şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: hafiflemek)
  • tuketim toplumu olmaya giden yolda bize pompalanmis davranis bicimi.
  • kapitalizmin en buyuk aldatmacalarindan biri de alisverisin insani rahatlattigi hatta ruhunu besledigidir*. her ne kadar ruhumuzu besledigi yalansa da ne yazik ki bizi rahatlattigi dogrudur
    (bkz: sinavlar bitti mi hemen kendimi alisverise verecem)
  • insanların hammaddeyi bile satın alabilmek için gerçekleştirmek zorunda oldukları aktivitedir. ama günümüz toplumunda tüketim kültürü oluşturmak için körüklenen bir oldudur.

    alışveriş yaparken dikkat edilecek bazı hususlar vardır. mesela,
    - mutfak alışverişi yaparken aç olmamak ve özellikle kadınların anlamsız her gıda maddesini almamaları için regl döneminde olmamaları.
    - tekstil ürünleri ve kozmetik alışverişi yaparken en iyi kıyafetlerinizin üstünüzde olması gerekir. olur da üstünüzde bir eşofman ve sıradan bir t-shirtle giderseniz buralara mazallah yüzünüze bile bakmaz üstüne bir de azar işitebilirsiniz.

    yani öyle sıradan bir hayat aktivitesi değildir.hele de biz kadınlar için hiç değildir.....
  • kimi insanlar da hastalik halini alir bu. bu davranisin hastalik halini aldigi kisi belli bir zaman biriminde belli miktarda alisveris yapmamissa gercekten eksikligini hisseder.
  • günümüz kadınların depresyondan kurtulma yöntemlerinin başında gelen eylem. bu olay da yabancı diziler sonrası açığa çıkmıştır. hatun kişi depresyona girer, neden girdiği de pek önemli değildir açıkcası, hemen mağazalara koşar alışveriş çılgınlığı yaşar. 50 çift ayakkabı alıp evine gider. güya rahatlamıştır. elbette onun bir de geri dönüşü vardır. kredi kartı ekstresi gelir bir daha depresyona girer ve bu böyle devam eder.
  • bazen bir çikolata ya da adam dövmek yerine geçebilen şey.
  • ihtiyaçlar hiyerarşisinde, kadınlar adına temel ihtiyaçlar* arasında sayılması gereken unsurlardan birisidir zannımca. yoğun ve yorgun şehir kadınının rutin hayat seyrinde, bunaldığı anlarda hızır gibi yetişir imdadına. alışverişe konu olan meta ne olursa olsun*, alışveriş fikri bile yetmektedir insana. depresyonu daimi defetmez belki ama, bir kaç gün ertelediği ortada. evet birçok kadın*, ertesi gün giyeceği yeni elbisesi için çocuk gibi heyecanlanmakta hala. *
  • bakış açısınızı bir gözden geçirin . ondan sonra ne yapacaksanız yapın. yoksa alışveriş için çıkılan bu yolculuğun sonunda kendinizi ameleden başka bir şey hissetmiyorsunuz. bakış açısı olayını açmak gerekirse öreneğin her yerde yüzde 30, 50, 70 varan indirimler var, siz hayatınızın entarisini en uygun fiyata bulmuşsunuz, ama gel gör ki eliniz bir türlü gitmiyor, şöyle kumaşın kalitesine bakmak için bile elinizi uzatmıyorsunuz, öyle boş boş bakıyorsunuz a ne güzelmiş diye. ben bu bakış açısını çözemedim. depresiflik midir, hayattan bıkkınlık mıdır? bilmiyorum. ama bir boşluk var kesin. baktığın şeyin sana hiç bir anlam ifade etmemesi... belki bu üzerinde felsefe yapacak bir şey de değildir. lakin ben bu noktaya nasıl geldiğimi de düşünmeden edemiyorum. beş saat boyunca uygun fiyatlar ve birbirinden güzel ürünlerin içinde sadece dolaştım. yaptığım tek şey kotonun uzun zamandır beğendiğim gömleği indirime sokmamasına sövmekti. eve geldim ayaklarıma kara sular inmiş. ne uğruna peki?