1. daha önce satış danışmanı olarak çalışmış olanların başına gelmesi kaçınılmaz durumdur. birlikte alışveriş yaptıkları ablaları olsa bile ona müşteri gibi davranırlar, haliyle çevredekiler de onların mağaza personeli olduğunu düşünürler.
    ibn’i saatchi ablası ile ayakkabı alamaya çıkarlar.
    girilen beşinci mağazada abla bir ayakkabıyı denemeye karar verir. ibn’i saatchi ablasına ayakkabıyı giymesinde yadım eder, bunu gören diğer bayan müşteri elindeki ayakkabıyı göstererek:
    - bunun 37 numarası var mı acaba?
    ibn’i saatchi
    - ben burada çalışmıyorum hanımefendi.
    - özür dilerim.
    abla ayakkabıyı beğenmez ve yan binadaki diğer mağazaya girilir. yine ayakkabı reyonunda ayakkabılar denenmektedir. birden kulağa tanıdık gelen ses tonu ve soru ile irkilir ibn’i saatchi
    - bunun 37 numarası var mı acaba?
    ibn’i saatchi
    - kalmadı maalesef
    - öylemi tüh neyse…
    umarım asla istediği ayakkabıyı bulamaz.
  2. insanın o günkü giyimi ve mağazanın kalitesiyle paralel bir ihtimal gösterir.

    kenar mahallede küçük bir mağaza gibi biryerdeyseniz (dükkan diyelim biz ona); üstünüzdeki giydiğiniz kıyafet biraz fazla özensiz ise (çırak gibi bir görüntünüz varsa) personel sanılırsınız.
    eğer ki bir alışveriş merkezinde kaliteli bir mağazadaysanız; üstünüzde gömlek kravat şık bir duruş sergiliyorsanız bu sefer de burada personel sayılırsınız. hele ki koyu renk pantolon ve gömleğiniz de beyaz ise kaçışınız yoktur.

    personel sanıp soru soran kişiye çok ani yada sert tepki vermemek, incitmemek gerek.
  3. en basitinden güzelcene/yakışıklıcana bir arkadaş olduğunuzu, üstünüzdekilerin de derli toplu bir görüntü sergilediğini gösterir. bir takım mesleki kompleksleriniz yoksa iltifat bile sayılabilir.
  4. gerçek ortaya çıkınca kurbanın girdiği yüz ifadesine şahit olmak için fırsat kolladığım durum. zevk alınan ufak sapıklıklardandır.

    kurban : pardon şu gömleğe uygun kravat var mıdır?
    sunger: vardır mutlaka
    kurban: bakabilir miyiz?
    sunger: tabi bakabilirsiniz
    kurban: eee... şey... nerde peki?
    sunger: ne biliim ben... bir görevli bulun önce
    kurban: pardon... pradon... (mosmor) ben şey zannettim... çok özür...
    sunger: önemli değil (kalender)... olur öyle şeyler.
  5. kavunici lacoste t-shirt ile tekno-sa'ya gittigimde basima gelen olaydir. lakin bir musterinin tarafima yonelttigi soruyu cevaplarken yekten;"hayir ben burda calismiyorum!" gibi bir kabalikla degil, olabildigince yardim ettikten sonra yolu yordamina dikkat ederek kibarca belirtmisimdir. sayemde aldigi notebook ramlerini evdeki desktop bilgisayarina takmayi basarip basaramadigini halen merak eder dururum o ayri.*
  6. çok yapmışımdır.belli mağazalarda çalışanların ne renk üniforma giydiğine dikkat edilmezse bu karışıklık çokça yaşanıyordur zaten.hoş ben bu konularda sabıkalıyımdır. örneğin pazarda üstündeki ceket, kabanı çıkartıp giyecek deneyen kişinin çıkartıp giysilerin üstüne koyduğu eşyayı satın almaya çalışmışımdır.belki de ordaki ürünlerin en güzelini seçme kabiliyetim fazladır:)
  7. mesai saatleri içerisinde yemek veya çay izinleri dahilinde alışveriş yapılıyorsa kaçınılmaz sondur. üzerinde belirgin amblem,firma ismi bulunmayan üniformanız varsa, alışveriş merkezindeki tüm dükkanlarda çalışıyorsunuzdur ve dünyanın en hödük insanı olsanız bile "ne biliyim lan, ben burda çalışmıyorum" diyemez üzerinizdeki şirket kıyafeti hatrına kibarca cevap verirsiniz.
  8. -bu sezon sonbahar/kış koleksiyonunuzdaki yenilikler neler acaba?
    -efendim?
    -mağazalarınızda organik giyim ürünlerine yer veriyor musunuz?
    -.?
    -türkiye'deki pazar payınızın artışını neye borçlusunuz?
    -ben burda çalışmıyorum.
    -afedersiniz, ben sizi ceo sanmıştım...

    şeklinde diyaloglara maruz kaldığım durum.

alışverişe gidilen mağazada personel sanılmak hakkında bilgi verin