
    günâhımsın sevâbımsın hem kışım hem baharımsın
    bir gün gelir de gidersen eğer
    gönül derdim üçbeş değil yüz benim
    her yolu denedim çârem kalmadı
    aşk bir yalan değil de ne sev bir kere sen de dene
    ayrılığın kalbime bir ağ gibi örüldü
    felekten kâm almazsan pişman olursun
    gözünün rengine bağlansa da bahtım kaderim
    gözlerin karanlık geceler gibi
    sen gittin peşinden daldı gözlerim
    sen ordasın ben burada
    ömrünün baharında bir tomurcuk gibisin
    bir güzel ki gözlerin denizin mâvisine yaprağın yeşiline..
    sevgi denen yalanı gözlerinden öğrendim
    sayfa sayfa aşkı yazdım kalbine
    yakışmıyor sana hüzün ceylanım
    şöyle bir gül gönülden duyulsun yine o haz
    gül dudağında bahar bakışlarında telâş
    bir hâlini sorarsan bilmecedir cevâbı
    hüzünler gitsin artık
    doyulmaz asla aşka aşk dediğin bambaşka
    bir akşam oturmaya bize gel
    her yağmurda ıslanırsın
    küçük asker silah elde
    binbir cefa etsen binbir naz etsen
    gökkuşağımsın benim yaz yağmuruyla gelen
    ne güzeldir boğaziçi gidenin açılır içi
    geceler uykusuz gözlerim yorgun
    böyle küsüp gidersen beni çok incitirsin
    sende son günlerde garip haller var
    deli ırmak durulsun saz meclisi kurulsun
    güzelim kara gözlüm ne çok özledim bilsen
    hiç gelip sordun mu halin ne diye
    güllerin açılsın ve hiç solmasın
    her yerde arayıp buluyor beni
    hasretin gönlümü yakar her zaman ufuktan doğacak günü beklerim
    bir gün aklına gelip beni sorarsan eğer başka yerde arama
    akşam olur yaram kanar sessizce
    açmadan sararmış bir çiçeksin artık
    bir acı sözüme darılıp hemen gidecek ne vardı durup dururken
    bu yıl da geçip gitti baharıyla yazıyla
    inan bana şu dünyada gönlüm senle huzur bulur
    mecnun gibi seviyorsan
    hoşçakal deyipte ayrıldığım gün biliyorum nice düşlere daldın
    vuslatın hicrinden elemli mi ki
    uslamaz gönlüm sevmekten yorulmaz
    mutluluk ne güzel şeymiş doğrusu
    o sürerken sefâsını ben çekerim cefâsını
    her lâhzada sevgin bana dünyaya bedel
    mutluluğa doğru hep emekledim kalkıp eller gibi koşmadım ki
    birden içime güneş doğdu ışığı karanlığı boğdu
    karanlık bir yoldayım gidiyorum nereye
    bana bir gül vermiştin ya o gün bugün hiç solmadı
    bu yıl da devirdim yazı baharı
    günüm gecem ayrı özlem alev alev yanıyorum
    eski bir değirmen evimiz olsa
    şarkılar sensiz kaldı sazlar sana ağladı
    cânân gibi gülerek şu kalbimi dinle
    ayrılsak ta kalbim sana küsmedi ki unutayım
    yanıp duruyorum bitsin bu gurbet
    sen gideli dile düştüm
    sevdayı seninle tanıdım kadın
    anılar mâzide kaldılar artık
    sen gittin gideli güldüm zannetme
    o kadar yıldızlı gözlerin varki
    sen bir pınar olsan ben kuru toprak
    gittiğin günden beri buraların tadı yok
    pencerede bir gül açtı sen misin
    ayrılığa yürüdüğüm yollarda izim ağlar
    kalbinde bir başka kimse olmasın
    seni unutmaya gücüm yetmedi
    çok istedim hep yanında kalmayı
    şu gönlümü bilen gibi hem alıp hem veren gibi
    sevda bahçelerinde geçen günleri düşün
    yeminim olmazsa çoktan arardım
  • dün gece izmir devlet klasik türk müziği korosu ses sanatçılarından engin çır'ın 40. sanat yılı gecesinde sahne alan bestekâr, koro şefi ve ses sanatçısı. yaşı ilerlemiş ama sahnede enerjisinden hiçbir şey kaybetmediğini gösterdi. eski toprak tanımına iyi bir örnek olacaktır kutlu payaslı ile birlikte.