*

şükela:  tümü | bugün
  • almak eylemine nesne olarak pasif iştirak etmek.
  • ayrica gucenmek, darilmak manalarina da gelir.
  • bozulmak. yapilan bir harekete karsi tavir koymak
  • cakralari, duyargalari normal insanlara gore gereginden fazla acik olan insanlarin, yasam boyu cekecekleri sikintinin eylemi. simdi madem bu kadar sikinti cekiyorlar, alinmasinlar efenim denilebilir tabii, ama nafiledir. lakin alinmak fiili sadece bir grup dogsutan bahtsiz zumreye verilmis bir lanettir elbette, ve kullanilmasi zorunlu kilinmistir. alinma mode on dolasirlar heryerde. uzaktan yakindan ne duysalar, radarlarinin kapsama alanina ne girse, kendilerine yorarlar, hep de kotu seyleri alirlar radarlarindan iceri. e tabi nolur, kisacik yasamlarinin icine edilir, hayat boyu bidi bidi yaparlar, kas yaparlar - goz yaparlar, adami uyuz ederler, kendilerini de hasta ederler.
  • alınganların hep yaptığı şey..
  • (bkz: darılmak)
    (bkz: gücenmek)
    (bkz: kırılmak)
    (bkz: içlenmek)
    (bkz: içerlemek)
    (bkz: incinmek)
    (bkz: gücenmek)
    (bkz: gocunmak)
    (bkz: x sendromu)
  • algının, ortamda ki bir çok duygu ve düşünceye rağmen bazılarının, altını çizerek, onu aklında tutması!

    alınmak için önce algılamak lazım ama gelin görünkü,
    çoğu kez hayatı gelişine/görünüşüne göre vole çekerek yaşayanlarca bu iki adımlı işlemin birinci adımı atlanır.
    niye mi? bilmiyorum. bilsem önce onu yazardım. var ama böyle şeyler.
    bu durumun, genel de duyguları ikinci planda yaşayan, düşüncelerini ön plana çıkaranlarca meydana getirildiğine şahit oluuyorum.

    elbette her insanda/her ortamda, olması/yaşanması mümkündür ama ben genelde yukarıdaki kısımda şahit olurum bu duruma.
    arkadaş, duyduğunun/gördüğünün kırk farklı ihtimalini düşündüğü için alınacak illaki bir yer bulur. illaki şeytan dürter!
    benim bir arkadaşım epey alıngandı. bunu da itiraf etmediği için hep bastırma çabalarıyla çebelleşirdi.
    bunun sonucunda da acayip bir eziklik vuku bulurdu!

    ezikliğinide, "ben ihtimallerin adamıyım" diyerek, kendine açıklamaya çalışırdı. "ilginç bir adammımış" diyenler "azda olsa vardır" diyerek,
    cevap hakkımı kullanmak istiyorum. ilginç filan değil! bundan gırla sağda-soldan var! bunlar genelde kaybedenler sınıfıdır!
    aralarında, hak-hukuk nedir bilenleri varsa yani saf-içi dışı bir, temiz kalpli denebilecekler varsa işte onlar başkadır...
    konuyu dağıtmadan, laf kalabalığında yutup eritmeden ilk şahısa dönelim. neymiş? ezikmiş!

    eziklik: alınmanın temel sebebi... kişi tarafından, ezik olan yere "alınılan" şey konur ya da başkası tarafından konmaya çalışıldığı sanılır.
    üzülür insan. gel gelelim ki, üzülmek fayda etmez. sen üzülünce geri gelen gördün mü! yok!
    bu da böyle bir şey ,giden zaman/an/kairos ne dersen de, gittimi geri gelmez arkadaş. bu yüzden her şeyi yerli yerinde söylenmeli.
    içinize bir şeyler atmamalı. niye atıyorsunu!? içine gömü saklar bunlar anlamam bir türlü. yapmayın kardeşiim şunu.

    bilin ki, bu dünyada bir insanın, kızdığını, sinirlendiğini karşısındakine söylememesi kadar, kendine yapabileceği büyük saygısızlıklarının sayısı oldukça azdır.
    en azıdan bence bu ilk 10'a girer. ha bunlarında benim kendi beyin hücrelerimce ürettiğim şeyler olduğunuda unutmayalım.
    bu olayların kimi yerlerinde, farklılıklar vuku bulabilir. evvela "her doğru, her yerde söylenmez" sözü doğrudur.
    yani konuşmanında yeri ve zamanı bilinmeli. bu da yanlış yapa yapa/konuşa konuşa öğrenilir...

    özetle:`alınmak, kendimizde eksik gördüğümüz şeylerin yerine yapılır`!
  • alınan organlarımı aldırdığımdan beri, bu fiili kafalarına vurarak rahatsız etmiyorum etrafımdakileri.
    ameliyatın riskleri var mı var, örneğin bazen direk sana hitaben ''git, ağır öküzsün lan'' hitaplarını duyamayabiliyorsunuz. yani alınmanız değil direk duymanız gereken cümleler dahi vızıldayıp geçiyor bazen ama olur. narkozdan.
    belli bir yaştan sonra hala alınan insan olması, garibime gidiyor. misal bir şey yazıyorsunuz buraya, hop sarı ışık.
    ''bana mı dedin?''
    arkadaşım. belki inanmıyorsunuz ama, ben asla siktir git başlığına gidip ''hayatımda bazı insanların(!) yapması gereken şey'' diye entry girmem.
    açarım yusuf başlığını, veririm ''siktirsin gitsin mal'' bakınızını ve olayım biter.
    dünya üzerinde beni bundan daha fazla geren başka bir kelime yok. biri alındım mı diyecek, hem de hiç sebep olmaksızın, allahım yeminle sana geliyorum. günüm, gecem alt üst oluyor.
    yahu kaç kere söyleyeceğim, beni bir hafta tanıyan insan, rahat desin ki, bu istemediği insana çok rahat bi siktir git der. demiyorsam, hissetmiyorumdur ibneler, saklıyor değilim.
    çürüdüm, tükendim, içim şişti yeminle bu kelime yüzünden ya aman.
    özet geçiyorum;
    ayşe yapma! jfgskjdghskjghjshfj
  • "kibir zamanımızın çoğunu başkalarının yaptıklarına alınarak* geçirmemizi sağlar. kibri yaşamımızdan çıkardığımız an incitilemez* hale geleceğiz. kibrin üstesinden nezaketle gelinmez." carlos castaneda

    (bkz: carlos castaneda/@ibisile)