şükela:  tümü | bugün
  • margaret atwood'un bir romani.
  • turkiye'de "nam-ı diger grace" olarak yayınlanmistir.
  • 1800'lü yıllarda kanada'da gerçekten işlenmiş olan bir cinayeti ve sonrasında olayın fâillerinden biri hakkında yıllar boyu yaşanan "suçlu mu, suçsuz mu?" tartışmalarını konu alan bir margaret atwood romanıdır. yer yer ürpertici gelse de enteresan bir davayı irdeler.

    yazar, konu hakkındaki bilgilerden ve dönemin gazetelerinden yararlanarak bu romanının kurgusunu oluşturmuştur.
  • kitap 1996 yılında yayınlanmıştır. kanada'da giller ödülünü kazanmıştır ve booker ödülü finalisti olmuştur.

    türkçeye nam-ı diğer grace ismiyle çevrilmiş ve oğlak yayınları tarafından yayınlanmıştır. uzun süredir baskısı tükenmiştir.

    http://www.kitapyurdu.com/…i-diger-grace/22314.html

    kısa süre önce margaret atwood'un diğer iki önemli kitabını yeniden yayınlayan doğan kitap'ın bu kitabı da yeniden yayınlayacağını umuyoruz.
  • kanada'da canadian broadcasting corporation (cbc) tarafından tv dizisi olarak uyarlanmıştır. 25 eylülde yayınlanmaya başlayacağı duyuruldu. dizi ile ilgili ilk haberler, fotoğraflar ve ilk trailer.

    http://www.townandcountrymag.com/…as-grace-netflix/

    http://ew.com/…tflix-alias-grace-first-look-photos/

    https://twitter.com/cbc/status/865227266095271936
  • 1843 yılında bir kanada kasabasında geçen bir çifte cinayeti ele alır.

    (bkz: anna paquin) ve yönetmen (bkz: david cronenberg) oyuncular arasındadır.
  • umut vadeden bir fragman yayınlanmıştır.

    https://www.youtube.com/watch?v=a-fofq9vppq
  • 1843'te iki cinayetten suçlu bulunup yaklaşık 30 yıl hapis yatan grace marks'ın hayatını, sınıf farkı ve feminizm alt metinleriyle anlatan mini dizi. cbc'de ilk iki bölümü yayınlandı. distopik bir dizi olmasa da bir diğer margaret atwood romanı uyarlaması olan the handmaid's tale'e çok benzeyen bir havası var.

    ağır konusuna rağmen bayağı akıcı. izleyecek yeni dizi falan arıyorsanız mutlaka bir bakın derim. netflix'te de 3 kasım'da yayınlanacakmış.
  • bir kadının akıbeti için
    sabırla, sükunetle beklemek gerek
    adeta nutku tutulmuş bir hayalet gibi beklemek
    ta ki sorgulayan bir ses sessizliğini kırana dek
    – henry wadsworth longfellow

    handmaid's tale benzeri bir dizi.

    konu ve karakterler şu şekilde: (minor spoiler)

    dizinin merkezindeki grace marks, 1843 yılında iki kişiyi öldürmekten ömür boyu hapse mahkum edilmiş ve on beş senedir kingston cezaevi’nde yatmakta olan irlanda göçmeni genç bir kadındır. o dönemlerde kadın katil çok görülen bir şey olmadığından herkesin ilgi odağı haline gelen grace, cinayet günü ile ilgili hiçbir şeyi hatırlamamaktadır. suçlu olduğuna inananlar olduğu gibi aslında masum olduğunu düşünen kişi sayısı da az değildir. aralarında grace’in masumiyetine inananların da olduğu bir kilise komitesi tarafından serbest bırakılması yönünde bir rapor yazması için amerika’dan getirtilen bir doktor aracılığıyla grace marks’ın şimdiye dek başkaları tarafından yazılmış hayat hikayesini kendisinden dinleme fırsatı bulacağız. soğukkanlılıkla iki kişiyi öldürdüğü iddia edilen grace’in zorluklarla dolu hayatını ve cinayet günü olanları anlatacak.

    dizinin merkezinde izlediğimiz grace marks, gerçek bir karakter. gerçekten de kanada’da iki kişiyi öldürmekle ömür boyu hapse mahkum edilmiş. öldürdüğü iddia edilen karakterler ve ana karakterimizin özgeçmişi de gerçek hayattan uyarlama. kitabın anlatıcısı konumundaki kurgu bir doktor karakteriyle ise kitapta grace’in geçmişine iniyoruz. ilk bölüm itibarıyla dizinin anlatıcı iç sesi grace gibi duruyor olsa da gelecek bölümlerde bu değişir mi, doktorumuzun iç sesini de duyar mıyız, bekleyip göreceğiz.
    sarah gadon tarafından canlandırılan grace marks karakteri, 1843 yılında daha 16 yaşındayken işverenini ve kahyasını öldürmekten ömür boyu hapse mahkum edilmiş irlandalı bir hizmetçidir. duruşma süreci, aklanması gerektiğini düşünen reformcularla, suçlu olduğunu düşünen toriler arasında siyasi bir boyuta taşınmıştır. o dönemde birçok erkek kendisine kalbini kaptırmış ve beraati için kayda değer çabalar harcamıştır. aynı anda hem çıkarcı bir katil, hem de masum bir kurban olarak görülen grace gizemlerle dolu bir kadındır.

    edward holcroft tarafından canlandırılan doktor simon jordan karakteri, grace marks hakkında rapor yazması için kingston’a getirilmiş amerikalı bir doktordur. kendisini buraya getirilen kilise komitesi onun muayene ve rapor sonuçlarının grace’in beraatine ön ayak olacağını ummaktadırlar.

    rebecca liddiard tarafından canlandırılan mary whitney karakteri, grace’in çalışmaya başladığı evde onun gibi hizmetkar olarak çalışan deli dolu bir genç kızdır. kısa sürede aralarında çok derin bir bağ gelişir ve birbirlerinin en yakın arkadaşı olurlar.
    zachary levi tarafından canlandırılan jeremiah/jerome dupont karakteri, belli günler grace’in çalıştığı parkinson’ların evine gelip onlara tuhafiyelik eşyalar satan yakışıklı bir seyyar satıcıdır. sıklıkla grace’e gelecekle ilgili öngörülerde bulunur. grace kendini ona yakın hissetmektedir.
    paul gross tarafından canlandırılan thomas kinnear karakteri, grace’in parkinson’lardan sonra çalışmaya başladığı kinnear çiftliğinin sahibidir. kahyasıyla gönül ilişkisi var.
    anna paquin tarafından canlandırılan nancy montgomery karakteri, kinnear çiftliği’nin kahyasıdır. çiftliğin sahibi thomas’la gönül ilişkisi vardır. hizmetkar olarak işe aldığı grace ile kısa sürede yakın arkadaş olan nancy, thomas’ın ona olan ilgisi yüzünden ona gücenmeye ve onu kıskanmaya başlar.
    kerr logan tarafından canlandırılan james mcdermott karakteri, kinnear çiftliğinde çalışan çabuk öfkelenen bir ahır işçisidir. nancy’nin konumunu onun üzerinde kullanmasına gücenmektedir

    kaynak
  • 2 bölüm itibariyle izlenebilir duran yapım. puanları rotten tomatoes 100 washington post 90 variety 80 hollywood reporter 70. atmosferden ötürü yavaş gibi gözükse farklı bir akıcılığı var (handmaid's tale'den daha akıcı), bilinçaltı dedektifliği temalı ve karşılıklı diyalog ağırlıklı gidiyor

    edit: ıntrosu da hoş

    https://www.youtube.com/watch?v=s2qeprxuigu