şükela:  tümü | bugün
  • bir güzel insan. bir peygamber aşığı; ilim irfan ve şiir üstâdı.

    1922 yılında konya'da doğar. ilk ve orta öğrenimini memleketinde tamamlar. arapça öğrenir, kur’an-ı kerim’i ezberler; “hâfız” olur. dini eğitimini daha iyi şartlarda tamamlayabilmek için 1939 yılında ailesiyle birlikte medine'ye yerleşir. mısır'daki el ezher üniversitesi'nde yüksek tahsil yapar; medine'de sultan mahmud ve şeyhülislam arif hikmet kütüphanelerinin müdürlüğü görevini 1985 yılında emekli olana kadar üstlenir. 2002'de, medine'de hakka yürür.

    kurucu'nun aruz vezniyle yazdığı şiirleri mehmet akif ersoy'un üslubunun günümüz örneklerini teşkil eder. başta şiirleri olmak üzere bir çok eserleri kitaplaştırılmıştır.

    bugün dillerde dolaşan bir çok kasidenin arkasındaki gönül de onun gönlüdür.

    - sevdim seni

    sevdim seni, mabuduma canan diye sevdim
    bir ben değil âlem sana hayran diye sevdim
    ..
    kıtmîriniz ey şâh-ı rüsûl, kovma kapından,
    âsîlere lûtfun ferman diye sevdim

    - derdimendim

    derdimendim yâ rasûlallah, devâ ol derdime,
    destgir ol, yâ habiballah, bu asî mücrime!..
    sen şefâat kânı varken, yalvarayım ben kime?..
    ben rasûl-i kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
    mücrimim gerçi, cemâl-i mustafâ hayrânıyım..

    - (bkz: aşka düşen pervaneyim)
  • namaz kılan gençleri gördüğünde
    -sizler benim kabul olunan dualarımsınız
    dermiş
  • üniversitelerdeki başörtüsü problemiyle ilgili olarak "herkesin kendi vicdanıyla ilgili bir meseledir, açmak isteyen açabilir, okulu terk etmek isteyen terk edebilir. açın yahut açmayın asla diyemem" şeklinde yorum yaparak durumun ne kadar fecaat, iğrenç, kepaze, içinden çıkılamaz bir hal aldığını dillendirmiştir. fetvalar bile kifayetsizdir.
  • hacı veyiszade mustafa kurucu'nun yeğenidir. yaşamının sonlarındaki görüntüsü rüyalarda görülen ak sakallı nur yüzlü ihtiyarın ete kemiğe bürünmüş hali gibidir. (bkz: http://www.google.com/images?q=ali ulvi kurucu) konya'da adına kurulmuş bir de erkek öğrenci yurdu vardır.
  • ertuğrul düzdağ'ın yayına hazırladığı, kaynak yayınlarından çıkan iki ciltlik 'üstad ali ulvi kurucu'nun hatıralarını (istanbul, şubat 2007) şiddetle tavsiye ediyorum.
    bu kitaptan sonra bir de ali yakup cenkciler'in hayatını okumak lazım ayrıca. bir dönemin şahitleri olarak, bu şahitlikler içinde yaşadığımız zamanı daha iyi anlamamıza yarayacaktır kanımca.

    ekleme: hatıraların üçüncü cildi de çıkmış. inşallah en kısa zamanda okumak nasip olur.
  • hatıratı hakkında bir değerlendirme yazısı için;

    http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=554
  • yayınlanan hatıraları son 2 senede onlarca insanda gördüm herhalde ve oku abi kesin oku demeyen kimse olmadı. bende anında alıp bitirdim ve 4. kitabını beklemeye koyuldum.
    kitaplar, onlarca tarihi olay ve kişi ile dolu ve bence her bir olay derinlemesine incelenmeyi hak ediyor, her bir kişi daha iyi bilinmeyi hak ediyor. dunyabizim.com bu işe mustafa runyundan başlamış. inşallah devamını da getirirler;
    http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=836
  • safahat'ı ezbere bilen kişi. insan yetiştirme ve hizmette katlandığı sıkınıtıları:

    yar için ağyâre minnet ettiğim aybeyleme
    bağbân bir gül için bin hâre hizmetkâr olur

    beytiyle bertaraf etmiş zatdır.
  • bir na'tı şöyledir.

    derdimendim yâ rasûlallah, devâ ol derdime,
    destgir ol, yâ habiballah, bu asî mücrime! ..
    sen şefâat kânı varken, yalvarayım ben kime? ..
    ben rasûl-i kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
    mücrimim gerçi, cemâl-i mustafâ hayrânıyım..

    bûy-i vaslındır, muattar eyleyen sünbülleri,
    nur cemâlinden eserdir, bağ-ı aşkın gülleri,
    gül cemâlindir habîbim, mesteden bülbülleri,
    ben rasûl-i kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
    mücrimim gerçi, cemâl-i mustafâ hayrânıyım

    cânını cânâne kurban eyliyor pervâneler,
    bezm-i vaslın neş'esinden, gaşyolur mestâneler,
    aşıkın gözyaşlarından, doldu hep peymâneler,
    ben rasûl-i kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
    mücrimim gerçi, cemâl-i mustafâ hayrânıyım..

    ermek istersen, o şâh'ın himmet-ü imdâdına,
    cânü dilden âşık ol sen; 'ism-i zât' evrâdına,
    ses verir (ulvî) ; melekler âteşin feryâdına,
    ben rasûl-i kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
    mücrimim gerçi, cemâl-i mustafâ hayrânıyım.