şükela:  tümü | bugün
  • huysuzluk alametidir; boşa koysan dolmaz, doluya koysan almaz. alışkanlık taşikardi yapar, uyku kaçırır, mideye zararlıdır.
  • degisken olmaktir, takilip kalmamaktir.
  • beynin bazı şeyleri kabul etmemek için direnmesidir.

    teoriye göre beynin bir şeyi alışkanlık olarak kabul etmesi için 21 gün boyunca yapılması yeterlidir. bu teoriye göre bir ay dolmadan ilaç kullanma alışkanlığını kazanmam gerekirken beynim 11 yıldır her sabah almam gereken ilacı bana unutturarak buna direnir. insanların ağzını açık bırakan bir hafızaya sahip olmanız da asla ve asla buna engel değildir.
  • muzdarip olduğum hastalık bazen bişeylere alışkanlık edinmek istiyorum ama çoğu zaman başaramıyorum yada çok kısa süre istikrar ile devam edip sonra yine vazgeçe biliyorum

    ama sanırım bu sorunun temeli benim bağımlı olma fobim bir şeyin bana bağımlılık yapmasından çok korkuyorum

    sürekli bu konuyla ilgili denemeler yapıyorum. şimdi fark ettim de galiba bu ben de alışkanlık oldu (bkz: sonunda alışkanlık buldum kendime oley)
  • atasporum.

    insanın mayasında olmayan şeyleri hayatına katma mücadelesine yenik düşmesidir bu durum. bir şeyi yapmak için kişinin özünde o istek yoksa yapıştırma kalıyor. olmuyor, olamıyor. alışkanlık edinmeye çalıştığım şeylerin sonucları, alışkanlık edinememe alışkanlığımla sonuçlandı hep.

    her yeni yılla birlikte gönderilen ajandaları bir güzel kullanır, notlar alır, âdeta görünmez bir öğretmenin vereceği notu bekler gibi hiç karalama yapmadan temiz temiz kullanırım. gün gün takip ederim her şeyimi. ocak sonuna doğru ise o yazılar karman çorman olmaya, sayfalar karalamalarla dolmaya başlar. notlarımı bulduğum yerlere almaya başlar, sonunda da %90’ı tertemiz ajandayı bir kenara fırlatır atarım; ta ki yeni yılın ajandasını elime alıp bir başka “her şeye yeniden başlama” fikrime kadar.

    düzenli olarak türlü türlü egzersiz programlarını uygular, düzenli olarak da vazgeçerim. her şeyden biraz yapıyorum. ya eh, ya hiç yani.

    bir dönem sağlıklı beslenmek için ölür biter, yediğime çok dikkat ederim ama haftasına kalmaz 5 lahmacun, künefe ile yıldönümü kutlaması yaparım (evet yıl gibi geliyor o bir hafta).

    dışarıya atamadığım çöpleri, pos sliplerini içine tıkarak karman çorman ettiğim sırt çantamın içinde aradığım bir şeyi bulamadığım an lanet edip yeni baştan düzenler “bu kez cüzdan bu gözde, anahtarlar şu gözde olacak ve asla karıştırmayacağım” diye kendime verdiğim talimatların hiçbirini uygulamam.
    ve alışkanlık edinmek için 21 gün gerçekten çok uzun bir zaman.
    giyim kuşamı çok seven ve bu konuda bir instagram’da takipçi toplamaya kadar işi götüren bir arkadaşımı, son zamanlarda sayfayı bırakıp evinde pijamalarla oturmaya başlamasından sonra eleştirmekten vazgeçtim kendimi. neden artık sayfayı bıraktığını sorduğumda da “yani tarz olunca onu yaşaman lazım. tamam güzel giyiniyorum ama bunu içselleştiremedim ki. tarz olan birisi her yerde tarzdır. e sonradan olunmuyor bunlar, onu anladım hiç uğraşamam” demişti. en son kıyafetlerini de let go’dan satışa çıkarmıştı zaten.

    demem o ki kendinle savaşmaktan vazgeçmek en güzeli. müthiş rahatlık. kabul et ve geç oh mis gibi.

    olmuyorsa zorla ama çok da zorlama.

    (bkz: bir şeye teslim olmanın getirdiği huzur)